About cemkafadar

1965 yılında İstanbul’da doğdu. 1987 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi’nden İnşaat Mühendisi olarak mezun olduktan sonra 1988 - 1998 yılları arasında Koç Holding bünyesinde yer alan Garanti Koza İnşaat’ta şantiye şefliği, kesin hesap ve planlama şefliği, satın alma şefliği, teknik ofis müdürlüğü, proje müdür yardımcılığı gibi farklı görevlerde çalıştı. 1998 yılından 2004 yılına kadar Alarko’da iç denetim uzmanlığı, planlama şefliği, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlığı görevlerinde bulundu. 2004 - 2006 yılları arasında da IKEA Ümraniye projesinde Teknik Müdür olarak görev aldı. 2006 yılında internet üzerinden danışmanlık hizmetleri verdiği kendi şirketini kurdu. 2007 yılından bugüne 1inşaat Bilişim Reklamcılık Ltd. Firmasında kurucu ortak olarak yer almaktadır. 2001 yılında yapı sektörü ile her türlü bilgiye internet üzerinden kolay erişilebilmesi amacıyla www.yapirehberi.net’i, 2003 yılında Keremhan Eke ile birlikte yapı sektörüne yönelik ilanların yayınlandığı "Her ilan yeni bir fırsattır" sloganı ile www.yapiilan.com’u, 2007 yılında da bugun itibarı ile inşaat sektöründen 52.000’in üzerinde üyesi bulunan Türkiye’nin ilk sektörel sosyal ağ platformu olan www.1insaat.com platformunu yayına geçirdi. 10 yıldır internet üzerinde yayında olan, inşaat sektörü ile ilgili her türlü bilgi paylaşımı ve mesleki yardımlaşmayı hedefleyen 12.000'in üzerinde inşaat sektöründen üyesi bulunan 1insaat.com e-posta grubunun yöneticiliğini yapmaktadır. Ayrica inşaat sektöründe birçok firmaya “İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanlığı” hizmeti vermektedir. İnternet üzerindeki faaliyetleri ile birlikte 2004 yılından bugüne İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev almaktadır. Son 5 yıl içinde üniversite, meslek odaları ve farklı sivil toplum kuruluşlarında inşaat sektörü ve internet konuları ile ilgili davetli konuşmacı olarak çeşitli seminerler vermiştir. Insan Kaynakları, Proje Yönetimi, Şantiye Yönetimi, İnternet Üzerinden Pazarlama, Sosyal Medya Pazarlamasi konularındaki düşünce, yazı ve sunumlarını blogu üzerinden paylaşmaktadır.

Bir okulda olabilecek en kötü şey…

Bana kalırsa, bir okulda en kötü şey korku, baskı ve herşeyi herkesten iyi bilir görünme yollarına baş vurmaktır. Böyle bir eğitim öğrencide sağlam duyguları, içtenliği, kendine güveni yokeder. Boyun eğen bir insan yetiştirir. Okulları bu en büyük kötülükten kurtarmak da pek o kadar zor değildir. Şu kadarı yeter: Öğretmene mümkün olduğu kadar az zor kullanma hakkı vereceksiniz ve öğrencinin hocasına duyacağı saygının tek kaynağı onun insanlık ve düşünce değerleri olacak.

Albert Einstein

Herkes yenilgiyi tadar…

Iyl lnsanların hızla azaldığı ve yerlerini sığ insanlara bıraktığı şu dünyada Leonard Cohen ne güzel söylemiş; “Herkes yenilgiyi tadar. Kimsenin tam istediği gibi bir hayatı olmaz”

Hepimiz acıklı bir şarkıyı severiz. Herkes yenilgiyi tadar. Kimsenin tam istediği gibi bir hayatı olmaz. Hepimiz sahnenin ortasında kendi kahramanımız olarak yeni role başlarız ve zamanla kenara itilir kalırız. Zaman geçer; kahramanımız yenilir, hikâye değişir, tepetaklak olur ve biz bir kenarda artık neden bize rol verilmediğini merak ederiz.

Hatta neden rol istemediğimizi… Herkes bunu yaşar ve bir şarkının tatlı kaşığıyla verildiği anki duygusuyla kalpten kalbe bir yol açılır.

O zaman daha az dışlanmış hissederiz kendimizi. İşte herkes gibi bu olup biten lanet olası şeylerin, yaşamın olağan adımlarıdır der dururuz. Ve, bu zincirin parçası olduğumuzu kabulleniriz.

Anlarız ki herkes yeniliyordur.

Leonard Cohen

Konuşmak üzerine

Sartre’a göre kelimeler tabancada dolu şarjördür. İnsan konuştuğu an tetiğe basmış demektir. susmak da elindedir, ama ateş etmeyi seçtiğine göre, bunu bir çocuk gibi gözlerini yumarak rastgele değil, yetişkin bir insan gibi hedef gözeterek yapması gerekir.

