İstanbul Film Festivalinde IMDB notu en yüksek 60 film


Bu yıl festivalde yine kaçırılmayacak çok film var, salon sayısı artmış ama festivalin süresi kısaldığından ne kadar yoğun bir program yapsam da izleyemeyeceğim film sayısı bir hayli fazla. Neyse ki filmlerin bir kısmını Başka Sinema kapsamında festival sonrası izleme imkanı var 🙂
An Insignificant Man (2016 Documentary) 9.0

Super Dark Times (2017) 8.8

On Body and Soul (2017) 8.5

Handsome Devil (2016) 8.4

Last Men in Aleppo (2017) 8.3

My Happy Family (2017) 8.3

Newton (2017) 8.2

Dancer (2016 Documentary) 8.0

God’s Own Country (2017) 8.0

Manifesto (2015) 8.0

Heartstone (2016) 7.9

Glory (2016) 7.8

Weirdos (2016) 7.8

Sameblod (2016) 7.7

In Between (2016) 7.6

Ana, mon amour (2017) 7.6

Tiere (2017) 7.6

The Distinguished Citizen (2016) 7.6

Katie Says Goodbye (2016) 7.5

Cameraperson (2016 Documentary) 7.5

Richard III (1995) 7.5

Heal the Living (2016) 7.5

Versus: The Life and Films of Ken Loach (2016 Documentary) 7.4

A Wedding (2016) 7.4

Chavela (2017 Documentary) 7.3

The Apple (1998) 7.3

Center of My World (2016) 7.3

The Girl Without Hands (2016) 7.3

The Wedding Plan (2016) 7.3

A Woman’s Life (2016) 7.2

La Soledad (2016) 7.2

Lost in Paris (2016) 7.2

76 Minutes and 15 Seconds with Abbas Kiarostami (2016) 7.2

1984 (1984) 7.2

Raw (2016) 7.2

Lady Macbeth (2016) 7.2

Fanny’s Journey (2016) 7.2

The Fixer (2016) 7.2

The Winter (2016) 7.1

Mister Universo (2016) 7.2

The Death of Louis XIV (2016) 7.1

Stefan Zweig: Farewell to Europe (2016) 7.1

Home (2016) 7.1

Scarred Hearts (2016) 7.1

Where Is Rocky II? (2016 Documentary) 7.1

Do Not Resist (2016 Documentary) 7.1

Parting (2016) 7.0

Hounds of Love (2016) 7.1

Jota de Saura (2016 Documentary) 7.0

Yourself and Yours (2016) 7.0

Política, manual de instrucciones (2016 Documentary) 7.0

The Secret Scripture (2016) 7.0

Afterlov (2016) 6.9

Afterimage (2016) 6.8

Final Portrait (2017) 6.8

Dalida (2016) 6.8

Beyond the Mountains and Hills (2016) 6.8

The Odyssey (2016) 6.8

On the Beach at Night Alone (2017) 6.6

Journey To Greenland (2016) 6.6

IF İstanbul Bağımsız Filmler Festivali için tavsiyelerim (16-26 Şubat Istanbul)


16-26 Şubat arasında Istanbul’da, sonraki günlerde de Türkiye’nin bir çok farklı noktasında düzenlenecek IF İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin programında kaçırılmayacak çok sayıda film var. İçlerinden öncelikle İMDB notlarını baz alarak yaptığım seçkiyi aşağıda paylaşıyorum.
David Lynch: The Art Life

We are x

Window Horses

Maya Angelou: Yine de Ayağa Kalkarım

Shadow World

Şehrin Son Günlerinde

Aşkın Çekimi

India in A Day

Seni Ne Kadar Sevdiğimi Bir Bilsem

Hayata Röveşata Çeken Adam

Frozen Time

Aquarius Akvaryum

T2 Trainspotting

Oasis: Supersonic

The Rolling Stones Ole Ole Ole: A Trip Across Latin

Ikaros: A Vision

Koca Dünya (Reha Erdem’in yeni filmi)

Akılda kalan film replikleri

Sinemanın tek sevmediğim tarafı film seyrederken sevdiğim bir repliği, diyaloğu defterimi çıkarıp not alamamam. Film replikleri ile ilgili internette şöyle bir araştırma yapıp, seyrettiğim filmlerden bulduklarımı aşağıda paylaşıyorum.

