Şişmanlayamayan Sumocunun Hikayesi

22 Ocak 2026

Çiftehavuzlar 

“İçinde beni gezdiren sıcacık bir hikaye” diye yazmışım kitabın isminin yazılı olduğu ilk sayfasının sağ üst köşesine.

Şişmanlamayan Sumocu’nun ismini ilk kez Japon Edebiyatı hocamız Ali Volkan Erdemir’in tavsiye ettiği 10 Japon kitabı listesinde görmüştüm. Böyle dramatik bir ismi unutmak mümkün değil. Sumocusunuz ve şişmanlayamıyorsunuz. ☺️ İsminden daha İlginç olan detay yazarının Fransız edebiyatının önde gelen isimlerinden Eric Emmanuel Schmitt olması. Bir batılının, doğu kültürüne yönelik böylesine mükemmel bir hikaye anlatması. Edebiyat her zaman hayatı güzelleştiren sürprizlere açık…

Pedro Almodovar’ın Son Rüyası

Pedro Almodovar yaratıcılığını kameraya taşımakta ne kadar büyük bir dahi ise kâğıtlara yansıtmakta da o kadar usta. Kitabın ilk sayfasında gözüme yerleştirdiği artırılmış gerçeklik gözlüğü ile beni hikayelerinin içine öyle bir aldı ki, bir an için gözlüğü çıkarmaya fırsatım olmadı. Bu gözlükleri çıkardığınızda gerçek dünyaya hemen dönersiniz ama ben kitap boyunca bunu hiç yapamadım. Belki de yapmak da istemedim.

Özellikle yeni yüzyıla ilk yetimlik günümün acısıyla başlıyorum dediği kitaba adını veren “Son Rüya” için tanımlayacak kelime bulamıyorum.

On bin yıl önce Zerdüşt nasıl buyurmuştu?

Mojgan Dolatabadi İran tarihinin en acı günlerinin yaşandığı ayda bize kadim İran kültürünü, arkasında yatan derin felsefeyi, tarih boyunca yaşadığınız savaşların sizi nasıl güçlendirdiğini, tüm bunların edebiyata yansımasını titizlikle hazırladığın sunumun ve akıcı Türkçenle aktardığın için çok ama çok teşekkür ederim.

Edebiyatla Dünya Turu atölyemizin ilk dersinde söylediğin gibi yaşadığımız tüm dertlerin çaresini 10.000 yıl önce Zerdüşt söylememiş miydi?
İyi düşün
İyi konuş
İyi davran

Nietzsche’nin de “Böyle Buyurdu Zerdüşt”de üst insanla aradığı cevap da bu değil miydi?

İnanıyorum, insanlar bir gün Zerdüşt’ün anlattığı o sözün gücünün ne kadar önemli olduğu, güneş ve ışık içindeki yalanın en büyük günah sayıldığı ülkeyi keşfedecekler.

Uzun uzun Sadık Hidayet’i, Furuğ Ferrugzad’ı konuşacağımız barışın gelip artık bizi terk etmeyeceği günlerde yeniden buluşmak dileğiyle.

Kapitalizmin çöküşü ve sonrasına ilişkin küçük bir öngörü

Kapitalizmin çöküşü, ortaya çıkardığı kültürün ve sanatın çöküşünü de beraberinde getirecek. Ne kadar dirensek de daha iyi veya daha kötü olabileceğini bilemeyeceğimiz, insanın yaratıcılığının öne çıkacağı yeni bir dünya doğuyor. Yaşanan tüm sıkıntılar bu yeni dünyanın doğum sancıları belki de.

Herkesin içinde bir müzik çalar

Her insanın farklı karakteristik özellikleri olduğu gibi, içinde de farklı bir müziğin çaldığını düşünürüm. Onu herkesten ayırıp özel kılan, yalnız kaldığında içinden ona seslenen bir ezgi. Yeni tanıştığım insanların müziğini tahmin etmeye çalışır, kafamın içinden o kişi ile onun olabilecek müziği arasında eşleştirmeler yaparım. Tabii canım bir şeylere sıkkın değil, algım da o anda yeterince açıksa.
Senin içinde çalan müzik ne derseniz, benimkisi Dimitri Shostakovich Jazz Suite No 2: 6. Waltz II
Ya pekiyi sizinkisi ne? 🙂

