Bugünün ve Geleceğin İş Dünyası Bizlerden Neler Bekliyor?

Kendi içimizdeki ve dışımızdaki değişime nasıl ayak uyduracağız, geleceği ne şekilde öngörebiliriz, bugünün ve geleceğin iş dünyası bizlerden neler bekliyor, başarının değişmez kuralları nelerdir ve benzeri konuları Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi öğrencileri ile konuşacagız. 25.12.2014 Saat: 15.00 İnşaat Fakültesi DZ 101 Nolu Anfi

https://www.facebook.com/events/764320196981398/

Ustadanciraga 2014

İnşaat projelerinde iş kazaları neden oluyor ve hangi önlemleri alabiliriz?

İnşaat projelerinde kazalar neden oluyor, hangi önlemler alınabilir, ISG Uzmanlık Sertikası almak için ne gerekiyor, İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili bu ve benzeri birçok sorunun yanıtını öğrenmek istiyorsanız sizi bu haftaki Yapım Yönetim dersime bekliyorum.
Konu: İş Sağlığı ve Güvenliği’nde Yei Yasal Düzenlemeler
Konuşmacı: İnşaat Yüksek Mühendisi Fırat Şükrü Eker – A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı İvme Yönetim Danışmanlık Gn. Md.
Tarih: 23 Aralık Salı Saat: 19.00
Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi
Her zamanki gibi 407 nolu Sınıf, katılım ücretsiz.

2014’de En Beğendiğim 25 Film

2014’de seyrettiğim yaklaşık 150 film içinde en beğendiğim 25 film. Bir yerlerde seyretme fırsatınız olursa mutlaka seyredin derim.
Kış Uykusu
İnsanları Seyreden Güvercin (A Pigeon Sat On A Branch Reflecting On Existence)
Ida
Aşk (Her)
Muhteşem Güzellik (La Grande Belezza)
Nymphomaniac 1-2
Mandalinalar (Mandariniid – Tangerines)
Çocuk Pozu (Child’s Pose)
Meydan (The Square)
Dünyada 20.000 Gün (20.000 Days On Earth)
Köksüz
Kırık Çember (The Broken Circle)
İki Gün Bir Gece (Deux Jours, Une Nuit)
Özgürlük Dansı (Jimy’s Hall)
Körlük (Blind)
Mommy
Whiplash
Dile Veda (Goodbye To Language)
Timbuktu
Eve Dönüş (Coming Home)
Dünyanın Efendisi (Master Of The Universe)
Kürklü Venüs (Venus in Fur)
Stray Dogs
Magic In The Moonlight
Disappearence Of Eleanor Rigby

Tribünlere oynayan çalışanlar

Gösteriş için çalışanlar, iyi yaptı desinler diye çalışanlar derinliklerinde hissettikleri acıları, eksiklikleri alacakları övgülerle yatıştırmaya çalışırlar.

Montaigne, başkaları yaptıklarını beğensin diye iş yapan birinden fayda gelmez der. Çünkü sonuç için değil, başkalarının onun üzerindeki beklentileri için çalışıyordur, onların deger yargılarına göre hareket ediyordur. Fazla ilkeli olmadığı için ne zaman ne yapacagını bilemezsiniz. Her an kendi itibarını düşünüp işi tehlikeye düşürecek birşeyler de yapabilir.

Ruhumuz yapacağını gösteriş için yapmamalı, herşey içimizde, hiçbir gözün göremediği en gizli yerimizde olup bitmelidir. Montaigne

Doğru yol diye bir yol yoktur…

Doğru, gerçek ve tek yol hangisi mi, bu yol hiç var olmadı der Nietszche
Yaşanmışlıklardan çıkardığımız dersleri, gözlemlerimizi, aldığımız eğitime bağlı tespitlerimizi bir sentez yaparak oluştururuz yol haritamızı. Çoğumuzun yaptığı hata da bu yolun tek bir yol olduğu ve değişmeyeceği yanılgısıdır. Oysa yaşadığımız her olay ve gözlemlerimiz ile yolumuza ufak rötüşler yapabilir, beraberinde yan yollar da açabiliriz. Tek yol diye inat ettikçe ya yolda kalırız, ya da yol kazalarına neden oluruz çoğunlukla…

Özgür olduğumuzu sanmak özgürlükten daha çok rahatlatır bizi

Kırdım diyorsun zincirlerini,
Evet, köpek de çekip koparır zincirini,
Kaçar o da, ama halkaları boynunda taşıyarak.
Persius