Bilinç; korkunç bir lanettir. Düşünürsün, hissedersin, acı çekersin. Being John Malkovic

Bizim aşkımız sonsuza dek yaşayacak, çünkü yarım kalacak. Vicky Christine Barcelona

Kadınları bu kadar iyi nasıl yazabiliyorsun? – Bir erkeği düşünüyorum, sonra da mantık ve sorumluluğu çıkarıyorum. As good as it gets

Aşık olduğunuz anda panik yapmayın. Bir yere oturun, derin nefes alın ve katilinizle tanışmanın tadını çıkartın. La fille sur la font

Gençken bağ kurabileceğin birçok insan olacak sanıyorsun. Sonra bunun hayatta sadece birkaç kez olduğunu anlıyorsun Before Sunset

Hayatlarımızı bazen yakaladığımız fırsatlar belirler. Bazen de kaçırdığımız. The Curious of Benjamin Button

Eğer kaçamıyorsan ve başkalarına bağımlıysan, gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun. Mar Adentro içimdeki Deniz

Endişelenmek okumuşlara özgüdür, Tanrı cahilleri korur. Hair

Korkun seni mahkum eder, umudun seni özgür bırakır. The Shawshank Redemption

Hiç bir kitap size ne düşünmeniz gerektiğini söyleyemez. Mono Lisa Smile

2016’da beğenerek seyrettiğim, fırsat bulursanız mutlaka seyredin diyebileceğim 32 Film


Toni Erdmann – Yön: Maren Ade

Julietta – Yön: Pedro Almodovar

Paterson – Yön: Jim Jarmusch

Oli Maki’nin En Mutlu Günü – Yön: Juho Kuosmanen

Çakı Gibi – Swiss Army Man – Yön: Dan Kwan & Daniel Scheinert

Ben Daniel Blake – Yön: Ken Loach

İki Eli Kanda – Hell or High Water – Yön: David Mackenzie

Zamanın Yolculuğu – Voyage Of Time Life’s Journey – Yön: Terrence Malick

Mezuniyet – Graduation – Yön: Christian Mungiu

Frantz – Yön: Francois Ozon

Captain Fantastic – Yön: Matt Ross

3000 Nights – Mai Masri

I am Belfast – Mark Cousins

Ansızın – Aslı Özge

Ingrid Bergman – In Her Own Words Yön: Stig Bjorkman

Arabian Nights 1-2 Yön: Miguel Gomes

Güneşin Altında – Under The Sun – Yön: Vitaly Manski

Şimdi Nereyi İşgal Edelim Yön: Michael Moore

Remember – Yön: Atom Egoyan

Hithcock / Truffaut – Yön: Kent Jones

Sütak – Heavenly Nomadic Yön: Mirlan Abdykalykov

Toprağın Gölgesinde – Land and Shade Yön: Cesar Augusto Acevedo

Vicdanın Sesi – Chaharshhanbeh, 19 Ordibehesht Yön: Vahid Jalilvand

Ekşi Elmalar – Yön: Yılmaz Erdoğan

The Beatles Eight Days A Week – Yön: Ron Howard

Sully – Yön: Clint Eastwood

Toprağın Tuzu – Yön: Wim Wenders

Cafe Society – Yön: Woody Allen

Hitler’e Suikast – Elser – Yön: Oliver Hirschbiegel

Innocent of Memories – Masumiyet Müzesi – Yön: Grant Gee

Cobain: Montage Of Heck – Brett Morgen

Körlük Üzerine Notlar – Notes On Blindness- Yön: Pete Middleton

Sinemayı seviyorum çünkü…

aaeaaqaaaaaaaajaaaaajdywywjlode2ltbjzdmtndm0zs04owu3lwrlnjkynwnizdg5oa

Sinemayı seviyorum çünkü dünyanın uçsuz bucaksız bir yer olduğu hatırlatıyor bana, her ne kadar Shakespeare dünya büyük bir hapishaneden başka nedir ki demiş olsa da :)Sinemayı seviyorum çünkü kısa bir süreliğine de olsa dünyanın ne kadar boktan bir yer olduğunu unutturuyor insana…

Sinemayı seviyorum çünkü gördüklerimizin, yaşadıklarımızın, mevcutun içinde ne kadar küçük bir parça olduğunu gösteriyor ve bu kadar az veri ile nasıl böylesine keskin ve kararlı olabildiğimizin çelişkisini hissettiriyor insana…

Sinemayı seviyorum çünkü karanlık bir salonda bilmediğim dünyaların içinde kaybolmanın korkunç bir tadı var…

Sinemayı seviyorum çünkü bazı filmler bittikten sonra hafif bir yağmurun altında o filmi farklı boyutları ile yaşamak ruhuma çok iyi geliyor.

