Neden ruhunu şeytana sattın Lanthimos?

Poor Things’i seyrederken bir kez daha Lanthimos’un hikayeyi görüntülerle anlatma konusunda yaşayan en büyük yönetmenlerden biri olduğunu düşündüm. Ama bir taraftan da filmi ucuz, ticari bir matematik formülle çektiği için öfkelenerek seyrettim. Almodavar da Ozon da benzer tuzaklara düşmüşlerdi ama Lanthimos’tan bugüne kadar yaptığı filmlere baktığımda bunu beklemiyordum. Hocası Angelopulos böyle bir basitliği hiçbir zaman yapmamıştı. Bu anlamda Nuri Bilge Ceylan’ı ve İranlı yönetmenleri bir kez daha takdir ettim.

Okumaya devam et

The Zone of interest – Anlatılacak hikayeler bitmiyor

Konusunu kısaca okuduğumda yine mi 2.Dünya Savaşı yine mi soykırım hikayesi, artık bu konuda söylenmedik bir şey kaldı mı diye düşünerek, ayaklarımın geri geri itmesine rağmen filme gittim. Film yaklaşık iki dakikalık, Jonathan Glazer’in baştan seyirciyle arasına bir mesafe koyduğu, şimdi seyredeceklerini hazmetmen kolay olmayabilir, hazır mısın diye uyardığı karanlık bir sahneyle başladı. Sonrası ise bir cennet atmosferi. Yönetmenin tüm film boyunca seyirciyi uzak tutan soğuk mesafeli temposunu çok sevdim. Sanırım bu hikaye başka türlü anlatılamazdı. Anlatılsa da bu kadar etkili olmazdı.

Filmin sonunda bir kez daha anladım ki, her konuda daha söylenecek, yazılacak çok şey var, önemli olan bunları farklı bir söylemle hikaye edebilme becerisi. Bir Düşüşün Anatomisi’nde baş rolüyle Oscar’a aday Sandra Hüller’in bu filmdeki performansı da mükemmel. Kontrast anlatının etkiyi ne denli yükselttiği konusunda benim için ders niteliğinde bir filmdi. Film, İngiliz edebiyatının kötü çocuğu Martis Amis’in 2014’de yayınladığı aynı adlı romanın üçte biri üzerinden çekilmiş. Kitabı okumadım ama seyrederken o edebi tadı aldım. Martin Amis sigara tiryakiliğiyle de tanınan bir yazar, geçen yıl filmin Cannes’da Juri Büyük Ödülü almasından üç gün önce soluk borusu kanserinden hayatını kaybetmiş. Film kadar, yazarın sonu da çok dokundu bana.

Neden projelerimizi doğru planlayamıyoruz? Sadece soru cümleleriyle yazılmış bir yazı

Neden projelerimizi doğru planlayamıyoruz?

Bugüne kadar sadece sorulardan oluşan bir yazı okudunuz mu?

Bir makaleyi cevaplarınız üzerinden kafanızın içinde yapılandırıp yeniden yazmayı denemek ister misiniz? 

Acaba bu şekilde tek bir metin sonsuz sayıda metne dönüşebilir mi?

Yukarıdaki sorulara yönelik cevaplarınızı verdiyseniz ve farklı bir deneyim yaşamak istiyorsanız, başlayalım mı?

Okumaya devam et

İnşaat şirketlerinin ihtiyaç duyduğu danışmanlık hizmetleri

Bir inşaat şirketi kurup, yönetmek, büyük ve kompleks bir yapı inşa etmeye benzer. Yapının mimarisi, statiği, elektromekaniği, peyzajı nasıl ayrı ayrı projelendiriliyorsa, şirketin her bir bölümü de özenle planlanıp yönetilmelidir. Ancak, çoğu zaman kurucuların ve çalışanların deneyimleri, bilgileri, bütün bu karmaşık yapının gereksinimlerini karşılamaya yetmez. İşte bu noktada, tıpkı inşaatın yapımında farklı uzmanlıklara sahip mimar ve mühendislerin projede yer alması gibi, bir inşaat şirketi de çeşitli alanlarda uzman danışmanların bilgi ve tecrübelerinden faydalanmalıdır. Bu profesyoneller, şirketin güçlü temeller üzerine otutulmasına ve her bir detayının sağlam bir şekilde inşa edilmesine yardımcı olur. Gelin şimdi, bu yapımızı nasıl daha sağlıklı ve işlevsel hale getirebileceğimizi, nedenleri ve sağlayacağı faydalarıyla inceleyelim.

Okumaya devam et

Hocam Prof. Dr. Emin Karahan’ın ardından

Değerli hocam Prof Dr Emin Karahan’ın vefatını dün internetten öğrendim. Hayatımın iki farklı kırılma anında üzerimdeki emeği büyüktür. 

