Proje Yönetimi Perspektifinde İnşaat Sektörü’ne Bakış

Beykent Üniversitesi’nde bu dönem ikincisini tamamladığımız seminer serisinin sondan bir önceki haftasında konuşmacımız Emrah Mazıcı, “Proje Yönetimi Perspektifinde İnşaat Sektörü’ne Bakış – İnovasyon, Teknoloji ve Yeni Trendler” konulu dersini verdi.
Katılımcıların ilgisiyle karşılanan bu seminerin kapsamında “Dünya değişirken İnşaat Sektörü ve Proje Yönetimi aynı mı kalıyor? Teknoloji ve ihtiyaçlar bir çok şeyi değiştirdiği gibi İnşaat Sektörünü ve dolayısıyla Proje Yönetimi kavramını da hızlıca etkileyip değiştiriyor. Bugün sektörümüze baktığımızda neler görüyoruz? Dün neredeydik, bugün hangi noktaya geldik ve yarın nereye gidiyoruz? Hızla değişen dünya ve ihtiyaçlar sektörü nasıl etkiliyor? Artık daha çok hız, daha çok çeviklik, daha çok ekonomi ve daha çok iş güvenliği ile kalite isteyen bir sektörümüz var. Buna bağlı olarak Proje Yönetimi kavramı da aynı doğrultuda değişiyor. Teknoloji ve İnovasyon hayatımızın her aşamasına bu kadar hızlı girmişken sektörümüzü ve onun çalışanlarını nasıl etkiliyor? Artık sektörümüzde yeni kavramlar ve yeni trendler var. Çalışanlar ve kurumlar olarak kendimizi yeniliğe nasıl adapte etmeliyiz? Yeni insan kaynağı profili ne olacak? Malzeme ve yazılım teknolojileri bizi nasıl etkileyecek? Modüler teknolojiler sektörümüze nasıl değer katıyor?” gibi soru ve kavramlara ışık tuttu.

Konuşmacımız Mazıcı, dünya sıralamalarında Türk İnşaat Sektörünün oyuncu sayısı artarken pazar payının aynı oranda artmaması, sektörün yapısal sorunları, büyüme konusundaki engeller ve rakiplerinden nasıl farklılaşması konusunda görüşlerini katılımcılarla paylaştı. Teknolojinin etkin kullanımı ve İnovasyon kültürünün sektörde gerçekten özümsenmesi ile büyüme ve pazar payını arttırma anlamında sıkıntılar yaşayan sektörün önünün açılabileceği konusunda somut örneklerle paylaşımda bulunan Emrah Mazıcı dersin son bölümünde katılımcıların da katkılarıyla «Türk Müteahhitliğinin İkilemleri» / Türk Müteahhitliğinin Teknoloji Kullanımı ve İnovasyon Sorunsalı: “İnovasyon / Teknoloji Işığında Sektörde Yeni İnsan Profili ve Önümüzdeki 10 yıl”» başlıklı serbest tartışmayı gerçekleştirdi.
Çıkan sonuçlar ışığında bu sorunların çözülmesi anlamında; “devletin ilgili regülasyonları iyileştirmesi, sektörden her seviyede deneyimli isimlerin katkısıyla firmaların maddi ve teknik desteği, ilgili sivil toplum örgütlerinin ve akademinin katkısıyla oluşturulabilecek bağımsız bir merkezle sürdürülebilir bir ortam yaratılabileceği konusunda fikir birliğine varıldı.
Cem Kafadar Seminerleri’ne verdiği değerli katkılar nedeniyle Emrah Mazıcı’ya teşekkür ederim.

Süreci ve içeriği bir arada yönetebilmek

Hayat okullarda bize anlatılan klişelerle anlaşılıp çözülecek kadar kolay olsaydı keşke. Yaşamın her alanında hem süreci hem de içeriği iyi yönetmeniz gerekiyor. Bir taraftan sürekli akmakta olan zaman ve bu zamana bağlı hedefler, diğer taraftan bu zamanın içininin istenildiği gibi doldurulma telaşı. Birim zamanda çok şey yapmak mı, o süreyi hedeflediğin doğrultuda değerlendirmek mi? Hangi konuda iç sesini dinleyip derine inmek hangi konuların ise üzerinden daha hızlı geçmek gerekiyor? Hızın bizi yönettiği bu çağın en önemli sorularından biri bu bence.