Belki de insanlığın geleceğine ilişkin kaybettiğim umudumu toparlamama yardımcı olduğu için bu kadar çok seviyorum sinemayı…

Filmekimi Tavsiyelerim 

Bu yıl gösterime giren 47 filmden 25’inin İMDB puanı 7.5 ve üzeri, harika bir seçki hazırlamışlar. Filmekimi’nin süresi 10 gün değil de, biraz daha uzun olsa da daha çok film seyredebilsek diyorum ama ne yazık ki tüm filmler 7-16 Ekim arasında sadece 4 sinemada gösterime giriyor.
Bugün biletleri satışa çıkan Filmekimi’nde kaçırılmaması gerektiğini düşündüğüm öncelikli filmleri aşağıya yazdım. Çok filmin biletleri ilk bir kaç saat içinde tükeniyor, bilet bulamayanlar çok da üzülmesin derim, filmlerin bir çoğu yıl içinde Başka Sinema seanslarında gösteriliyor. Nisan ayında İstanbul Film Festivali’ndeki kaçan filmlerin büyük bir kısmı için maalesef tekrar izleme şansı olmuyor. Filmekiminin telafisi var yani 🙂
Toni Erdmann

Julietta

Hizmetçi

Çatışma

Alt Tarafı Dünyanın Sonu

Satıcı

Masumlar

The Beatles Turne Yılları

Paterson

Fırtınadan Sonra

Oli Makki’nin En Mutlu Günü

Ben Daniel Blake

Çakı Gibi

Aşk ve Savaş

Zamanın Yolculuğu – Yaşamın Seyri

Mezuniyet

Köpekler

Frantz

Sieranevada

Kaptan Fantastik

Öğrenci

O – Elle

Delidolu

İstanbul Film Festivali için film önerilerim

image

Toprağın GölgesindeDenizdeki Ateş

Sütak

Aşk Birleşik Devletleri

Dev Canavar

Sorgu

3000 Gece

Hatırla

Korku Virüsü

Binbir Gece Masalları 1

Binbir Gece Masalları 2

Vicdanın Sesi

24 Hafta

Marstan Haberler

Sarajevo’da Ölüm

Gayrimeşru

Toprağın Gölgesinde

Ayrılış

Büyükbabam Allende

Bergman

Lampedusa’da Kış

Ağustos Olayları

Şimdi Nereyi İşgal Edelim

Seni Seviyorum Heidi

Steve Jobs Bir Makina

Vatanım

Çete

Casuslar Köprüsü (Bridge Of Spies)

Casuslar Köprüsü, anlatım dili çok daha olgunlaşmış, eskisi kadar klişelere sarılmayan bir Steven Spielberg filmi. Coen Kardeşler’in senaryoya verdikleri katkının da bunda payı büyük. İlk sahneden, finale kadar karanlık mekanlarda Spielberg’in ışığı kullanması çok etkileyici, ışığın açıları, izlediği yol filmde apayrı bir tat veriyor. Bu arada Rus Ajanını canlandıran Mark Rylance sade ve basit oynuyla mükemmel bir performans sergiliyor. Bu yıl Oscar’larda filmin de, yardımcı oyuncu Mark Rylance’ın da adının çok anılacağını düşünüyorum. Spielberg’in en iyi filmlerinden biri Casuslar Köprüsü (Bridge Of Spies), vakit bulabilirseniz özellikle sinemada seyretmenizi tavsiye ederim.

Anlaşılamayan filmler üzerine

Sinema olgusu hep eğlendirmek ya da filmin seyredene bir takım mesajlar vermesi üzerine oturtulduğu için deneysel çalışmalar seyirciyi çok rahatsız ediyor ve eee şimdi ne anlattı bu film noktasında mutlaka bir cevap bulmak istiyor seyirci. O cevabı bulamadı ise kendi değerlerine göre bazı cevaplar uyduruyor, uyurdukları da tatmin etmedi ise bu film çok kötü demekte buluyor çareyi 🙂

Filmekimi 2015’de kaçırılmamasını düşündüğüm 16 film

Bu sene önceden üzerinde fazla çalışma fırsatım olmadı ama IMDB notlarından, film sitelerinden, fragmanlardan, sinema yazarlarından, filmekimi kitapçığından, ekşisözlükten incelediğim kadarı ile kaçırılmamasını düşündüğüm 16 filmi kısa bilgileri ile aşağıda paylaştım.

