İletişim Yönetimi ve Liderlik Semineri Notlarım

Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan tüm katılımcıların mükemmel katılımı ile yaptık bu haftaki Yapım Yönetim Dersimizi. Paylaştığın bilgiler, etkili dinleme ile ilgili verdiğin küçük ipuçları ve hepimize bulaştırdığın o güzel enerjin için çok teşekkürler İlke Göktürk Bozkurt

Seminer sırasında alabilmeye çalıştığım kısa notları aşağıda bulabilirsiniz.

 

İnsan kendine onay vermeyince o onayı başkalarından almak ister.

Hepimizin amacı aynı; zaman ve enerji gibi kısıtlı kaynaklarımızı en verimli şekilde yönetmek istiyoruz.

Bilgi yoksa varsayım merdivenini kullanırız. İletişim için öncelikle doğru bilgi gereklidir.

İkna: Kendi enerjini karşındakinin enerjisine bulaştırmaktır.

Değişim; yalnızca içeriden açılan bir kapıdır.

İletişimde gönül tıkanıklığı kulak tıkanıklığına sebeb olur.

İki insan çatışıyorsa aslında çatışan o iki insanın değerleridir.

Karşı tarafı dinlerken onun değerlerini anlamaya çalış, hangi ihtiyacını karşılamak istiyor?

İnsan dakikada 125-150 kelime konuşurken, beyin dakikada 750-1200 kelime işleyebilir.

Ilke Iletisim Semineri

Geleceği Yönetmek: Bugünü ve Geçmişi İyi Anlamak + Doğru Planlama

Ahmet Şerif İzgören, bir kitabında yazıyor; bütün CEO’lar, genel müdürlerin ortak söyledikleri ne var, en çok neyin üstünde duruyorlar diye araştırdım, şöyle bir şey çıktı karşıma “Başarı için değişimi yakalamak şart” marka saatlerinin mutlaka göründüğü, bilmem kaç kez çekilmiş samimi olmayan pozlarının arkasında bunu söylerler ama hiç biri bunu içselleştirmemiştir.

Değişim için insanları sürecin içine katmak gerekiyor ama bizde değişim anlayışı ağırlıkla çalışanların fikri alınmadan tepeden inme olur. Tepeden inme kararlar da bir pinpon topu gibi aynı hızla tekrar tepeye doğru geri tepiyor.

Değişim için o ortam iletişime açık olmalı ki, yeni fikirler ortaya çıkabilsin, o yeni fikirleri sentezleyerek değişime dönüştürebilmek için de firma hafızasını bilen tecrübeli yöneticilere ihtiyaç var. Ne yazık ki değişim deyince biz ilk önce geçmiş ile gelecek arasında köprü vazifesi yapacak, o firma için duayen olmuş değerlerimizi pasifize ederek işe başlıyoruz.

Değişimi yeni kadrolara tepeden inme dayatmalar olarak algıladığımız sürece ortaya çıkan durumun değişimden çok bir kaos olması kaçınılmaz oluyor.

Yeni bir takım arkadaşını işe alırken dikkat edilmesi gereken 3 özellik

Olumlu + Sorumlu + Yapabilir olması

Olumluluk: Bir soruna ilk andan itibaren negatif yaklaşan birinin o sorunu çözebilme imkanı var mıdır? Kesinlikle olmadığına hatta bu negatif yaklaşımıyla mevcut problemi daha da büyüteceğine ve beraberinde yeni küçük problemler de doğuracağını düşünüyorum. Kimin söylediğini bilmiyorum ama çok sevdiğim bir sözdür; bir sorun getirdiğinde ona ilişkin bir çözüm önerisini beraberinde getirmiyorsan sen de sorunun parçasısındır.

Sorumluluk Sahibi Olmak: Yapılan işin sorumluluğunu taşımalı, kalpte ve beyinde o işi yaşamalı.

Yapabilirlik: Verilen işe çekinmeden, planını yapıp hemen girişebilmeli. Nasıl yapabilirim, nereden başlasam, hata yapar mıyım gibi kaygıları fazla yaşamadan çalışmaya başlayabilmeli

Dünyanın en yalan planı: Kariyer Planı

5 yıl sonra kendini nerede görmek istiyorsun?
Bize kariyer planlarını anlat. vb.
Aman bu saçmalıklara kulak vermeyin.
 
Kariyer Planı diye bir şeye inanmıyorum. Bir plan yapmak için öncelikle eldeki verilerin belli olması olması gerekir. Bu kadar belirsizliğin hakim olduğu bir ortamda sağlıklı bir plan yapamazsınız. Ayrıca işin öznesi olan siz de zaman içinde değişiklikler göstereceksiniz. Tek bir plan vardır o da insanın kendine yatırım yaparak sürekli kendini geliştirmesi.
Plan diye yaptığınız şeyin yeni keşifler yapmanızda sizi engelleme ve hareketsiz bırakma olasılığı çok fazladır. Kendinizi hep o planınıza bağlı tutmak istersiniz, oysa yaptığınız her işte yaşadığınız her olayda bir şekilde değişim gösterirsiniz. Bir zaman sonra o planı yaptığınız zaman ki siz de değilsinizdir artık ayrıca içinde bulunduğunuz toplum da o toplum, dünya da o dünya değildir. Her şeyin değiştiği bir ortamda siz 5 yıl önceki planlarınızı gerçekleştirmeye çalışıyorsunuzdur. 
 
