Bir adayla görüştüğümde ilk cümlelerini hep dikkatle dinlerim. Çoğu kez olağanüstü ipuçları verirler ve görüşmenin nasıl geçeceğini önceden sezdirirler…
Category Archives: İş Dünyası ve İK Notlarım
IK yöneticileri çalıştıkları firmaların değerlerini biliyorlar mı?
Firma yöneticileri, İK yöneticileri firmanın değerlerini iş görüşmesi yapan adaya çok iyi anlatmalı ve adayın bu değerlere yaklaşımını iyi analiz etmeli. Ancak birçok İK yöneticisinin firmasının değerlerini tam özümseyemediğini, bu nedenle de adaya da aktaramadığını görüyorum. Durum böyle olunca da görüşme yavaş yavaş bir sohbet havasına giriyor, sonuçta iyi elektrik yakalanıp aday işe alınsa dahi firmanın değerleri de, adayın değerleri de tam olarak anlaşılmıyor.
Yöneticilerin ekip kurarken ilk öncelikleri ne olmalı?
Yöneticilerin ekip kurarken ilk öncelikleri aradıkları standartlara uyan insanları işe almak değil, inandıklarına inanan insanları işe almak olmalı. Mevlana’nın dediği gibi; “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir”.
Çalıştığınız ya da çalışmaya başlayacağınız firmayı değerlendirmenize yardımcı olacak sorular
İlk girdiğinizde firmayı tanımanıza ya da ayrılmayı düşündüğünüzde kararınızı tekrar gözden geçirmenize yardımcı olacak sorular:
Eğer patron ya da aile şirketi ise, patron, aile vizyoner mi?
Patron şirketi değilse yönetim kurulu kimlerden oluşuyor?
Gerçekleştirdiği ve daha önemlisi gerçekleştiremediği projeler/işler neler, gerçekleşememe nedenleri ne?
Hizmet verdiği pazar büyümeye açık mı?
Firmanın pazardaki yeri nerede, pazardaki rakipleri kimler?
Çalışan ve tedarikçi profili nasıl?
En kilit 2 soru: Bana ne katarlar, ben onlara ne katabilirim?
Sunulan imkanlar neler?
Firma içindeki her hangi bir eğitim veya kaynak talebinin karşılanmasına nasıl yaklaşılıyor?
Kurum içi esneklik nasıl?
Karar verme süreçleri nasıl ilerliyor?
Karar alma süreçleri daha çok hangi noktalarda tıkanıyorlar?
Müşterileri ve tedarikçileri ile ilişkileri nasıl?
Gönderdiğiniz özgeçmişinizin dikkatlice incelenmesi istiyorsanız yapmanız gerekenler
Özgeçmişinize fotograf koymayın: Cv’yi okuyan fotoğrafa dikkatini verip, cv’nize daha az vakit ayırıyor.
İmla hatası yapmayın: 2.imla hatasından sonra cv’ye verdiği dikkat düşüyor, cv’yi bir an önce elinden çıkarmak istiyor
Doğru anahtar kelimeler kullanın: Bu şekilde cv’nizin Linkedin benzeri sosyal ağlarda daha çok görüntülenmesini sağlayabilirsiniz.
Çalıştığınız yerdeki pozisyon bilginizin altına yaptığınız işleri açıklayan 2-3 satırlık kısa bir özet yazın
Çalışmadığınız sürelerdeki boşlukları dürüstçe açıklayın
Cv’nize ön yazı hazırlamak için vakit kaybetmeyin, bu ön yazılardan çoğu okunmuyor. Ancak firma başvuruda özellikle ön yazı istiyorsa o firmaya yönelik bir ön yazı hazırlayın.
Kariyer amacı gibi her firmada farklı algılanacak bölümlere cv’nizde yer vermeyin. Başvurduğunuz firmayı dışarıdan çok iyi tanıyamadığınız için amacınız firma değerleri ile örtüşmeyebilir. Klişe kariyer amaçları da okuyanda olumlu duygular yaratmayacaktır.
Cv’nize size özel olduğunu gösterecek anlamlı bir dosya ismi verin. Cvnizi özgeçmişim diye kaydederseniz ilettiğiniz firma yetkilisi bilgisayarında yapacağı bir aramada cvnizi bulamayacaktır. Örnek olarak şöyle bir dosya ismi verebilirsiniz.
Ali_Yilmaz_CV_01.10.2016
Unutmayın, bir özgeçmişe ayrılan süre dünya ortalamalarında 6 saniyedir. O açıdan bu 6 saniyede hatasız bir özgeçmiş ile becerilerinizi ve tecrübenizi etkileyici bir şekilde iletebilmeniz gerekiyor.