Benim gibi Hollywood’un ucuzlamış klişelerinden bunalmış olanlara, “ohh be, böyle filmler de çekliyormuş” dedirten tüm Filmekimi filmlerini fırsat bulduklarında bir şekilde seyretmelerini tavsiye ederim. Yazmadığım ama çok iyi olduğunu düşündüğüm çok film var bu yıl programda.

Gençlik/Youth: Paolo Sorrentino’nun Roma’ya aşk mektubu Oscar’lı “Muhteşem Güzellik”ten sonra çektiği Gençlik, kayıp zamana, kaçırılan fırsatlara ve kaçıp giden sevgililere bir aşk mektubu. Sorrentino, ilginç kamera açıları, çarpık yüzler, muhteşem müzikler ve stilize görseller geçidiyle yine nefes kesici bir seyirlik sunuyor.

Ex Machina: “İnsanlık sonrası fütüristik şok filmi” ve “vizyoner bir bilimkurgu” olarak değerlendirilen Alex Garland’ın bu ilk yönetmenlik denemesi dehanın ve teknolojinin bedellerinin yanı sıra toplumsal cinsiyet rollerini de sorguluyor

The Lobster: Köpek Dişi, ardından Attenberg ve Alpler’de toplumsal kodları yıkarken akıllarımızı karıştırmayı alışkanlık haline getiren Yunan Yönetmen Yorgos Lanthimos, ülkesi dışında çektiği bu filmle izleyiciyi dispotik bir geleceğe götürüyor.

Mantıksız Adam /Irrational Man:Varoluşun tamamen anlamsız bir sıradanlık olduğuna inancım sonsuz” diyen Woody Allen’ın ilk gösterimini Cannes Film Festivalinde yaptığı son filmi

Saul’un Oğlu / Son of Saul: Cannes 2015’te gösterilen en huzursuz edici ve unutulmaz filmlerden Saul’un Oğlu, alışıldık Holokost filmlerinden ayrı bir yerde duruyor. Kötülüğün yüreğine bakan, cesaret hakkında benzersiz bir film olarak değerlendirilen Saul’un Oğlu, Macaristan’ın Oscar adayı

Carol: Suç ve gerilim romanlarının usta yazarı Patricia Highsmith’in kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı 1952 tarihli romanı, 11 yıllık bir yapım sürecinden sonra beyazperdede

Güneş Tepedeyken / The High Sun: Üç farklı dönemde geçen aynı oyuncularla işlenen üç farklı aşk hikayesi; yıllar süren etnik düşmanlıklarla örselenmiş iki komşu Balkan köyü. Hırvatistan’ın Oscar adayı bu duygusal dram, bu ülkede son yıllarda çekilmiş en iyi filmlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Yeni Ahit / The Brand New Testament

Ben, Earl ve Ölen Kız: Senaryo yazarı Jesse Andrews, Sundance’ın bu en çok konuşulan filmini kendi yazdığı çoksatar romandan uyarlamış.

Dheepan: Bu yıl Cannes’da Altın Palmiye’yi kazanan Jacques Audiart’ın Pas ve Kemik, Yeraltı Peygamberi filmlerinden sonraki son filmi

Knight Of Cups: Terence Malick’in Hayat Ağacı ve Aşkın İzleri’nin ardından çektiği Knight of Cups’ın ilk gösterimi Berlin Film Festivali’nde ana yarışmada yapıldı. Filmin baş rollerinde Christian Bale, Cate Blanchett, Natalie Portman var

Ixcanul: Gerçek bir aktif volkanın eteklerinde çekilen Ixcanul, yılda en fazla 6 film çekilen Guatemela’dan gelen; küreselleşmeyle bozulmamış Maya kültürü ve geleneklerine, gerçek bir karakterin yaşadıklarına dayanan etkileyici ve alışılmadık bir kadın öyküsü. Film, bu sene Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı aldı.

Sesiz Çığlık / Louder Than Bombs

Annem / My Mother: Nanni Moretti’nin bu yarı otobiyografik filmi, dramla mizahı ustaca harmanlıyor. Film bu yıl Cannes’da Kiliseler Birliği Ödülünü aldı.

Babam / Babai: Film, Kosova’nın bu yılki Oscar adayı

Son Efsane / The Program: Tour De France’ı yedi kez kazanan Lance Armstrong’un yükselişi ve düşüşü