Mühendisliğe Giden Yolda Mustafa İnan Gençlerle Buluşuyor

İTÜ’nün unutulmaz hocası değerli bilim insanı Mustafa İnan’ı daha iyi anlamak, düşüncelerini, vizyonunu bugüne taşıyabilmek amacıyla 22 Ekim 2019 Salı günü saat 13.00 – 17.00 arasında İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde “Mühendisliğe Giden Yolda Mustafa İnan Gençlerle Buluşuyor” konulu bir etkinlik gerçekleştirilecek. Etkinlikte benim de Oğuz Atay’ın “Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan” kitabından yola çıkarak hazırladığım “Mustafa İnan’dan neler öğrenebiliriz?” konulu bir konuşmam olacak.
Mühendis, her an yaptığı işin farkında olan adamdır. Mühendis, tablolara, cetvellere bakarak bazı sayıları oralardan alan ve bu sayıları hemen çarpıp bölmeye koyulan bir otomat değildir… Çocuklarımıza durmadan tekrarlıyoruz: Muhakkak yabancı dil öğren! ‘Düşünmeyi öğren!’ derseniz sanki bir hakaret oluyor. Düşünmeyi öğrenmek de, herhalde yalnız düşünmenin kanunlarını bilmek değildir. Bence önemli olan, asıl güçlük, problemleri kurmaktır. Çoğumuz problemleri yanlış kurduğumuz için daha baştan çözümsüzlükle karşılaşırız;” diyen Mustafa İnan’ı daha yakından tanıyıp, kısa yaşamı içinde gerçekleştirdiği mucizevi başarıları onu birebir tanıyan insanların ağzından dinlemek istiyorsanız sizleri her dakikası dolu dolu geçecek bu etkinliğe beklerim.
Not: Mesajı ilgilenebileceğini düşündüğünüz tanıdıklarınızla paylaşabilirseniz sevinirim.

Mustafa İnan’ı düşünmek


Bu sabah işe gelirken Mustafa İnan’ı düşündüm, bizi zamanında ne güzel uyarmıştı…”Bilim uzun ve çetin bir yoldur çocuklar. Bilimi yarı yolda bırakmayın, olur mu çocuklar?!

Oppenheimer gibi hissediyorsanız; bırakın yüksek binaları başkası yapsın, büyük barajlarda başkası çalışsın.

Bazılarına çok uzaklardan bile görünen yüksek yapılar kurmak çekici gelecektir. Bırakınız bu işleri öyleleri yapsın.

Bazıları da insanları çalıştırmak, büyük teşebbüsleri idare etmek ihtirası ile yanarak kuvvetli olmak isteyeceklerdir. Bırakınız parayla da onlar uğraşsın.

Sizin kuvvetli olmak gibi bir derdiniz yoksa, siz de Leonardo Da Vinci gibi ‘Kuvvet nedir?’ diye merak ediyorsanız; buyrun, sizleri Mekanik kürsüsüne beklerim.

Çünkü bazılarına göre ‘Kuvvet’; para ile organizasyonun çarpımına eşittir;

Bize göre de kuvvet; ivme ve kütleyi ilgilendiren bir büyüklüktür.

Bu iki formülü birbiriyle karıştırmayın, olur mu çocuklar?!

Kürsü ile ticarethaneyi birbirine karıştırmayın, olur mu çocuklar?!”

35 yıllık yol arkadaşlarımla birlikte güzel bir gecenin ardından

8 Kasım 1982’de yani 7 Kasım Pazar günü %92 çoğunlukla kabul edilen anayasa referandumunun ertesi günü İTÜ Taşkışla’da, yağmurlu ve soğuk bir günde başladığımız yolculuğun 35. yılını doldurduk bu sene. Hepimizin gözlerinde, o 2 blok ders arasında derme çatma çay ocağının önündeki sohbetlerimizin heyecanı var hala. Ve bu heyecanın hiç bitmeyecek olduğunu görmek, tarif edilemeyecek kadar güzel bir duygu. 😊