İstanbul Film Festivali’nde öncelikle görmek istediğim 20 Film (Ülkeleri ve IMDB Notları)

Seçkiyi hazırlarken ileriki tarihlerde vizyona girecek filmleri olabildiğince dışarıda tutmaya çalıştım. Bir iki film dışında tamamı Türkiye’de gösterimi yapılmayacak filmler. (Sıralama öncelik sıralaması değil)

Festival biletleri kırmızı lale kartlılar için 20 Mart Çarşamba, kart sahibi olmayanlar için 23 Mart Cumartesi günü satışa çıkıyor 😊

Petra 7.1 Arjantin

Real Love 7.5 Fransa

Synonyms 7.8 İsrail

Joel 6.8 Arjantin

The Dig 7.9 İrlanda

My Masterpiece 7.1 Arjantin

Hotel By The River 6.9 Güney Kore

Delband Beloved 8.2 İran

White Crow 6.9 İngiltere

El Pepe Uruguay

Young and Alive Fransa

The dead and the other 6.5 Brezilya

Talking about Trees 8.6 Sudan

Love 1 Dog 6.5 Romanya

House of hummingbird 7.9 Güney Kore

El Angel 7.1 Arjantin

Angels are made of light 7.1 Afganistan

Edmond 7.5 Belçika Fransa

Yuli 7.4 Küba

1968 8.4 Yunanistan

Bir yöneticinin en önemli görevi…

2 yıl önce yazdığım bir blog yazımdan, hala güncelliğini koruyor…

Goethe’nin çok sevdiğim bir sözü vardır; “İnsanlara oldukları gibi davranırsanız, aynen öyle kalırlar. Fakat onlara olmaları gerektiği gibi davranırsanız, daha büyük ve daha iyi insan oluverirler”.

Bir yöneticinin en önemli görevinin takım arkadaşlarına potansiyellerinin ne denli geniş olduğunu hissettirmesidir diye düşünürüm. Biz çalışanlara, çalışmayı sevmedikleri, sürekli işten kaytarmayı planladıkları, verdiğimiz görevin altından kalkamayacakları düşüncesi ile baktıkça doğal olarak onlar da bizim kabulümüze uygun davranacaklardır. Hiç bir zaman neleri başarabilecek güce sahip olduklarını düşünmeyeceklerdir. Oysa sonuçta hepimizin istediği kendimizi gerçekleştirebilmek ve potansiyelimizi maksimum seviyede kullanabilmek değil midir? Evrenin sınırları olmadığı gibi insan kapasitesinin de sınırlarının olmadığını düşünüyorum. Eğer bir sınır varsa o da beynimizin içinde önyargılarımızla kendi kendimize çizdiğimiz sınırlardır ki, bu da ne yazık ki aşılması en güç olanlardır.

Mühendisler nasıl insanlar?

Dag Solstad’ın, Mahcubiyet ve Haysiyet kitabında mühendisler için yaptığı tespit çok ilginç. “… Elias biraz daha düşündüğünde, mühendis olan arkadaşlarından istisnasız hepsinin, hayata karşı büyük iştah beslemeyen, yalnızca derslerde başarı gösteren, ayrıca hayal gücünden yoksun, konformist tipler olduklarını hatırladı.”

Her zaman için mutlulukla hatırladığım bir anı:)

Zamanında sizlerden Haluk Martagan Osman Ishakoglu aldığım değerli bilgileri bugün Alarko Fidanlık Projesindeki genç arkadaşlarla paylaşma imkanı sağladığınız ve dersime katıldığınız için çok teşekkür ederim. Davetiniz ve nazik ağırlamanız benim için onur vericiydi. Gökşin Çapar , bu kusursuz organizasyon için size ve ekip arkadaşlarınıza da ayrıca teşekkür ederim.

Aynı yollardan geçtiğimiz Alarko’daki genç arkadaşlarım için Beykent Üniversitesinde verdiğim derslerden derleyerek hazırladığım “Proje Yönetimi ve İş Yaşamına Yönelik Okullarda Anlatılmayan 45 Kısa Ders” konulu eğitim sunumum umarım, onların yeni sentezler yapması konusunda küçük de olsa bir katkı sağlamıştır.