Planlarınızın yerine prensiplerinizin olmasını tavsiye ederim, planlar geçici, prensipler kalıcıdır.

Performans = Potansiyel – Engeller

Formül basit aslında, engelleri sıfırlamayı başardığımızda tüm potansiyelimizi kullanmaya başlayabiliyoruz. Engelleri anlamanın yolu da kendimizi ve değerlerimizi tanımaktan, beraberinde de kendimiz ile korkmadan yüzleşmekten geçiyor. Kendimizden kaçtıkça bariyerlerin sayısı da, büyüklükleri artıyor. Egolarımızdan kurtulduğumuz ölçüde yüzleşmemiz kolaylaşacak, yüzleşmemiz kolaylaştıkça engellerimiz azalacak ve bizi ideallerimizle buluşturacak tüm potansiyelimizi gerçekleştirme fırsatını bulacağız.

Uluslararası İnşaat Sözleşmeleri ve Uyuşmazlıkları

Uluslararası İnşaat Sektörü

Uluslararası Sözleşmeler

Sözleşme Yönetimi

Sözleşmelerden Dolayı Yurtdışında Yaşadığımız Sorunlar

Uyuşmazlıklar ve Çözüm Yöntemleri

Claim Süreçleri Hak Talepleri

Bu ve benzeri birçok sorunun yanıtını öğrenmek istiyorsanız sizi bu haftaki Yapım Yönetim dersime bekliyorum.

Konu: Uluslararası İnşaat Sözleşmeleri ve Uyuşmazlıkları
Konuşmacı: Başar Şahin – ICM Consulting Firma Sahibi
Tarih: 28 Nisan 2015 Salı Saat: 19.00
Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi
Her zamanki gibi 505 nolu Sınıf, katılım ücretsiz.

Takım Yönetimi ile ilgili merak ettiğiniz soruların yanıtı bu seminerde…

Kendini yöneten takımların özellikleri nelerdir,

Takım performansı nasıl artırılır,

Takım içinde yaşanan problemlere yönelik çözümler nasıl üretilir,

Duygusal zekanın takım içindeki davranışlara ve takım yönetimine etkileri nelerdir,

Bu ve benzeri birçok sorunun yanıtını öğrenmek istiyorsanız sizi bu haftaki Yapım Yönetim dersime bekliyorum.


Konu: Takım Yönetimi
Konuşmacı: İnşaat Mühendisi Birol Kalpaklı – Kent Proje Geliştirme Yönetim Gn. Md.
Tarih: 07 Nisan Salı Saat: 19.00
Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi
Her zamanki gibi 505 nolu Sınıf, katılım ücretsiz.

Hepimiz Birer Girişimciyiz – Bugünün ve Geleceğin İş Dünyası Bizlerden Neler Bekliyor?

24 Mart’taki “Hepimiz Birer Girişimciyiz – Bugünün ve Geleceğin İş Dünyası Bizlerden Neler Bekliyor” konulu seminerimde 2 saat boyunca; mutluluk ve başarıyı getiren faktörleri, bu faktörlerin felsefe ile ilişkilerini, başarının farklı boyutlarını, para konusunda yanılgılarımızı, paranın neden bizi sürekli mutsuz ettiğini, başarının geçmişten bugüne değişmeyen kriterlerini, kişisel markamıza nasıl yatırım yapabileceğimizi, sosyal medyayı doğru kullanmanın bize kazandıracaklarını, geleceğin iş yaşamına yönelik öngörüleri, kendime nasıl bir yol çizeyim diyenler için küçük yol haritalarını konuşacağız. Kısaca özetlersem, iş dünyası, yaşam ve gelecek üzerine keyifli bir sohbet olacak. Programı uygun olan dostlarımı beklerim.
 
Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi 505 Nolu Sınıf – Saat 19.00 (Katılım herkese açık ve ücretsiz)
Beykent Seminerleri 2.donem

Günümüzün en büyülü sözcüğü: Motivasyon

Goethe’nin çok sevdiğim bir sözü vardır; “İnsanlara oldukları gibi davranırsanız, aynen öyle kalırlar. Fakat onlara olmaları gerektiği gibi davranırsanız, daha büyük ve daha iyi insan oluverirler”.

Bir yöneticinin en önemli görevinin takım arkadaşlarına potansiyellerinin ne denli geniş olduğunu hissettirmesidir diye düşünürüm. Biz çalışanlara, çalışmayı sevmedikleri, sürekli işten kaytarmayı planladıkları, verdiğimiz görevin altından kalkamayacakları düşüncesi ile baktıkça doğal olarak onlar da bizim kabulümüze uygun davranacaklardır. Hiç bir zaman neleri başarabilecek güce sahip olduklarını düşünmeyeceklerdir. Oysa sonuçta hepimizin istediği kendimizi gerçekleştirebilmek ve potansiyelimizi maksimum seviyede kullanabilmek değil midir? Evrenin sınırları olmadığı gibi insan kapasitesinin de sınırlarının olmadığını düşünüyorum. Eğer bir sınır varsa o da beynimizin içinde önyargılarımızla kendi kendimize çizdiğimiz sınırlardır ki, bu da ne yazık ki aşılması en güç olanlardır.