Bir ay içinde 1000 takipçiye ulaşan 2 Mühendis Youtube Kanalımızda bu hafta sizden gelen yorumları değerlendirdik. Önümüzdeki günlerde hangi konular için videolar hazırlayacağımızı, açmayı planladığımız alt kanallarımızı, yeni projelerimizi konuştuk. Ara ara bu yorum videolarını çekmek istiyoruz, neden derseniz yapılan tüm yorumların ve bunlar üzerine yapılacak olan değerlendirmelerin bu kanalı daha iyi noktalara getireceğini düşünüyoruz…
Mutlu olmak, insan tabiatına aykırı mı?
Freud’un “mutlu olmak insan tabiatına aykırı mı yoksa?” sorusunu, M.Twain cevaplıyor: “Akıl sağlığı ile mutluluk, imkansız bir kombinasyondur.”
Bir çalışanı geliştirmenin 3 yolu
Bir çalışanı geliştirmenin 3 yolu:
1)Güven ve inisiyatif vermek
2)Ölçülebilir hedefler koyup takip etmek
3)Takdir etmeyi bilmek
En büyük mutsuzluk nedir?
Albert Camus’ye göre, en büyük mutsuzluk “sevilmemiş” olmak değil, “sevmemektir”
İnsan neden aydınlığa değil de karanlığa yönelir hep?
Nietzsche, açıklıyor nedenini, “kendisinin derin olduğunu bilen insan aydınlığa yönelir; kalabalığa derin görünmek isteyen insan ise karanlığa yönelir.” Kalabalık, dibini göremediği her şeyi derin sanır diye de ekliyor.
Şanslı insanları daha çok severim, neden mi?
Şanslı insanları daha çok sevmemin çok basit bir nedeni var. Şans, fırsatlara hazır olmaktır aslında. Yani önceden doğru öngörülerde bulunarak, insanın bu doğrultuda kendini geleceğe hazırlamasıdır şans.
İlginçtir, bugün öğreniyorum, Napolyon generallerini seçerken kariyerlerinde şanslı olanlari tercih edermis. Bu yuzden basarıda Napolyon Faktörü diye bir kavram olusmuş.
İş hayatında başarıyı etkileyen dört önemli unsur
İş hayatında başarıyı etkileyen dört önemli unsur:
1)Doğru insanlar
2)İşi severek yapmak
3)Yaratıcılık
4)İnsiyatif almak
Eğitim ve sağduyu sahibi olmak üzerine…
Tahmin ediyorum, siz de çok karşılaşmışsınızdır iyi bir eğitim alma imkanı olmamış ama sorun çözme, hayatı anlama ve yorumlama konusunda bilgeleşmiş insanlara. Özellikle Anadolu seyahatlerimde böyle insanlarla konuşma fırsatım çok oluyor. Onların dünyaya, yaşama yönelik yaklaşımlarını, hikayelerini dinlemek hoşuma gidiyor. Sohbet sonrası yanımdaki dostlarım bana diyorlar ki, bu insan bir de okusa ise kimbilir nasıl olurdu? Hayır diyorum onlara, bu insan okusa idi, büyük olasılıkla şu anki saflığını ve derinliğini kaybetmiş olacaktı o hepimizi birbirine benzetmeyi hedefleyen eğitim sistemi içinde. Bu Pazar sabahı, Schopenhauer‘un bu konudaki ilginç yaklaşımını okuduğumda hemen sizlerle paylaşmak istedim.
Schopenhauer, bakın ne diyor; “Genel fikirlerin yanlış uygulanmasından kaynaklanan hayata dair yanlış görüşlerin, sonradan uzun yılların tecrübesiyle düzeltilmesi gerekmektedir ve nadiren tamamen düzeltilebilmektedir. Eğitim görmemiş insanlar arasında sıkça görülen sağlam sağduyu sahibi insanlara okumuşlar arasında bu kadar az rastlanmasının sebebi işte budur.”
Elle yapılan işler, zihinle yapılan işlerden daha mı çok keyif verir insana?
Elle yapılan işler, zihinle yapılan işlerden daha mı çok keyif verir insana diye düşünürüm. Zihinle yapılan işlerde hep bir eksiklik, olmamışlık duygusunu yaşarken insan elle yaptığı işlerin sonunu daha rahat getirir. Elle bir iş yapan ustanın, sanatçının işini yaparken kendi kendine şarkı mırıldandığını çok duymuşumdur ama bir problemin derinliklerinde kaybolmuş insanın değil şarkı söylemek, yüzünde bile mutlu olduğuna dair pek fazla iz görmemişimdir.
İnsanın aklının her zaman için sorması gereken üç önemli soru
“Aklımın (hem spekülatif, hem de pratik olanın) tüm ilgisi, aşağıdaki şu üç soruda toplanmıştır:
1. Ne bilebilirim?
2. Ne yapmalıyım?
3. Ne ümit edebilirim?”
Kant
