Şantiye Yönetimi Eğitimime %60 indirim ile sahip olabilme imkanı

İnşaat Mühendisi Cem Kafadar’ın Udemy üzerinde yayınlanan yaklaşık 7 saatlik “Şantiye Yönetimi” eğitimine İMO İzmir üyeleri “IMOIZMIR” kupon kodunu kullanarak %60’ın üzerinde bir indirimle katılabilirler.

Ayrıca tüm derslerin kapsamlı olarak hazırlanmış içeriklerini de PDF dosya olarak bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz. Eğitim ile ilgili detaylı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

https://www.udemy.com/santiye-yonetimi-egitimi/?couponCode=IMOIZMIR

Şantiye Yönetimi eğitiminde yer alan dersler

• Maliyet Yönetimi

• Alt Yüklenici Yönetimi

• Şantiye Organizasyonu

• Planlama Yönetimi

• Satın Alma Yönetimi

• Dizayn Yönetimi

• Hakediş Yönetimi

• Sözleşme Yönetimi

Bir okulda insan ne öğrenir?

Hababam Sınıfı filmlerinin unutulmaz sahnelerinin birinde saklı bu sorunun cevabı…

Tulum Hayri: Allah aşkına hocam, bu okulda insan ne öğrenir?

Mahmut Hoca: Yaşamayı, mücadele etmeyi, doğa ile savaşmayı öğrenirsiniz. Bilgili olmayı, en önemlisi kendinize karşı saygıyı öğrenirsiniz. Bu saydıklarım eğer bir okulda yoksa, orada sadece bir taş yığını vardır.

Sinemayı seviyorum çünkü…

2 yıl önce Film Ekimi biletlerimi aldıktan sonra, istediğim tüm biletleri bulmuş olmamın keyfi ile Kadıköy Kozyatağı metrosunda IPad’ime hızlı hızlı yazmıştım 😊

Sinemayı seviyorum çünkü dünyanın uçsuz bucaksız bir yer olduğu hatırlatıyor bana, her ne kadar Shakespeare dünya büyük bir hapishaneden başka nedir ki demiş olsa da 🙂

Sinemayı seviyorum çünkü kısa bir süreliğine de olsa dünyanın ne kadar boktan bir yer olduğunu unutturuyor insana…

Sinemayı seviyorum çünkü gördüklerimizin, yaşadıklarımızın, mevcutun içinde ne kadar küçük bir parça olduğunu gösteriyor ve bu kadar az veri ile nasıl böylesine keskin ve kararlı olabildiğimizin çelişkisini hissettiriyor insana…

Sinemayı seviyorum çünkü karanlık bir salonda bilmediğim dünyaların içinde kaybolmanın korkunç bir tadı var…

Sinemayı seviyorum çünkü bazı filmler bittikten sonra hafif bir yağmurun altında o filmi farklı boyutları ile yaşamak ruhuma çok iyi geliyor.

Belki de insanlığın geleceğine ilişkin kaybettiğim umudumu toparlamama yardımcı olduğu için bu kadar çok seviyorum sinemayı…

Her insanın bir ağacı olmalı bir yerlerde…

İnsanların çocukluklarının geçtiği ev, sokak, mahalle olur da, hiç ağaç da olur mu demeyin. Benim ve arkadaşlarımın böyle bir ağacı vardı. Yaz akşamları, okul sonraları birbirimize hiç sormadan bu ağacın çevresinde toplanırdık. Hepimizin arka pencereleri ağacın olduğu bahçeye baktığı için bir arkadaşımızı gördük mü orada, atardık kendimizi ağacın altına. Ben sevmediğim Biyoloji, Tarih gibi dersleri üst dallarına çıkıp çalışırdım. Hiç bir zaman kafamın almayacağını düşündüğüm (herhalde soyadım kafa-dar diye bu dersler girmiyor içeri derdim 😀) bu dersleri bu ağacın dalları arasında nasıl olduğunu anlamadan anlardım. Okul bittiğinde de o tiksindiğimiz bütün derslerin defterlerini bu ağacın altında yaktığımız ateşin içine atar, alevlerin etrafında hoplaya zıplaya okulun bitişini kutlardık 😀 Bugün dünyanın neresinde bir ağacın kesildiğini duysam, Ataköy’deki bu çocukluğumun geçtiği ağaç geliyor aklıma ve kendi kendime diyorum ki demek ki bunların hayatlarında hiç ağaçları olmamış, onun için bu doymamışlıkları, açlıkları, gözlerindeki mutsuzlukları…