Sadece seçeneklere boyun eğmek zorunda olmayanlar özgür olabilir


“Ancak seceneklere boyun egmek zorunda olmayanlar ozgur olabilir” demiş Alman Felsefeci Adorno 1966’da. Son 40 yıldır egitim sistemimizi tamamen test sistemine odaklayarak, isteyerek ya da istemeyerek de olsa özgür olmayan bir neslin yaratılmasına büyük katkı sağladığımızı düşünüyorum.

Üniversitede aldığınız yüksek notlar iş hayatında işinize yarayacak mı?


Bu soruya çok net olarak hayır diyebilirim. Nottan daha önemli olan o dersi, konuyu iyi anlamış olmak, hedefiniz notlarınızın yüksekliğinden önce mesleğinizi iyi öğrenip, içselleştirmek olsun. Notlarınızın yüksek olması bunun tek başına bir göstergesi değil.

İş yaşamında okulda aldığınız notlar pek işinize yaramıyorsa o zaman işinize yarayan şeyler neler? Öncelikle networkünüz, okul yıllarında oluşturduğunuz arkadaşlıklar, çevrenizin genişliği. İş hayatında belli noktalara gelen insanların ortak özelliklerine bakarsanız hepsinin geniş bir çevrelerinin olduğunu görürsünüz. Bu çevre, sadece sizin iş bulmanızda değil, daha sonraki yıllarda tedarikçi temininden, eleman seçimine bir çok konuda size yardımcı olacaktır. İş hayatında ulaşmanız gereken bilgileri kitaplarda değil, o konuyu iyi bilen insanlarda bulacaksınız. Çevreniz ne kadar geniş olursa doğru kişilere daha hızlı ulaşacaksınız.

İlk iş görüşmelerinde de size okulda aldığınız notlar sorulmayacak, ilgi alanlarınız, hobileriniz, mesleğinize yönelik katıldığınız etkinlikler, kurslar sorulacak. Okulda notları yüksek ama mesleki seminerlere, ilgili programlara katılmamış, ilgi alanları kısıtlı, kendini iyi ifade edemeyen bir yeni mezunun istediği kadar iyi eğitim almış olsun iş bulması kolay değil.

Bir de şunu unutmayın size para kazandıracak bir çok yeteniğinizi üniversiteden mezun olduktan sonra kazanacaksınız çünkü okulda gördüğünüz teorik dersler sizin kendinizi tanımanıza ve anlamanıza izin vermiyor, daha çok kafanızı karıştırıp sizin kendinizden uzaklaşmanıza neden oluyor.

İlkokul 2.sınıftaki Hayat Bilgisi dersi üniversite son sınıfa kadar okutulmalı

Ne gariptir okullarda her türlü bilimi öğretiyorlar ama yaşamayı öğretmiyorlar. Nasıl yaşayacağını öğrenmemiş bir insanın okulda öğrendiklerini hayata geçirebilmesi bu nedenle kolay olmuyor. Hiç bitmiyor bocalamamız.

 

İlkokul 2.sınıftaki Hayat Bilgisi dersinin üniversite son sınıfa kadar okutulması gerektiğini düşünüyorum. Bu şekilde duygusal zekası yüksek insanları yetiştirebiliriz. Aksi takdirde mühendislikten geçsek de, hayattan kalmaya devam edeceğiz.

Mustafa İnan’ı düşünmek


Bu sabah işe gelirken Mustafa İnan’ı düşündüm, bizi zamanında ne güzel uyarmıştı…”Bilim uzun ve çetin bir yoldur çocuklar. Bilimi yarı yolda bırakmayın, olur mu çocuklar?!

Oppenheimer gibi hissediyorsanız; bırakın yüksek binaları başkası yapsın, büyük barajlarda başkası çalışsın.

Bazılarına çok uzaklardan bile görünen yüksek yapılar kurmak çekici gelecektir. Bırakınız bu işleri öyleleri yapsın.

Bazıları da insanları çalıştırmak, büyük teşebbüsleri idare etmek ihtirası ile yanarak kuvvetli olmak isteyeceklerdir. Bırakınız parayla da onlar uğraşsın.

Sizin kuvvetli olmak gibi bir derdiniz yoksa, siz de Leonardo Da Vinci gibi ‘Kuvvet nedir?’ diye merak ediyorsanız; buyrun, sizleri Mekanik kürsüsüne beklerim.

Çünkü bazılarına göre ‘Kuvvet’; para ile organizasyonun çarpımına eşittir;

Bize göre de kuvvet; ivme ve kütleyi ilgilendiren bir büyüklüktür.

Bu iki formülü birbiriyle karıştırmayın, olur mu çocuklar?!

Kürsü ile ticarethaneyi birbirine karıştırmayın, olur mu çocuklar?!”

Üniversite eğitimi iş hayatına zarar verecek noktaya doğru mu gidiyor?

Eğitim, teknolojiye iş hayatı kadar hızlı ayak uyduramadı ve okulda öğretilenlerle iş dünyasında yaşananlar arasındaki makas daha önce hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Açılma bu hızıyla devam ederse üniversiteden yeni mezun olan bir öğrenci girdiği işe yarardan çok, eski kalıplarla aldığı eğitimden dolayı zarar verecek. Eğitim dünyası, vakit kaybetmeden günümüzün iş hayatına adapte olacak yenilikçi çözümler üretmeli ve onları da hızla hayata geçirmeli.