50 yaşımdan 20 yaşıma yazılmış bir mektup

1980’lerin ortasında PTT’nin güzel bir çalışması vardı; 2000 yılına mektup. 2000 yılında size ulaştırılacak bir mektubu bu kampanya kapsamında postaya veriyordunuz, PTT de belirttiğiniz adrese mektubu ileteceğini taahhüt ediyordu. Üniversite yıllarımda çok istemiş olsam da derslerimin yoğunluğundan o mektubu bir türlü yazamamıştım. Bugün bile aklıma takılır acaba yazabilseydim ne yazacaktım 80’li yıllardan o gözümüzde çok büyükdüğümüz 2000 yılına. Bu sorunun cevabını artık verebilmem mümkün değil fakat bugünden düne yani 50 yaşımdan 20 yaşıma neler yazabilirim diye düşündüğümde bu mektubu hemen kaleme alabilirim. İnsanoğlunun varoluşundan bu yana hep söylediği “bugünkü aklımla o gün yapabilseydim”lerin kişisel bir dökümünü çıkarabilirim. İşte 20 yaşındaki halime iletmek istediğim çok da fazla düşünmeden ilk aklıma gelen 50 şey.
  • Başarıya çok fazla takıntılı olma, anı kaçırırsın
  • Mükemmelliğe değil elindeki kaynakları en doğru şekilde kullanmaya odaklan. Mükemmeli amaçladıkça hem ona ulaşamayacaksın hem de üretimin ve verimliliğin düşecek.
  • Günlük tut, kişisel tarihini yaşarken yakala. Yaşadıklarına ilişkin yazacağın her not kendini daha iyi tanımanı ve anlamını sağlayacak. Kendini tanıdıkça yapacağın seçimler de o denli doğru olacak.
  • 30 yaşına kadar her kıtada en az bir ülkeyi görmeyi hedefle. Tüm anlatılanları, bütün okuduklarını bu seyahatlerinden sonra daha iyi içselleştireceksin.
  • Fotoğraf çekmenin tekniklerini öğren. Fotoğrafçı gözüne ne kadar erken sahibi olursan çevrendeki detayları o kadar iyi yakalayacaksın, bu becerin ile çok kişinin göremediklerini görebileceksin.
  • Okuyabildin kadar edebiyat klasikleri, felsefe ve şiir kitapları oku. Dünyayı da, kendini de ancak okudukça daha iyi anlayacaksın. Üniversiteyi bitirdikten sonra okumak için bu kadar fazla zamanın olmayacak.
  • Gazete ve benzeri popüler yayınlara ayırdığın zamanı olabildiğince düşür. Bu yayınların çoğunun amacı, senin düşüncelerini manipüle edip sistemin istediği bakış açısına sahip olmanı sağlamaktır.
  • Sadece kendi mesleğinden değil farklı meslek gruplarından da arkadaşlar edinmeye çalış.
  • Televizyonu değil, sinemayı tiyatroyu hayatına sok.
  • Becerebiliyorsan bir müzik aletini çalmayı öğren.
  • Arkadaşlarını, dostlarını kaybetme. İlerleyen zamanda en eski arkadaşların seni en iyi anlayanlar oluyor.
  • Negatif insanlardan uzak dur, enerjini çalıyorlar. Bu yaşında enerjin bol olduğu için bu insanların sana verebilecekleri zararları tam anlayamayabilirsin.
  • Sevdiğin şeyleri daha çok, sevmediğin şeyleri daha az yap.
  • Sadece yaşadığın toplumdaki insanlara değil henüz dünyaya gelmemiş insanlara karşı da sorumlulukların olduğunu unutma.
  • Dogmatik olan her şeyi sorgula.
  • Zamanını iyi yönet, sen onu yönetemezsen o seni yönetmeye başlıyor, tüm yönetemediklerin gibi. İstediklerini bir türlü yapamazken hep bir şeyleri yetişmeye çalışıyorsun, çoğuna da yetişemiyorsun.
  • Eşya, mal değil anı biriktir. Satın aldıklarını unutacaksın, yaşadıkların hep seninle kalacak.
  • İlk referansın kendi iç sesin olsun, iç sesini toplumun gürültüsüne boğdurma.
  • Hata yapmaktan değil hiçbir şey yapmamaktan kork. En korkuncu, insanın korkularına yenik düşüp eylemsizleşmesidir.
  • Hayatını olabildiğince basitleştir. Bu sadeliği hayatına geçiremez isen, kendi yarattığın kaosun içinde boğulabilirsin.
  • İnsanların söylemediklerini duymayı öğren. Asıl anlatmak istedikleri, beden dilinde ya da ses tonunda saklıdır.
