Efsane Değil İnsanım 

İzmir yolunda 😊

Futbol’u ve gezi yazılarını seviyorsanız Serhan Asker’in edebi bir dille yazdığı “Efsane Değil İnsanım” kitabını tavsiye ederim. Kitabın adı Portekiz’in efsanevi 😊futbolcusu Eusebio’nun Serhan Asker’e vasiyeti. Dünyada iz bırakan futbolcularla yaptığı sohbetleri kitaplaştırma fikri Galeano’dan aklına düşmüş Asker’in. Galeano aynı projeyi Uruguay’da yapmış ama kitabı bastıramamış. Önsözünde 42 yaşında futbolu bırakan file bekçisi Dino Zoff, iyi bir kaleci çok kurtarış yapan değil, kritik anlarda yaptığı kurtarışlarla maçın sonucuna etki eden kalecidir. Doğru zamanda verdiğiniz doğru kararlarla geleceğinizi belirlersiniz diyor.

EURO 2016 üzerine düşüncelerim

Gruplardaki en iyi 3.nün tur atlama uygulamasının EURO 2016’da oynanan futbolu çok olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Tüm takımlar, öncelikle galip gelmeyi değil, yenilmemeyi düşünüyorlar, düşünürsek 3 beraberlikle bile gruplardan çıkma ihtimalleri var. Böyle olunca da oyunu orta alanda tutup, fazla gol pozisyonuna giremiyorlar. Zamanında Daum’un Fenerbahçe’ye oynattığı, o çok eleştirilen kuvvetli stoperlere dayalı yan pas ağırlıklı futbol. Ayrıca üstüste maçlar oynayacaklarını düşünüp enerjilerini fazla harcamak da istemiyorlar. Gizliden gizliye bir al gülüm, ver gülüm anlaşması. 🙂 Bir dikkat çeken nokta da gollerin büyük çoğunluğu son 10 dakikada oluyor, bunun nedeninin de bu temkinli oyunun sonrasında takımlardan birinin son dakikalarda risk almayı göze alıp açılması ile birlikte oyunun kilidinin kırılması olduğunu düşünüyorum. Basketbolda olduğu gibi futbolda da beraberlik olmazsa, bu oyun daha açık ve zevkli olacaktır. Aksi durumda günümüzün hızlı dünyasında futbol çok ağır bir oyun olarak kalacak ve zaman içinde popülerliğini ciddi anlamda yitirecektir. Bir dakika içinde facebook duvarında, twitter’da ya da instagram’da bir çok farklı paylaşımı takip eden bir kuşak, sürekli yan paslarla oynanan, pozisyon zenginliği olmayan bir oyundan ne kadar heyacan duyabilir ki?

Braga Fenerbahçe maçı sonrası

Aklıma, Türkiye’de çok ciddi güvenlik sorunları var, Istanbul’da oynanacak maçlarda sıkıntı yaşanabilir, en iyisi biz Fenerbahçe’yi bu turda ne yapıp ne edip bir şekilde tur dışında bırakalım düşüncesi geliyor. Yoksa bu kadar art niyetli hakem hatalarını açıklayabilmek teknik olarak mümkün değil. Futbol maçı değil de sanki baştan sonucu kurgulanmış bir tiyatro oyunu seyrettik sanki…
Düşünüyorum da olmayan, ispatlanmayan bir şike iddiasından dolayı bu takımı 3 yıl Avrupa’dan men ettiler, bunu mu yapamayacaklar. Yabancıların Türkiye’yi güvenlik nedeni ile hızla terk ettiği, hafta sonu evlerinizden çıkmayın diye mesajların dolaştığı bir günde hangi ülke takımını ve taraftarını Türkiye’ye göndermek ister? Bir Irak veya Suriye takımı ile oraya gidip oynamayı Türk takımları nasıl istemiyorlarsa, Avrupa’lılar da can güvenliklerinin korunamadığı bir ülkeye gitmek istemiyorlar. Galatasaray’a uyduruktan bir ceza veriliyor, Fenerbahçe maçı bu şekilde kurgulanıyor, Beşiktaş Avrupa’da olsa ona da başka bir oyun oynarlardı muhtemelen. Bunlar bir rastlantı olamaz…

  

