Takım Yönetimi ile ilgili merak ettiğiniz soruların yanıtı bu seminerde…


Kendini yöneten takımların özellikleri nelerdir,
Takım performansı nasıl artırılır,
Takım içinde yaşanan problemlere yönelik çözümler nasıl üretilir,
Duygusal zekanın takım içindeki davranışlara ve takım yönetimine etkileri nelerdir,
Bu ve benzeri birçok sorunun yanıtını öğrenmek istiyorsanız sizi bu haftaki Yapım Yönetim dersime bekliyorum.
Konu: Takım Yönetimi

Konuşmacı: İnşaat Mühendisi Birol Kalpaklı – Kent Proje Geliştirme Yönetim Gn. Md.

Tarih: 30 Mayıs Salı Saat: 19.00

Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi

Her zamanki gibi 407 nolu Sınıf, katılım ücretsiz.

Yazarların mutluluğa dair düşünceleri

Mark Twain: “Akıl sağlığı ile mutluluk, imkansız bir kombinasyondur.”

Leo Tolstoy: “Mutluluk bir alegori, mutsuzluk ise hikayedir.”

Ayn Rand: “Kendinize değer vermeyi öğrenin; ki bu, mutluluk için mücadele etmek de demektir.”

Charlotte Bronte: “Paylaşılmamış bir mutluluğa, mutluluk demek güçtür; hiçbir tadı yoktur bunun.”

Hunter S. Thompson: “Mutlu olmak için başkalarının kalbine ve zihnine muhtaçken, kendinize nasıl saygı duyabildiğinizi anlamıyorum.”

Haruki Murakami: “Ama en iyinin ne olduğunu kim söyleyebilir ki? Bu sebeple mutlu olma şansını yakaladığın her seferinde, ona tutunmalı ve diğer insanları kafana çok da fazla takmamalısın. Deneyimlerime dayanarak diyebilirim ki, insanın karşısına böyle bir şans, hayatı boyunca iki ya da üç defa çıkar ve eğer onları kaçırırsak hayatımızın geri kalanında bunun için pişmanlık duyarız.” (İmkansızın Şarkısı)

Ernest Hemingway: “Zeki insanın mutluluğu, bildiğim en nadir şeydir.”

Kurt Vonnegut: “Ve lütfen mutlu olduğunuzda bunu fark edin; ve haykırın ya da mırıldanın ya da sadece düşünmekle yetinin, ‘Eğer bu muhteşem değilse, muhteşem olan nedir ki!’”

Robert Louis Stevenson: “Mutlu olma ödevi kadar küçümsediğimiz başka hiçbir ödev yoktur. Oysa mutluyken dünyaya anonim iyilik tohumları ekeriz.”

Fyodor Dostoyevski: “İnsan yalnızca dertlerini saymaktan hoşlanır, mutluluklarını ise saymaz.”

Sylvia Plath: “Daima hareket halinde ve mutlu olmak ile içime dönerek pasif ve hüzünlü olmak arasında bir tercih yapabilirim. Ya da bu ikisi arasında sekerek aklımı yitirebilirim.”

Jane Austen: “Hak ettiğimden daha fazla mutlulukla karşılaştığımda, bundan dolayı memnun olmayı öğrenmek zorundayım.” (Gurur ve Önyargı)

Douglas Adams: “Mutlu olmayı, haklı olmaya tercih etmeyeceğim tek bir gün yok.” (Otostopçunun Galaksi Rehberi)

Gillian Flynn: “Dünyaya gösterdiğin yüz, ona sana nasıl davranması gerektiğini de söyler.”

Charles Dickens: “Mutluluk bir armağandır ve işin sırrı onu beklemekte değil, geldiğinde memnun olmaktadır.” (Nicholas Nickleby)

Victor Hugo: “Yaşam en yüce mutluluğu, sevildiğine ikna olmuş kişiye sunar; kendisi olduğu için sevilmiş – hatta diyebiliriz ki, kendisine rağmen sevilmiş kişiye.”

Stephen King: “Mutluluk, mümkün olduğunda, incelenmeden bırakılmalıdır.” (Şeffaf)

Margaret Atwood: “Mutluluk etrafı camdan duvarlarla çevrili bir bahçedir: Ne girişi vardır, ne de çıkışı.” (Kör Suikastçı)

Jack Kerouac: “Mutluluk, her şeyin muazzam bir garip rüya olduğunu fark etmeye bağlıdır.” (Yalnız Gezgin)

Aldous Huxley: “Gerçek mutluluk, mutsuzluğun telafileriyle kıyaslandığında, oldukça sefil görünür. Ve elbette, istikrar, istikrarsızlığın ihtişamının yanına bile yanaşamaz.” (Cesur Yeni Dünya)

Virginia Woolf: “Mutluluğu melankoliden ayıran çizgi, bir bıçak ağzından daha kalın değildir.” (Orlando)

Paulo Coelho: “Eğer daima an’a odaklanmayı başarırsan, mutlu bir adam olursun.” (Simyacı)

Edith Wharton: “Kafanı mutlu olmaya takmadığın sürece, iyi vakit geçirmenin önünde hiçbir engel göremiyorum.” (The Last Asset)

Maya Angelou: “Eğer içinizde tek bir gülümseme kaldıysa, onu sevdiğiniz insanlara ayırın.”