İş hayatında hızla yükselmenin herkes tarafından bilinen ama söylenmeyen sırları :)
İş yerinde nasıl hızla yükseliriz diye soran genç arkadaslara diyemiyorum ki; sadece yapar gibi yapın, aman sakın fazla bir iş yapmayın, enerjinizi şirketinizin işleri ile çok fazla harcamayın, o enerji size daha başka çalışmalarınız için gerekecek, bu arada da bir sürü gürültü koparın, ne kadar çok gürültü koparırsanız o kadar çok iş yaptığınızı düşünürler. 🙂 Asıl mesainizi işinize degil de patronunuza, CEO’nuza kendinizi göstermeye daha dogrusu ona yaranmaya harcayın, bunları yaparken bir kazaya ugramamak için yakın pozisyonlardaki arkadaşlarınızın onlerini kesmeyi, çelmelemeyi de ihmal etmeyin, bu dediklerimi yapın, göreceksiniz bakın sizi cok kısa sürede şef, müdür, koordinatör vb. yapacaklardır. 🙂 O pozisyonlara o şekilde geldiğinizde muhtemelen siz de kendi yardımcılarınızı benzer şekilde davranan, sisteme uyum saglayan arkadaslarınızdan sececeksinizdir, iş dünyasının bu kısır döngüsü de işte böyle sürüp gidecektir. :)) Ama yine de herseye rağmen bu kısır döngüyü kırabilen birçok değerli insanla tanışma fırsatım oldu o açıdan bu gerçekleri bilerek iş dünyasından umudunuzu kesmeyin diyorum genç arkadaslara…
İyi bir İnsan Kaynakları Yöneticisi nasıl olmalı?
Bizde IK Yöneticisi genelde patronun çalışanlarına direkt söyleyemediklerini iletmelerini sağlayan bir elçi, aracı gibi düşünülüyor. Oysa iyi bir “İnsan Kaynakları Yöneticisi” çalışanların, yöneticilerin, kaldıysa sendikaların, güvenini kazanmalı, beklentilerini anlamalı ve anlatabilmelidir. İnsan sevgisi olmadan ve insana güvenmeden sadece patronun sesini şirket içinde taşıyarak İnsan Kaynakları Yöneticiliği yapılamaz diye düşünüyorum.
Doğru işi bulmak için neye ihtiyacımız var?
Doğru işi bulmak icin; degerlerinizi farkedin, yeteneklerinizi keşfedin, ilgi alanlarınızı bulun, kendinizi anlayın ve iç sesinizi dinleyin…
İş dünyası kitaplarının en büyük yanılgısı
İş dünyası kitaplarının en büyük yanılgısı insanları biribirine benzer hatta aynı kabul edip kalıp nasihatler vermesi. Her işyeri, her çalışan farklı organizmalardır. Her çalışan farklı işyerlerinde farklı şekilde davranacaktır…
İçsel motivasyonu nasıl arttırabilirsiniz?
Geçtiğimiz yıl Facebook Sayfamda yaptığım bir paylaşımı aktarmak istiyorum.
Mark Twain’in ”Tom Sawyer ‘in Maceraları” adlı romanındaki kurgusal karakteri Tom, Polly Teyze’nin 30 metrelik çitini kireçle boyamak gibi son derece sıkıcı bir işi yapmak durumunda kaldığında hikayemiz can bulur. Verilen işin aslında ilk bakışta hiç bir cazibesi bulunmamaktadır. Tom da söz konusu durumdan hiç de memnun değildir. Bu iş karşısında gözüne hayat son derece sığ, varoluş bir külfet olarak görünmektedir. Tom tam umutlarını yitirmek üzereyken arkadaşı Ben çıkagelip onla dalga geçmeye başladığında aklına ışıltılı bir ilham gelir. Bir çiti boyamanın lanet bir angarya olmadığını, bilakis benzeri olmayan bir ayrıcalık olduğunu ifade eder. Çit boyamanın cazibesini öyle ballandıra ballandıra anlatır ki, etkilenen Ben bir kaç fırça darbesini vurmak istediğinde Tom bu isteği geri çevirir. Ben bu işi yapabilmek için elmasını teklif edene kadar onun boya yapmasına müsaade etmez. Onları gören diğer arkadaşları da oyunun bir parçası olmaktan kendini alıkoyamaz. Çiti hep birlikte hatta bazen aynı yerden birden fazla kez geçerek boyarlar. Böylece ortaya önemli bir motivasyon kuralı çıkar; ”İş birinin yapmaya mecbur olduğu, oyun ise mecbur olmadığı bir eylemdir.” Yaptığınız işi oyun haline getirmeniz halinde yaratıcılığın içsel motivasyonu artar ve işi severek yapar hale gelirsiniz.
Alıntıdır