Bir kitap neresine kadar okunmalı?

Okuduğum bir kitap, seyrettiğim bir film benim dünyayı daha iyi anlamama ve beraberinde dünyanın daha güzel bir yer olabileceğine yönelik düşüncelerimi yenilememe imkan veriyor mu, yoksa bilindik klişe mesajlarla vaktimi mi çalıyor? Eğer zamanımın boşa harcandığını hissedersem hemen bırakırım o kitabı da, o filmi de…

Yozlaşma sürecine yönelik tepkiler yeni bir bilinçlenmenin tohumlarını atabilir…

Milattan önce 400’lerde Atina’da yaşamış olan Sokrates’in “Nitelik Üzerine Söyleşi”sini bir yerlerde okumuşsunuzdur. Sokrates’in kendisini ziyarete gelen ve bu konuyu soranlara verdiği cevaptan kısa bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Toplumumuz giderek niteliksizleşmektedir. Bunun en önemli nedeni toplumun içinde bulunduğu ekonomik ve psikolojik bunalımdır. Toplum psikolojisinin bunalıma düştüğü dönemlerde nitelik ile niteliksizlik arasındaki fark en aza iner ve hatta kimi zaman hiçbir fark kalmaz…

Böylesi toplumlar sömürüye açık olurlar. Kolay kandırılır ve kolay yönlendirilir. Çünkü toplum zihnini reflekslerine ve duyularına terk etmiştir. Devinimleri şiddete dönmeye başlar. Değer yargıları çöküntü içindedir. Parasal değerler ön plana geçmiş ve ahlak da alınıp satılır olmaya başlamıştır. Bu bir çöküntünün başlangıcıdır. Adalet ve yargı, tüm zihinsel düşün sistemi alınır satılır durumda işlem görmeye başlar. Böylesi niteliksizlikler yığınına biz yozlaşma süreci diyoruz. Öyleyse bu sürece tepki duyan kadrolara gereksinim doğacaktır. Başlangıçta gereksinim olan tepkilerin toplumda belli bir bilinçlenme süreci başlatacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Eğer böyle olmasaydı sizler buraya Araf’a kadar gelip benimle nitelik konusunu görüşür müydünüz?”

2500 yıl öncesinden bugüne çok şey değişmemiş sanki. Ama ben yine de insanoğlunun bir şekilde bu yozluktan kendini kurtaracağı konusunda umutluyum. Zaten Socrates de demiyor mu; “Yozlaşma sürecine yönelik tepkilerin toplumda bir bilinçlenme yaratacağına kimsenin kuşkusu olmasın”…

Bir yönetici ile spermin ortak noktası nedir? :)

Seçimlerin konuşulduğu şu günlerde, hatırladığımda hep güldüğüm o Amerikan Esprisi aklıma geldi. Bir politikacı ile spermin ortak noktası nedir? İkisinin de insan olma ihtimali milyonda birdir 🙂

Firmalardaki çapsız, sığ yöneticileri gördüğümde bu söz politikacıların yerine yöneticiler için de geçerli olabilir mi diye düşünürüm. Bence hem yönetici, hem de insan olunabilir. Yeter ki yönetici olduğunda şöyle şöyle olacaksın, seninle çalışanları çok fazla dinlemeyeceksin, enerjini onların açıklarını yakalamak için kullanacaksın, yönetici koltuğunda yalan söylemenin hiç bir sakıncası yoktur, onlar beyaz yalanlardır gerektiğinde söyleyeceksin, üstlerin sadece yalakalık yaptığında seni anlar ve seni bir yerlere getirir, yalan söylemek gibi yalakakalık da bir yöneticiye ters gelmemelidir diye bize belletilen klişelerin tuzağına düşmeyelim.

11.Ulaştırma Kongresinde Aldığım Kısa Notlar

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinin düzenlediği 27-29 Mayıs tarihleri arasındaki Ulaştırma Kongresinin maalesef ilk oturumuna katılma imkanım oldu. Oturumda aldığım kısa notları aşağıda bulabilirsiniz.

Trafikte bir aracın bir yılda kaybettiği saat 219, yani bir kişinin kullandığı arac ile kaybolan süre bir yıl içinde 10 günü buluyor. Cemal Gökçe