1985’de 5.yarılda Hidrolik dersini verememiştim. O günkü YÖK yasalarına göre ertesi sene de geçemezsem direkt okuldan atılıyordum. Ve Hidrolik’in mantığını bir türlü anlayamıyor, dersi de hiç ama hiç sevmiyordum. Gelecek yıl dersimize Emin Hoca geldi. İnci gibi yazısı, tahtayı kullanma becerisi, dersi kafamın içine doğrudan yerleştiren anlatımıyla o sevemediğim Hidrolik benim için bambaşka bir hale geldi. Hatta bir dönem su kürsüsünde yüksek lisans yapmayı bile düşündüm.

İkinci karşılaşmamız 2013’de Beykent Üniversitesi’ndeydi. Beni yüksek lisans öğrencilerine Yapım Yönetim dersi vermem için davet etmişti. Sevgili dostum Murat Kuruoğlu ile bu dersi beş sene birlikte verdik. Ders akşam 19.00’da başlıyor, saat onbiri geçerken hademelerin hocam binayı kapatıyoruz demesiyle sonlanıyordu. Bazen eski öğrencilerimle karşılaştığımda bitmeyen o gece deslerimizi konuşuyoruz.

Emin Hoca’dan başka biri sanırım benim bu zamanı, kuralları takmayan aykırı ders işleme tekniğimi hoş görmezdi.

Geride bıraktığınız ışıl ışıl öğrencilerinizle hep yaşayacaksınız Emin Karahan hocam. Mekanınız cennet olsun. 🙏

İnşaat projelerinde Primavera neden önemli?

İş programı hazırlamadan bir inşaat projesi nasıl takip edilir hiç düşünemiyorum. Ama ne yazık ki kırk yıla yaklaşan meslek hayatımda hayal edemediğim bu durumun gerçekleştiği çok durumla karşılaştım. 

Bir de kaynak atanmamış, aktiviteleri arasındaki ilişkiler doğru kurulmamış, milestonelar kullanılmadan hazırlanan iş programları var. Onlarla işi kontrol etmek ters elle kulak göstermeye çalışmak gibi hem kulağı, hem boynu zorluyor. Sağlıklı bir inşaat proje yönetimi için bir iş programı yazılımının özümsenerek kullanılması olmazsa olmazların en öncülü. Primavera bu konuda kapsam ve raporlama imkanları açısından dünyadaki en önemli yazılımlardan biri. Zaten bu programın çalışma mantığını bir kez öğrendiğinizde tüm benzeri yazılımları rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Gelin Primavera’nın inşaat projelerinde neden böylesine önemli olduğunu sağladığı faydalarla birlikte adım adım incleyelim.

Okumaya devam et

İnşaat şirketlerinin uluslararası ihalelere girerken dikkat etmesi gereken hususlar

Bir inşaat şirketinin uluslararası ihalelere girmesini, deneyimli bir tırmanışçının yeni bir dağa tırmanışını planlamasına benzetirim. Tıpkı dağcının rotasını belirlerken hava durumunu, yolu ve potansiyel riskleri önceden değerlendirmesi gibi, şirket de farklı ülkelerin pazar koşullarını, yasal düzenlemelerini ve kültürel dinamiklerini detaylıca analiz etmelidir. Nasıl her dağın kendine özgü zorlukları varsa, her ihale de farklı stratejiler ve hazırlıklar gerektirir. Bu süreçte, tırmanışçının tecrübesi ve doğru ekipman seçimi ne kadar önemliyse, şirketin deneyimi ve doğru kaynakları kullanması da o kadar kritiktir. Şimdi gelin, bu uluslararası ihale tırmanışında hangi adımların atılması gerektiğini tek tek inceleyelim

Okumaya devam et

Yeni Babil mi, hayal mi? NEOM Projesi

Gayri-menkul.com platformunda yayınlanan yazım

Neom, Suudi Arabistan’ın çölde inşa edeceği 170 km. uzunluğunda, 220 metre genişliğinde doğrusal bir şehir. İlk hesaplamalara göre maliyetinin 500 milyar dolar olması, projenin ilk etabının 2025’te, tamamının da 2030’da tamamlanması öngörülüyor. 9 milyon kişiden fazla insana ev sahipliği yapması amaçlanan Neom’un ilk üç harfi Antik Yunancadaki yeni anlamına gelen Neo’dan, son harf ise Arapça gelecek demek olan “müstakbel” kelimesinin ilk harfinden alınmış. Biraz iyimser bir düşünce olsa da fikri üretenlerin projeyle doğuyla batıyı bir araya getirmeyi hedeflediklerini düşünüyorum. Girişim, Suudi Arabistan’ın petrole olan bağımlılığını azaltmaya, ekonomisini çeşitlendirmeye ve kamu hizmeti sektörlerini geliştirmeye yönelik bir plan olan Suudi Vizyonu 2030’un bir parçası.

Okumaya devam et