2013’ün son günü bloguma yazdığım yeni yıl yazısı

Gülmenin, gülümsemenin, kucaklaşmanın, öpüşmenin, sevişmenin, direnmenin, düşündüğünü söylemenin, yazmanın, her yaşta “genç olmanın” yasaklanmayacağı bir yeni yıl diliyorum. Daha fazla özgürlük için …… (Bu kısmı herkes kendince doldurabilir, bana sorarsanız bütün bu yaşadıklarımıza direnmeye devam derim, bizi bu pislik dolu çukurdan kurtaracak olan sadece direncimizdir, gerisi yalan bile değildir…)

Yeni yıl dileklerim bu yıl da değişmedi

Geçen yıl dostlarım için dilediğim yeni yıl isteklerinin büyük bir kısmının ne yazık ki gerçekleşmediğini görüyorum. Gerçekleşse de, gerçekleşmese de bu yıl da aynı şeyleri diliyorum. Çünkü inanıyorum ki içinde bulunduğumuz bu karanlıktan çıkabilmemimizin tek yolu bu güzel dileklerin içinde.
Ayrıca bu zor yılı bana kolaylaştıran tüm dostlarıma da çok çok çok teşekkür ediyorum 😊
Sizlere yalandan, dolandan, yozluktan, yobazlıktan, hırsızlıktan, talandan, hoyratlıktan, ayrımcılıktan ve en çok da şiddetten arınmış bir yıl diliyorum… Her yeni güne sevinçli, umutlu başlayacağınız, her akşam vicdanınızdan gelen sesi dinleyerek uyuyacağınız, sevdiklerinize sımsıkı sarılabileceğiniz, hayallerinizi, her şeyden önemlisi de özgürlüğünüzü dilediğinizce yaşayabileceğiniz bir yıl diliyorum…

2012’ye girerken yazdığım bir blog yazısı 

Dunyanin gunesin etrafinda yeni turuna basladigini kabul ettigimiz bir “1 OCAK” daha geldi. Dunya milyonlarca yildir gunesi turlayip duruyor, uzerinde yasayan tum canlilara verdigi mesaj cok acik; var oldugunuz surece durmanizi istemiyorum. Ben de, sizler de surekli hareket halinde olmaliyiz, bir bisikletli gibi dusunun kendinizi, dusmek istemiyorsaniz hizli ya da yavas pedallari cevirmeye devam etmelisiniz.
Bu mesaji dogru alanlar basari olarak adlandirilan bir ic huzuru ile odullendiriliyorlar, anlamayanlar da hayatin sirrini cozmeye calisarak tuketiyorlar hayatlarini…
Icinde bircok güzel an barindiran bir yil olsun 2012, cunku zaman gectiginde hatirlanan yillar degil sadece o kucuk anlar oluyor…

Yeni yılda iş yerinizde kimin değişmesini istersiniz?

Yenibiriş’in geçtiğimiz yıllarda yapılan bir araştırmasında çalışanlara yeni yılda iş yerinde kimin değişmesini istedikleri sorulmuş, %40’ı “yöneticim değişsin” demiş. Ne acı ki, yöneticilerimiz, yöneticiliği öğrenmemek konusunda direnişlerini sürdürüyorlar. Patronlar da bu çapsız yöneticilerine yüksek ücretler ödemeye devam ediyor. İşlerin nasıl gittiğine dair bilgileri sadece yöneticilerinden değil, yöneticilere bağlı çalışanlardan da alsalar daha sağlıklı sentezler yapabilecekler.

Neden Yöneticinizin Değişmesini İstersiniz?

Ankette yöneticinizin neden değişmesini istiyorsunuz sorusuna çalışanlar ilk neden olarak; ekibine karşı objektif ve eşit mesafede değil yanıtını vermişler. Daha sonraki nedenler ise sırasıyla;

Gelişmemi ve yükselmemi teşvik etmiyor,

Düzgün iletişim kuramıyor,

Yaptığım işi takdir etmiyor,

İşinde başarılı olduğunu düşünmüyorum,

Etik ve ahlak kurallarına uygun davranmıyor.

