Şantiyelerde Alınacak Koronavirüs Tedbirleri Belirlendi

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında şantiyelerde alınması gereken tedbirlere ilişkin kılavuz yayımladı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Genel Müdürlüğünce yayımlanan 19 maddelik kılavuz, şantiye çalışanlarının ve İSG profesyonellerinin dikkatine sunuldu.

“Şantiyelerde 19 Adımda Yeni Tip Koronavirüse Karşı Korunun” başlıklı kılavuzda, işverenin iş yerinde aldığı tedbirleri çalışanlara bildirmesi gerektiği belirtildi.

Kılavuzda, birden fazla işverenin bulunduğu şantiyelerde alınacak tedbirlerde işbirliği ve koordinasyona, işverenler arasında düzenli bilgi alışverişinin sağlanmasına özen gösterilmesi gerektiği ifade edildi.

İşverenlerin dikkate alması gereken önlemler kılavuzda şu şekilde sıralandı:

“Mevcut acil durum planları ve risk değerlendirmeleri güncellenecek, çalışanlarda koronavirüs tespit edilmesi durumunda geliştirilecek eylem planında da yapılması gerekenlere yer verilecek.

Görevlendirilen çalışanlar ve sorumlulukları belirlenecek. Koordineli çalışma sürdürülmesi sağlanacak.

Çalışanların riskini en aza indirmek için gerekli tedbirler planlanacak.

Tedbirlerin belirlenmesi ve uygulanması aşamasında, iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri ile çalışanların görüşleri dikkate alınacak.

Büyük çalışma ekipleri küçük birimlere ayrılacak, sosyal mesafe kuralı uygulanacak.

Faaliyetlerin en az sayıda çalışanla sürdürülebilmesine ilişkin çalışma planı oluşturulacak.

Çalışanların birbiriyle iletişiminin asgari düzeyde olması sağlanacak.

Çalışanların hayatının tehlikeye atılması doğru planlama ve uygun tedbirlerle engellenecek.”

Çalışanların ateşi düzenli ölçülecek
Çalışanların ateşinin sabah işe giriş, öğle arasında işe başlamadan önce ölçülmesi istenen kılavuzda, ateşi yüksek olanların iş yeri hekimine yönlendirilmesi, alınacak tedbirler hakkında çalışanların düzenli olarak bilgilendirilmesi gerektiği aktarıldı.

Kılavuzda şu ifadeler yer aldı: “Hijyen kurallarının takibi sağlanacak. Zorunlu olmadıkça şantiyeye ziyaretçi girişi yasaklanacak. Toplantılar video konferans gibi yöntemlerle uzaktan gerçekleştirilecek. Çalışanların standartlara ve işe uygun kişisel koruyucu donanımlar kullanması sağlanacak. Koronavirüs belirtisi olan çalışanlar maske takarak en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılacak.”

Şantiye alanlarındaki yemekhaneler ve dinlenme alanları ile ilgili önlemlere de değinilen kılavuzda, şu hususlara dikkat çekildi: “Ortak kullanım alanlarında sosyal mesafe ihlallerini önleyici tedbirler alınmalı. Çalışanların dezenfektana, suya sabuna erişimi sağlanmalı. Düzenli havalandırma yapılmalı. Gıda ihtiyaçlarında hijyen kurallarına dikkat edilmeli. Malzemelerin depolandığı alanlarda tedbirler alınmalı. Ülke genelindeki tedbirler ihlal edilmemeli.”

Kaynak: yapi.com.tr

İnşaat sektörüne yönelik işinize yarayacak 1500 dosyaya tek bir flash disk’ten ulaşmak ister misiniz?

iStock-469024590-740x598
Proje Yönetimi, 
İş Sağlığı ve Güvenliği, 
İnşaat Sektörüne Yönelik Sözleşmeler/Teknik Şartnameler, 
Sözleşme Yönetimi,
Şantiye Yönetimi, 
Yapı Malzemelerinin Fiyat Bilgileri
Firma İçi Eğitim Sunumları ve 
inşaat sektörüne yönelik benzer konularda 1500’ün üzerinde faydalı dökümana tek bir flash disk üzerinden ulaşmak istiyorsanız detaylı bilgi almak için cem@cemkafadar.com adresine yazabilirsiniz.

Mutluluğun mimari ile bir ilişkisi olabilir mi?


Kafasını benim gibi hem mutluluğa hem mimariye takanların okumasını tavsiye edeceğim bir kitap Alain De Botton’un “Mutluluğun Mimarisi”

Botton, bir mekana girdiğimde o mekanın tasarımından orada yaşayanların mutlu olup olmadıkları ile ilgili bir fikir sahibi olabilirim der. İstanbul’a dışarıdan gelen bir yabancı, kentin tasarımına, mevcut yapıların çarpıklığına baktığı an anlayacaktır burada yaşayan insanların uzun zamandan beri mutsuz olduğunu, şehrin kendine özgü o hüznünü dahi mimariye yansıtamadıklarını.

Kitap, mimari ile mutluluk ilişkisi üzerine Botton’un felsefe sanat ve piskolojiyi temel aldığı tespitlerini farklı bir bakış açısı ile anlatıyor. Kitabı bitirdikten sonra her yapının bize neler anlatmak istediğini daha iyi anlıyorsunuz. Yapıların da müzik gibi çağı ve içinde bulundukları toplumu en iyi yansıtan araçlar olduğunu düşünürdüm, şimdi sadece düşünmüyor, yapılarla iletişime geçebileceğim, onlarla konuşabileceğim fırsatları da yakalamaya çalışıyorum.

“Ancak acıyla tanışınca gözümüzde değer kazanır güzel şeyler. Binaların güzelliğinden etkilenebilmek için de her şeyden önce biraz acı çekmiş olmamız gerekir” diyen De Botton’un kitabının son paragrafı ise şöyle: “Bakir topraklar üzerine yaptığımız evler bu toprakların sunduğu güzellikten daha fazlasını sunabilmeli bize. Mutluluğun ne olduğunu en kusursuz biçimde, en ustaca anlatabilen binalar inşa etmeliyiz. Hiç değilse bu kadarını borçluyuz üzerine binalar dikerek yok ettiğimiz kırlara ağaçlara solucanlara.”

Çin’deki binaların ortasında neden büyük bir delik var?


Çin’e gitti iseniz ya da konusu Çin’de geçen bir film seyrettiyseniz dikkat etmişsinizdir, Çin’de çok sayıda binanın ortasında bir delik bırakılmıştır. Bu deliklerin ne amaçla bırakıldığını araştırdığımda 2 sonuçla karşılaştım.

Birincisi, Çinliler, büyük binalarla rüzgarı ve hayatın enerjisini kestiklerini inanarak binalarda bu enerji için bir kapı bırakıyor. Diğeri ise Çin’de ejderhalar iyiliğin ve mutluluğun simgesi olarak kabul ediliyor ve hala ejderhaların uçtuğu görüşü hakim. Bu nedenle de bu boşluklar Feng Şui’ye göre ejderhaların mutluluğu ve enerjiyi taşımasını sağlıyor.