Başlangıç seviyesindeki mimar ve inşaat mühendislerinin maaşları neden uzun yıllardır ortalamanın altında?
Sabah saat 06:45.
Genç mühendis henüz poğaçasını bitirmeden telefonu çalmaya başlar. Beton programı kaymış, kalıp ekibi gecikmiş, proje ofisinden yeni bir revizyon gelmiştir. Gün daha başlamadan üç problemi çözmesi gerekir.
O mühendis, aslında milyonlarca dolarlık bir sürecin görünmeyen koordinatörüdür. Ama ya ay sonunda aldığı maaş?
İnşaat sektöründe yıllardır herkesin bildiği ama fazla konuşmak istemediği bir gerçek var. Başlangıç seviyesindeki mimar ve mühendislerin maaşları, sistematik biçimde düşük kalıyor. Üstelik bu durum; projeler büyürken, teknik karmaşıklık artarken ve riskler derinleşirken bile değişmiyor. Bilinçli ya da bilinçsiz şekilde kurulmuş bir denge var ve burada kaybeden genç arkadaşlar oluyor.
Kırk yılı aşkın süredir inşaat sektörünün farklı alanlarında çalışmış biri olarak yapay zeka sonrası yöneticilerde bu yeni teknolojinin projelere nasıl entegre edileceği konusunda bir tedirginlik, daha da kötüsü bir kararsızlık gözlemliyorum. Oysa AI uygulamalarına geçişteki her gecikme, farkında olmadan şirketlere hem gider yazıyor hem de rekabet avantajını zayıflatıyor. Ayrıca yönetici kadrosunun yapay zeka konusunda yeterince bilinçlenmeden yapılacak bir yapay zeka yatırımının sadece parasal anlamda değil, işin ilerleyişiyle birlikte organizasyonel sıkıntılar da yaratacağını düşünüyorum.
Peki o zaman inşaat firmaları yapay zekaya nasıl bir giriş yapmalı düşüncesinden yola çıkarak aşağıdaki başlıklarını verdiğim eğitimi tasarladım. Bu konuların bir kısmını 2023’de çıkan kitabım İnşaatta Yapay Zeka’da anlatmıştım. Ancak o günün teknolojisinde yazdıklarım biraz soyut kalıyordu, bugün onların büyük bir kısmını yapay zeka araçlarını kullanarak somutlaştırdım.
Bu yapay zeka bilinçlendirme eğitimi sonrasında projelerinize yönelik kafanızdaki soruların bir çoğuna ilave bir yazılım veya araca ihtiyaç duymadan mevcut yapay zeka sohbet robotlarıyla yanıtlar üretebileceksiniz. Dijital dönüşüm gibi iddialı ifadelerle konuyu biraz da bizim zorlaştırdığımızın farkındayım. Eğitimde birlikte yazacağımız promptlar ve ajanlarla yapay zekanın felsefesinin daha da ötesi kullanabilirliğinin ne kadar kolay olduğunu göreceksiniz.
– İnşaat firmaları yapay zekayı nerelerde nasıl kullanmalı?
– Projelerinizde verimliliği artırmak için prompt kütüphanenizi nasıl oluşturmalısınız? (Örnek promptlarla)
Bana bu soruyu sorduklarında hep aynı cevabı veriyorum. Bilinen yanlışları tekrarladığımız ve onlardan doğru dersleri almadığımız için. Peki bu yanlışlar, bir türlü alamadığımız dersler neler?
Projelerin süreç içinde yapılan bir büyük hatayla zarar ettiği durumlar olmuştur. Bazen verilen bir yanlış karar beraberinde artçılarını da getirerek, projenin istenmeyen bir şekilde sonlanmasına neden olabilir. Fakat asıl kendini bizden saklayan tehlike her şeyin doğru planlandığı, iyi bir ekibin kurulduğu, toplantılarda herkesin keyfinin yerinde olduğu zamanlardadır. Kötü huylu kistlerin projenin içinde sessizce büyüdüğünün kimse farkında değildir. Hiçbir şey henüz dramatik bir duruma gelmemişken, bir gün bakarsınız ki proje yavaş yavaş çözülmeye başlamış. Gecikmeler çoğalmış, maliyetler yükselmiş, ekibin motivasyonu düşmeye başlamış. O zaman ister istemez şunu sorarız, işe başladığımızda her şey iyiydi de, şimdi ne oldu böyle? Cevabı basittir: Proje kötü yönetiliyordur.