Alexandre Dumas: “Gururlu değilim ama mutluyum. Ve mutluluk insanı kör eder; bana kalırsa, gururdan bile daha fazla üstelik…” (Monte Cristo Kontu)

Roald Dahl: “Eğer iyi niyetliyseniz, niyetiniz yüzünüzde bir güneş gibi ışıldayacak ve böylece her zaman sevimli görüneceksiniz.”

George Orwell: “İnsanlık özgürlük ile mutluluk arasında tercih yapmak zorundadır ve insanların büyük çoğunluğuna mutluluk daha uygundur.” (1984)

Gabriel Garcia Marquez: “Mutluluğun tedavi edemediği bir şeye hiçbir ilaç çare olamaz.” (Aşk ve Öbür Cinler)

Vladimir Nabokov: “Ve yine de mutluyum. Evet, mutlu. Yemin ederim. Yemin ederim ki mutluyum… Biraz bayağı, biraz da hilebazmışım, kayda değer yönlerimi -hayal dünyamı, bilgeliğimi, edebi yeteneğimi…- kimse takdir etmiyormuş, ne fark eder. Kendime gözümü ayırmadan bakabildiğim için mutluyum; aslında kendine bakmak hemen herkes için ilgi çekicidir- evet, kesinlikle ilgi çekici!.. Mutluyum- evet, mutlu!” (Göz)

Kaynak: Sabit Fikir

Paul Auster’dan altını çizdiklerim


Kitaplar onları okuyanlara sadece keyif ve mutluluk verir, insanların kendilerini yaşama ve birbirlerine daha bağlı hissetmelerini sağlardı… Sunset Park
Yıllar geçtikçe daha çok güçlenmiyoruz. Kederlerin ve acıların birikmesi, daha fazla kedere ve acıya katlanabilme kapasitemizi azaltıyor… Sunset Park
Geçmişte düşündüklerinizin bir yanılgıdan ibaret olduğunu kabullenmek zordur. Görünmeyen
Hayat kaypaktır; adil olan her zaman kazanmaz. Görünmeyen
Dünya deliklerle doluydu, minicik anlamsız deliklerle, zihnin içinden geçebileceği minik yarıklarla. Bu deliklerden birinin öte tarafına geçtiniz mi kendinizden kurtulurdunuz; hayatınızdan, ölümünüzden, size ait olan her şeyden kurtulurdunuz. Yanılsamalar Kitabı
Mucizeler olabileceğine kendimizi ikna edebilmek için, sanırım hepimiz hiç olmayacak şeylere inanırız. Yanılsamalar Kitabı
Para hiçbir zaman yalnızca para demek değildir. Para her zaman bir başka şeydir, her zaman daha başka şeyler demektir ve son sözü de hep o söyler. Cebidelik
Hepimiz kendimize yabancıyız, kim olduğumuzla ilgili algılarımız ise yalnızca başkalarının gözlerinin içinde yaşadığımız kadarıyla var. Kış Günlüğü
Sadece iyiler kendi iyiliklerinden kuşku duyarlar, onları iyi yapan da budur zaten. Kötüler iyilik yaptıkları zaman bunu bilirler, iyiler ise hiç bilmezler. Ömürlerini başkalarını bağışlayarak tüketirler ama kendilerini bir türlü bağışlayamazlar. Karanlıktaki Adam
Önemli olan dertlerden uzak durmayı nasıl başarabildiğiniz değil, başınız derde girdiğinde bunun üstesinden nasıl geldiğinizdir. Yanılsamalar Kitabı
Destedeki bütün kartlar sizin kaybedeceğiniz biçimde dizilmişse, o eli kazanmanın tek yolu, kurallara karşı gelmektir. Yanılsamalar Kitabı
Acılar ve mucizeler ikiz kardeştir, aynı anda doğarlar. Yanılsamalar Kitabı
Kriz anlarında insanın içindeki canlılık iki katına çıkar. Ya da kısaca; insanlar köşeye kıstırılmadıkça, tam olarak yaşamaya başlamazlar. Yanılsamalar Kitabı
Hepimiz içimizde gizli, nazik davranışlarla üstü örtülen ama bir tehdit algıladığımız zaman hemen o keskin dişleriyle ortaya çıkan bir timsah taşıyoruz. Yanılsamalar Kitabı
Öyküler ancak onları anlatabilecek olanların başından geçer, demişti biri bir gün. Aynı şekilde; belki yaşantılar da onları yaşayabilecek olanlara sunarlar kendilerini. Kilitli Oda New York Üçlemesi 3

Kızılderililerin bugün için de geçerliliğini kaybetmeyen 20 yasası

1 – Dua etmek için güneşle birlikte kalk. Tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler..
2 – Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et.
3 – Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.
4 – Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamele et.
5 – Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir.
6 – Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol – ister insan, ister hayvan veya bitki olsun.
7 – Diğer insanların düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandır. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver.
8 – Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner.
9 – Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir.
10 – Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. İyimser ol.
11 – Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır.
12 – Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak.
13 – Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. Verdiğin acının zehiri sana geri döner.
14 – Her zaman dürüst ol.
15 – Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben ‘in, Ruhsal ben ‘in, Duygusal ben ‘in ve Fiziksel ben ‘in – hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çalıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü.
16 – Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al.
17 – Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol. Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma, – özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır.
18 – İyi talihini başkaları ile paylaş.
19 – Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma.
20 – Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.

