Sizi borçlandırarak bir kere ele geçirdiler mi artık onlardan kurtulmanız öyle kolay değildir

Sizi borçlandırarak bir kere ele geçirdiler mi artık onlardan kurtulmanız öyle kolay değildir. Sistem kementini atmıştır boğazınıza bir kere, özgürlüğünüzü teslim almıştır sizden. “Bugün borç alan yarın emir alır” diye boşuna dememiş atalarımız, bir kere emir almaya başlayınca sistem her istediğini yaptırmaya başlar size. Borcunuz vardır, sevmediğiniz işi bırakamazsınız, borcunuz vardır istediğiniz hayatı yaşayamazsınız, borcunuz vardır hayal ettiklerinizi gerçekleştiremezsiniz, kısır bir döngünün içinde dönmeye başlamışsınızdır. Boğazınızdaki kement sizi sıkıyordur ama çıkartamazsınız onu oradan. Sonra düşünürsünüz, ben bu borcu niye almıştım, neden nakit akışı mı bozmuştum diye, bakarsınız ki hiç de gereği yokmuş aslında bu sıkıntıya. Faizi ile ödediğiniz borç sadece para değil bu paraya sahip olmak için harcadığınız zamandır yani hayatınızdır aynı zamanda. 😊

Reklamlar

Soruna hastalıklı sistemin içinden baktığınız sürece bulacağınız çözümler de doğal olarak sağlıksız olacaktır

IK seminerlerine takip etmeye çalışırım, IK yazılarını da okurum ama pek haz etmem bu seminerlerden, yazılardan, açıkcası çok fazla bir şey de alamam bu çalışmalardan. Neden derseniz, genellikle sistemin içinde kalan çözümler ve öneriler getirirler. Oysa sıkıntının aslı sistemin kendisindedir. Soruna hastalıklı sistemin içinden baktığınız sürece bulacağınız çözümler de doğal olarak sağlıksız olacaktır. Bu konuşmalara, yayınlara dikkat edin, hep sorunun insanda, iş arayanda olduğunu vurgularlar, firmaların arayışlarında yaptıkları yanlışları hiç dile getirmezler, şirketlerin hatalı tutumlarından dolayı insanların oralarda yaşadıkları sıkıntıları anlatmazlar. Yani insanı firmaların aradığı formata dönüştürmeye çalışırlar. Fakat unuttukları bir nokta vardır; Firmaların sadece kârlılık üzerine kurdukları yanlış politikaları insanların performansını düşürüp, potansiyellerinin ortaya çıkmamasına neden olmaktadır ve asıl sorun da buradadır.

Başarılı mı olmak istiyorsunuz; kendi egonuzu ve başkalarının egosunu yönetebilmeyi öğrenin

Başarılı mı olmak istiyorsunuz, işte size basit bir formül: Erken yaşlarda kendi egonuzu ve başkalarının egosunu yönetebilmeyi öğrenin. 

Bütün iş hayatınız, bu egoları yönetebilme mücadelesi ile geçecek. O ilanlarda aranan tecrübe aslında sizin kazandığınız egoları yönetebilme beceriniz. İsterseniz 10 yıllık tecrübeniz olsun, egoları yönetmeyi öğrenemedi iseniz çok da işinize yaramaz o 10 yıllık birikim. 

Gençlik yıllarınız çevrenizdeki insanların egolarını yönetmekle geçiyor, zaman ilerledikçe siz de bir yerlere geliyorsunuz, bu sefer kendi egonuzla baş etmeye çalışıyorsunuz. Bu iki azılı mücadeleden galip gelenler istedikleri noktalara gelip, istedikleri yaşamı yaşayabiliyorlar, geri kalanlar mı onlar hep söylenerek tüketiyorlar yaşamlarını.

Güneş tutulması ve akıl tutulması


21 Ağustos günü ABD’den izlenen tam güneş tutulması için 87 milyon çalışanın işlerini 20 dakika bırakıp bu tutulmayı izlemesinin ülke ekonomisine maliyetinin yaklaşık 694 milyon dolar olduğu hesap edilmiş. 100 yılda bir yaşanan bu olayın turizm getirisinin ise 70 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Sadece 20 dakikalık bu ara işverenlere ve kamuya kişi başına 7.95 dolara mal olmuş. Bu haberi okuduktan sonra son yıllarda bizim bayram tatillerimizin 10 güne uzamasının ekonomiye getirdiği zarar hesap edilse toplamda karşımıza nasıl bir değerin çıkacağını düşündüm. Tahmin ediyorum, bizde böyle bir analiz çalışması yapılmamıştır, yakın gelecekte de yapılacağını pek zannetmiyorum. Ne diyelim, onlarda güneş tutulması, bizde de akıl tutulması 😔

5 Temel Salaklık Yasası

Serdar Devrim’in Hürriyet IK’da yayınlanan bir makalesinden alıntıdır.
İtalyan ekonomi tarihçisi ve araştırmacı Carlo Maria Cipolla’nın (1922-2000) muhteşem, gerçekten muhteşem deneme kitabı The Basic Laws of Human Stupidity (Bildiğim kadarıyla Türkçe yayımlanmadı ama ‘Salaklığın Temel Kanunları’ diye çevrilebilirdi.) İngiltere’de yeniden basılmış ve kısa sürede 350.000 satmış da, bu sayede yeniden gündeme geldi, yoksa, 1976’dan beri unutulup gitmişti.Cipolla, salakları ‘yazılı kuralları, liderleri veya manifestoları olmaksızın inanılmaz bir koordinasyon içinde son derece etkili bir grup’ olarak tanımlar ve ‘sanayi tröstlerinden ve mafyadan daha güçlü’ olduklarını ileri sürer.

Cipolla’nın 5 Temel Salaklık Yasası vardır:

1- Ortalıkta gezen salak sayısı, herkesçe, daima ve kaçınılmaz şekilde gerçek rakamın çok altında zannedilir.

2- Bir insanın salak olması (salakça hareket etmesi) olasılığı, o insanın diğer bütün özelliklerinden bağımsızdır.

3- Salak insan, kendisi bir çıkar elde etmeksizin, hatta kendisi de zarar görecek şekilde, başka bir insana veya bir grup insana zarar veren insandır.

4- Salak olmayan insanlar, salakların zarar verme gücünü daima küçümserler. Özellikle de, salak olmayan insanlar bir veya birçok salakla çalışmanın ve/veya ortak iş yapmanın, her yerde, her zaman ve her şartta sonuçları çok ağır bir hata olduğunu unuturlar.

5- Dünyadaki en tehlikeli insan, salak insandır.