Şirketler için 3 tehlike:
1) Her işe karışan işverenler
2)Bilmediği halde biliyormuş gibi yapan yöneticiler
3) Değişime direnen calışanlar
Şirketler için 3 tehlike:
1) Her işe karışan işverenler
2)Bilmediği halde biliyormuş gibi yapan yöneticiler
3) Değişime direnen calışanlar
“Çalışanın kendini şirketine bağlı hissetmesi için bugün bir numaralı kural, saygı gördüğüne inanması” geri kalan herşey saygının sonrasında geliyor…
Goethe’nin çok sevdiğim bir sözü vardır; “İnsanlara oldukları gibi davranırsanız, aynen öyle kalırlar. Fakat onlara olmaları gerektiği gibi davranırsanız, daha büyük ve daha iyi insan oluverirler”.
Bir yöneticinin en önemli görevinin takım arkadaşlarına potansiyellerinin ne denli geniş olduğunu hissettirmesidir diye düşünürüm. Biz çalışanlara, çalışmayı sevmedikleri, sürekli işten kaytarmayı planladıkları, verdiğimiz görevin altından kalkamayacakları düşüncesi ile baktıkça doğal olarak onlar da bizim kabulümüze uygun davranacaklardır. Hiç bir zaman neleri başarabilecek güce sahip olduklarını düşünmeyeceklerdir. Oysa sonuçta hepimizin istediği kendimizi gerçekleştirebilmek ve potansiyelimizi maksimum seviyede kullanabilmek değil midir? Evrenin sınırları olmadığı gibi insan kapasitesinin de sınırlarının olmadığını düşünüyorum. Eğer bir sınır varsa o da beynimizin içinde önyargılarımızla kendi kendimize çizdiğimiz sınırlardır ki, bu da ne yazık ki aşılması en güç olanlardır.
İş hayatında başarıyı etkileyen dört önemli unsur:
1)Doğru insanlar
2)İşi severek yapmak
3)Yaratıcılık
4)İnsiyatif almak
Çalışanların yaratıcılığını öldürmek isterseniz
1) Hep kontrol edin
2) Standart işler verin
3) Farklılığa tahammülsüz olun
4) İnsiyatif vermeyin
Yenibiriş’in araştırmasında çalışanlara yeni yılda iş yerinde kimin değişmesini istedikleri sorulmuş, %40’ı “yöneticim değişsin” demiş. Ne acı ki, yöneticilerimiz, yöneticiliği öğrenmemek konusunda direnişlerini sürdürürken, patronlar da bu çapsız yöneticilerine yüksek ücretler ödemeye devam ediyorlar. İşlerin nasıl gittiğine dair bilgileri sadece yöneticilerinden değil, yöneticilere bağlı çalışanlardan da alsalar daha sağlıklı sentezler yapabilecekler.
Ankette yöneticinizin neden değişmesini istiyorsunuz sorusuna çalışanlar ilk neden olarak; ekibine karşı objektif ve eşit mesafede değil yanıtını vermişler. Daha sonraki nedenler ise sırasıyla;Gelişmemi ve yükselmemi teşvik etmiyor,
Düzgün iletişim kuramıyor,
Yaptığım işi takdir etmiyor,
İşinde başarılı olduğunu düşünmüyorum,
Etik ve ahlak kurallarına uygun davranmıyor.
Ortak paydaya bakınca cok açık görünüyor ki yöneticilerimizin en büyük eksikliği: Empati
Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi’ndeki “Yapım Yönetimi” seminer dersimizin bu haftaki (15 Aralık Salı saat 19:00) konusu “Bütçelendirme ve Maliyet Yönetimi”, konuk konuşmacımız STFA Inovasyon Müdürü & Profesyonel Koç İlke Göktürk BOZKURT
Maliyet Yönetiminin de, başarılı bir yaşamın da özü risklerin ve fırsatların doğru yönetilmesi diyorsanız;
Bütçe hazırlarken dikkat edilmesi gereken püf noktaları,
Maliyet azaltma yöntemleri,
İnovasyon maliyet yönetiminde nasıl kullanılır,
Sağlıklı bir bütçe takibi nasıl yapılır,
Birim fiyat analizlerini hazırlamanın incelikleri,
Maliyet kontrolu ve “Kazanılmış Değer Analizi”,
Farklı bütçeler hazırlanarak projedeki risk ve fırsatlar nasıl yakalanır,
Risk yönetiminin ışığında bütçelendirme ve maliyet kontrolü nasıl yapılır
ve benzeri birçok konuyu hep birlikte konuşup, tecrübelerimizi paylaşacağımız bu haftaki “Yapım Yönetim” dersime sizleri de beklerim.
Konu: Bütçelendirme ve Maliyet Yönetimi
Konuşmacı: İlke Göktürk BOZKURT STFA Inovasyon Müdürü & Profesyonel Koç
Tarih: 15 Aralık 2015 Salı Saat: 19.00
Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi
407 Nolu Sınıf, katılım ücretsiz
İnsanların iş hayatlarının yaklaşık %25’i o zırva, gündemsiz, başı sonu belli olmayan, adına toplantı denen ego çatışmaları ile geçiyor. En komiği de sonrasında herkesin çok iyi bir toplantı olmuş gibi bir tavır takınmaları 🙂