Bugünkü Hürriyet IK Gazetesinde yayınlanan “OHAL İstihdamı Nasıl Etkiledi” konulu haberin içinde yer alan kısa açıklamam. Ben, bir çok olumsuzluğu da dile getirdim ama habere ayrılan yer kısa olduğu için bu kadarını almışlar. Şu anda herkes “bekle gör” modunda, tüm bu yaşadıklarımızın üzerine artçılar gelmez ise zaten dipte olduğumuz için bayram sonrası hafif de olsa olumlu bir kıpırdanma olacaktır diye düşünüyorum. Ama çok açık bir gerçek var ki yabancı yatırımcıyı çok korkuttuk, onların tekrar dönmesi biraz zaman alacaktır. İyi Pazarlar 😊
Category Archives: İş Dünyası ve İK Notlarım
Bir İnşaat Mühendisi öğrencisine tavsiyelerim
Klişe olacak ama her şeyden önce kendine yatırım yap. Sadece iyi bir İnşaat Mühendisi olmaya değil, iyi bir yönetici, iyi bir insan olmaya çalış. Çok iyi bir gözlemci ol, gözlediklerinden iyi sentezler yapabilecek şekilde kendini geliştir. Kültürü, sanatı hayatının içine kat, heyecanını hiç kaybetme…
İş hayatında kaybettiren 4 cümle
İş hayatında kaybettiren 4 cümle:
1)Daha zaman var
2) Sonra yaparız
3) Kim uğraşacak
4)Benim işim değil
Hem süreci, hem de içeriği iyi yönetmek gerekiyor
Hayat, okullarda bize anlatılan klişelerle anlaşılıp çözülecek kadar kolay olsaydı keşke. Yaşamın her alanında hem süreci, hem de içeriği iyi yönetmeniz gerekiyor. Bir taraftan sürekli akmakta olan zaman ve bu zamana bağlı hedefler, diğer taraftan bu zamanın içininin istenildiği gibi doldurulma telaşı. Birim zamanda çok şey yapmak mı, o süreyi hedeflediğin doğrultuda değerlendirmek mi? Hangi konuda iç sesini dinleyip derine inmek hangi konuların ise üzerinden daha hızlı geçmek gerekiyor? Hızın bizi yönettiği bu çağın en önemli sorularından biri bu bence.
Mülakatlarda firma adayı, aday firmayı neden beğenmez?
Doğru insanları doğru firmalarla buluşturabilirsek sektöre en büyük katkıyı sağlarız diye düşünüyorum. Yanlış insan veya yanlış firma diye bir şey yoktur. Kişi, firma uyumu diye bir şey vardır. Amaç firmanın ve kişinin değerlerinin örtüşmesidir. Bunun için farklı testler yapıp adayın ve firmanın kafasını karıştırmaya gerek yok. O firmada bir gün geçirip mümkünse adayın evinde de bir kahve içebilirsek her iki tarafın da değerlerini büyük ölçüde anlayabiliriz.
Burada en sıkıntılı durum elemanın işi alacak yöneticinin değerlerinin firmanın değerleri ile farklılık göstermesi. Bu durumda yönetici kendi değerlerine uygun bir adayı beğeniyor ancak aday yönetici ile iyi bir iletişim kurmuş olmasına rağmen firmanın değerlerinin kendisi ile uyumlu olmadığını anlıyor ve büyük olasılıkla teklifi kabul etmiyor. Bir diğer sıkıntılı durumda aday firma değerleri örtüşürken adayın yöneticiyle değerlerinin uyuşmaması. Bu durumda da aday işi isterken yönetici adayı istemiyor.
Firmaların yönetici seçimlerinde firma değerleriyle uyuşan kişilerle ilerlemeleri bu çelişkilerin oluşmasını engelleyecektir. Bir adayın firmayı ya da firmanın adayı beğenmemesinin altında yatan her zaman için değerlerin uyuşmazlığıdır.
Analiz mi, sentez mi?
