Pedro Almodovar’ın Son Rüyası

Pedro Almodovar yaratıcılığını kameraya taşımakta ne kadar büyük bir dahi ise kâğıtlara yansıtmakta da o kadar usta. Kitabın ilk sayfasında gözüme yerleştirdiği artırılmış gerçeklik gözlüğü ile beni hikayelerinin içine öyle bir aldı ki, bir an için gözlüğü çıkarmaya fırsatım olmadı. Bu gözlükleri çıkardığınızda gerçek dünyaya hemen dönersiniz ama ben kitap boyunca bunu hiç yapamadım. Belki de yapmak da istemedim.

Özellikle yeni yüzyıla ilk yetimlik günümün acısıyla başlıyorum dediği kitaba adını veren “Son Rüya” için tanımlayacak kelime bulamıyorum.

Bir gün bir yerde o sarı zarflardan birini almaz mıyız?

İlker Çatak Öğretmenler Odası’da olduğu gibi sadece kamerasına güvenmeden hikayeyi çok akıcı biçimde, içinden çıkmanıza bir an bile izin vermeyen bir üslupla anlatıyor. Film Shakespearevari “Gelsin karanlık” repliği ile açılışının ardından yavaş yavaş karanlığın ayak seslerini önce duymaya, sonra hissetmeye başlıyoruz. Ergen kız karakteri, Leyla Smyrna Cabas’ın oyunculuğunun ötesinde Çatak’ın karakter yaratmadaki becerisinin ne denli üst seviyede olduğunu gösteriyor. Karakterlerinin üzerinde baştan kafa yorup, onları en ince ayrıntısına kadar kurgulayan yönetmenlerin filmlerini çok seviyorum. 2026’da beni çarpan iki karakter oldu. İlki Savaş Üstüne Savaş’taki Sean Pean’in canlandırdığı Albay Steven, diğeriyse Tansu Biçer’in Aziz’i. Sarı Zarflar’ı da Savaş Üstüne Savaş’ı da vizyondan kalkmadan sinema salonunda seyredin derim. Sinema sektörü çocuk filmleri ve ucuz komedilerle ayakta kalmaya çalıştığı için bu iki film de uzun süre gösterimde kalmayabilir. 

Son zamanlarda seyrettiğim en iyi dram, en iyi oyuncu performansı: I am still Here, Fernanda Torres

“Dünyanın her yerinde aynı” dedi film arasında kadın yanındaki arkadaşına. Dünyanın her yerinde aynı mıydı 1970’ler? Yoksa bizim gibi ülkelerde mi böyle yaşanmıştı? Bu yıl en iyi yabancı film Oscar’ını alan “I Am still here” filmiyle Brezilya elli yıl sonra geçmişiyle yüzleşip o dönemki rejimin yaşattıklarını anlatırken bizim neden 70’lerimizle ilgili böylesine derinlikli, her kesimi sorgulayan, yaşadıklarımızı daha iyi anlamamızı sağlayan bir filmimiz olmadı diye düşünüyordum sinema salonundan çıkarken. Bu coğrafyanın kaderi miydi unutmak?

I am still here’ı, Fernanda Torres’ın inanılmaz performansını, gerçek bir hikayenin nasıl klişelere kaçmadan, ajitasyon tuzağına düşmeden olgun bir anlatımla sinemaya aktarılabileceğini mutlaka ama mutlaka seyredin derim. Central Station ve Motorsiklet Günlüğü filmlerinin yönetmeni Walter Salles yine muhteşem bir film yapmış

Neden ruhunu şeytana sattın Lanthimos?

Poor Things’i seyrederken bir kez daha Lanthimos’un hikayeyi görüntülerle anlatma konusunda yaşayan en büyük yönetmenlerden biri olduğunu düşündüm. Ama bir taraftan da filmi ucuz, ticari bir matematik formülle çektiği için öfkelenerek seyrettim. Almodavar da Ozon da benzer tuzaklara düşmüşlerdi ama Lanthimos’tan bugüne kadar yaptığı filmlere baktığımda bunu beklemiyordum. Hocası Angelopulos böyle bir basitliği hiçbir zaman yapmamıştı. Bu anlamda Nuri Bilge Ceylan’ı ve İranlı yönetmenleri bir kez daha takdir ettim.

Okumaya devam et

The Zone of interest – Anlatılacak hikayeler bitmiyor

Konusunu kısaca okuduğumda yine mi 2.Dünya Savaşı yine mi soykırım hikayesi, artık bu konuda söylenmedik bir şey kaldı mı diye düşünerek, ayaklarımın geri geri itmesine rağmen filme gittim. Film yaklaşık iki dakikalık, Jonathan Glazer’in baştan seyirciyle arasına bir mesafe koyduğu, şimdi seyredeceklerini hazmetmen kolay olmayabilir, hazır mısın diye uyardığı karanlık bir sahneyle başladı. Sonrası ise bir cennet atmosferi. Yönetmenin tüm film boyunca seyirciyi uzak tutan soğuk mesafeli temposunu çok sevdim. Sanırım bu hikaye başka türlü anlatılamazdı. Anlatılsa da bu kadar etkili olmazdı.

