Hepimiz yer yüzündeki olağanüstü farklılığımızı hissettiğimiz ve hayatımızı onu gerçekleştirmeye adadığımızda kapitalizmin üzerimizdeki baskısından bir ölçüde kurtulmaya başlayacağız. İnsanoğlunun sonunu getirebilecek bu sistemden tek kurtuluşumuzun da bu olduğunu düşünüyorum.
Category Archives: Aklıma Takılanlar
Ne kötüdür görüneni görememek
Gün içinde bu kadar çok imge ile karşılaşıp da onları fark edemeyecek bir zihinsel yorgunluğun içinde olmak beni üzüyor.
Tam bir roman kahramanı dediğim insanları, işte bir film karesi diye düşündüğüm sahneleri hafızama kaydetmek ve istediğimde de kaydettiğim yerden geri çağırmak istiyorum. Ama bunun için gerekecek boş alanı bir türlü açamıyorum içimde. Kafalarımızın içini ne kadar gereksiz, yaratıcılığımızı köreltecek şeylerle doldurmuşuz ve bunu sürdürmeye devam ediyoruz. Ne çelişkilerimizi ne de çevremizdeki imgeleri fark edebiliyoruz.
Referandum ile ilgili bir öngörü
Referandumun sonucunu verilen oylardan çok verilmeyen oylar belirleyecek. Hangi tarafın seçmeni sandığa gitmez ise o tarafın kaybedeceği çok net görülüyor. O açıdan sadece oy vermek ile kalmayıp, çevremizdeki dostlarımızın da mutlaka oy kullanmalarını sağlamamız gerekiyor.
Yapay gündemlerin peşine takılan toplum
“Düşüncelerini söylemeye korkanlar sonunda soyleyemeyecekleri seyleri de düşünmemeye baslar” demiş Giovanni Sartori, bizim ülkenin en büyük sorunu da bu değil mi, etiketleme korkusundan hiçkimse rahatlıkla düşüncelerini ifade edemiyor, boyle olunca da sağlıklı bir kamuoyu olusamiyor. Sonucta da kamuoyunu biz oluşturmadığımız icin birileri bizim adımıza sahte gundemlerle kamuoyumuzu oluşturuyorlar, maalesef bizler de bu yapay gündemlerin pesine takılıp gidiyoruz…
İnsanların akıllandığı firmaların aptallaştığı bir dönem
İnsanların akıllandıkça firmaların aptallaştığı, aradaki makasın sürekli acıldığı bir dönemi insanoğlu daha önce bu sertlikte yaşamamıştır diye düşünüyorum.
Çalıyor ama iş de yapıyor
“Çalıyor ama iş de yapıyor” demek “Aynı konumda olsam ben de yapardım” ile anlamdaş. Ahlaksızlık, kokuşmuşluk, çürümüşlük budur aslında.
Etiketler kimlik olursa
Insanlar ünvanlarını, koltuklarını, etiketlerini kendilerine kimlik yaptıklarında mutsuz oluyorlar. Bundan sonra artık bir daha kendileri olamıyorlar, sadece etiketleri ile varolmaya çalışıyorlar…
Ya övülürsünüz ya da eleştirilirsiniz
Yaptıklarımız, söyledikleriniz ya övülür ya da eleştirilir ama pek fazla anlaşılmaz, hepimizin ortak kaderi bu 🙂
Hayatın sırrını mı merak ediyorsunuz?
MÖ 2100 yıllarında yazıldığı düşünülen, ilk yazılı belge özelliğini taşıyan Gılgamış Destanı’nın giriş bölümğnde şöyle der: “Aradığın hayatı hiç bir zaman bulamayacaksın”. Bu tespit, bugün için de geçerli değil mi, hatta bundan 2000 yıl sonrasında da insanoğlu aynı şeyleri söylemeyecek mi? Bu cümleye şöyle bir ekleme yapmak isterim.Aradığın hayatı hiç bir zaman bulamayacaksın ve yaptığın her şey eksik kalacaktır.
Doğru, tek bir yolu takip etmez
Doğru, gerçek ve tek yol hangisi mi, bu yol hiç var olmadı der Nietszche Yaşanmışlıklardan çıkardığımız dersleri, gözlemlerimizi, aldığımız eğitime bağlı tespitlerimizi bir sentez yaparak oluştururuz yol haritamızı. Çoğumuzun yaptığı hata da bu yolun tek bir yol olduğu ve değişmeyeceği yanılgısıdır. Oysa yaşadığımız her olay ve gözlemlerimiz ile yolumuza ufak rötüşler yapabilir, beraberinde yan yollar da açabiliriz. Tek yol diye inat ettikçe ya yolda kalırız, ya da yol kazalarına neden oluruz çoğunlukla…