İnsan nasıl bir hayvandır?


İnsan, en basit şekilde nasıl anlatılır diye internette bir araştırma yaparken bir çok düşünür ve yazarın farklı bakış açıları ile yaptıkları tanımlamalarla karşılaştım. Tüm tanımlamaların ortak paydası insanın bir hayvan olduğu yönünde. 😊

İşte bu saptamaları paylaşmak istiyorum sizlerle. Benim tanımını sorarsanız “İnsan işbirliği yapabilen bir hayvandır” Bugün geldiği noktaya sadece beynini kullanarak değil, yardımlaşabilmeyi becerebildiği için gelmiştir.

KONFÜÇYUS: İnsan, öğrenen hayvandır.

THALES: İnsan, araştıran hayvandır.

SOFİSTLER: İnsan, kazanan hayvandır.

SOKRATES: İnsan, sorgulayan hayvandır.

PLATON: İnsan, toplumsal hayvandır.

ARİSTO: İnsan, düşünen hayvandır.

SEPTİKLER: İnsan, şüpheci hayvandır.

STOİKLER: İnsan, her şeye alışan hayvandır.

HERAKLIETOS: İnsan, tartışan hayvandır.

J.LOCKE: İnsan, deneyen hayvandır.

J.DEWEY: İnsan, çıkarını düşünen hayvandır.

I.KANT: İnsan, eleştiren hayvandır.

DESCARTES: İnsan, konuşan hayvandır.

G.W. HEGEL: İnsan, sistematik hayvandır.

GAZALİ: İnsan, tutarsız bir hayvandır.

A.CAMUS: İnsan, itiraz eden hayvandır.

K.POPPER: İnsan, yalanlayan bir hayvandır.

T.KHUNN: İnsan, teori kuran bir hayvandır.

K.MARX: İnsan, mücadeleci bir hayvandır.

E.FROMM: İnsan, seven bir hayvandır.

H.BERGSON: İnsan, araç yapan bir hayvandır.

F.NIETZSCHE: İnsan, düpedüz hayvandır…!

Bir Ortadoğu Hikayesi

Bir su akıntısının karşısına geçmek isteyen akrep yakınındaki deveye beni karşıya geçirir misin diye sorar, deve de sen akrepsin beni sokarsın, seni geçiremem der. Akrep söz verir, sokmayacağım, geçir beni karşıya der. Deve, akrebin çaresiliğine dayanamaz ve onu sırtına alıp karşıya geçirmek için harekete geçer. Akıntının ortalarına geldiklerinde akrep birden deveyi sokar, deve ne yaptın şimdi ben öleceğim, sen de akıntının ortasında kalıp, karşıya geçemeyeceksin, neden beni soktun diye sorar. Akrep, deveye döner ve burası Ortadoğu der. 😔 Leonard Cohen, bir konserinde anlatmıştı bu hikayeyi.

İnsan kötü bir tür müdür?

“İnsanların kötü olduğunu söylememeliyiz asla” diyordu Fransız filozof Alain “yeter ki neden öyle davrandıklarını görebilelim” Anladığım, bir tartışmanın ya da saldırganlığın temeline inmeliyiz diye düşünüyordu Alain. Bense derine indikçe daha fazla kötülükle karşılaşabileceğimizden endişe ediyorum. :))

İnsanı ve insanlığı kurtaracak düşünceler

“İnsanın öyle düşünceleri vardır ki arkadaşlarına anlatamaz hatta kendine bile anlatamaz” der  Dostoyevski ve devam eder bir insan ne kadar iyi kalpli ise böyle düşünceleri de o kadar çok olur. Belki de insanı da, insanlığı da kurtaracak düşünceler, bu kendimizden dahi sakladığımız düşüncelerden çıkacaktır. İyi kalpli insanların içinde sakladıkları bu düşüncelerin dünyayı daha iyi bir yer yapacağına yönelik daha önce kimselerle paylaşmadığım böylesine naif bir düşüncem var…

Bir insanı kısa yoldan tanımak isteyenler için…

Bir insanı hızlı tanımak istiyorsanız beklentilerini, biraz daha derine inmek istiyorsanız da korkularını sorun. Beklentiler, olduğu, olmak istediği kişi ile ilgili yüzeysel ipuçları verir. Korkular ise her zaman için beklentilerden daha samimi, daha içtenlikli ve daha derinden gelen işaretlerdir. O açıdan bir insanın korkularını, beklentilerinden daha fazla önemserim.