Müzik ve hikaye ilişkisi

Müziğe bir hikaye yakıştırmak ya da hikayeye bir müzik yakıştırmak, müziğin de, hikayenin de saflığını bozmuyor mu? Yoksa hikaye müziğini, müzik te hikayesini mi arıyor? Bu buluşturmayı yapamadığımızda müzik de, hikaye de boşlukta mı kalıyor? Bir Country parçası, yol hikayesini çağrıştırırken hikayelerin içinde saklanan müziği bulamam çoğu zaman. Düşünürüm o zaman, hikayenin ritmi, inişleri çıkışları bir taraftan kendi müziğini besteliyor olamaz mı?

“Hayatımız Şantiye” – Şantiye Hikayeleri Projesi

“Hayatımız Şantiye”, sevgili dostum Gökhan Gelişen’in öncülüğünde geliştirilen, şantiyelerde yaşanan hikayelerin derleneceği bir hikaye kitabı projesi. Kitapta benim de hikayelerim yer alacak. Aşağıda proje ile ilgili detaylı bilgiyi bulabilirsiniz. Hikaye teslim tarihi 19 Şubat 2018

 

İnşaat sektöründe görev yapmış Abi ve Kardeşlerimizin kısım kısım hikâyelerinin derlendiği “Hayatımız Şantiye” isimli bir kitap üzerinde çalışıyorum.

 

Kitabın tüm gelirlerini Çocuk Esirgeme Kurumu, Darüşşafaka ve Türk Eğitim Derneği vb. gibi Yardım Kuruluşlarına aynı oranda bağışlayacağız.

 

Lüzum halinde olaylara konu olan yer, zaman, proje ve kişi isimlerini tarafları rencide etmeyecek; uygun gördüğünüz şekilde değiştirebilirsiniz.

 

2 – 3 paragraflık kısa bir özgeçmişinizle, yaklaşık 3 – 5 sayfa uzunluğunda word formatında olacak şekilde değerli katkılarınız kitabı taçlandıracaktır.

 

Kitabın ilk taslağını 19 Şubat´a hazır etmeyi, basımını da 19 Mayıs´a yetiştirmeyi umuyor, haberlerinizi bekliyorum.

 

Mesajı uygun gördüğünüz dostlarla paylaşıp bu anlamlı projeye katkılarını sağlayabilirseniz sevinirim.

 

Saygı ve Sevgiler,

 

Gökhan Gelişen

gelisen@gmail.com

Bir Ortadoğu Hikayesi

Bir su akıntısının karşısına geçmek isteyen akrep yakınındaki deveye beni karşıya geçirir misin diye sorar, deve de sen akrepsin beni sokarsın, seni geçiremem der. Akrep söz verir, sokmayacağım, geçir beni karşıya der. Deve, akrebin çaresiliğine dayanamaz ve onu sırtına alıp karşıya geçirmek için harekete geçer. Akıntının ortalarına geldiklerinde akrep birden deveyi sokar, deve ne yaptın şimdi ben öleceğim, sen de akıntının ortasında kalıp, karşıya geçemeyeceksin, neden beni soktun diye sorar. Akrep, deveye döner ve burası Ortadoğu der. 😔 Leonard Cohen, bir konserinde anlatmıştı bu hikayeyi.

Hayatımızdaki kavramları bir de bu nefis hikaye üzerinden değerlendirin – Deneyim kağıt diplomadan çok daha önemlidir


Kimin ne zaman, nerede yazdığını bilmiyorum ama iş dünyasında kullandığımız kavramları farklı bir bakış açısıyla değerlendiren bu banka soygunu hikayesini sizlerle paylaşmak istedim. 🙂

Çin’in Guangzhou kentinde bir banka soygunu. Soygunculardan biri bankadakilere bağırır: “Kımıldamayın. Para devletindir, ama hayatınız sizindir.”

Herkes sessizce yatar… Bunun adı “Zihin Değiştirme Kavramı”dır. Alışılmış düşünce tarzını değiştirmek…

Bu arada müşterilerden bir kadın bir masanın üzerine yatmıştır. Ama bacaklar ortada…Soyguncu bağırır: “Edebini takın.Bu bir soygun, ırza geçme değil!” Bunun adı “Profesyonellik”tir. İşin neyse onun üzerinde yoğunlaş!

Soyguncular paraları yüklenip eve kapağı atmışlar. Genç olanı diğerine: “Abi, hadi şu paraları sayalım,” der. Daha yaşlı olanı der ki: “Çok aptalsın be. Bu kadar para oturup sayılır mı? Bu akşam zaten TV haberlerinde kaç para çaldığımızı öğreniriz.” Buna “Deneyim” derler!

Günümüzde deneyim kağıt diplomalardan çok daha önemlidir. Soyguncular bankadan kaçtıktan sonra Şube Müdürü, Şube Şefine hemen polisi aramasını söylemiş. Şef demiş ki: “Durun hele Müdürüm. Alacaklarını aldılar. Biz de bir 10 milyon daha alıp daha önce iç ettiğimiz 70 milyon dolara ekleyelim, ne dersiniz?”

Buna “Dalgayı yakalamak” derler. Berbat bir durumu kendi lehine çevirmektir bu! Müdür der ki: “Yahu, her ay bir soygun olsa harika olurdu. Ne eğlenirdik!”

Buna “Sıkıntılardan kurtulmak” derler. Kişisel mutluluk işinden çok daha önemlidir.
Akşam TV haberleri bankadan 100 milyon dolar çalındığını açıklamış! Çaldıkları paranın çok daha az olduğu bilen soyguncular oturup saymışlar parayı…Tekrar tekrar saymışlar. Bakmışlar hepsi topu 20 milyon! Çok kızmışlar bu işe:

“Biz hayatımızı tehlikeye atıp 20 milyon çalabildik. Banka Müdürü bir el harketiyle 80 milyon götürdü. Galiba soyguncu olmak yerine doğru dürüst eğitim görmek daha iyiymiş!”
Bu “Bilgi altından daha değerlidir” demektir…

Banka Müdürü çok mutludur. Özellikle bir süre önce borsada kaybettiklerini geri alabildiği için. Buna “Fırsatları kullanmak” derler. Kazanmak için risk almak gerekir.