Firmaların bizden en çok talep ettiği insan profili:
Bilgeliği 50 yaşında,
tecrübesi 40 yaşında,
enerjisi 30 yaşında,
ücreti 20 yaşında olan birisi 🙂
Firmaların bizden en çok talep ettiği insan profili:
Bilgeliği 50 yaşında,
tecrübesi 40 yaşında,
enerjisi 30 yaşında,
ücreti 20 yaşında olan birisi 🙂
Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan tüm katılımcıların mükemmel katılımı ile yaptık bu haftaki Yapım Yönetim Dersimizi. Paylaştığın bilgiler, etkili dinleme ile ilgili verdiğin küçük ipuçları ve hepimize bulaştırdığın o güzel enerjin için çok teşekkürler İlke Göktürk Bozkurt
Seminer sırasında alabilmeye çalıştığım kısa notları aşağıda bulabilirsiniz.
İnsan kendine onay vermeyince o onayı başkalarından almak ister.
Hepimizin amacı aynı; zaman ve enerji gibi kısıtlı kaynaklarımızı en verimli şekilde yönetmek istiyoruz.
Bilgi yoksa varsayım merdivenini kullanırız. İletişim için öncelikle doğru bilgi gereklidir.
İkna: Kendi enerjini karşındakinin enerjisine bulaştırmaktır.
Değişim; yalnızca içeriden açılan bir kapıdır.
İletişimde gönül tıkanıklığı kulak tıkanıklığına sebeb olur.
İki insan çatışıyorsa aslında çatışan o iki insanın değerleridir.
Karşı tarafı dinlerken onun değerlerini anlamaya çalış, hangi ihtiyacını karşılamak istiyor?
İnsan dakikada 125-150 kelime konuşurken, beyin dakikada 750-1200 kelime işleyebilir.
Ahmet Şerif İzgören, bir kitabında yazıyor; bütün CEO’lar, genel müdürlerin ortak söyledikleri ne var, en çok neyin üstünde duruyorlar diye araştırdım, şöyle bir şey çıktı karşıma “Başarı için değişimi yakalamak şart” marka saatlerinin mutlaka göründüğü, bilmem kaç kez çekilmiş samimi olmayan pozlarının arkasında bunu söylerler ama hiç biri bunu içselleştirmemiştir.
Değişim için insanları sürecin içine katmak gerekiyor ama bizde değişim anlayışı ağırlıkla çalışanların fikri alınmadan tepeden inme olur. Tepeden inme kararlar da bir pinpon topu gibi aynı hızla tekrar tepeye doğru geri tepiyor.
Değişim için o ortam iletişime açık olmalı ki, yeni fikirler ortaya çıkabilsin, o yeni fikirleri sentezleyerek değişime dönüştürebilmek için de firma hafızasını bilen tecrübeli yöneticilere ihtiyaç var. Ne yazık ki değişim deyince biz ilk önce geçmiş ile gelecek arasında köprü vazifesi yapacak, o firma için duayen olmuş değerlerimizi pasifize ederek işe başlıyoruz.
Değişimi yeni kadrolara tepeden inme dayatmalar olarak algıladığımız sürece ortaya çıkan durumun değişimden çok bir kaos olması kaçınılmaz oluyor.
Etkili iletişim için etkili dinleme nasıl olur?
Kişilik renklerine göre ilişkiler nasıl yönetilir?
Liderlik stilleri nelerdir?
Durumsal Liderlik nasıl yapılır?
Bu ve benzeri birçok sorunun yanıtını öğrenmek istiyorsanız sizi bu haftaki Yapım Yönetim dersime bekliyorum.
Konu: İletişim Yönetimi ve Liderlik
Konuşmacı: İlke Bozkurt – STFA İnnovasyon Müdürü & Profesyonel Koç
Tarih: 12 Mayıs 2015 Salı Saat: 19.00
Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi
Her zamanki gibi 505 nolu Sınıf, katılım ücretsiz.
Matematikte de, hayatta da, felsefede de yanlış bir kabul ile doğru bir sonuca ulaşılamıyor. Para konusunda da benzeri bir çok konu da olduğu gibi ilk kabullerimiz yanlış olduğu için bir mutsuzluk yaşıyoruz. Para bir neden değildir, sonuçtur, çıktıdır. Yani denklemin sol tarafında değil, sağ tarafında olmalıdır. Ama siz onu neden olarak algılarsanız yani benim varlığımı sürdürmeme, iyi yaşamama öncelikle para gerekli derseniz; sonucu hedefleştirmiş olursunuz. Yaptığınız işin kendisini yani varoluşunuzu sağlayan en önemli nedeni kaçırırsınız. Böyle olunca da çalıştığınız hiç bir işten zevk alamaz, o işi sevmek için sürekli kendinizi kandıracak argümanlar ararsınız. Varoluşunuzu yaptığınız işte değil, bulduğunuz nedenlerin, bahanelerin getirdiği sanal bir dünyada yaşarsınız. Var olduğunu hissedemeyen bir insanın hazzı, mutluluğu, keyfi ve benzeri bir çok duyguyu da hissedebilmesi mümkün değildir.
Olumlu + Sorumlu + Yapabilir olması
Olumluluk: Bir soruna ilk andan itibaren negatif yaklaşan birinin o sorunu çözebilme imkanı var mıdır? Kesinlikle olmadığına hatta bu negatif yaklaşımıyla mevcut problemi daha da büyüteceğine ve beraberinde yeni küçük problemler de doğuracağını düşünüyorum. Kimin söylediğini bilmiyorum ama çok sevdiğim bir sözdür; bir sorun getirdiğinde ona ilişkin bir çözüm önerisini beraberinde getirmiyorsan sen de sorunun parçasısındır.
Sorumluluk Sahibi Olmak: Yapılan işin sorumluluğunu taşımalı, kalpte ve beyinde o işi yaşamalı.
Yapabilirlik: Verilen işe çekinmeden, planını yapıp hemen girişebilmeli. Nasıl yapabilirim, nereden başlasam, hata yapar mıyım gibi kaygıları fazla yaşamadan çalışmaya başlayabilmeli