Filmin sonunda bir kez daha anladım ki, her konuda daha söylenecek, yazılacak çok şey var, önemli olan bunları farklı bir söylemle hikaye edebilme becerisi. Bir Düşüşün Anatomisi’nde baş rolüyle Oscar’a aday Sandra Hüller’in bu filmdeki performansı da mükemmel. Kontrast anlatının etkiyi ne denli yükselttiği konusunda benim için ders niteliğinde bir filmdi. Film, İngiliz edebiyatının kötü çocuğu Martis Amis’in 2014’de yayınladığı aynı adlı romanın üçte biri üzerinden çekilmiş. Kitabı okumadım ama seyrederken o edebi tadı aldım. Martin Amis sigara tiryakiliğiyle de tanınan bir yazar, geçen yıl filmin Cannes’da Juri Büyük Ödülü almasından üç gün önce soluk borusu kanserinden hayatını kaybetmiş. Film kadar, yazarın sonu da çok dokundu bana.

İnternet üzerinden ücretsiz seyredebileceğiniz 1150 film

Ücretsiz seyredebileceğiniz 1150 filmin linkine Open Culture sitesi üzerinden erişebilirsiniz. Ayrıca blog sayfam üzerinden de tüm bağlantılara ulaşabilirsiniz.

http://www.openculture.com/freemoviesonline

Free Comedy & Dramas

  • 125 Korean Feature FilmsFree – The Korean Film Archive has put on YouTube over 100 Korean feature films, including Im Kwon-taek’s Sopyonje and Hong Sangsoo’s The Day the Pig Fell Into a Well. A bonanza for fans of Korean film.
  • 70 Movies in HD from Famed Russian Studio MosfilmFree – Includes films by Tarkovsky, Eisenstein and Kurosawa. These all appear on Mosfilm’s official YouTube channel.
  • A Farewell to ArmsFree – Gary Cooper and Helen Hayes star in a film based on famous novel by Ernest Hemingway. (1932)
  • A Hunting AccidentFree – Soviet romantic drama directed by Emil Loteanu, adapted from Anton Chekhov’s “The Shooting Party.” It was entered into the 1978 Cannes Film Festival. Click “CC” for titles. (1978)
  • A Matter of Life and Death  – Free – Romantic fantasy film created by the British writing-directing-producing team of Michael Powell and Emeric Pressburger, and set in England during the Second World War. It stars David Niven, Roger Livesey, Kim Hunter, Marius Goring and Raymond Massey. (1946)
  • A Song of LoveFree – The only film by playwright Jean Genet. The erotic film was censored. (1950)
  • A Star is BornFree – Janet Gaynor portrays Esther Blodgett, a starry-eyed small town girl with a dream of making it big in Hollywood. (1937)
  • Adventures of Robinson CrusoeFree – The classic novel by Daniel Defoe gets adapted by the great Luis Buñuel. (1954)
  • AfonyaFree – Directed by Georgi Daneliya, this Soviet comedy film became an unexpected blockbuster. It’s made available by the Russian film studio Mosfilm. Click “cc” to get subtitles. (1975)

Okumaya devam et

Andrey Tarkovski’nin En Sevdiği Filmler

Andrey Tarkovski’nin bir sohbet sırasında kaleme aldığı on filmlik liste, aynı zamanda usta yönetmenin en sevdiği yönetmenleri de gözler önüne seriyor.

4 Nisan 1932’de doğan Andrey Tarkovski, elli dört yıllık kısa yaşamına sığdırdığı Solaris (Solyaris, 1972), Ayna (Zerkalo, 1975) ve İz Sürücü (Stalker, 1979) gibi başyapıtlarla sinema tarihinin en saygın isimlerinden biri kuşkusuz. ‘Sinemanın şairi’ olarak anılan ve kendinden sonraki kuşaklarda derin etkiler yaratan Tarkovski’nin Nisan 1972’de eleştirmen Leonid Kozlov’la yaptığı söyleşi sırasında hazırladığı on filmlik liste ve o günle ilgili olarak Sight & Sound dergisinde yayımlanan yazı, yönetmenin ilham kaynaklarına ışık tutuyor.

Kozlov, Andrey Tarkovski’yle havanın kapalı olduğu bir nisan günü ortaya çıkan listenin hikâyesini şöyle özetliyor: “İkimiz bir pencerenin kenarında oturmuş çeşitli konular hakkında sohbet ediyorduk. Konu nasıl olduysa Otar Ioseliani’nin Iko Shashvi Mgalobeli (1970) filmine geldi ve Tarkovski filmi çok güzel bulduğundan bahsetti. Bu yorumu üzerine ben de ona en sevdiği filmlerin neler olduğuna dair bir soru yönelttim ve işler hiç beklemediğim bir şekilde ciddileşti. Önüne bir kâğıt aldı ve ciddi bir ifadeyle düşünmeye başladı. Birkaç dakikanın ardından sevdiği yönetmenlerin isimlerini teker teker not etti: Buñuel, Mizoguchi, Bergman, Bresson, Kurosawa, Antonioni, Vigo ve Dreyer. Daha sonra yönetmen adlarının yan tarafına bazı filmler yazdı ve onları titizlikle numaralandırdı. Listeyi bana vermek üzereyken bir anlığına durdu, kalemi yeninden eline aldı ve onuncu filmi ekledi; Chaplin’in Şehir Işıkları’nı.”

