Bir yeri güzelleştiren şeyin doğasından, yapılarından önce içindeki insanlar olduğunu Uzungöl’de anlıyor insan. Tamamen bir Arap Kasabası olmuş burası. Bir yeri içinde yaşarken kaybetmek buymuş demek ki. Bunun için askere, topa, tüfeğe de pek gerek yokmuş 😔

Tag Archives: Aklıma Takılanlar
Buruk Bir Uzungöl Yazısı
Uzungöl’e gelirken Karadeniz’li dostlarım aman ha, orası çirkin yapılarla mahvedilmiş bir Arap Şehri oldu, gidince çok üzüleceksin diye uyarmışlardı beni. İnternet’te yaptığım Uzungöl aramalarında da Google ilk sayfalarında bölgenin güzelliğinden çok, nasıl mahvediliğine yönelik yazılar çıkarıyordu. Önceden saptanmış tur programımızda olduğu için iptal etme şansımız yoktu artık gidecektik Uzungöl’e. Gittiğimde karşılaştığım manzara anlatılanların eksiğinin olduğu ama fazlasının olmadığıydı. Bölge, tamamen Arap kültürüne göre dizayn edilmiş, insana kendini Bir Türk kasabasında değil de, Ortadoğu’nda gibi hissettiriyor. Göle atılan pislikler, Osmanlı Köprüsünün dibine yapılan, çirkin beton köprü ve buna benzer insanı üzen bir sürü görüntü ile karşılaşıyorsunuz Uzungöl’de. Tatillerini Arap ülkelerinde yapanlara tavsiye ederim Uzungöl’ü ama benim gibi Arap kültürünü fazla sevmeyenlere sakın ha derim. Zaten bu gidişle kısa bir zaman sonra Türkler’den pasaport da istenebilir Uzungöl girişlerinde 😔
Martı, Kabataş’tan önce Aşkabat’a konmuş :(
Hayat okullarda anlatılan klişelerle anlaşılıp çözülecek kadar kolay olsaydı keşke :)
Hayat okullarda bize anlatılan klişelerle anlaşılıp çözülecek kadar kolay olsaydı keşke. Yaşamın her alanında hem süreci hem de içeriği iyi yönetmeniz gerekiyor. Bir taraftan sürekli akmakta olan zaman ve bu zamana bağlı hedefler, diğer taraftan bu zamanın içininin istenildiği gibi doldurulma telaşı. Birim zamanda çok şey yapmak mı, o süreyi hedeflediğin doğrultuda değerlendirmek mi? Hangi konuda iç sesini dinleyip derine inmek hangi konuların ise üzerinden daha hızlı geçmek gerekiyor? Hızın bizi yönettiği bu çağın en önemli sorularından biri bu bence.
Hedef istek ikilemi
Yıllarca aklında olup gerçekleştiremediğin hedefin olabilir mi o sadece istek. Hedefle istegi karıştırıp, sonrada hedefime ulaşamadım diyoruz. 😊
Yaşam Sanatı
Yasam Sanatı = Sahip oldugun kaynakları (para,zaman vb.) doğru yoneterek mutluluğa erişmek. Mutluluğa eristikten sonra verimlilik yan ürün bence.
Özgeçmiş kelimesi yerine kullandığımız CV kelimesinin Latince açılımı Curriculum Vitae. Anlamı ise “Yasam Dersleri” 😊
Mutluluğu yakalamak mümkün mü? Tabi ki hayır :))
Mutluluğu yakalamak diye anlamakta zorlandığım tuhaf bir söylem var. Oysa ki mutluluk dış etkenlerden çok insanın içinde sahip olduğu değerler ile ilgilidir. Mutluluğumuz, dışımızdaki faktörlere bağlı ise bunlar değiştikçe ki, sürekli değişirler, biz de inişli çıkışlı bir duygu halinde, hep bir mutluluğu yakalama çabasında oluruz. İç değerlerimiz, olaylara yaklaşım şeklimiz, dışarıda olan bitenden çok daha stabildir. İç değerlerimizi doğru oturtup, hayatı bu doğrultuda çözebilmeyi başarabildiysek mutluluğu yakalamak ya da kaçırmak gibi bir derdimiz de olmayacaktır.
Tek başına özgüven yeterli olmuyor
Gençlere hep özgüvenlerinin yüksek olmasını, özellikle iş görüşmelerinde kendilerine güvenerek konuşmalarını söylüyoruz. Bu özgüvenin de yollarını açacağını anlatıyoruz. Buraya kadar güzel ancak unuttuğumuz önemli bir nokta var. Özsaygı olmadan özgüven olduğunda insanlar çok rahat kibir tuzağına düşebiliyorlar ve karşıdan sevimsiz görünüyorlar. İşin acı tarafı böyle göründüklerinin de farkında olmuyorlar.
Kapitalizmin sonu nasıl gelecek?
Son zamanlarda en çok kafamı yoran soru bu diyebilirim. Sanayi devriminin kendi koşulları içinde ortaya çıkan kapitalizmin bilgi çağına girdiğimiz 21. yüzyılda ömrünü bir şekilde sonlandıracağını düşünüyorum.
Sağlık sektörü, insan eliyle üretilen virüslerle büyütüldüğü gibi, kapitalizm de küresel güçlerin manipüle ettiği krizlerle varlığını sürdürebiliyor. Muhtemelen çok yakın gelecekte bu şekilde yaratılan küresel ölçekte kontrol edilemeyecek bir kriz kapitalizmin sonunu getirecek.
Unutulmamalı ki bir sistem çözdüğünden çok sorun yaratıyorsa sürdürülebilirliği bir yere kadardır. Bu durum eğitim sistemi için de, devlet veya firma yönetimi için de, küçük bir aile içindeki işleyiş için de geçerlidir.
Her ne kadar kapitalizm, çöküşüne yönelik sinyaller vermiş olsa da, doğa ile barışık yaşamayı becerememiş, çok da iyi bir tür olmayan insanın kapitalizmin yerine koyacağı yeni yapının daha iyi olup olmayacağı da apayrı bir soru işareti olarak önümüzde duruyor. 🙂
Kapitalizmin üzerimizdeki baskısından nasıl kurtulabiliriz?
Hepimiz yer yüzündeki olağanüstü farklılığımızı hissettiğimiz ve hayatımızı onu gerçekleştirmeye adadığımızda kapitalizmin üzerimizdeki baskısından bir ölçüde kurtulmaya başlayacağız. İnsanoğlunun sonunu getirebilecek bu sistemden tek kurtuluşumuzun da bu olduğunu düşünüyorum.