  • Cevapların çoğunu ya doğada ya felsefede bulacaksın. Doğayı da felsefeyi de iyi öğrenmeye çalış.
  • Sahip olduklarının kıymetini bildiğinde yaşam daha kolaylaşacak.
  • Hatalarından doğru dersleri çıkarabilme yeteneğini geliştirdikçe yanlışlarını fırsata çevireceksin. Hiçbir hatanın boşa harcanmasına izin verme.
  • Pusulan vicdanın olsun.
  • Ne politikaya gir ne de ilgilen.
  • Mutluluğun tükettiklerinle değil, ürettiklerin ile bağlantılıdır.
  • Gençliğindeki yenilikçi bakış açını hiç kaybetme. Hatta onu daha da geliştirmenin yollarını ara.
  • Fikirlerine aşık olma. Aşık olduğun noktadan sonra daha iyisini yaratamazsın.
  • Yarışacaksan birileri ile değil kendin ile yarış. Hep daha iyi versiyonun için çalış.
  • Sonuç odaklı değil süreç odaklı ol. Sadece sonuca takılırsan yaptığın işteki anlamı kaçırırsın.
  • Gün içinde olumlu duygular yaşadığın anların sayısını çoğaltmaya çalış.
  • Geleceğe yönelik öngörülerin olsun. Seçimlerinde bu öngörülerini de dikkate al.
  • Eleştirilmekten korkma. Eleştirileri doğru sentez edebilirsen yolunda daha hızlı ilerlersin.
  • Olayları neden sonuç ilişkisi kapsamında değerlendirmeye çalış. Sana en anlamsız gelen bir sonucun hiç tahmin etmediğin bir sebebi olabilir. Sonuç olarak gördüğün belki de bir sebeptir.
  • Affetmek yüreğini hafifletir, affet ama unutma. Unutursan aynı acıyı tekrar yaşayabilirsin.
  • Birilerinin hayatına ne kadar olumlu dokunabiliyorsan kendini o kadar iyi hissedeceksin.
  • Hayatın özünde basit ve keyifli olduğunu, onu zorlaştıranın toplumsal olgular olduğunu unutma. 100 yıl önce doğru kabul edilen çok şey bugün için nasıl yanlışsa, bugünün doğruları da 100 yıl sonra yanlış olabilecektir. Toplumsal dogmaların değil evrensel doğruların peşinden git.
  • İdeolojilerin seni körleştirebileceği tehlikesini gözardı etme. Unutma ideolojiler sadece seni değil toplumları da körleştirebiliyor.
  • Hayatın kaliteli olsun istiyorsan kaliteli sanat eserleri ile besle kendini.
  • Korkularından arındıkça özgürleştiğini göreceksin. Korku ve özgürlük bir arada olmuyor.
  • Beklentilerini doğru yönetebilirsen hayatın daha kolaylaşacaktır.
  • Herkesin birbirine benzemeye çalıştığı bu dünyada özgünlüğünü korumayı başarabilirsen daha erken fark edilirsin.
  • Sistem seni de öğütmeye çalışacak, tek yapacağın farklılığını, özgünlüğünü korurken kendini sürekli geliştirmek. Yoksa kalabalığın içinde kaybolup gidersin.
  • En iyi geri dönüşü olan yatırım kendine yapacağın yatırım olacak.
  • Kendinle yüzleşmekten korkma, yüzleşmeden kendini aşamazsın.
  • Çelişkilerin yaratıcılığını geliştirecektir, onlardan korkma, içlerindeki mizahı yakalamaya çalış.
  • Mizahı hayatının içinde tut. Kahkahalarını çoğalt, unutma kahkahaların da seni çoğaltacaktır.
  • Yeri geldiğinde kendine format atmaktan çekinme aksi taktirde işletim sistemin kilitlenebilir.
  • 50 yaşına geldiğinde 20 yaşındaki haline sen de bir mektup yaz 🙂

İçimize açılan kapıların anahtarlarını bulamıyoruz

İçimize açılan kapıların anahtarlarını bulamıyoruz bütün derdimiz bu. Kimimiz tüm kapıları açan maymuncukların bizim kapılarımızı da açacağını düşünüyor, kimimiz kolay açılmasın diye bir kilit daha vuruyor kapıya, kimimiz anahtar deliğinden görebildiğimiz kadarı ile biliyoruz içimizdekileri, kimimiz kapının arkasındakilerle baş edemeyeceğinden korkup içerideki yükün baskısı ile açılmasın diye kapının önüne ne varsa yığıyor, kimi ise böyle kapıların olup olmadığının farkında bile olmadan tüketiyor yaşamını…