Şantiyelerdeki işleyişi bilirsiniz. Hedeflerine doğru zaman ve bütçeyle ulaşmış mühendis, bir süre sonra terfi eder ve yönetici olur. Başlangıçta herkes için bu mantıklıdır. Çünkü teknik olarak baktığımızda şantiyedeki en güçlü profillerden biridir. Fakat birkaç ay sonra bakarız ki, işler beklenildiği gibi gitmemeye başlamıştır. Şimdi karşımızda bambaşka bir tablo vardır.
Ekipler zorlanıyordur, enerjileri düşmüştür.
İletişim kopmuştur.
Kararlar gecikiyor ya da sertleşiyordur.
Toplantılar uzuyor ama net kararlar verilemiyordur.
Geri bildirim akışı zayıflamıştır.
İnsanlar fikirlerini söylemekten çekiniyorlardır
Öncelikler sürekli değişmeye başlamıştır
Motivasyon yerini yorgunluğa bırakmıştır
Yetki devri azalmış, bağımlılık artmıştır
Güven yerini kontrol ihtiyacına bırakmıştır
Ekip yöneticiyi, yönetici ekibi anlamıyordur
Ve en önemlisi:
Başarıyı getiren teknik güç, yönetimde aynı etkiyi yaratamamıştır.
İran savaşı körfezdeki inşaat projelerini nasıl etkileyecek?
Artan Belirsizlik Maliyeti
İnşaat projelerini ağırlıkla maliyet ve zaman üzerinden okuruz. Ancak büyük ölçekli projelerin kaderini belirleyen asıl değişken çoğu zaman göremediğimiz belirsizliklerdir.
Şu an yaşanan İran savaşı, Dubai, Suudi Arabistan ve Katar gibi Körfez’in en dinamik inşaat pazarlarında doğrudan fiziksel yıkım yaratmayabilir. Ancak bu tür bir jeopolitik kırılma, sektörün temelini oluşturan üç kritik parametreyi eş zamanlı olarak etkileyecektir: finansman, tedarik zinciri ve sözleşme dengesi.
Peki, projeler duracak mı?
Büyük ihtimalle hayır.
Ama aynı şekilde devam etmeyecekler.
1. Finansman: Jeopolitik Risk, Proje Fizibilitesini Nasıl Erozyona Uğratır?
Günümüz savaşlarında artık sadece tankların, uçakların ya da füzelerin sayısı değil; savunma sistemlerinin bir karşı saldırıda nasıl hayatta kalabileceği de önemli. İşte bu noktada İran’ın yıllardır geliştirdiği “yeraltı füze şehirleri” dikkat çekici bir stratejik mimari olarak karşımıza çıkıyor.
İranlı yetkililer zaman zaman bu tesislerin görüntülerini yayımladığında dünya kamuoyu şaşkınlıkla izledi: Dağların içine oyulmuş kilometrelerce uzunlukta tüneller, ray sistemleri üzerinde hareket eden balistik füzeler, devasa depo galerileri ve yeraltından yüzeye çıkan fırlatma rampaları. İlk bakışta bir bilim kurgu sahnesini andıran bu görüntüler aslında modern askeri mühendisliğin geldiği noktayı gösteriyor.
Bu yeraltı şehirlerinin temel amacı son derece net: Füze kapasitesini hava saldırılarından korumak ve ikinci vuruş kabiliyetini garanti altına almak.
Gelin, bugün birlikte gökyüzüne yükselen bir hayalin izini sürelim.
2.000 metreye varan yüksekliğiyle Jeddah Tower, yalnızca Suudi Arabistan’ın değil, insanlığın eriştiği yeni bir zirvenin simgesi olacak. Projeyi, Vision 2030’un şehircilik, teknoloji ve küresel prestij ekseninde taşıdığı iddianın yapılaşmış hali olarak düşünebiliriz.