Alt yüklenicilerin fiyat artış taleplerinin ne derece gerçekçi olduğunu nasıl anlayabiliriz?

CEO - Mühendis - Danışman ilişkisi
Fiyat artış taleplerinin ne denli gerçekçi olduğunu anlamanın en basit yolu, teklif aşamasında alt yükleniciden fiyat isterken, bu fiyatları analizleri ile birlikte istemektir.
Elimizde doğru bir analiz varsa, fiyat artış talebinin değerlendirmesini rahatlıkla yapabiliriz.
Aksi durumda fiyat artış pazarlığı, pazar esnafı ile yaptığımız herhangi bir teknik veriye dayanmayan bir pazarlık haline gelecektir.
Gerek alt yüklenici yönetiminde öncelikle nelere dikkat edilmesi gerektiğini, gerek ise şantiyede yaşadığımız sorunlarla nasıl başa çıkabileceğimize ilişkin çözüm önerilerimi Udemy Platformunda yayınlanan Şantiye Yönetimi derslerimde detaylı olarak anlattım. Tüm derslerime aşağıdaki adresten %60’ın üzerinde bir indirimle ulaşabilirsiniz.

50 yaşımdan 20 yaşıma bir mektup

1980’lerin ortasında PTT’nin güzel bir çalışması vardı; 2000 yılına mektup. 2000 yılında size ulaştırılacak bir mektubu bu kampanya kapsamında postaya veriyordunuz, PTT de belirttiğiniz adrese mektubu ileteceğini taahhüt ediyordu. Üniversite yıllarımda çok istemiş olsam da derslerimin yoğunluğundan o mektubu bir türlü yazamamıştım. Bugün bile aklıma takılır acaba yazabilseydim ne yazacaktım 80’li yıllardan o gözümde çok büyükdüğüm 2000 yılına. Bu sorunun cevabını artık verebilmem mümkün değil fakat bugünden düne yani 50 yaşımdan 20 yaşıma neler yazabilirim diye düşündüğümde bu mektubu hemen kaleme alabilirim. İnsanoğlunun varoluşundan bu yana hep söylediği “bugünkü aklımla o gün yapabilseydim”lerin kişisel bir dökümünü çıkarabilirim. İşte 20 yaşındaki halime iletmek istediğim çok da fazla düşünmeden ilk aklıma gelen 50 şey.

Başarıya çok fazla takıntılı olma, anı kaçırırsın

Mükemmelliğe değil elindeki kaynakları en doğru şekilde kullanmaya odaklan. Mükemmeli amaçladıkça hem ona ulaşamayacaksın hem de üretimin ve verimliliğin düşecek.

Günlük tut, kişisel tarihini yaşarken yakala. Yaşadıklarına ilişkin yazacağın her not kendini daha iyi tanımanı ve anlamını sağlayacak. Kendini tanıdıkça yapacağın seçimler de o denli doğru olacak.

30 yaşına kadar her kıtada en az bir ülkeyi görmeyi hedefle. Tüm anlatılanları, bütün okuduklarını bu seyahatlerinden sonra daha iyi içselleştireceksin.

Fotoğraf çekmenin tekniklerini öğren. Fotoğrafçı gözüne ne kadar erken sahibi olursan çevrendeki detayları o kadar iyi yakalayacaksın, bu becerin ile çok kişinin göremediklerini görebileceksin.

Okuyabildin kadar edebiyat klasikleri, felsefe ve şiir kitapları oku. Dünyayı da, kendini de ancak okudukça daha iyi anlayacaksın. Üniversiteyi bitirdikten sonra okumak için bu kadar fazla zamanın olmayacak.

Gazete ve benzeri popüler yayınlara ayırdığın zamanı olabildiğince düşür. Bu yayınların çoğunun amacı, senin düşüncelerini manipüle edip sistemin istediği bakış açısına sahip olmanı sağlamaktır.

Sadece kendi mesleğinden değil farklı meslek gruplarından da arkadaşlar edinmeye çalış.

Televizyonu değil, sinemayı tiyatroyu hayatına sok.

Becerebiliyorsan bir müzik aletini çalmayı öğren.

Arkadaşlarını, dostlarını kaybetme. İlerleyen zamanda en eski arkadaşların seni en iyi anlayanlar oluyor.

Negatif insanlardan uzak dur, enerjini çalıyorlar. Bu yaşında enerjin bol olduğu için bu insanların sana verebilecekleri zararları tam anlayamayabilirsin.

Sevdiğin şeyleri daha çok, sevmediğin şeyleri daha az yap.

Sadece yaşadığın toplumdaki insanlara değil henüz dünyaya gelmemiş insanlara karşı da sorumlulukların olduğunu unutma.

