Bugün İnşaat Mühendisleri Odasındaki seminerime katılım gösteren herkese çok teşekkür ederim. Sizlerin katılımı ile hiç bitmesin istediğim çok keyifli bir seminer gerçekleştirdik. Sonradan öğrendim, salonun kapasitesi dolduğu için içeri giremeyen çok kişi aşağı katta televizyon üzerinden, canlı yayından sunumu takip etmişler. İnşaat Mühendisleri Odası Istanbul Şubesi Yönetim Kuruluna nazik davetleri ve bu kusursuz organizasyonları için teşekkür ederim. Şantiye Mühendislerine yönelik bu dönemki 2. Eğitimim 09 Ocak 2017’de “Başarılı Bir Taşeron Yönetimi İçin Yapılması Gerekenler” konusunda olacak. Bugünkü “Şantiye Organizasyonu” eğitimini 13 Kasım’da İMO İzmir Şubesi’nde, Aralık ayı içinde de İMO Konya Şubesi’nde vereceğim. İzmir ve Konya’daki dostlarımı da programları müsait olursa seminerlerime bekliyorum.
Hayatta en güzel şey özgürlüktür
Geçtiğimiz yıl Türkiye’ye gelen Uruguay eski Devlet Başkanı Jose Mujica’nın etkileyici konuşmasından kısa bir kesit: “Bildiğim kadarıyla para ve zenginlik diğer dünyaya götürülemiyor. Yaşama bayılıyorum, onu satın alamazsınız ve elinizden gidiyor. Ülkemi ve halkımı çok seviyorum. Ben gidince geriye onlar kalacak ve mücadeleye devam edecekler. Parayı çok sevenlerin sanayi ve ticaretle ilgilenmesini ve bunun vergisini ödemeleri gerektiğini düşünüyorum. Siyaset para biriktirmek için değildir. Halka hizmet ederek kendini mutlu hissetmek içindir. Basit olmaktır ve halk gibi olmaktır, sıradan bir vatandaş gibi olmaktır. Halkın büyük çoğunluğu gibi yaşamaya çalışıyorum çünkü karar veren halktır. Çoğunluğun daha iyi yaşadığı gün belki biz de daha iyi yaşarız ve daha fazla harcarız. Hayatta en güzel şey özgürlüktür. Sevdiğimiz şeyleri yapabilmek için, özgür olmak daha fazla vakte sahip olmak demektir. Yoğun bir hayatım büyük bir evim ve hizmetçilerim olursa bunlara dikkat etmek için çok çalışırım. Bu nedenle de daha az özgür olurum. Benim işlerime dikkat etmesi için başkasını görevlendirirsem bu kez de onun vaktini çalmış olurum. Bu nedenle hayatta hafif olmak, bagajsız olmak daha fakir olmak değildir, özgür olmaktır. Bu çok mazisi olan şehri tanıdığım için, İstanbul ve Türkiye’yi tanıdığım için size çok teşekkür ederim. Dünya siyasetinden pek anlamıyorum zaten Güney Amerika siyaseti beni delirtiyor.”
Bir adayın işe alınmamasına etki eden faktörler
Bir CV ne kadar iyi olursa olsun bir adayın işe alınmamasına sebep olan olan en önemli faktörler; fazla içe dönüklük, yüksek ego, iletişime açık olmama, sabırsızlık, tutarsızlık, bireysellik veya takım oyuncusu olamama…
Bir yöneticiyi değerlendirmenin en kolay yolu nedir?
Bir yöneticiyi değerlendirmenin en kolay yolu nedir biliyor musunuz?
Ona bağlı çalışanlar, işi (sadece kendilerine düşen görev parçasını değil, işin bütününü) kendi işleri gibi benimsiyor ve çalışıyorlarsa, iyi bir yöneticileri var demektir. Yani iyi bir yönetici çalışanlarının o işe yönelik aidiyet duygusunu olabildiğince geliştirir. Bana bir çalışanın performansı ile ilgili sıkıntıları olduğunu ilettiklerinde aklıma ilk olarak onun yöneticisinin yönetim becerisini sorgulamak gelir. Sorunun insan kaynağından önce, bu kaynağı iyi yönetemeyen yönetici de olduğunu düşünürüm.
