İş Toplantılarının Dayanılmaz Ağırlığı

İnsanların iş hayatlarının yaklaşık %25’i o zırva, gündemsiz, başı sonu belli olmayan, adına toplantı denen ego çatışmaları ile geçiyor. En komiği de sonrasında herkesin çok iyi bir toplantı olmuş gibi bir tavır takınmaları 🙂

Hepimiz birer girişimciyiz

Bir kurumda da çalışsak, kendi işimizi de yapsak sürekli kendimize yatırım yapan bir girişimciyiz. Sadece aldığımız eğitimler değil, geliştirdiğimiz her ilişki, iş networkümüz de farkında olmadan kendimiz için yaptığımız yatırımdır. Bu açıdan baktığımda her çalışanın bir girişimci olduğunu düşünüyorum.

“Hoca öğretir, öğrenci ezberler” kalıbı

Hocalık, öğretmenlik, bu böyle olacaktır diye bir fikri öğretmekten çok öğrenciye kendi gerçeğini keşfedebilme fırsatı sağlamak olmalıdır bence. “Hoca öğretir, öğrenci ezberler” kalıbını hocalar da, öğrenciler de unutmalı. Anlatılanlar kafamızda canlanıp, sorgulanarak irdelendiğinde ancak bir şeyleri öğrenmiş oluyoruz…

Yaşamını yönetemeyen bir yönetici işini, kaynaklarını, ekibini de yönetemez

Ancak küçük ruhlar işlerin ağırlığı altında ezilir; onlardan sıyrılmayı, bir yerde durup yeniden başlamayı bilmezler. Montaigne

Sıkıntı hiçbir zaman işlerin yoğunluğu olmamıştır, sıkıntı o yöneticinin işleri ve yaşamını yönetme konusunda yeterli beceriye sahip olamamasıdır. İş yükünden şikayet edenlerin yaşadıkları ana sorunlar öncelikleri belirleyememeleri ve kaynakları doğru yönetememeleridir. Birkaç olumsuz deneyimden sonra kendilerine olan inançlarını da kaybederler ve herşeyi kaybetmeleri durumunda yeniden başlayacak gücü kendilerinde bulamazlar. Bu durumda onlara kalan tek seçenek mevcut duruma, sahip olduklarına sıkı sıkıya sarılmak ve kendilerinden istenenleri sorgulamaksızın yerine getirmektir.

İnşaat Sektöründe Maliyet Yönetimi Seminerinde Aldığım Kısa Notlar

Sevgili İlke Göktürk Bozkurt’un 25 Kasım akşamı Beykent Üniversitesi taksim Yerleşkesinde verdiği “İnşaat Sektöründe Maliyet Yönetimi” Semineri harika bir katılımla çok keyifli geçti. Saat 22.30 olduğunda bir bu kadar daha anlatsa hepimiz dinleyebilirdik İlke’yi. 3 saatte dinleyicilerin de katkıları ile Maliyet Yönetiminin en derin noktalarına kadar indik. Seminer sırasında aldığım kısa notlar;

  • Proje Yönetiminin 3 ayağı var: Zaman, Maliyet, Kalite bir de olmazsa olmaz iş ve çevre sağlığı işin süresi de uzasa kalitesi de istenen seviyede olmasa bu sonuçta maliyete etkir. Sonuçta bir projedeki herşey bir şekilde maliyete etki eder. İçtiğiniz çay da, çalışılmayan gün de, tekrar yapılan iş de
  • İyi bir maliyet kontrolu için önce zaman, alt taşeronlar, malzeme ve uygulamanın takibine yönelik sistematikler işin başında oluşturulmalıdır. Bu da iyi bir planlama ve iş programı ile olur.
  • İşin başında zaman harcanarak doğru bir bütçe oluşturulmalı. Genelde teklif bütçesindeki ufak tefek revizyonlarla bir bütçe oluşturulduğu için iş sonunda sapmalar yüksek olmaktadır. Bu sapmaların bir çoğu da gerçekçi sapmalar olmamaktadır.
  • Bütçe şantiyenin tüm birimlerinin katılımı ile oluşturulmalı
  • Kesitte ve iş sonundaki miktar ve maliyet sapmaları her ay sonu detaylı irdelenmeli ve bu doğrultuda fiili + bakiye projeksiyonu yapılmalıdır.
  • Şantiyelerde genelde çoğu zaman raporların çokluğundan şikayet edilir, bu bir ölçüde doğru gibi görünse de raporlar şantiyede maliyete duyarlı bir atmosfer yaratır.
  • Sunumun başında katılımcılara sunumdan ne beklediğinin, sunum sonunda da bu beklentilerinin karşılanıp karşılanmadığının sorulması sunum performansının interaktif biçimde değerlendirilmesini sağladı.
  • Ön bütçede olası tüm riskler riskler göz önünde tutulmalı ve iyi analiz edilmeli
  • İşin başında kodlamayı yanlış yaparsanız istediğiniz sonuçları görebileceğiniz raporları üretemezsiniz. Bu açıdan kodlama öncesi yönetimin neleri istediği, neyin raporlanacağı doğru tespit edilmelidir.
  • Dogru bir kodlama yapamazsanız yeni birim fiyatları ekleyemezsiniz.
  • Devletin elindeki bayındırlık pozları artık yetersiz kalıyor. Özel sektördeki pozlar, analizler biraraya getirilmeli bu know-how lar paylaşılmalı.
  • Tasarımcı gerekli yeterlilikte olmayınca ortaya sıkıntılı projeler çıkıyor. Bu da maliyete yansıyor.
  • Tasarıma bütçelerde doğru kaynak ayrılmalı
  • Tasarım yeterli tecrübede kişiler tarafından yapılmadığı şantiye tasarıma gerekli katkı saglamadığı için tasarım adete bir Teknik Ressamlık Hizmeti gibi algılanmaya başlandı. Tasarım için istenen bütçe oluşturulmuyor.
  • ABD’de hastane projesi tasarlanırken hemşirelere adımsayar takılıyor. Banko nereye konursa hemşireler daha az yürür ve daha az yorulura kadar ön hesap yapılıyor.
  • Malzemede arge yapılıyor ama Yapım yönetemi konusunda yeterince Arge çalışması yapılmıyor.
  • İletişim yönetimi inşaatta çok önemli projede oyuncu sayısı çok, değişiklikler tüm birimlere  doğru bir şekilde aktarılmıyor ve bu durum ciddi maliyet kayıplarına yol açıyor.
  • Kök nedeni bul, analiz et, düzelt