Ne kadar özgürleştiğimizi söylesek de önyargılarımızdan, paradigmalarımızdan kolay kolay kurtulamayız. Kurtulmayı da çok fazla istemeyiz, inandığımız değerleri kabul etmenin rahatlığını onları yerlerinden kıpırdattığımızda ortaya çıkacak belirsizlere yeğleriz. Kendi kabullerimiz çercevesinde bir özgürlük bizi rahatlatır, onu sorgulamaktan çok onu daha güçlendirecek tezler üretmeye çalışırız. Ürettiğimiz her tez de bizim zincirlerimizi daha da güçlendirmeye yarayacaktır. Özgür olduğumuzu sanmak özgürlükten daha çok rahatlatır bizi. Özgürlük herkesin taşıyamayacağı kadar ağır bir yüktür. Sorumluluk gerektirir, disiplin gerektirir, kendine saygı gerektirir, ilkeler gerektirir, kendine sadık olmayı gerektirir ama sanıldığı gibi başıboşluk gerektirmez.

Artık kimse kendini yanında götürmüyor…

Sokrates’e birisi için seyahat onu hiç değiştirmedi, demişler. O da; Gayet tabii kendisini de beraber götürmüştür demiş.

Bu çağda yaşadığımız sıkıntı Sokrates’in tesbitin tam tersi, artık hiçbir yere insanlar yanında kendilerini de götürmüyorlar. Sürekli olarak sistemin olmalarını istedikleri kişiyi yanlarına alıyorlar ve onunla geziyorlar. Artık yaşadıkları sıkıntıları da, hazları da çok fazla hissedemiyorlar. Hepsinin en büyük derdi kendilerinden istenildiği gibi bir kalıp insan olabilmek, o kendileri için gösterilen yalan yanlış doğruları sorgulamaksızın eksiksiz yerine getirmek.

İnşaat Projelerinde Risk Yönetimi

İnşaat projelerindeki risk çeşitlerini ve bunlarla mide ağrıları yaşamadan nasıl başa çıkacağımızı merak edenleri bu haftaki Yapım Yönetim dersime bekliyorum.
Konu: İnşaat Projelerinde Risk Yönetimi
Konuşmacı: Yrd. Doç. Dr. Aslı Pelin Karaosmanoğlu Gürgün
Tarih: 9 Aralık Salı Saat: 19.00
Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi
Her zamanki gibi 407 Nolu Sınıf, katılım ücretsiz.

Bizi bekleyen 10 zor yıl

Önümüzdeki on yılda 65 yaş ve üzeri nüfusun, 5 yaş ve altı nüfustan daha fazla olması ve buna paralel dünya ekonomisinin de “vasat” bir büyüme düzeyine sıkışıp kalma riskiyle karşı karşıya kalması öngörülüyor. Bunun Türkiye’ye yansıması ciddi boyutta işsizliğin artışı şeklinde olacaktır. Bir de tüm bu olumsuzlukların üzerine son 10 yılda yapılan rekor seviyedeki dış borç düşünülürse önümüzdeki 10 yılın ekonomik anlamda hiç de kolay geçmeyeceği çok net görülüyor.

Tüm iş dünyasını tehdit eden bir virüs: Hep şikayet hep şikayet virüsü

Montaigne; “Mızmız dırdırcı insanları hiç sevmem, bu adamlar yaşamın sevinçlerine yan çizer, dertlere can atar, dertlerle kaynaşırlar; sinekler gibi cilalı, pırıl pırıl yerlerde tutunanamaz, pürtüklü yerlere abanır, oralarda rahat ederler ya da sülükler gibi kara kan içer, kanla beslenirler” der

Sürekli memnuniyetsizler, şikayet edenler sadece kendi enerjilerini sömürmezler, sizin enerjinizi de hissettirmeden tüketirler. O insanlarla bir süre birlikte kaldıktan sonra üzerinizde tuhaf bir yorgunluk, birşey yapmama isteği ortaya çıkmaya başlar. Bir departmanı kendi içinden parçalamak istiyorsanız mızmız, dırdırcı birini o bölüme bir virüs gibi sokun kısa sürede orayı içerden çürütecektir. Bir süre sonra herkes yaptığı işten mutsuz, söylenmeye başlayacaktır. Artık onlardan başarı bekleyemediğiniz gibi başarılı olduklarında mutlu olacak enerjileri de kalmamıştır