Bugün Istanbul, 1999’dan daha hazırlıksızdır depreme. Cemal Gökçe
3.köprü ve kanal projesi İstanbulu yeni bir göç baskısı altına alacak. Cemal Gökçe
Büyük proje olarak adlandırılan projelerin çoğu rant projeleridir, insana yönelik projeler değildir. Cemal Gökçe
Yollar insanları değil, otomobilleri taşımaktadır Cemal Gökçe
Kentleri otomobillere uydurmak yerine, kentleri insanlara uydurmalıyız. Cemal Gökçe
Ulaştırma yaşamın her alanında olan bir eylemdir. Güngör Evren
Beni dinlemeden bana inanmayın derim her zaman. Doğan Kuban
Ben 70’de kent planını yaparken Istanbul 22.000 hektardı bugün 550.000 hektar Doğan Kuban
Yaşamın kente yüklenmiş halidir medeniyet Doğan Kuban
Biz tarihimiz boyunca kent kurmadık İstanbul uygarlık merkezi de, kent de olmadı hiç bir zaman, bir yerleşim yeri sadece. Doğan Kuban
İstanbul’un Osmanlı zamanında da, cumhuriyetin ilk yıllarında da tüm şehir planlarını Fransızlar, Almanlar yaptı. Bizim yaptığımız bir plan yok ne yazıkki. Doğan Kuban
Gökdelen yapmak uygarlık değildir. Doğan Kuban
Biz kent yapmadan bugüne geldik. Bir bina yapıyoruz çevresine 2 km. yol yapıyorlar, biz Istanbul’un nufusunu bile sayamıyoruz. Doğan Kuban
İstanbul’un Osmanlı zamanında da, cumhuriyetin ilk yıllarında da tüm şehir planlarını Fransızlar, Almanlar yaptı. Bizim yaptığımız bir plan yok ne yazıkki. Doğan Kuban
Mercedes ne kadar Türk ise biz de o kadar uygarız Doğan Kuban

Okumaya devam et

Nesnelere hangi uzaklıktan bakıyoruz?

Sorun, mühendislerin, bir nesneye çok yakından bakmaları ve bu noktada ayrıntılar içinde büyük resmi gözden kaçırabilmeleri, sosyal bilimcilerin ise aksine nesneye daha uzaktan baktıkları için detaylara dikkat etmeden genellemelere gitmeleri. Bir nesneye doğru mesafeden doğru açı ile bakabilmeyi, o nesnenin diğer nesneler ile olan ilişkisini görebilmeyi ancak bir şeyler yaratma mücadelesinde olan sanatçılar ve mimarlar başarabiliyor. Ya da kafalarında yaptıkları işi sanata dönüştürme kaygısı duyan duyarlı insanlar. Bu açıdan mühendislerin de, sosyal bilimcilerin de kendi işlerini yaparken olabildiğince sanattan beslenmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Zamanı 80’lerin bir yerine kilitlemek

Üniversite arkadaşları ile buluştuğunda insan bir süreliğine zamanın 1980’lerde bir yerlerde kilitlendiği hissini yaşıyor. İyi ki bu güzel insanlarla 80’lerin ortasında bir şekilde yollarımız kesişmiş, bir çok şeyi birlikte yaşamışız duygusu. Terapilerin en güzeli bu duygu olsa gerek 🙂

ITU182 Ortaköy Buluşması

Dünya değişirken İnşaat Sektörü ve Proje Yönetimi aynı mı kalıyor?

Dünya değişirken İnşaat Sektörü ve Proje Yönetimi aynı mı kalıyor? Tabii ki hayır. Teknoloji ve ihtiyaçlar bir çok şeyi değiştirdiği gibi İnşaat Sektörünü ve dolayısıyla Proje Yönetimi kavramını da hızlıca etkileyip değiştiriyor.
Bugün sektörümüze baktığımızda neler görüyoruz? Dün neredeydik, bugün nereye geldik ve yarın nereye gidiyoruz? Hızla değişen dünya ve ihtiyaçlar sektörü nasıl etkiliyor?
Artık daha çok hız, daha çok çeviklik, daha çok ekonomi ve daha çok iş güvenliği ile kalite isteyen bir sektörümüz var. Buna bağlı olarak Proje Yönetimi kavramı da aynı doğrultuda değişiyor.
Teknoloji ve İnovasyon hayatımızın her aşamasına bu kadar hızlı girmişken sektörümüzü ve onun çalışanlarını nasıl etkiliyor?
Artık sektörümüzde yeni kavramlar ve yeni trendler var. Kendimizi yeniliğe nasıl adapte etmeliyiz? Yeni insan kaynağı profili ne olacak? Malzeme ve yazılım teknolojileri bizi nasıl etkileyecek? Modüler teknolojiler sektörümüze nasıl değer katıyor?
Bu ve benzeri birçok sorunun yanıtını öğrenmek istiyorsanız sizi bu haftaki Yapım Yönetim dersime bekliyorum.
Konu: Proje Yönetiminde Inovasyon ve Teknoloji Kullanımı
Konuşmacı: Emrah Mazıcı – Rönesans Holding Proje Müdürü
Tarih: 26 Mayıs 2015 Salı Saat: 19.00
Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi
Her zamanki gibi 505 nolu Sınıf, katılım ücretsiz.