Bugün internette bu haber başlığını görünce bir an acaba 1 Nisan şakası mı diye düşündüm. Baktım değil, yıllardır üzerinde çalışılan bir proje. Hemen yapay zekaya sorup mega kuleyle ilgili detaylı bilgilere ulaştım. Sonra da Chatgpt’den Jeddah Tower’ın Suudilerin Vision 2030 kapsamında inşa ettikleri Neom ve The Line projeleriyle ile karşılaştırmalı bir analizini yapmasını istedim. İşte sonuçlar…
GENEL BİLGİLER
Projenin Adı: Jeddah Tower (önceki adıyla Kingdom Tower)
Lokasyon: Cidde, Suudi Arabistan (Kızıldeniz kıyısında, Obhur Creek bölgesi)
Yükseklik: Tam yüksekliği kesin olarak açıklanmamakla birlikte, 1.000 metreyi aşacağı, bazı kaynaklara göre ise 1.600 ila 2.000 metre arasında olabileceği söyleniyor.
Kat Sayısı: Tahmini 167 ila 200 kat
Yüzey Alanı: 530,000 m² üzeri toplam inşaat alanı
Maliyet: Yaklaşık 1,4 milyar dolar (yalnızca kule), tüm proje alanı ise 20 milyar doların üzerinde
Amaç: Cidde’nin küresel finans ve turizm merkezi olmasını sağlamak
MİMARİ VE MÜHENDİSLİK
Mimar: Adrian Smith + Gordon Gill Architecture Adrian Smith, daha önce dünyanın şu anki en yüksek binası olan Burj Khalifa’nın da mimarıdır.
Yapı Mühendisliği: Thornton Tomasetti
Yapımcı Firma: Saudi Binladin Group (baş müteahhit)
Öne Çıkan Mimarî Özellikler:
Aero-dinamik tasarım: Rüzgar yükünü en aza indirecek şekilde üç kollu, “Y” şeklinde temel tasarım
Cam cephesi: Isı yalıtımı yüksek, parlak güneşi yansıtan özel camlar
Gökdelenin tepe kısmında gözlem katı ve lüks restoranlar olacak.
En büyük asansörlerden biri: Tek seferde 160 kata çıkabilecek sistemler öngörülüyor.
KULLANIM AMAÇLARI
Ofis alanları
Otel ve rezidanslar (Four Seasons ile işbirliği yapılması planlanıyor)
Gözlem terası – Dünya üzerindeki en yüksek noktada olacak şekilde tasarlanıyor
Lüks alışveriş merkezleri
Kongre ve toplantı alanları
İNŞAAT SÜRECİ VE DURUM
İlk başlama tarihi: 2013
Planlanan tamamlanma tarihi: İlk olarak 2020 hedeflenmişti, ancak proje siyasi, finansal ve teknik nedenlerle birçok kez duraksadı.
2023’te yeniden canlandırıldı: Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu kapsamında projeye yeniden büyük bütçeler ayrıldı.
2024’te Suudi hükümeti projeyi dünyanın yeni simgesi haline getirmek istediğini açıkladı.
Tamamlanma tahmini: 2027-2030 arasında olması bekleniyor.
Turizm, gayrimenkul ve teknolojiye dayalı bir gelecek inşa edilmek isteniyor.
Cidde, Riyad dışında küresel bir merkez haline getirilmek isteniyor.
“NEOM” gibi diğer dev projelerle birlikte entegre bir modernleşme vizyonunun parçası.
ELEŞTİRİLER VE ZORLUKLAR
Zemin ve temel sorunları: 2 km’lik yapının zemin mühendisliği çok zorlu; deniz seviyesine yakın bir bölgede yapılıyor.
İklim koşulları: Cidde’nin aşırı sıcak havası ve kum fırtınaları inşaatı zorlaştırıyor.
Finansman sorunları: 2017’de yaşanan siyasi çalkantılar sonrası projeye kaynak akışı durmuştu.
Mühendislik sınırları: Bu yükseklik henüz hiçbir yapıda test edilmemiş olduğundan büyük riskler içeriyor.
GELECEK BEKLENTİLERİ
Eğer bu proje başarıyla tamamlanırsa:
“Mega yüksek yapı mühendisliği” yeniden tanımlanacak.
Dubai’nin Burj Khalifa’sından sonra gökdelen yarışında yeni bir çağ başlayacak.
Suudi Arabistan, modern mimari ve şehircilikte “örnek alınan ülke” imajı kazanabilir.