Kozlov’un notları şöyle devam ediyor: “Sinema tarihinin en saygı duyulan yönetmenlerini içeren bu özenli liste, aynı zamanda ilginç bir biçimde fazla bir çeşitlilik sunmuyordu. Örneğin Şehir Işıkları dışında herhangi bir sessiz filme rastlamak mümkün değil. Listede Chaplin’in filmiyle en eski ikinci film arasında yirmi sene var. Tarkovski’nin bu hususla ilgili düşüncesi ise gayet açıktı. O, sinemanın ilk elli senesini bir prelüt, gerçek film yapmanın öncesindeki hazırlık aşaması olarak görüyordu. Ayrıca, kendisinin de bir parçası olduğu Sovyet sinemasından bir filmin bile listede yer edinememiş olması da onun iyi sinemacılığın başka coğrafyalarda geliştiğini düşünmesinden kaynaklanıyor olabilir. Benim gözümde bu liste usta yönetmenin en sevdiği filmlerden ziyade, eserlerini en çok beğendiği yönetmenlerden oluşuyor. Listenin gözbebeğinin Ingmar Bergman olduğu görmekse hayli kolay; zira kendisi listede üç filmle birden yar alıyor.”

Bir Taşra Papazının Güncesi (Journal d’un Curé de Campagne, 1951)
YÖN. ROBERT BRESSON

Kış Işığı (Nattvardsgästerna, 1963)
YÖN. INGMAR BERGMAN

Nazarín (1959)
YÖN. LUIS BUÑUEL

Yaban Çilekleri (Smultronstället, 1957)
YÖN. INGMAR BERGMAN

Şehir Işıkları (City Lights, 1931)
YÖN. CHARLIE CHAPLIN

Yağmurdan Sonraki Soluk Ayın Hikâyeleri (Ugetso Monogatari, 1953)
YÖN. KENJİ MİZOGUCHİ

Yedi Samuray (Shichinin no Samurai, 1954)
YÖN. AKİRA KUROSAWA

Persona (1966)
YÖN. INGMAR BERGMAN

Mouchette (1967)
YÖN. ROBERT BRESSON

Kumların Kadını (Suna no Onna, 1964)
YÖN. HİROSHİ TESHİGAHARA

Kaynak: Altyazı Dergisi altyazi.net

HBO, The Sopranos ve Six Feet Under Gibi Önemli Dizilerini Ücretsiz İzlemeye Açtı

HBO, koronavirüs salgını nedeniyle The Sopranos, Veep, Six Feet Under, The Wire gibi izleyicilerin beğenisini kazanan önemli dizilerini ücretsiz izlemeye açtı.

Full Series 

  • Ballers (5 Seasons)
  • Barry (2 Seasons)
  • Silicon Valley (6 Seasons)
  • Six Feet Under (5 Seasons)
  • The Sopranos (7 Seasons)
  • Succession (2 Seasons)
  • True Blood (7 Seasons
  • Veep (7 Seasons)
  • The Wire (5 Seasons)

Docuseries and Documentaries

  • The Apollo
  • The Case Against Adnan Syed
  • Elvis Presley: The Searcher
  • I Love You, Now Die: The Commonwealth v. Michelle Carter
  • The Inventor: Out for Blood in Silicon Valley
  • Jane Fonda in Five Acts
  • McMillion$
  • True Justice: Bryan Stevenson’s Fight for Equality
  • United Skates
  • We Are the Dream: The Kids of the MLK Oakland Oratorical Fest

Warner Bros. Theatricals

  • Arthur
  • Arthur 2: On the Rocks
  • Blinded By the Light
  • The Bridges of Madison County
  • Crazy, Stupid, Love
  • Empire of the Sun
  • Forget Paris
  • Happy Feet Two
  • Isn’t It Romantic?
  • The Lego Movie 2: The Second Part
  • Midnight Special
  • My Dog Skip
  • Nancy Drew And The Hidden Staircase
  • Pan
  • Pokémon Detective Pikachu
  • Red Riding Hood
  • Smallfoot
  • Storks
  • Sucker Punch
  • Unknown

Masal tadında anlatıma sahip 10 filmlik bir seçki…

Kadraj Sinema masalsı anlatıma sahip en iyi 10 filmi belirledi.

1- The Fall/Düşüş – 2006

2-Beetlejuice/Beter Böcek – 1988

3-Edward Scissorhands/Makas Eller – 1990

4-Stardust/Yıldız Tozu – 2007

5-Big Fish/Büyük Balık – 2003

6- El Laberinto Del Fauno/Pan’ın Labirenti – 2006

7-Ulak – 2008

8-Moonrise Kingdom – 2012

9-Le Fabuleux Destin d’Amélie/Amelie – 2001

10-Life Of Pi/Pi’nin Yaşamı – 2012

Kaynak: edebiyathaber.net (16 Şubat 2015)