Mutluluğun mimari ile bir ilişkisi olabilir mi?


Kafasını benim gibi hem mutluluğa hem mimariye takanların okumasını tavsiye edeceğim bir kitap Alain De Botton’un “Mutluluğun Mimarisi”

Botton, bir mekana girdiğimde o mekanın tasarımından orada yaşayanların mutlu olup olmadıkları ile ilgili bir fikir sahibi olabilirim der. İstanbul’a dışarıdan gelen bir yabancı, kentin tasarımına, mevcut yapıların çarpıklığına baktığı an anlayacaktır burada yaşayan insanların uzun zamandan beri mutsuz olduğunu, şehrin kendine özgü o hüznünü dahi mimariye yansıtamadıklarını.

Kitap, mimari ile mutluluk ilişkisi üzerine Botton’un felsefe sanat ve piskolojiyi temel aldığı tespitlerini farklı bir bakış açısı ile anlatıyor. Kitabı bitirdikten sonra her yapının bize neler anlatmak istediğini daha iyi anlıyorsunuz. Yapıların da müzik gibi çağı ve içinde bulundukları toplumu en iyi yansıtan araçlar olduğunu düşünürdüm, şimdi sadece düşünmüyor, yapılarla iletişime geçebileceğim, onlarla konuşabileceğim fırsatları da yakalamaya çalışıyorum.

“Ancak acıyla tanışınca gözümüzde değer kazanır güzel şeyler. Binaların güzelliğinden etkilenebilmek için de her şeyden önce biraz acı çekmiş olmamız gerekir” diyen De Botton’un kitabının son paragrafı ise şöyle: “Bakir topraklar üzerine yaptığımız evler bu toprakların sunduğu güzellikten daha fazlasını sunabilmeli bize. Mutluluğun ne olduğunu en kusursuz biçimde, en ustaca anlatabilen binalar inşa etmeliyiz. Hiç değilse bu kadarını borçluyuz üzerine binalar dikerek yok ettiğimiz kırlara ağaçlara solucanlara.”

11.Ulaştırma Kongresinde Aldığım Kısa Notlar

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinin düzenlediği 27-29 Mayıs tarihleri arasındaki Ulaştırma Kongresinin maalesef ilk oturumuna katılma imkanım oldu. Oturumda aldığım kısa notları aşağıda bulabilirsiniz.

Trafikte bir aracın bir yılda kaybettiği saat 219, yani bir kişinin kullandığı arac ile kaybolan süre bir yıl içinde 10 günü buluyor. Cemal Gökçe

Bugün Istanbul, 1999’dan daha hazırlıksızdır depreme. Cemal Gökçe
3.köprü ve kanal projesi İstanbulu yeni bir göç baskısı altına alacak. Cemal Gökçe
Büyük proje olarak adlandırılan projelerin çoğu rant projeleridir, insana yönelik projeler değildir. Cemal Gökçe
Yollar insanları değil, otomobilleri taşımaktadır Cemal Gökçe
Kentleri otomobillere uydurmak yerine, kentleri insanlara uydurmalıyız. Cemal Gökçe
Ulaştırma yaşamın her alanında olan bir eylemdir. Güngör Evren
Beni dinlemeden bana inanmayın derim her zaman. Doğan Kuban
Ben 70’de kent planını yaparken Istanbul 22.000 hektardı bugün 550.000 hektar Doğan Kuban
Yaşamın kente yüklenmiş halidir medeniyet Doğan Kuban
Biz tarihimiz boyunca kent kurmadık İstanbul uygarlık merkezi de, kent de olmadı hiç bir zaman, bir yerleşim yeri sadece. Doğan Kuban
İstanbul’un Osmanlı zamanında da, cumhuriyetin ilk yıllarında da tüm şehir planlarını Fransızlar, Almanlar yaptı. Bizim yaptığımız bir plan yok ne yazıkki. Doğan Kuban
Gökdelen yapmak uygarlık değildir. Doğan Kuban
Biz kent yapmadan bugüne geldik. Bir bina yapıyoruz çevresine 2 km. yol yapıyorlar, biz Istanbul’un nufusunu bile sayamıyoruz. Doğan Kuban
İstanbul’un Osmanlı zamanında da, cumhuriyetin ilk yıllarında da tüm şehir planlarını Fransızlar, Almanlar yaptı. Bizim yaptığımız bir plan yok ne yazıkki. Doğan Kuban
Mercedes ne kadar Türk ise biz de o kadar uygarız Doğan Kuban

Okumaya devam et