KARŞILAŞTIRMALI TABLO: Jeddah Tower – The Line – NEOM
Özellik / Proje
Jeddah Tower
The Line
NEOM City
Lokasyon
Cidde, Kızıldeniz kıyısı
Tabuk bölgesi, kuzeybatı Suudi Arabistan
Kızıldeniz’in kuzeybatısı, Ürdün sınırına yakın
İnşa Başlangıcı
2013
2021
2017
Tamamlanma Planı
2027-2030 (belirsiz)
2030 (1. etap)
2030 (vizyonel tamamlanma)
Öne Çıkan Mimari
~2.000 m yüksekliğinde tek gökdelen
170 km uzunluğunda, 200 m genişliğinde çizgi şehir
Modüler ve tematik şehir bölgeleri
Amaç
Dünyanın en yüksek yapısı
Sıfır karbon, dikey şehirleşme
Teknoloji, doğa ve insan merkezli yaşam
Vizyon 2030 ile İlişki
Küresel cazibe, turizm, marka
Sürdürülebilirlik, dijitalleşme, inovasyon
Ekonomik çeşitlilik, küresel cazibe
Sürdürülebilirlik
Orta düzey
%100 yenilenebilir enerji, yaya odaklı
Tamamen karbon nötr altyapı hedefi
Teknoloji Entegrasyonu
Kısmen
Gömülü yapay zekâ, drone taşımacılığı
Robotik, biyoteknoloji, yapay zekâ, su arıtımı
Maliyet
~1.4 milyar $ (kule)
~500 milyar $ (tüm NEOM projesi dahilinde)
Toplam NEOM bütçesi ~500 milyar $+
ANALİZ
1. Amaç ve Vizyon Farklılıkları
Jeddah Tower, görkemli ve sembolik bir yapı olarak konumlanıyor. Amacı rekor kırmak, Suudi Arabistan’ın küresel vitrinini değiştirmek ve Cidde’yi cazibe merkezi haline getirmek.
The Line, radikal bir şehircilik deneyidir. Yatay değil, dikey kentleşme önererek hem alan kullanımını hem de karbon salınımını minimize etmeyi hedefliyor.
NEOM, daha geniş bir üst projedir; The Line bunun yalnızca bir parçası. NEOM, geleceğin yaşam biçimini simgeler: yapay zekâ destekli şehirler, biyoteknoloji, enerji, eğitim ve doğa ile uyumlu yaşam.
2. Yapısal ve Mühendislik Zorlukları
Jeddah Tower, mühendislik sınırlarını zorlayan bir proje. 2 km’ye yakın bir gökdelenin temeli, rüzgâr dengesi, asansör sistemleri gibi konular hâlen deneysel düzeyde.
The Line ise mimari deneycilikte Jeddah Tower’dan daha öteye geçiyor: 170 km boyunca uzanan ayna kaplı bir şehir; bu yapı bugüne kadar hiç denenmemiş bir “megastrüktür”.
NEOM ise şehri baştan tasarlayan bir gelecek laboratuvarı. Bu kadar geniş coğrafyada entegre teknolojilerle yaşamak, çok sayıda sistemin eş zamanlı çalışmasını gerektiriyor.
3. Siyasi ve Ekonomik Arka Plan
Üç proje de Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın liderliğindeki Vision 2030 programının parçaları.
Petrol dışı gelir kaynakları yaratmak, turizm, teknoloji ve finans üzerinden büyümek hedefleniyor.
Jeddah Tower, geçmişte Suudi kraliyet ailesi içi çekişmeler nedeniyle duraksadı. NEOM ve The Line, daha doğrudan devlet himayesinde ve daha güçlü politik iradeyle ilerliyor.
4. İmaj ve Kültürel Etki
Jeddah Tower, geleneksel “yüksek bina yarışının” son halkası.
The Line ve NEOM ise yeni nesil şehircilik ve insan-doğa-teknoloji uyumu üzerinden farklı bir vizyonu temsil ediyor.
The Line aynı zamanda Batı’da büyük tartışmalara yol açtı: distopik, kontrolcü, insan doğasına aykırı gibi eleştiriler de aldı.
SONUÇ: HANGİSİ GELECEĞİ DAHA ÇOK YANSITIYOR?