Yapım Yönetim Seminerlerimizin bir sonraki 9 Aralık Salı akşamı saat 19.00’da Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesinde yapılacak. Konu: İnşaat Sektöründe Risk Yönetimi Konuk konuşmacı: YTÜ Öğr. Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aslı Pelin Gürgün.

Seminer 407 nolu sınıfta yapılacak, katılım ücretsizdir. Seminere katılmak isteyenler cem@cemkafadar.com adresinden bana ulaşabilirler.

 

İnşaat Sektöründe Maliyet Yönetimi

Beykent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsündeki bu haftaki dersimin konusu: “İnşaat Sektöründe Maliyet Yönetimi” Konuk Konuşmacı İlke Göktürk Bozkurt
Tarih: 25.11.2014 Saat 19.00 Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi 407 Nolu Sınıf Katılım Ücretsiz
Detaylı bilgi için cem@cemkafadar.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.

49 yılın sonunda kişisel bir not

İnsanın yaşadığı süre ile bu dünyadaki varlığının değeri arasında nasıl bir ilişki vardır, o anki yaşı itibarı ile başarılı olup olmadığı, mutlu olup olmadığı nasıl ölçülebilir konusunda çok kafa yormuşumdur.

İnsanların içinde bıraktığın iyi hislerin toplam süresi yaşadığın süreden fazla ise varlığın bu dünya için değerli. Birinde yarattığın iyi hissin o kişiden başkalarına geçiyorsa bu süreler de toplam süreye eklenebilir. 49 yılda bunu gerçekleştirebildi isem kendi kendime iyi ki doğdum diyebilirim.

Bir insanın ürettiklerinin diğer insanların yaşamını kolaylaştırdığı toplam süre yaşadığı sürenin üzerine çıkıyorsa o insan kesit itibarı ile başarılıdır diye düşünüyorum. 46. yılımın sonunda böyle bir hesap dökümü yapmıştım. 🙂

Aldığın sürenin içine daha uzun bir hayat sığdırabildi isen mutlusun. 60 yaşında bir insan yüzeysel bir hayat yaşayıp bu süreye sadece kendisine verilen 60 yılı sığdırdı ise mutlu olmadığını düşünürüm oysa derinliğine bir hayat sürdürüp daha çok insan tanıyıp, daha çok anı biriktirip, daha çok kitap okuyup, daha çok film seyredip, daha çok çalışıp bu 60 yıla 160 yıl sığdırabildi ise o insan mutludur derim kendi kendime. Bunu ölçebilmek mümkün değil ama insan böyle bir hedef ile yola çıkıyorsa ne kadar acı çekse de, dünyanın boktan bir yer olduğunu erken yaşlarda fark etmiş olsa da mutlu olmaması mümkün değil bence…

İşte bu duygularla ilk yarım asrımın son senesine giriyorum. 🙂

46 yılın sonunda kişisel bir not (21 Kasım 2011 46.doğum günü sonrası)

Yarın itibarı ile 46 yaşımı tamamlayıp, 47’den gün almaya başlıyorum. İnsanın başarısını ölçmek için kazandığı para, iş hayatındaki konumu, sahip olduğu dostlarının niteliği,  ürettikleri, yetiştirdiği çocuklarının geldikleri nokta ve benzeri birçok farklı kriter var. Ben insanın en önemli başarı ölçütünün yaşadığı evrene, insanlığa kazandırdığı süre ile ilintili olduğunu düşünüyorum. Mesela dünyada geçirdiğiniz süre içinde ürettiklerinizle o kadar zamanı diğer insanlara kazandırabildi iseniz en azından kesit itibarı ile hayata karşı borcunuz yoktur.  Her doğum günümde bu süreyi hesaplamaya çalışırım kendi kendime.

5 yıl önce bir arkadaşımla 1insaat.com.tr’yi kurduk, bugün itibarı ile 75.000 üyemiz var. Bu 75.000 kişiye aradıkları sektörel bilgiye daha kolay ulaşmalarını sağlayarak her yıl için toplam da 2 saat kazandırmış olsam, yılda 150.000 saat, 5 yılda 750.000 saat yapar, benim payıma 375.000 saat düşer, bu 15624 gün yani 42 yıl yapar.  8 yıl içinde yayınladığım iş ilanları ve danışmanlık hizmeti ile 500’un uzerinde insanın iş bulmasına katkım olmuştur diye düşünüyorum. İş arayan insanların iş arama sürelerini 1 ay kısaltmış olsam, toplamda 500 ay, o da yaklaşık 42 yıla denk geliyor. Bu durumda toplamda 84 yıl yapıyor.  Benim hedefim ürettiklerimle dünyayı terk etmeden önce yaşadığım ömrün 10 katı süreyi insanlara kazandırabilmek. Bu da 750, 800 yıl yapıyor, yani henüz yapmak istediklerimin sadece %10’unu yapmışım, kısacası daha yapacak çok işim var.

Kaynak: İç Sesim