Her şeyin çok hızlı değiştiği bir çağa denk geldi yaşamımız

Her şeyin çok hızlı değiştiği bir çağa denk geldi yaşamımız. Yeni keşiflerin verdiği heyecan güzel ama hızlı değişimin üzerimizdeki gerilimi hep güvenlik içinde yaşamaya ve daha az risk almaya götürüyor bizi. Ayrıca bu hız çağında ruhumuzu yavaşlatacak fırsatları da kolay kolay yaratamıyoruz ne yazık ki…

Süreci ve içeriği bir arada yönetebilmek

Hayat okullarda bize anlatılan klişelerle anlaşılıp çözülecek kadar kolay olsaydı keşke. Yaşamın her alanında hem süreci hem de içeriği iyi yönetmeniz gerekiyor. Bir taraftan sürekli akmakta olan zaman ve bu zamana bağlı hedefler, diğer taraftan bu zamanın içininin istenildiği gibi doldurulma telaşı. Birim zamanda çok şey yapmak mı, o süreyi hedeflediğin doğrultuda değerlendirmek mi? Hangi konuda iç sesini dinleyip derine inmek hangi konuların ise üzerinden daha hızlı geçmek gerekiyor? Hızın bizi yönettiği bu çağın en önemli sorularından biri bu bence.

Alain De Botton’un Haberler kitabından çıkardığım notlar

Alain De Botton son kitabı Haberler’de, haberi nasıl algılamamız istendiğini, nelere dikkatimizin çekildiğini, neleri farkında olmadan göz ardı ettiğimizi her zamanki uslubu ile çok güzel anlatmış. Kitaptan aldığım kısa notları aşağıda paylaştım.

 

Haberlerin kafa karıştırıcı kopuklukla, çok ciddi ve halkın anlayamayacağı bir tarzda verilmesi de sansürün farklı bir çeşidi değil midir? Siyaset ve ekonomi haberlerinin bu şekilde verilmesinin bir rastlantı olmadığını düşünüyorum. Dinleyen haberi çok fazla anlayamadığı için yeterli irdelemeyi yapamıyor. Sonuçta haberden bir çıkarsama yapılmıyorsa ya da yanlış sonuçlara varılıyorsa o haber gizli bir sansürün etkisindedir.
Dünyada neler olup bittiği kimsenin pek umrunda değil. İnsanlar dünyada neler olduğundan çok, kendilerini ilgilendiren haberleri merak ediyorlar.
Bir ülkeyi ekonomik verileri ile değerlendirmek, bir insanı kan değerleri ile değerlendirmeye benzer.

İşlenen suçlara düşkünlüğümüz, o suçları asla işlemeyeceğimizden emin olmak için sarf ettiğimiz bilinçdışı bir gayretin parçası olabilir.
Kültür sanat olaylarına ilişkin tiyatro, konser, sinema yazılarında bu sanat olayı kimin içindir, seyredene ne faydası dokunabilir sorusuna yanıt verecek küçük tiyolar bulunmalıdır.

Benim medya ve haberler konusundaki görüşüm çok net. Ben medyanın bana empoze ettiği gündemle kendimi dar bir alana sıkıştırmak ve sıradanlaşmak istemiyorum. Benim dünyadan aldığım, gözlemleyerek keşfettiğim gündem haberlerin verdiğinden çok daha renkli ve heyecanlı.

Fenerbahçe Shaktar Donetsk Maçına İlişkin Notlarım

Fenerbahçe, bugün kazanamadı ama hem rövanş hem de sezon için çok iyi ışık verdi. Takımda tek sıkıntılı oyuncu Alves, maalesef formu geçen senenin de altında, şansı yanında oynayan Kjaer üst seviyede bir oyuncu ve onun hatalarını kapatıyor. Ortada Topal ve Souza uyumu çok iyi, ikisi de risksiz, dikkatli oynuyorlar ve çok koşuyorlar. Bugün en büyük şansızlığımız, havanın aşırı sıcak olması ile birlikte sağ ayağını kullanamayan Hasan Ali’nin sağ bekte oynamak zorunda kalması oldu, böyle olunca da takımın sağ kanadı çalışmadı.

