Bugünün Rusya’sında Rus Edebiyatı ve Dostoyevski

2 Mühendis kanalımızda, bugünün Rusya’sında Rus klasiklerine nasıl yaklaşıldığını, Rus edebiyatını ve Dostoyevski’yi dostum Nejat Özçimen ile konuştuk. Devamında Çehov, Turgenyev, Gogol ve Tolstoy ile bir beşli bir video serisi yapmayı planlıyoruz. 🤗
Edebiyatsever dostlarınızla paylaşabilirseniz çok sevinirim. Umarım bu video meraklısına ulaşır ve YouTube üzerindeki edebiyat videolarının artmasına küçük de olsa bir katkı sağlar. 🤗

Müzik ve hikaye ilişkisi

Müziğe bir hikaye yakıştırmak ya da hikayeye bir müzik yakıştırmak, müziğin de, hikayenin de saflığını bozmuyor mu? Yoksa hikaye müziğini, müzik te hikayesini mi arıyor? Bu buluşturmayı yapamadığımızda müzik de, hikaye de boşlukta mı kalıyor? Bir Country parçası, yol hikayesini çağrıştırırken hikayelerin içinde saklanan müziği bulamam çoğu zaman. Düşünürüm o zaman, hikayenin ritmi, inişleri çıkışları bir taraftan kendi müziğini besteliyor olamaz mı?

İş hayatını tanımanıza ve anlamanıza yardımcı olacak kitaplar

İş hayatını tanımanıza ve anlamanıza yardımcı olacak kitaplar “İş Yönetim” ya da “Kişisel Gelişim” kitapları değil, felsefe kitaplarıdır. Basitleştirilmiş bilgiler içeren “İş Yönetim Kitapları” sistemin içine sizi daha iyi entegre etmek için düzenlenmiş, olayların özünü anlamanıza izin vermeyecek tuzaklarla dolu kitaplardır. Onları okuduğunuzda iş hayatı ile ilgili birçok şey öğrendiğinizi düşünüp kendinizi bir anlığına rahatlatırsınız ancak öğrendikleriniz genelde fazla düşünme, sana söyleneni yap, herkes böyle yaparak bir yerlere geliyor tarzında bilgilerdir. İş hayatını ve insanları daha iyi anlamak istiyorsanız size yardımcı olacak olan edebiyat ve felsefe kitaplarıdır.

Orhan Pamuk Söyleşinde Aldığım Kısa Notlar

2015-02-28 13.46.58

Orhan Pamuk’un 28 Şubat Günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde yaptığı söyleşinin formatı dinleyicilerin soru sormasına izin verseydi aklımda aşağıdaki sorular vardı. Ancak çok büyük katılımla yaklaşık 2 saate yakın süren söyleşide  doğal olarak bir soru cevap bölümü olmadı.

 

Sonu gelecekte biten bir kurgu düşünüyor mu, gelecekteki insan ilişkilerini ve kent yaşamını nasıl hayal ediyor? Geleceğe yönelik öngörüleri neler?

Kent dokusunda bozulma duracak mı, yavaşlayacak mı, tersine bir ivme alacak mı?

Teknolojinin, dijitaleşmenin insan ilişkilerine etkisinin önümüzdeki yıllarda nasıl olacağını bekliyorsunuz, bunun edebiyata etkisi nasıl olacak?

Kapitalizm sonrası toplumu nasıl hayal ediyorsunuz?

Soramadığım ama cevabını çok merak ettiğim sorular bunlar. Söyleşi sırasında Orhan Pamuk’un aktardıklarından almaya çalıştığım kısa notları aşağıda bulabilirsiniz.

 

Romanın ilk cümlesi çok önemlidir. İlk cümle bütün kitabın dokusunu hissettirmelidir.
Masumiyet Müzesinin ilk ve son cümlesi birbiri ile bağlantılıdır.
Mutluluk şartların bilincidir. Hegel
Doğru söylemek ile samimi olmak farklıdır. Bazen doğruyu söyler samimi değilizdir. Bazen de doğruyu söylemeyiz ama samimiyizdir.
Şahsi görüş ile resmi görüş arasındaki farkın derinliği devletimizin gücünün kanıtıdır.
Kahramanın mutlu olmak için kendini kandırması gerekiyor.
Zihne gerçekliğin gölgesi düşer mi, her zaman düşmez, belki zihin mutlu olmamız için gerçek veya değil bir hikaye salgılar beyne
Romanlarımı yazarken ön araştırma yapıyorum. İstanbul ile ilgili monogramları okudum. Yazdığım romanın dünyadaki başka bölgelerindeki karşılıklarını ararım.
Bir şehir büyürken bazı yerleri çürür, Tarlabaşı gibi. Bütün şehirlerde bir şekilde olan bir durum bu.  Yoksullar merkezde kalıp, zenginler dışarı gidiyor, daha sonra zenginler merkeze gitmeyi istiyor, bu değişim kent dokusunda bir bozulmaya yol açıyor.
Şehrin eski sahipleri yeni sahiplerini sevmez, misafirin misafiri sevmediği gibi.
Cevdet ve Bey ve Oğullarını yazarken 70’li yıllarda 70’in üzerindeki yaşta insanlarla konuştum. Seslerini kaydettim.
Başkalarının kimsenin bilmediği hikayelerini elde ettiğiniz zaman, bu hikayeleri çarpıtırlar. Kafamda Bir Tuhaflık romanımda fakirlerden bahsetmenin melodramik yapısına kapılmak istemedim. Romanda gecekondu varoş kelimelerini hiç kullanmadım.
Schillerin Goethe hakkındaki düşüncesi: Goethe yazdı mı sanki Allah konuşuyor, yazdığının anlattığına değeceğine dair hiç bir endişesi yok, çok rahat yazıyor diyor.
Dünya edebiyatı özelliği kazanan kitaplar çeviride yeni anlamlar içeren kitaplardır.
Romancılık kendimizin dışına çıkıp başkalarını yazabilmektir.
Bazen öğrenmek için kitap yazarım, o kitabı yazmak için o konu ile ilgili çok kitap okurum ve roman yazarken o konuyu öğrenirim. Benim Adım Kırmızı öncesinde 1 yıl okudum, sonra yazmaya başladım, yazarken de hep okudum.

Kafamda bir tuhaflığı yazarken şehri daha iyi öğrendim.

En iyi romanımın Kara Kitap olduğunu düşünürüm, en çok satan kitabım Benim Adım Kırmızı’dır. (Yanlış anlamadıysam 🙂 )
En zor kitabım Yeni Hayat’tır, en az sevdiğimdir, beni okumaya o kitaptan başlamayın.
Susan Sontag, Umberto Eco, Paul Auster ile çok iyi arkadaşlığım oldu.
Tanımak istediğim 2 yazar vardı: Yusuf Atılgan – Oğuz Atay (Her ikisi ile de bir vesile ile tanıştığını anlattı)
Kafamda 10 roman fikrim var. Yeni romana başladım.
Kitapalarımı kolay kolay bitiremem, çok titizim, yayınevi zorlar, bitiririm. Bir yazarın kendi yazdığını temizlemesi çok zordur, editlemek çok güçtür.
Tüm yazdıklarımdan alçakgönüllü olmayı öğrendim ama gösterebiliyormuyum bilmiyorum.