Hayat okullarda anlatılan klişelerle anlaşılıp çözülecek kadar kolay olsaydı keşke :)

Hayat okullarda bize anlatılan klişelerle anlaşılıp çözülecek kadar kolay olsaydı keşke. Yaşamın her alanında hem süreci hem de içeriği iyi yönetmeniz gerekiyor. Bir taraftan sürekli akmakta olan zaman ve bu zamana bağlı hedefler, diğer taraftan bu zamanın içininin istenildiği gibi doldurulma telaşı. Birim zamanda çok şey yapmak mı, o süreyi hedeflediğin doğrultuda değerlendirmek mi? Hangi konuda iç sesini dinleyip derine inmek hangi konuların ise üzerinden daha hızlı geçmek gerekiyor? Hızın bizi yönettiği bu çağın en önemli sorularından biri bu bence.

Yaşam Sanatı

Yasam Sanatı = Sahip oldugun kaynakları (para,zaman vb.) doğru yoneterek mutluluğa erişmek. Mutluluğa eristikten sonra verimlilik yan ürün bence.
Özgeçmiş kelimesi yerine kullandığımız CV kelimesinin Latince açılımı Curriculum Vitae. Anlamı ise “Yasam Dersleri” 😊

Tek noktada derinleşmek mi, noktaları birleştirebilmek mi?

Sürekli problem çözmek üzerinden aldığımız mühendislik eğitiminin bizlerin analiz yeteneğini fazlası ile geliştirdiğini görüyorum. Bir konuya derinleştiğimizde bir şekilde mevcut datalar üzerinden çözüm üretebiliyoruz. Sorun elimizdeki veriler eksik olduğunda başlıyor. O zaman farklı noktaların, düşüncelerin birbirleri ile bağlantılarını bulup onları ilişkilendirmek gerekiyor. Yani tezlerden, antitezlerden sentezlere ulaşabilmek.
İlkokuldan bu yana bize verilen eğitimin matematik tarafı kadar felsefe yönü kuvvetli olmadığı için sentez yeteneğimizi analiz yeteniğimiz kadar geliştiremiyoruz.
Firmaların çalışan seçimlerinde analiz yeteneği kadar sentezleme becerisine de ağırlık vermeleri gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde problemleri neden çözdüklerini bilmeden çalışan bir sürü birbirine benzeyen çalışanları olacak.

Tek başına özgüven yeterli olmuyor

Gençlere hep özgüvenlerinin yüksek olmasını, özellikle iş görüşmelerinde kendilerine güvenerek konuşmalarını söylüyoruz. Bu özgüvenin de yollarını açacağını anlatıyoruz. Buraya kadar güzel ancak unuttuğumuz önemli bir nokta var. Özsaygı olmadan özgüven olduğunda insanlar çok rahat kibir tuzağına düşebiliyorlar ve karşıdan sevimsiz görünüyorlar. İşin acı tarafı böyle göründüklerinin de farkında olmuyorlar.

Kapitalizmin sonu nasıl gelecek?

Son zamanlarda en çok kafamı yoran soru bu diyebilirim. Sanayi devriminin kendi koşulları içinde ortaya çıkan kapitalizmin bilgi çağına girdiğimiz 21. yüzyılda ömrünü bir şekilde sonlandıracağını düşünüyorum.

Sağlık sektörü, insan eliyle üretilen virüslerle büyütüldüğü gibi, kapitalizm de küresel güçlerin manipüle ettiği krizlerle varlığını sürdürebiliyor. Muhtemelen çok yakın gelecekte bu şekilde yaratılan küresel ölçekte kontrol edilemeyecek bir kriz kapitalizmin sonunu getirecek.

Unutulmamalı ki bir sistem çözdüğünden çok sorun yaratıyorsa sürdürülebilirliği bir yere kadardır. Bu durum eğitim sistemi için de, devlet veya firma yönetimi için de, küçük bir aile içindeki işleyiş için de geçerlidir.

Her ne kadar kapitalizm, çöküşüne yönelik sinyaller vermiş olsa da, doğa ile barışık yaşamayı becerememiş, çok da iyi bir tür olmayan insanın kapitalizmin yerine koyacağı yeni yapının daha iyi olup olmayacağı da apayrı bir soru işareti olarak önümüzde duruyor. 🙂

Evliliğin en büyük düşmanı mükemmel evlilik fikri

Evlilikte sorunları ilk gençlik yıllarında bir ölçüde çözmüş olabilmek ileriki yılların daha rahat geçmesini sağlıyor. İdeal olan mükemmel bir evlilik değil samimi bir ilişki. Mükemmeli amaçladıkça işleri zorlaştırıp mekanikleştiriyoruz ve içtenliği kaybetmeye başlıyoruz. Oysa ki iyi bir evlilikte en fazla ihtiyaç duyulan şey samimiyet.

Etiketlenmek istemiyorum çünkü bir tek ben yok içimde

Beni kolay kolay etiketleyemesinler diye bir çok farklı işi bir arada yapıyorum ama yine de bir şekilde etiketliyorlar. Dikkat ediyorum, ya görmek istedikleri ya da görmek istemedikleri şekilde etiketleniyorum. Neden bu kadar farklı işi bir arada yaptığımın yanıtını hiç bir zaman tam olarak veremedim kendime. Belki de Sartre’ın dediği gibi bir çok farklı alanda var olarak hiçliklerimi dolduruyorum.

Kapitalizmin üzerimizdeki baskısından nasıl kurtulabiliriz?

Hepimiz yer yüzündeki olağanüstü farklılığımızı hissettiğimiz ve hayatımızı onu gerçekleştirmeye adadığımızda kapitalizmin üzerimizdeki baskısından bir ölçüde kurtulmaya başlayacağız. İnsanoğlunun sonunu getirebilecek bu sistemden tek kurtuluşumuzun da bu olduğunu düşünüyorum.