Baş Ağrıtmayacak Bir Şantiye Organizasyonunu Nasıl Kurarsınız?
31 Ekim 2016 Pazartesi akşamı saat 19.00’da İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde vereceğim seminerin konusu “Baş Ağrıtmayacak Bir Şantiye Organizasyonunu Nasıl Kurarsınız?- Çalışanların Motivasyonunu Arttırmaya Yönelik İpuçları”
Siz de benim gibi iyi bir şantiye organizasyonu, işin en başında doğru kurgulanıp, hayata geçirilmeli diye düşünüyorsanız seminerime sizleri de beklerim
Etkinlik ile ilgili detaylı bilgiye aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.
Bir mülakatın ilk cümlesi
Bir adayla görüştüğümde ilk cümlelerini hep dikkatle dinlerim. Çoğu kez olağanüstü ipuçları verirler ve görüşmenin nasıl geçeceğini önceden sezdirirler…
Bir gezegenin sonunu ne getirir?
Sevdiğim bir fıkradır:
Yaşlı gezegen ile genç gezegen karşılaşırlar, genç gezegeni üzgün gören yaşlı gezegen sorar neyin var, sorma der genç gezegen bende insan çıktı 🙂 Üzülme der yaşlı gezegen; 2 milyon yıllık ömürleri var :))
Sinemayı seviyorum çünkü…
Sinemayı seviyorum çünkü dünyanın uçsuz bucaksız bir yer olduğu hatırlatıyor bana, her ne kadar Shakespeare dünya büyük bir hapishaneden başka nedir ki demiş olsa da :)Sinemayı seviyorum çünkü kısa bir süreliğine de olsa dünyanın ne kadar boktan bir yer olduğunu unutturuyor insana…
Sinemayı seviyorum çünkü gördüklerimizin, yaşadıklarımızın, mevcutun içinde ne kadar küçük bir parça olduğunu gösteriyor ve bu kadar az veri ile nasıl böylesine keskin ve kararlı olabildiğimizin çelişkisini hissettiriyor insana…
Sinemayı seviyorum çünkü karanlık bir salonda bilmediğim dünyaların içinde kaybolmanın korkunç bir tadı var…
Sinemayı seviyorum çünkü bazı filmler bittikten sonra hafif bir yağmurun altında o filmi farklı boyutları ile yaşamak ruhuma çok iyi geliyor.
Belki de insanlığın geleceğine ilişkin kaybettiğim umudumu toparlamama yardımcı olduğu için bu kadar çok seviyorum sinemayı…
Depolanan bilgi işlenemiyorsa bir anlamı yoktur
Bugünün dünyasında bilgiyi işleyip yorumlayarak öğrencilerine iletebilmek hocanın ilk işi olmalı. Derslerde bilginin sadece kitaplarda olduğu gibi anlatıldığı günler artık geride kaldı. Geçmiş eğitim sisteminde geçmişin dünyasına uygun monolog bir yapı vardı, hoca söyler, öğrenci dinlerdi. Bugün ise çok farklı, çok sesli bir dünyanın içindeyiz. Bu doğrultuda öğretmen kavramının ve tanımının yeniden yapılması gerekiyor. Aksi durumda bilgiyi nasıl kullanacağını bilmeyen, onu işleyemeyen, kafasının içi hiç bir zaman işine yaramayacak bir sürü bilgi ile doldurulmuş olan yeni bir kuşak ile karşı karşıya kalacağız.
Küresel sermaye en çok neyi ister?
Küresel sermaye her zaman için az eğitilmiş, kolay yönetilebilecek insanlar ister ki dünya üzerindeki kaynakları daha rahat sömürebilsin…