Dalai Lama’dan altını çizdiğim 12 kısa cümle


1. Mutluluk size hazır bir şekilde gelmez, sizin kendi eylemlerinizden doğar.
2. Bir değişiklik yaratabilecek büyüklükte olmadığınızı düşünüyorsanız, bir de gece sivrisinek varken uyumayı deneyin.
3. Sevgi ve şefkat ihtiyaçtır; lüks değil. Onlar olmadan insanlık ayakta kalamaz.
4. Kuralları iyi bil ki onları daha iyi yıkabilesin.
5. Gerçek hayatta trajedilerle karşılaştığımızda iki şekilde davranırız: Ya umudumuzu kaybedip kötü alışkanlıkların pençesine düşeriz ya da içimizdeki manevi gücü bulmak için uğraşırız.
6. Hepimizin aradığı mutluluk ve sükuneti, ancak birbirimize anlayış ve şefkat göstererek bulabiliriz.
7. Diğer insanların fikrini sevecenlikle değiştirebiliriz; öfkeyle değil.
8. ‘Merhamet’, zamanımızın en radikal anlayışı.
9. Maneviyatınızın özü, diğer insanlara karşı tutumunuzun altında yatar.
10. Mutluluk ve memnuniyet insanının içinden gelir. Parayla ya da bir bilgisayarla doyuma ulaşmak yanlıştır.
11. İnançlı ya da inançsız fark etmez; sorumluluk sahibi herkes iyi bir kalbe sahip olabilir.
12. Eski arkadaşlar gider yenileri gelir; tıpkı günler gibi. Onların da eskisi gider yenisi gelir. Önemli olan ise anlamlı olması: arkadaşın da günün de

Carl Jung’dan, İnsan Psikolojisi Üzerine Kısa Tespitler

Analitik Psikoloji’nin Kurucusu Carl Jung’dan, İnsan Psikolojisi Üzerine 10 Düşündürücü Tespit
1.) “Bir insanı anlamak istiyorsanız, öncelikle insanlar hakkında bildiğiniz her şeyi ama her şeyi unutmalısınız.”
2.) “Hayatta en acıklı şey, bir insanın problemin kendinden kaynaklandığını görememesidir.”
3.) “Bir şeye ne kadar karşı gelirseniz, o ısrarla olmaya devam eder.”
4.) “Herkes bir gölge taşır ve bu gölge bireyin bilinçli yaşamında ne kadar az vücut bulmuşsa, o kadar çok karanlık ve yoğundur.”
5.) “Tüm akıl hastalıklarının temelinde meşru acıları yaşamayı reddetmek yatar.”
6.) “Kendimizi baskı altına aldıkça, bilinçaltının tehlikeleriyle daha fazla yüz yüze kalırız.”
7.) “Yaşamın amacı karşıtlıklar arasında denge kurmaktır.”
8.) “Bilinç, varolmanın ön koşuludur.”
9.) “Görüşünüz ancak yüreğinize baktığınızda berraklaşır… Dışa bakan düş görür. İçe bakan uyanır.”
10.) “Ne acı, örneklere göre yaşayanlara! Yaşam onlarla değil. Bir örneğe  göre yaşıyorsanız, o örneğin hayatını yaşıyorsunuz demektir, oysa sizin hayatınızı sizden başka kim yaşayabilir? O zaman kendiniz yaşayın.”

Firmanızı hiyerarşi ile mi yönetiyorsunuz, fikirler ile mi?

İş hayatındaki 35 yıllık deneyimim içinde gördüğüm o ki Türkiye’de firmaların çok büyük bir kısmı fikirlerle değil hiyerarşi ile emir komuta zinciri içinde yönetiliyor. Sürekli olarak yukarıdan bir talimat gelmesi bekleniyor. Çok doğaldır ki böyle bir ortamda yeni fikirlerin ortaya çıkmasını bekleyemeyiz. Ne yazık ki fikirler olmadan da değişim olmuyor. Olan değişim de talimatlarla ortaya çıktığı için içselleştirilmesi mümkün olmuyor. Bu durumda da, herkes “mış” gibi yaparak ücretini alıp, bir taraftan da yeni iş fırsatlarını kolluyorlar. Sonuç mu, ne insanlar gelişiyor, ne de firmalar.