Ortak paydaya bakınca cok açık görünüyor ki yöneticilerimizin en büyük eksikliği: Empati

İnşaat sektörünün yapısal sorunları

İnşaat sektörü, klişeleşmiş deyimle ekonominin lokomotif sektörü. Gerek yurtiçi, gerekse yurtdışında istihdam sağlaması, çok sayıda alt sanayiyi canlı tutması, yurt dışında milyarlarca dolarlık işler yapan firmalarımız, tüm bunlar kulağa çok hoş geliyor. Ancak sektörün çalışan kalitesine baktığınızda üst düzeyinden yeni mezununa durum çok iç açıcı değil. Firmaların kendilerini yenileme ve inovasyon çalışmaları derseniz ortaya çıkan tablo daha da iç karartıcı. Tüm eğitimlere ve yeniliklere aşırı direnç, “icat çıkarma, eski köye yeni adet getirme” anlayışı tüm sektöre sinmiş durumda ve kimsenin de bu anlayıştan kurtulmaya yönelik bir çabası ya da rahatsızlığı yok. Muhtemelen Z Kuşağı doğumlular yönetici pozisyonlarına geldiklerinde aldıkları bu kötü mirası rehabilite etmeye başlayacaklar.

Geçtiğimiz günlerde dostum Emrah Mazıcı ile inşaat sektörünün neden dünya ölçeğinde istenen düzeyde gelişme sağlamadığı üzerine sohbet ederken sektörün yapısal sorunlarını bir çırpıda çok güzel özetledi. Benim de önemsediğim bu 8 sorunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sermaye kaynağının çeşitlenmemesi. Arabesk bir özelliğe sahip olması

Kurallı / regülatif bir yapımızın olmayışı

Emek yoğun olmasına rağmen, insana değer verilmemesi

Şantiyelerin yarı askerlik kültürü nedeniyle feodal bir düzende yürümesi

İnşaatı sektörünün büyümenin lokomotifi olmasına ragmen sadece rant bazlı kalması

Akademi, sivil toplum, sermaye grupları ve kamunun bu konuya ortak el atmayışı,

Türk insanının hızlı ve girişimci genlerinin inşaat sektöründe vur-kaç mantığına dönüşüp sektörün olması gerektiği kadar kurumsallaşamaması

Yenilikçi Geleneksellik yerine Akılsız Muhafazakarlık’ın hakim oluşu

2016’da beğenerek seyrettiğim, fırsat bulursanız mutlaka seyredin diyebileceğim 32 Film

Toni Erdmann – Yön: Maren Ade

Julietta – Yön: Pedro Almodovar

Paterson – Yön: Jim Jarmusch

Oli Maki’nin En Mutlu Günü – Yön: Juho Kuosmanen

Çakı Gibi – Swiss Army Man – Yön: Dan Kwan & Daniel Scheinert

Ben Daniel Blake – Yön: Ken Loach

İki Eli Kanda – Hell or High Water – Yön: David Mackenzie

Zamanın Yolculuğu – Voyage Of Time Life’s Journey – Yön: Terrence Malick

Mezuniyet – Graduation – Yön: Christian Mungiu

Frantz – Yön: Francois Ozon

Captain Fantastic – Yön: Matt Ross

3000 Nights – Mai Masri

I am Belfast – Mark Cousins

Ansızın – Aslı Özge

Ingrid Bergman – In Her Own Words Yön: Stig Bjorkman

Arabian Nights 1-2 Yön: Miguel Gomes

Güneşin Altında – Under The Sun – Yön: Vitaly Manski

Şimdi Nereyi İşgal Edelim Yön: Michael Moore

Remember – Yön: Atom Egoyan

Hithcock / Truffaut – Yön: Kent Jones

Sütak – Heavenly Nomadic Yön: Mirlan Abdykalykov

Toprağın Gölgesinde – Land and Shade Yön: Cesar Augusto Acevedo

Vicdanın Sesi – Chaharshhanbeh, 19 Ordibehesht Yön: Vahid Jalilvand

Ekşi Elmalar – Yön: Yılmaz Erdoğan

The Beatles Eight Days A Week – Yön: Ron Howard

Sully – Yön: Clint Eastwood

Toprağın Tuzu – Yön: Wim Wenders

Cafe Society – Yön: Woody Allen

Hitler’e Suikast – Elser – Yön: Oliver Hirschbiegel

Innocent of Memories – Masumiyet Müzesi – Yön: Grant Gee

Cobain: Montage Of Heck – Brett Morgen

Körlük Üzerine Notlar – Notes On Blindness- Yön: Pete Middleton