Yalanı Nasıl Anlarsınız?

İlişkilerde yaşattığı sıkıntıları bir yana bırakalım, firmalara en çok para kaybettiren unsurların belki de en başında gelir yalan. Bu yalanları nasıl anlayabiliriz diye internette bir araştırma yaptım ve yaklaşık 5 dakikalık konuyu çizgi film üzerinden çok iyi özetleyen bir video ile karşılaştım. Videoyu seyrederken aldığım notları aşağıda sizinle paylaşmak istiyorum.

Yalancılar yalan söylerlerken kendilerine daha az gönderme yaparlar. Sıklıkla 3.şahıslar ve diğerleri üzerinden daha çok konuşurlar.
Yalancılar daha negatif olma eğilimindedirler. Çünkü bilinçaltlarında yalan söyledikleri için suçluluk hissederler.
Beynimiz karmaşık bir yalan yaratmakta zorlandığı için yalancılar genel olarak olayları basit terimlerle anlatırlar. Eski bir ABD Başkanının  bir keresinde ısrarla söylediği gibi “O kadınla herhangi bir cinsel ilişkim yoktur. Yargılama ve değerlendirme beynimizin hesaplaması için karmaşık şeylerdir.
Yalancılar betimlemeleri basit tutsalar da gereksiz kelimeler, yalanı desteklemek için ilgisiz ama kulağa gerçekçi gelen detaylar kullanarak daha uzun ve karmaşık cümleler kurma eğilimindedirler.
Özetle yalanı fark edebileceğimiz 4 kriter vardır.
Öz-imlemeler
Olumsuz dil
Basit açıklamalar
Karmaşık Dil
Videoyu izleyebileceğiniz link

Bir yönetici ile spermin ortak noktası nedir? :)

Seçimlerin konuşulduğu şu günlerde, hatırladığımda hep güldüğüm o Amerikan Esprisi aklıma geldi. Bir politikacı ile spermin ortak noktası nedir? İkisinin de insan olma ihtimali milyonda birdir 🙂

Firmalardaki çapsız, sığ yöneticileri gördüğümde bu söz politikacıların yerine yöneticiler için de geçerli olabilir mi diye düşünürüm. Bence hem yönetici, hem de insan olunabilir. Yeter ki yönetici olduğunda şöyle şöyle olacaksın, seninle çalışanları çok fazla dinlemeyeceksin, enerjini onların açıklarını yakalamak için kullanacaksın, yönetici koltuğunda yalan söylemenin hiç bir sakıncası yoktur, onlar beyaz yalanlardır gerektiğinde söyleyeceksin, üstlerin sadece yalakalık yaptığında seni anlar ve seni bir yerlere getirir, yalan söylemek gibi yalakakalık da bir yöneticiye ters gelmemelidir diye bize belletilen klişelerin tuzağına düşmeyelim.

Geleceği Yönetmek: Bugünü ve Geçmişi İyi Anlamak + Doğru Planlama

Ahmet Şerif İzgören, bir kitabında yazıyor; bütün CEO’lar, genel müdürlerin ortak söyledikleri ne var, en çok neyin üstünde duruyorlar diye araştırdım, şöyle bir şey çıktı karşıma “Başarı için değişimi yakalamak şart” marka saatlerinin mutlaka göründüğü, bilmem kaç kez çekilmiş samimi olmayan pozlarının arkasında bunu söylerler ama hiç biri bunu içselleştirmemiştir.

Değişim için insanları sürecin içine katmak gerekiyor ama bizde değişim anlayışı ağırlıkla çalışanların fikri alınmadan tepeden inme olur. Tepeden inme kararlar da bir pinpon topu gibi aynı hızla tekrar tepeye doğru geri tepiyor.

Değişim için o ortam iletişime açık olmalı ki, yeni fikirler ortaya çıkabilsin, o yeni fikirleri sentezleyerek değişime dönüştürebilmek için de firma hafızasını bilen tecrübeli yöneticilere ihtiyaç var. Ne yazık ki değişim deyince biz ilk önce geçmiş ile gelecek arasında köprü vazifesi yapacak, o firma için duayen olmuş değerlerimizi pasifize ederek işe başlıyoruz.

Değişimi yeni kadrolara tepeden inme dayatmalar olarak algıladığımız sürece ortaya çıkan durumun değişimden çok bir kaos olması kaçınılmaz oluyor.

