Zamana yönelik küçük bir değerlendirme

“Büyük insan zamanının önündedir; akıllı insan zamanında bir şeyler yapar; aptallar da zamanın önünde dikilirler” demiş Jean Baudrillard

Ben de diyorum ki, zaman, bu aptalları kenara süpürse de, olan yine zamana oluyor 😊

Reklamlar

Bir işe girerken firmanın sizi değerlendirdiği gibi siz de firmayı değerlendirin

İşe girerken, firmanın sağladığı yan haklar, çalışma şartları, maaş çok önemli ama bunların hepsinden daha önemlisi o firmanın insana verdiği değerdir. Bu değeri / önemi anlamanın en basit yolu firmanın İnsan Kaynakları yönetimine ve İK çalışanlarına bakmak. İşe başvuru sürecinde şirketin sizi incelediği ve ölçtüğü kadar, siz de şirketi karşınızdaki İK’cılar üzerinden tahlil edebilirsiniz.

Firmanızın değerleri ile işe alacağınız insanların değerleri örtüşüyor mu?

Firma yöneticileri, İK yöneticileri firmanın değerlerini iş görüşmesi yapan adaya çok iyi anlatmalı ve adayın bu değerlere yaklaşımını iyi analiz etmeli. Ancak birçok İK yöneticisinin firmasının değerlerini tam özümseyemediğini, bu nedenle de adaya da aktaramadığını görüyorum. Durum böyle olunca da görüşme yavaş yavaş bir sohbet havasına giriyor, sonuçta iyi elektrik yakalanıp aday işe alınsa dahi firmanın değerleri de, adayın değerleri de tam olarak anlaşılmıyor.

Bilginin yönetilmesi eğitim sisteminin umrunda mı?

Son 2 yılda insanlık tarihinin toplamından fazla veri üretmişiz. Önümüzdeki yılların en önemli konusu bu veri yoğunluğu içinden doğru ve işimize yarayanı bulup seçmek olacak. Bu da sadece Google aramaları ile ulaşılabilecek bir sonuç değil. Tecrübemiz, birikimimiz, merakımız, ilgimiz burada öne çıkacak. Üzücü olan eğitim sisteminin insanlığın gittiği bu yönü hala doğru anlamadan çocuklara hiç işlerine yaramayacak bilgileri yüklemekle uğraşması ve o bilgileri doğru ezberleyip ezberleyemediğine göre değerlendirmesi…

Mutsuzluğumuzun Kaynağı: Tüketim kısırdöngüsü


Pahalı, lüks şeyler alıp onları tüketerek kaynağını çözemediğimiz, çözmek için üzerinde kafa dahi yoramadığımız sorunlarımıza çözüm bulmaya çalışıyoruz. Psikolojik gereksinimlerimizi doğru çözümleyemediğimiz için sürekli olarak maddi şeylere yöneliyoruz. Yöneldiğimiz bu maddi nesneler psikolojik ihtiyaçlarımızı karşılayamadıkları gibi bizim gerçek ihtiyaçlarımızı bulmamıza da yardımcı olmuyorlar. Sonuçta kurtulamadığımız bir kısır döngü içinde kendimizi de hayatımızı da tüketiyoruz.