Elle yapılan işler, zihinle yapılan işlerden daha mı çok keyif verir insana diye düşünürüm. Zihinle yapılan işlerde hep bir eksiklik, olmamışlık duygusunu yaşarken insan elle yaptığı işlerin sonunu daha rahat getirir. Elle bir iş yapan ustanın, sanatçının işini yaparken kendi kendine şarkı mırıldandığını çok duymuşumdur ama bir problemin derinliklerinde kaybolmuş insanın değil şarkı söylemek, yüzünde bile mutlu olduğuna dair pek fazla iz görmemişimdir.
İnsanın aklının her zaman için sorması gereken üç önemli soru
“Aklımın (hem spekülatif, hem de pratik olanın) tüm ilgisi, aşağıdaki şu üç soruda toplanmıştır:
1. Ne bilebilirim?
2. Ne yapmalıyım?
3. Ne ümit edebilirim?”
Kant
Bir kavram ne zaman tehlikeli olur?
İoanna Kuçuradi, çok güzel yanıtlamış bu sorunun cevabını: “İçeriği bulanık olduğu halde, herkes bu kavramı bildiğini sanınca.”
Dicle Üniversitesi’ndeki seminerim Habertürk’te
Böyle güzel bir etkinlik için teşekkürler Dicle Üniversitesi Yapı Kulübü 😊👏👍

2018’de keyifle seyrettiğim 25 film
Benim için geçtiğimiz yıllara göre kaliteli filmlerin daha az olduğu bir yıldı 2018. Listedekilerin bir kısmı eski yıllara ait, bir kısmı da Netflix belgeseli. Aklımda yer eden, seyrederken beni sarsabilen sadece 25 film çıkarabildim. Birçok film, festivallerde ödüller almış olsa da, bana göre ortalamanın çok da üstünde değillerdi. Sıkılarak seyrettiğim, klişe konuları tekrarlayan çok film vardı bu yıl. Filmleri seyrettiğim tarihleri dikkate alarak aşağıdaki sıralamayı yaptım.
2019’da daha güzel yapımları izleyebilmeyi diliyorum… 😊
- Loving Vincent
- Wonder Wheel (W.Allen)
- 3 Billbards
- Edgar Keret Belgeseli
- Murakami’yi Düşünmek (Belgesel)
- I Tonya
- Get Out
- Phantom Thread
- Kelebekler
- Bir Evlilikten Manzaralar (Bergman, 6 saatlik orjinal film)
- 24 Kare
- Yaban Çilekleri (Bergman)
- Ahlat Ağacı
- Şüphe
- Everybody Knows
- İmgeler ve Sözcükler
- Yaz
- Müze
- The Ballad of Buster Scruggs (Netflix)
- The Life and Lost Wotks of Szukalsky (Netflix Belgeseli)
- Minimalism (Netflix Belgeseli)
- Steve Jobs Lost Interview (Netflix Belgeseli)
- The White Helmets (Netflix Belgeseli)
- Roma (Netflix)
- Cold War
Geleceğin trendleri
Gelecegin trendleri; samimiyet, güven, şeffaflık, basitlik ve sadelik olacak. Gelecekte kazanmak isteyenler bunlara yatırım yapmalı…
Hayatta en güzel şey özgürlüktür…

Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’ye gelen Uruguay eski Devlet Başkanı Jose Mujica’nın etkileyici konuşmasından kısa bir kesit: “Bildiğim kadarıyla para ve zenginlik diğer dünyaya götürülemiyor. Yaşama bayılıyorum, onu satın alamazsınız ve elinizden gidiyor. Ülkemi ve halkımı çok seviyorum. Ben gidince geriye onlar kalacak ve mücadeleye devam edecekler. Parayı çok sevenlerin sanayi ve ticaretle ilgilenmesini ve bunun vergisini ödemeleri gerektiğini düşünüyorum. Siyaset para biriktirmek için değildir. Halka hizmet ederek kendini mutlu hissetmek içindir. Basit olmaktır ve halk gibi olmaktır, sıradan bir vatandaş gibi olmaktır. Halkın büyük çoğunluğu gibi yaşamaya çalışıyorum çünkü karar veren halktır. Çoğunluğun daha iyi yaşadığı gün belki biz de daha iyi yaşarız ve daha fazla harcarız. Hayatta en güzel şey özgürlüktür. Sevdiğimiz şeyleri yapabilmek için, özgür olmak daha fazla vakte sahip olmak demektir. Yoğun bir hayatım büyük bir evim ve hizmetçilerim olursa bunlara dikkat etmek için çok çalışırım. Bu nedenle de daha az özgür olurum. Benim işlerime dikkat etmesi için başkasını görevlendirirsem bu kez de onun vaktini çalmış olurum. Bu nedenle hayatta hafif olmak, bagajsız olmak daha fakir olmak değildir, özgür olmaktır. Bu çok mazisi olan şehri tanıdığım için, İstanbul ve Türkiye’yi tanıdığım için size çok teşekkür ederim. Dünya siyasetinden pek anlamıyorum zaten Güney Amerika siyaseti beni delirtiyor.”
2018’de keyifle okuduğum 50 kitap
Uzun zaman sonra haftada iki kitap hedefimi tekrar yakaladığım güzel bir yıl oldu 2018. Umarım, bu tempomu 2019’da da devam ettirerek üniversite yıllarımdaki sürekliliğe tekrar ulaşabilirim. 😊
Notlar çıkararak, severek okuduğum 50 kitabı yazarların ön adlarına göre alfabetik olarak aşağıya yazdım.
- Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley
- Yabancı – Albert Camus
- Otomatik Portakal – Anthony Burgess
- Perdeler – Ayşen Bayazıt Melik
- Alef – Borges
- Rüyalar Kitabı – Borges
- Kum Kitabı – Borges
- Labirent – Burhan Sönmez
- Don Kişot – Cervantes
- Beyaz Geceler – Dostoyevski (3.okuma)
- İnsancıklar – Dostoyevski (2.okuma)
- Yedi Güzel Yıl – Edgar Keret
- Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şöförü- Edgar Keret
- Domuzu Kırmak – Edgar Keret
- Buzdolabının Üzerindeki Kız – Edgar Keret
- 1984 – George Orwell
- Faust – Goethe
- Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Hikayeleri – Hikmet Hükümenoğlu
- Büyülü Fener – Ingmar Bergman
- Yirminci Yüzyıl Filmini İzlediğim Akşam ve Başka Küçük Keşifler (Nobel Konuşması) – Ishiguro
- Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Evlilik – J. Kristeva – PH. Sollers
- Dava – Kafka (2.okuma)
- Dördüncü Sanayi Devrimi – Klaus Schwab
- Swanların Tarafı – Marcel Proust
- Kibarlar Alemi – Kayıp Zamanın İzinde – Marcel Proust
- Kalan Son Güzel Kağıdım (Mektuplar) – Marcel Proust
- Öyle Güzel Bir Yer Ki – Murat Gülsoy
- Baba Oğul ve Kutsal Roman – Murat Gülsoy
- Nisyan – Murat Gülsoy
- Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet – Murat Gülsoy
- Sevgilinin Geciken Ölümü – Murat Gülsoy
- Binbir Gece Mektupları – Murat Gülsoy
- Korkuyu Beklerken – Oğuz Atay
- Bir Bilim Adamının Romanı Mustafa İnan – Oğuz Atay
- Kara Kitap – Orhan Pamuk (2.okuma)
- Yeni Hayat – Orhan Pamuk (2.okuma)
- Ben Bir Ağacım – Orhan Pamuk
- 4 3 2 1 – Paul Auster
- İç Dünyamdan Notlar – Paul Auster (2.okuma)
- Son Şeyler Ülkesinde – Paul Auster
- Kör Baykuş – Sadık Hidayet
- Semaver – Sarnıç – Sait Faik Abasıyanık
- Çavdar Tarlasında Çocuklar – Salinger
- Moskova’da Yanlış Anlama – Simone De Beauvor
- Kırmızı ve Siyah – Stendhal
- Eski Bir Bahçe – Tezer Özlü
- Sanatçı Gibi Düşün – Will Gompertz
- 21.Yüzyıl İçin 21 Ders – Yuval Noah Hariri
- Homo Deus – Yuval Noah Hariri
- Anayurt Oteli – Yusuf Atılgan
Seyircinin hikayenin kurgusunu yönettiği Bandersnatch filmi hakkında…

Netflix’te yayınlanan Black Mirror dizisinin son bölümü Bandersnatch’da, seyircilere farklı bir deneyim yaşama imkanı sunuyor. Standart filmlerden farklı olarak seyreden filmde kendisine sorulan seçenekler arasından seçim yaparak filmin kurgusunu bir ölçüde kendi yönlendirebiliyor.
Yeni yılın ilk günü, büyük bir merakla beklediğim Bandersnatch’ı farklı seçenekleri test ederek izledim. Bu ilginç deneyimin benim üzerimde bıraktığı etkiyi filmle ilgili ipuçları vermemeye dikkat ederek anlatmak istiyorum.
Filmin kilit cümlesini bilgisayar oyunu tasarımı yapan ana karakter, bir bölümde tasarladığı oyunu anlatırken söylüyor: Bir iradeleri olduğunu sanıyorlar ama sonuçta ben karar veriyorum. Kaharamanın da dediği gibi kontrol ediyormuş algısının seyredene çok iyi verilmiş olduğunu düşünüyorum. Farklı seçimlerin getirdiği sonuçlar ve geri dönüşlerle yapılan seçimleri değiştirebilme imkanı, insanın dikkatini yoğun biçimde filme odaklamasını sağlıyor. Seyrederken, zaman zaman hangi seçimi yaparsam yapayım, sonunda çok da değişmeyecekmiş duygusuna kapılsam da, keyifli bir deneyim olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bandersnatch sonrası, hikaye kurgulamada ve anlatımında yeni bir yol açılacaktır.
Benim klasik hikaye anlatımını mı, yoksa seçimi seyircinin/okuyucunun yaptığı çoklu sonlu hikayeleri mi tercih ettiğimi merak ediyorsanız, ben klasik hikaye anlatımından yanayım. Neden derseniz, çünkü ben okuduğum hikayede/romanda öncelikle kahramanın beni etkilemesini isterim, benim kahramanı etkilememi değil.
Bu farklı deneyimden sonra Oğuz Atay’ın Bir Bilim Adamının Romanı’nın sayfalarına dönüyorum yeniden… 😊
Dicle Üniversitesi’nden kalanlar…