Kriter
Jeddah Tower
The Line
NEOM
Sembol Değeri
✅ ✅
✅✅✅
✅✅
Gelecek Vizyonu
Orta
Yüksek
Çok Yüksek
Uygulanabilirlik
Zor ama mümkün
Radikal derecede deneysel
Modülerliği sayesinde daha uygulanabilir
Turistik Potansiyel
Yüksek
Orta-Yüksek
Yüksek (ama tamamlanması uzun vadeli)
Teknolojik Derinlik
Kısıtlı
Çok yüksek
Çok yüksek
SON SÖZ
Jeddah Tower, geçmişin ihtişamı ile yükselen bir görsel ikon olabilir.
The Line, insanlık tarihinde benzeri olmayan bir yaşam biçimi denemesi.
NEOM, tüm bu çabaların stratejik çatısı olarak, Suudi Arabistan’ı 21. yüzyılın en iddialı teknolojik laboratuvarınadönüştürme planıdır.
Son on yılda savaş ve göçmenleriyle anılan Suriye’nin artık gayrimenkul yatırımlarıyla, altyapı çalışmalarıyla, modern şehir planlamalarıyla, yükselen yaşam standartlarıyla yeni bir kimlik kazanması ve inşai projelerle öne çıkması bekleniyor. 137 ülkede 522 milyar dolarlık projeye imza atmış dünyanın en büyük müteahhitlik devlerinden biri olan Türkiye, yeniden inşası için 400 milyar dolara ihtiyaç duyulan Suriye’de varlığını güçlü bir şekilde hissettirecek. Hatay’dan yola çıkan bir çimento kamyonu, Şam’a birkaç saat içinde ulaşabiliyor. Düşündüğümüzde bölgeye bu kadar hızlı malzeme tedariği sağlayabilecek başka bir ülke yok.
Şantiye: Bir inşaat projesinde “Verimlilik” denilince aklınıza ilk olarak ne geliyor?
Cem Kafadar: Verimlilik sözcüğüyle birlikte aklıma gelen ilk kavram “Zaman”… Zaman insanlara adaletli dağıtılan bir şey. Herkese eşit bir şekilde günde 86 bin 400 saniye verilmiş. Dava ise bunun nasıl kullanıldığı. Dikkatli bakıldığında başarılı olmuş, istediklerini gerçekleştirebilmiş, bir şeylere imza atabilmiş insanların ortak noktasının zamanı iyi kullanmak olduğu görülebilir.
Biz ise toplum olarak çok ve aşırı çalışmayı verimlilik ile karıştırıyoruz. Bunun arkasında, görüntüyü içerikten daha çok önemsememiz yatıyor. Bizde ha bire koşturan veya çalıştığı dosyadan kafasını kaldırmadan saatlerce çalışan bir profesyonel makbuldür; fakat o insanın ne kadar verimli çalıştığı pek irdelenmez… Önemli nokta budur.
Hızla değişen dünyada teknolojinin getirdiği fırsatlarla belki biraz hantallaşıyoruz ama farkında olalım veya olmayalım bir şekilde çevikleşiyor, hızlanıyoruz. Daha fazlasını, daha kısa zamanda istiyoruz. Sektörler de yeni beklentilerimiz doğrultusunda eski çalışma modellerini yeniliyor; iletişimi, hızı, esnekliği, işbirliğini, müşteri taleplerini önceliğine alacak metodojiler üretiyor. Çeviklik bugünün dünyasının karşı koyamayacağımız, kaçınılmaz bir gerçeği. Yaşamımızın her alanında eski bildiklerinize fazla takılmayın, hatta unutabiliyorsanız, unutun, ancak bu şekilde dönüşümü gerçekleştirebilirsiniz diyen bir bakış açısıyla karşı karşıyız. Peki nispeten daha gelenekselci bir yapıya sahip olan, iç dinamikleri farklı çalışan, hız için her riski göze almaktan çekinmeyen inşaat sektörü çeviklik konusuna nasıl yaklaşıyor? İnşaat projelerinin yönetiminde çevik bakış açısını ne şekilde kullanabilir, neleri önceliklendirebilir? Bu yazıyı okurken şöyle düşünüyor olabilirsiniz, ben yazarken düşündüm: 😊 “Ortada çeviklik söyleminin olmadığı günlerde biz sektör olarak kuralları pek sevmeyen yapımızla zaten fazlasıyla çeviktik.” Bu yaklaşım biçimi çevik anlayışa verilebilecek en büyük zarar. Çünkü çeviklik, hadi hemen, planımız olmasa da işe başlayalım, tıkanırsak nasıl olsa projeyi yaparken çözeriz demek değil.