Dogmatik olan her şeyi sorgula. Bu mektup dahil.

Zamanını iyi yönet, sen onu yönetemezsen o seni yönetmeye başlıyor, tüm yönetemediklerin gibi. İstediklerini bir türlü yapamazken hep bir şeyleri yetişmeye çalışıyorsun, çoğuna da yetişemiyorsun.

Eşya, mal değil anı biriktir. Satın aldıklarını unutacaksın, yaşadıkların hep seninle kalacak.

İlk referansın kendi iç sesin olsun, iç sesini toplumun gürültüsüne boğdurma.

Hata yapmaktan değil hiçbir şey yapmamaktan kork. En korkuncu, insanın korkularına yenik düşüp eylemsizleşmesidir.

Hayatını olabildiğince basitleştir. Bu sadeliği hayatına geçiremez isen, kendi yarattığın kaosun içinde boğulabilirsin.

İnsanların söylemediklerini duymayı öğren. Asıl anlatmak istedikleri, beden dilinde ya da ses tonunda saklıdır.

Cevapların çoğunu ya doğada ya felsefede bulacaksın. Doğayı da felsefeyi de iyi öğrenmeye çalış.

Sahip olduklarının kıymetini bildiğinde yaşam daha kolaylaşacak.

Hatalarından doğru dersleri çıkarabilme yeteneğini geliştirdikçe yanlışlarını fırsata çevireceksin. Hiçbir hatanın boşa harcanmasına izin verme.

Pusulan vicdanın olsun.

Ne politikaya gir ne de ilgilen.

Mutluluğun tükettiklerinle değil, ürettiklerin ile bağlantılıdır.

Gençliğindeki yenilikçi bakış açını hiç kaybetme. Hatta onu daha da geliştirmenin yollarını ara.

Fikirlerine aşık olma. Aşık olduğun noktadan sonra daha iyisini yaratamazsın.

Yarışacaksan birileri ile değil kendin ile yarış. Hep daha iyi versiyonun için çalış.

Sonuç odaklı değil süreç odaklı ol. Sadece sonuca takılırsan yaptığın işteki anlamı kaçırırsın.

Gün içinde olumlu duygular yaşadığın anların sayısını çoğaltmaya çalış.

Geleceğe yönelik öngörülerin olsun. Seçimlerinde bu öngörülerini de dikkate al.

Eleştirilmekten korkma. Eleştirileri doğru sentez edebilirsen yolunda daha hızlı ilerlersin.

Olayları neden sonuç ilişkisi kapsamında değerlendirmeye çalış. Sana en anlamsız gelen bir sonucun hiç tahmin etmediğin bir sebebi olabilir. Sonuç olarak gördüğün belki de bir sebeptir.

Affetmek yüreğini hafifletir, affet ama unutma. Unutursan aynı acıyı tekrar yaşayabilirsin.

Birilerinin hayatına ne kadar olumlu dokunabiliyorsan kendini o kadar iyi hissedeceksin.

Hayatın özünde basit ve keyifli olduğunu, onu zorlaştıranın toplumsal olgular olduğunu unutma. 100 yıl önce doğru kabul edilen çok şey bugün için nasıl yanlışsa, bugünün doğruları da 100 yıl sonra yanlış olabilecektir. Toplumsal dogmaların değil evrensel doğruların peşinden git.

İdeolojilerin seni körleştirebileceği tehlikesini gözardı etme. Unutma ideolojiler sadece seni değil toplumları da körleştirebiliyor.

Hayatın kaliteli olsun istiyorsan kaliteli sanat eserleri ile besle kendini.

Korkularından arındıkça özgürleştiğini göreceksin. Korku ve özgürlük bir arada olmuyor.

Beklentilerini doğru yönetebilirsen hayatın daha kolaylaşacaktır.

Herkesin birbirine benzemeye çalıştığı bu dünyada özgünlüğünü korumayı başarabilirsen daha erken fark edilirsin.

Sistem seni de öğütmeye çalışacak, tek yapacağın farklılığını, özgünlüğünü korurken kendini sürekli geliştirmek. Yoksa kalabalığın içinde kaybolup gidersin.

En iyi geri dönüşü olan yatırım kendine yapacağın yatırım olacak.

Kendinle yüzleşmekten korkma, yüzleşmeden kendini aşamazsın.

Çelişkilerin yaratıcılığını geliştirecektir, onlardan korkma, içlerindeki mizahı yakalamaya çalış.

Mizahı hayatının içinde tut. Kahkahalarını çoğalt, unutma kahkahaların da seni çoğaltacaktır.

Yeri geldiğinde kendine format atmaktan çekinme aksi taktirde işletim sistemin kilitlenebilir.

50 yaşına geldiğinde 20 yaşındaki haline sen de bir mektup yaz 🙂