Fenerbahçe Galatasaray maçı öncesi düşüncelerim

Hepimiz biliriz, böyle maçların bir favorisi olmaz, her an her şey olabilir. Açıkcası maç sonunda taraflardan birinin farklı bir galibiyeti olmaması durumunda hiç bir sonuca da fazla şaşırmayacağım. Fenerbahçe’nin Kadıköy’de 16 yıllık yenilmezliği ile Galatasaray’ın yükselen form grafiği şu anda maçla ilgili elimizdeki en net veriler. O açıdan her iki takım da favori gösterilebilir. Bunların dışında benim dikkatimi dün Aziz Yıldırım’ın yaptığı açıklamalar çekti, böyle bir konuşma acaba Fenerbahçe’nin mi, Galatasaray’ın mı motivasyonunu yükseltecek? Aziz Yıldırım, doğal olarak, son haftalarda koşmayan takımına durumun ciddiyetini hatırlatıyor ama Galatasaray takımı bu konuşmaları nasıl okuyacak ve sahaya bunun yansıması nasıl olacak? Maçın sonucu kadar, bu açıklamaların takımları ne şekilde etkileyeceğini de merakla bekliyorum. Aklıma gelen senaryolardan biri futbolcuların aşırı bir gerginlikle maça çıkacakları ve kart göstermeyi seven Fırat Aydınus’un erken kartları ile oyuncu eksilmelerinin maçın sonucunu etkileyeceği. Bir de bunun tersi bir senaryo, Galatasaray’ın kontrollu, sakin bir oyunla maça başlaması ve ciddi kondisyon eksiği olan Fenerbahçe’nin de bu tempoya ayak uydurarak al gülüm ver gülüm maçı beraberliğe götürecek tempoda oynamaları, sıkıcı maçın, süpriz bir gol ile bitmesi. Maç öncesi açıklamalar ve derbi maçı olması sahada kıran kırana bir mücadele olacağını işaret ediyorsa da, 2 takımın da hafta içinden yorgun gelmelerinin etkisi ile özellikle 60.dakikadan sonra temponun düşeceğini bekliyorum.

Fenerbahçe – Molde maçına dair notlarım

Fenerbahçe, çok çok kötü, oyun kuramıyorlar, rakibi açamıyorlar, kanatlar çalışmıyor, kulube oyunu okuyamıyor, oyuncuların fizik kondüsyonu çok zayıf, yere düşen kalkamıyor, bu kadar teknik özellikleri yüksek oyuncuların hala takım olamaması kabul edilir gibi değil.

Bu sezon şu ana kadar oynadığı maçlarda orta sahayı ayakta tutan, takım çok rahat gol yollarına gidemese de, nispeten az gol yemesini sağlayan ikili Mehmet Topal ve Souza’nın bu maçta yan yana oynamaması, bir de Topal’ın 2.devre oyundan alınması ile Fenerbahçe oyunun bütün hakimiyetini Molde’ye verdi. Maç boyunca doğru dürüst pozisyona giremediği gibi, kalesinde de çok sayıda tehlike yaşadı. Galibiyeti düşünerek sahaya çıkmamıza rağmen, maçı dikkatli seyreden taraftarlar daha büyük bir faciadan çok ucuz kurtulduk diyorlardır. Perrera’nın 2 forvet takıntısına hazır bir orta sahamız yok ne yazık ki, takımın iskeletini oluştururken kafasında hep Fernandao ve Robin Van Persie’yi yan yana oynatmak var ancak bu oyun sisteminde, bu iki forveti sürekli besleyecek bir orta sahanın olması gerekiyor, ne yazık ki orta sahamız henüz bu noktada değil. Ligde Rize’de kaybettiğimiz iki puanda da, dün geceki maçta da bizi yakan zayıf orta saha, çift forvet ikilemi oldu. Sezon başındaki stoper, kaleci uyumsuzluğumuzu, sakatlıklardan dolayı 2 stoperimizi tam bulamamış da olsak biraz atlattık gibi. Tahmin ediyorum orta sahadaki sıkıntıyı da öncelikle sezon başında Perrera’nın doğru tespit ettiği Souza ve Topal ikilisini bozmadan yanlarına Diego veya Ozan’ı monte ederek çözeceğiz. Sol kanatta Caner’in çok ciddi bir formsuzluğu ve dikkat dağınıklığı var, Caner’i bu haliyle oynatmakla sol kanat etkinliğimizi daha başta kaybetmiş oluyoruz ve Nani gibi maçın sonucuna etki edecek bir oyuncuyu yalnız bırakıp, gereksiz biçimde yoruyoruz. Nani, Caner’in açıklarını kapamak için yaptığı koşuları, rakip defansı açmak için yapmalı. Caner toparlanıncaya kadar Hasan Ali Kaldırım ile oynamakta fayda var. Bir de sezon başından bu yana iyi form yakalamış Volkan Demirel’i gerekmedikçe yedeğe almamalı