İşyerlerinde analiz yapabilen çok insan var, özellikle de biz mühendisler biraz fazla seviyoruz analiz yapmayı. Ancak mevcut verilerden doğru çıkarsamaları yapabilen insan sayısı o kadar fazla değil iş hayatında. İşe alımlarda analitik düşünce yeteneği iyi olanlara öncelik verirken bir taraftan da ciddi bir risk alıyoruz, sürekli detaylar içinde kaybolan çalışanlarımız oluyor. Analiz yeteneği kuvvetli insanlara mutlaka ihtiyacımız var, bunu kabul ediyorum ama günümüzün iş dünyasının asıl gereksiniminin tezlerden çok antitezleri ve beraberinde sentezleri oluşturabilecek kişiler olduğunu düşünüyorum.
Samimiyeti gözlerden, dürüstlüğü tutulan/tutulmayan sözlerden anlarız
İş hayatında samimiyetin göstergesinin gözler, dürüstlüğün göstergesinin de tutulan ve tutulmayan sözler olduğunu düşünmüşümdür hep. Gözler ile sözler örtüştü mü mesele yok 😀 İnsanı insan yapan en önemli olgulardan biridir samimiyet. Küçücük bir çoçuk da, okuma yazması olmayan bir insan da sizin gözlerinizden ve söylediklerinizi anlamasa bile vucut dilinizden samimi olup olmadığınızı rahatlıkla anlayabilir. Tabii ki duymak istediği o yalana inanmaya kendisini baştan hazırlamadı ise 😀
Geleceğin işyerleri beyinlerimizin içi olacak
Yakın gelecekte mekana bağlı işyeri anlayışının yavaş yavaş kaybolacağını düşünüyorum. Geleceğin işyerleri beyinlerimizin içi olacak, artık beden istediği yerde olabilir. Yani bugün çok karşılaştığımız vucudu işe gelmiş ama kafası dışarıda olan çalışan tipi yok olacak. Tabii ki, şantiyeler bu kapsamın dışında kalıyor 🙂
Pozisyon ya da yetenek işte bütün mesele bu :)
Genç adaylara hep şunu söylerim; pozisyon kazanmaya değil, yetenek kazanmaya çalışın, bir gün pozisyonu elinizden alırlar ama yeteneği almaları mümkün değil…
20’li yaşlarda hissettiklerinizi anca 40’lı yaşlarda anlıyorsunuz
7 Kasım 2010 Tarihli Günlüğümden
İnşaat Mühendisi olup, dünyayı değiştirebilecegime inandığım o naif öğrencilik günlerimdeki en sevdiğim parçalardan biriydi Supertramp’ten Logical Song. Az önce dinlediğimde o günlere gittim yeniden.
20’li yaşlarda hissettiklerinizi anca 40’lı yaşlarda anlıyorsunuz. Onlar çok güzel hislerdi, benim internette ve meslekte yaptığım farklı projelerin de tetikçisi oldu bu duygularım. Bunlar insanı iyi besleyen çok güzel duygular sadece. Dünya tek bir insanın değiştiremeyecegi kadar kadar karışık bir yer. 🙂 Insan bırakın dünyayı kendini bile kolay kolay değiştiremiyor. :))
Ancak şunu iyi biliyorum ki, dünyayı değiştirmek isteyen rejim, düşünce ve tüm sosyolojik olguların yaptıkları buyuk bir hata var o da insanın ideal iyi bir tür olarak kabul etmeleri ancak maalesef insan kötü bir tür. Kapitalizm de bunu görüp, baştan insanın zayıflıklarını baz alarak bir sistem kurdugu icin bu kadar güçlü. Çok büyük afet, savaş vb gibi bir şey olmadan da insanlığın aklını başına toplayıp, iyi yönlerini öne çıkarıp yeni bir sistem kurabilecegine hiç inancım yok açıkçası. Tek iyimserliğim teknolojinin hizla gelişiyor olması, kurtarırsa teknoloji kurtaracak insanlığı bu çıkmazdan…