Okullar bilgi yükledikleri kadar o bilgiyi yönetmeyi de öğretebilmeli

Son 2 yılda insanlık tarihinin toplamından fazla veri üretmişiz. Önümüzdeki yılların en önemli konusu bu veri yoğunluğu içinden doğru ve işimize yarayanı bulup seçmek olacak. Bu da sadece Google aramaları ile ulaşılabilecek bir sonuç değil. Tecrübemiz, birikimimiz, merakımız, ilgimiz burada öne çıkacak. Üzücü olan eğitim sisteminin insanlığın gittiği bu yönü hala doğru anlamadan çocuklara hiç işlerine yaramayacak bilgileri yüklemekle uğraşması ve o bilgileri doğru ezberleyip ezberleyemediğine göre değerlendirmesi…

IK yöneticileri çalıştıkları firmaların değerlerini biliyorlar mı?

Firma yöneticileri, İK yöneticileri firmanın değerlerini iş görüşmesi yapan adaya çok iyi anlatmalı ve adayın bu değerlere yaklaşımını iyi analiz etmeli. Ancak birçok İK yöneticisinin firmasının değerlerini tam özümseyemediğini, bu nedenle de adaya da aktaramadığını görüyorum. Durum böyle olunca da görüşme yavaş yavaş bir sohbet havasına giriyor, sonuçta iyi elektrik yakalanıp aday işe alınsa dahi firmanın değerleri de, adayın değerleri de tam olarak anlaşılmıyor.

Yöneticilerin ekip kurarken ilk öncelikleri ne olmalı?

Yöneticilerin ekip kurarken ilk öncelikleri aradıkları standartlara uyan insanları işe almak değil, inandıklarına inanan insanları işe almak olmalı. Mevlana’nın dediği gibi; “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir”.

Okumak mı, düşünmek mi?

Daha az okuyup daha çok düşünen kişi, daha çok okuyup daha az düşünen kişiye göre kendini daha iyi tanır. İnsanı kendi içine götüren okuyup bellediklerinden çok kendi düşünceleridir. En tehlikelisi düşünmeden, hazmetmeden okumak, okumayı düşünmekten kaçma aracı olarak kullanmak. Her sabah gazete okuduğumuz sürenin yarısı kadarını da okuduklarımızı düşünmeye ayırabilsek nasıl bir kaosun içine doğru sürüklendiğimizi daha iyi göreceğiz…

babalar ve çocukları: Cem & Umut Kafadar

Sevgili dostum Duygu Üstün Ünder’in keyifli blogu annebebekdostu.com da yayınlanan”Babalar ve Oğulları” röportajım

Duygu Ustun Under adlı kullanıcının avatarıannebebekdostu

Babalar ve Çocukları’nda konuklarım Cem Kafadar ve oğlu, arkadaşı Umut Kafadar.

13315449_10154230963319910_5586935655534791940_n

Cem Kafadar, ailesini çok seven, onlara saygı duyan, onlarla vakit geçirmekten büyük zevk alan bir eş, bir baba, eşine ve oğluna iyi bir dost. Cem ve Umut öyle sıkı dostlar ki Umut, babasına çocukluğundan beri Cem diye hitap ediyor. Çocukluğundan beri diyorum çünkü Umut, üniversiteyi henüz bitirdi, kendi hayatını ve sorumluluklarını iyi yöneten, iyi yetişmiş, kendi kararları ve seçimleri olan özgür bir birey olarak toplum hayatında kendine çoktan bir yer edindi. Kafadar ailesini yıllardır tanıyorum, böyle mutlu bir aileyi tanıdığım için ben de çok mutluyum. Anne Sevinç için de sayfalarca güzel şeyler yazabilirim ama bu baba oğuldan rol çalmak olur.

Ben sordum, Cem tüm içtenliği ile anlattı, paylaştı. Öykülerinin başkalarının hayatlarına da dokunması dileğiyle bu keyifli söyleşiyi paylaşıyorum.

Yıllar geçti ama eminim baba olacağının haberini nasıl aldığını hatırlıyorsundur.

Çok net hatırlıyorum, doğumun da olduğu Kadıköy Şifa Hastanesi’nde öğrendik

Peki o an…

View original post 947 kelime daha

Çalıştığınız ya da çalışmaya başlayacağınız firmayı değerlendirmenize yardımcı olacak sorular

İlk girdiğinizde firmayı tanımanıza ya da ayrılmayı düşündüğünüzde kararınızı tekrar gözden geçirmenize yardımcı olacak sorular:
Eğer patron ya da aile şirketi ise, patron, aile vizyoner mi?

Patron şirketi değilse yönetim kurulu kimlerden oluşuyor?

Gerçekleştirdiği ve daha önemlisi gerçekleştiremediği projeler/işler neler, gerçekleşememe nedenleri ne?

Hizmet verdiği pazar büyümeye açık mı?

Firmanın pazardaki yeri nerede, pazardaki rakipleri kimler?

Çalışan ve tedarikçi profili nasıl?

En kilit 2 soru: Bana ne katarlar, ben onlara ne katabilirim?

Sunulan imkanlar neler?

Firma içindeki her hangi bir eğitim veya kaynak talebinin karşılanmasına nasıl yaklaşılıyor?

Kurum içi esneklik nasıl?

Karar verme süreçleri nasıl ilerliyor?

Karar alma süreçleri daha çok hangi noktalarda tıkanıyorlar?

Müşterileri ve tedarikçileri ile ilişkileri nasıl?

Gönderdiğiniz özgeçmişinizin dikkatlice incelenmesi istiyorsanız yapmanız gerekenler

Özgeçmişinize fotograf koymayın: Cv’yi okuyan fotoğrafa dikkatini verip, cv’nize daha az vakit ayırıyor.

İmla hatası yapmayın: 2.imla hatasından sonra cv’ye verdiği dikkat düşüyor, cv’yi bir an önce elinden çıkarmak istiyor

Doğru anahtar kelimeler kullanın: Bu şekilde cv’nizin Linkedin benzeri sosyal ağlarda daha çok görüntülenmesini sağlayabilirsiniz.

Çalıştığınız yerdeki pozisyon bilginizin altına yaptığınız işleri açıklayan 2-3 satırlık kısa bir özet yazın

Çalışmadığınız sürelerdeki boşlukları dürüstçe açıklayın

Cv’nize ön yazı hazırlamak için vakit kaybetmeyin, bu ön yazılardan çoğu okunmuyor. Ancak firma başvuruda özellikle ön yazı istiyorsa o firmaya yönelik bir ön yazı hazırlayın.

Kariyer amacı gibi her firmada farklı algılanacak bölümlere cv’nizde yer vermeyin. Başvurduğunuz firmayı dışarıdan çok iyi tanıyamadığınız için amacınız firma değerleri ile örtüşmeyebilir. Klişe kariyer amaçları da okuyanda olumlu duygular yaratmayacaktır.

Cv’nize size özel olduğunu gösterecek anlamlı bir dosya ismi verin. Cvnizi özgeçmişim diye kaydederseniz ilettiğiniz firma yetkilisi bilgisayarında yapacağı bir aramada cvnizi bulamayacaktır. Örnek olarak şöyle bir dosya ismi verebilirsiniz.

Ali_Yilmaz_CV_01.10.2016

Unutmayın, bir özgeçmişe ayrılan süre dünya ortalamalarında 6 saniyedir. O açıdan bu 6 saniyede hatasız bir özgeçmiş ile becerilerinizi ve tecrübenizi etkileyici bir şekilde iletebilmeniz gerekiyor.