İletişim Yönetimi ve Liderlik Semineri 12 Mayıs Beykent Ünv. Taksim Yerleşkesi

İletişimi neden yönetmeliyiz?

Etkili iletişim için etkili dinleme nasıl olur?

Kişilik renklerine göre ilişkiler nasıl yönetilir?

Liderlik stilleri nelerdir?

Durumsal Liderlik nasıl yapılır?
Bu ve benzeri birçok sorunun yanıtını öğrenmek istiyorsanız sizi bu haftaki Yapım Yönetim dersime bekliyorum.

Konu: İletişim Yönetimi ve Liderlik
Konuşmacı: İlke Bozkurt – STFA İnnovasyon Müdürü & Profesyonel Koç
Tarih: 12 Mayıs 2015 Salı Saat: 19.00
Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi
Her zamanki gibi 505 nolu Sınıf, katılım ücretsiz.

Beykent Seminerleri 2.Dönem

Yeni bir takım arkadaşını işe alırken dikkat edilmesi gereken 3 özellik

Olumlu + Sorumlu + Yapabilir olması

Olumluluk: Bir soruna ilk andan itibaren negatif yaklaşan birinin o sorunu çözebilme imkanı var mıdır? Kesinlikle olmadığına hatta bu negatif yaklaşımıyla mevcut problemi daha da büyüteceğine ve beraberinde yeni küçük problemler de doğuracağını düşünüyorum. Kimin söylediğini bilmiyorum ama çok sevdiğim bir sözdür; bir sorun getirdiğinde ona ilişkin bir çözüm önerisini beraberinde getirmiyorsan sen de sorunun parçasısındır.

Sorumluluk Sahibi Olmak: Yapılan işin sorumluluğunu taşımalı, kalpte ve beyinde o işi yaşamalı.

Yapabilirlik: Verilen işe çekinmeden, planını yapıp hemen girişebilmeli. Nasıl yapabilirim, nereden başlasam, hata yapar mıyım gibi kaygıları fazla yaşamadan çalışmaya başlayabilmeli

Dünyanın en yalan planı: Kariyer Planı

5 yıl sonra kendini nerede görmek istiyorsun?
Bize kariyer planlarını anlat. vb.
Aman bu saçmalıklara kulak vermeyin.
 
Kariyer Planı diye bir şeye inanmıyorum. Bir plan yapmak için öncelikle eldeki verilerin belli olması olması gerekir. Bu kadar belirsizliğin hakim olduğu bir ortamda sağlıklı bir plan yapamazsınız. Ayrıca işin öznesi olan siz de zaman içinde değişiklikler göstereceksiniz. Tek bir plan vardır o da insanın kendine yatırım yaparak sürekli kendini geliştirmesi.
Plan diye yaptığınız şeyin yeni keşifler yapmanızda sizi engelleme ve hareketsiz bırakma olasılığı çok fazladır. Kendinizi hep o planınıza bağlı tutmak istersiniz, oysa yaptığınız her işte yaşadığınız her olayda bir şekilde değişim gösterirsiniz. Bir zaman sonra o planı yaptığınız zaman ki siz de değilsinizdir artık ayrıca içinde bulunduğunuz toplum da o toplum, dünya da o dünya değildir. Her şeyin değiştiği bir ortamda siz 5 yıl önceki planlarınızı gerçekleştirmeye çalışıyorsunuzdur. 
 
Planlarınızın yerine prensiplerinizin olmasını tavsiye ederim, planlar geçici, prensipler kalıcıdır.

Performans = Potansiyel – Engeller

Formül basit aslında, engelleri sıfırlamayı başardığımızda tüm potansiyelimizi kullanmaya başlayabiliyoruz. Engelleri anlamanın yolu da kendimizi ve değerlerimizi tanımaktan, beraberinde de kendimiz ile korkmadan yüzleşmekten geçiyor. Kendimizden kaçtıkça bariyerlerin sayısı da, büyüklükleri artıyor. Egolarımızdan kurtulduğumuz ölçüde yüzleşmemiz kolaylaşacak, yüzleşmemiz kolaylaştıkça engellerimiz azalacak ve bizi ideallerimizle buluşturacak tüm potansiyelimizi gerçekleştirme fırsatını bulacağız.