Nani, Fernandao çok iyi, Sow durgundu. Sanırım Sow’un kafası transferde veya Persi’de. Van Persie’nin maç eksikliği hissediliyor ama bu kısa sürede çözülecek gibi görünüyor. Diego hazırlık maçlarında olduğu gibi bugün de takımın beyniydi. Takımın kazama hırsı, ayağında fazla top tutmadan, direkt dikine oynaması seyir zevkini yükseltiyor. Meireles daha tam hazır değil, Stoch ise her maç ilk 11 oynayabilecek kadar iyi form tutmuş, Van Persie’ye çıkardığı top mükemmeldi ama o kadar güzel pası Persie de, kimse de beklemiyordu. Volkan, kaleyi bırakmayacak gibi, kısa sürede çok iyi forma girmiş..

30’lu, 40’lı, 50’li yaşlar üzerine kısa düşünceler…

30’lu yaşlarda hayatın akışına kapılıp gidiyorsun, her şeyin daha iyisi, her şeyin daha çoğu peşinde koşarken zamanın nasıl geçtiğini de pek fazla anlamıyorsun. 40’lı yaşlarında hızını yavaşlatıp çevrendeki fazlalıklardan, senin enerjini, zamanını çalan insanlardan arındırıyorsun kendini, 50’li yaşlarda ise çevren biraz temizlenince kendi içine dönebiliyorsun artık, kafanın içini sterilize edip, daha yalınlaşıyorsun ve tekrar 20’lerinde olduğu gibi, aynı enerji ile olmasa da daha sakin bir şekilde sen yönetmeye başlıyorsun hayatını.
30’lu yaşlardaki enerji fazlalığının seni düşürdüğü tuzakların daha bir farkındasın artık. Yalınlık ve sakinlik oluyor pusulan. Hayatın fırtınalarının seni bilmediğin bir limana yanaşmak durumunda bıraktığı bir teknenin değil, rotasını belirlediğin bir geminin kaptan köşkündesin bundan sonra ama yine de denize ve havaya güvenilmeyeceğini biliyorsun. Seni bekleyen en büyük tehlike, bu 50’li yaş sakinliğinin, hırsını ve öfkeni kaybetmeni kolaylaştırıp seni konformizmin tuzağına düşürmesi ve bunun sonucunda da eskisi kadar kendini yenileyemeyecek olman.

Yalanı Nasıl Anlarsınız?

İlişkilerde yaşattığı sıkıntıları bir yana bırakalım, firmalara en çok para kaybettiren unsurların belki de en başında gelir yalan. Bu yalanları nasıl anlayabiliriz diye internette bir araştırma yaptım ve yaklaşık 5 dakikalık konuyu çizgi film üzerinden çok iyi özetleyen bir video ile karşılaştım. Videoyu seyrederken aldığım notları aşağıda sizinle paylaşmak istiyorum.

Yalancılar yalan söylerlerken kendilerine daha az gönderme yaparlar. Sıklıkla 3.şahıslar ve diğerleri üzerinden daha çok konuşurlar.
Yalancılar daha negatif olma eğilimindedirler. Çünkü bilinçaltlarında yalan söyledikleri için suçluluk hissederler.
Beynimiz karmaşık bir yalan yaratmakta zorlandığı için yalancılar genel olarak olayları basit terimlerle anlatırlar. Eski bir ABD Başkanının  bir keresinde ısrarla söylediği gibi “O kadınla herhangi bir cinsel ilişkim yoktur. Yargılama ve değerlendirme beynimizin hesaplaması için karmaşık şeylerdir.
Yalancılar betimlemeleri basit tutsalar da gereksiz kelimeler, yalanı desteklemek için ilgisiz ama kulağa gerçekçi gelen detaylar kullanarak daha uzun ve karmaşık cümleler kurma eğilimindedirler.
Özetle yalanı fark edebileceğimiz 4 kriter vardır.
Öz-imlemeler
Olumsuz dil
Basit açıklamalar
Karmaşık Dil
Videoyu izleyebileceğiniz link

Dünyayı daha iyi anlayabilmek için nelere ihtiyaç duyarız?

Dünyayı daha iyi anlayabilmek için nelere ihtiyaç duyarız diye bir beyin fırtınası yaptım bugün, işte aklıma gelenler:

Daha çok bilgi

Bu bilgileri doğru ilişkilendirecek bir düşünce sistematiği

Yeni insanlar, yeni fikirler

Merak, tutku, heyecan

Sanat, sanat, sanat

Yaşadıklarımızdan doğru dersleri çıkarabilecek kendimiz ile yüzleşmekten korkmayacağımız bir bakış açısı

Geçmiş ile bugün arasındaki bağlantıyı doğru kurabilmek

Olaylara, nesnelere farklı açılardan, farklı mesafelerden bakabilme yeteneği

Yeni perspektifler keşfedilme becerisi