Category Archives: Kişisel
İnşaat Projelerinde Doğru Bir Planlama ile Verimlilik Nasıl Artar?
09 Kasım Çarşamba akşamı Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi’ndeki “Yapım Yönetim” dersimin konusu “İnşaat Projelerinde Doğru Bir Planlama ile Verimlilik Nasıl Artar?”
Siz de benim gibi yönetemediğiniz her şey sizi yönetir, işi ya doğru planlar ya da işin peşinden sürüklenip gidersiniz diye düşünüyorsanız;
Bir şantiyede doğru planlama yapılmasının önündeki engeller ve çözümleri nelerdir?
Planlama bir yönetim aracı olarak nasıl kullanılır?
İş Programının doğru uygulanması için saha teknik ofis koordinasyonu nasıl sağlanır?
İş programında; aktivite – iş analizi seçimi, aktivitelerin süre tespiti ve ilişkileri
Üst düzey yöneticeleri planlama raporlarını doğru okuyup değerlendiremiyorlarsa ne yapılabilinir?
İş programı güncellemeleri ve revizyonlarında yaşanan sıkıntılar nasıl giderilir?
ve benzeri birçok konuyu hep birlikte konuşup, tecrübelerimizi paylaşacağımız bu haftaki “Yapım Yönetim” dersime sizleri de beklerim.
Tarih: 09 Kasım 2016 Çarşamba Saat: 19:00
Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi
Beykent Üniversitesi’nde bu dönem vereceğim derslerin programı
Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi’nde bu dönem proje yönetiminin şantiye uygulamalarına yönelik vereceğim derslerin programını aşağıda bulabilirsiniz. Tüm derslerin başlangıç saati 19.00.
Geçtiğimiz 2 yıl içinde tüm seminer derslerim interaktif bir katılımla çok keyifli geçti. Öğrencilerimin benden, benim onlardan sektöre ve mesleğimize yönelik çok şeyler öğrendiğimizi düşünüyorum. Umarım bu yıl da bu güzel paylaşımımız devam eder.
İnşaat Mühendisleri Odası Istanbul Şubesi’nde verdiğim keyifli seminer sonrası
Bugün İnşaat Mühendisleri Odasındaki seminerime katılım gösteren herkese çok teşekkür ederim. Sizlerin katılımı ile hiç bitmesin istediğim çok keyifli bir seminer gerçekleştirdik. Sonradan öğrendim, salonun kapasitesi dolduğu için içeri giremeyen çok kişi aşağı katta televizyon üzerinden, canlı yayından sunumu takip etmişler. İnşaat Mühendisleri Odası Istanbul Şubesi Yönetim Kuruluna nazik davetleri ve bu kusursuz organizasyonları için teşekkür ederim. Şantiye Mühendislerine yönelik bu dönemki 2. Eğitimim 09 Ocak 2017’de “Başarılı Bir Taşeron Yönetimi İçin Yapılması Gerekenler” konusunda olacak. Bugünkü “Şantiye Organizasyonu” eğitimini 13 Kasım’da İMO İzmir Şubesi’nde, Aralık ayı içinde de İMO Konya Şubesi’nde vereceğim. İzmir ve Konya’daki dostlarımı da programları müsait olursa seminerlerime bekliyorum.
babalar ve çocukları: Cem & Umut Kafadar
Sevgili dostum Duygu Üstün Ünder’in keyifli blogu annebebekdostu.com da yayınlanan”Babalar ve Oğulları” röportajım
Babalar ve Çocukları’nda konuklarım Cem Kafadar ve oğlu, arkadaşı Umut Kafadar.

Cem Kafadar, ailesini çok seven, onlara saygı duyan, onlarla vakit geçirmekten büyük zevk alan bir eş, bir baba, eşine ve oğluna iyi bir dost. Cem ve Umut öyle sıkı dostlar ki Umut, babasına çocukluğundan beri Cem diye hitap ediyor. Çocukluğundan beri diyorum çünkü Umut, üniversiteyi henüz bitirdi, kendi hayatını ve sorumluluklarını iyi yöneten, iyi yetişmiş, kendi kararları ve seçimleri olan özgür bir birey olarak toplum hayatında kendine çoktan bir yer edindi. Kafadar ailesini yıllardır tanıyorum, böyle mutlu bir aileyi tanıdığım için ben de çok mutluyum. Anne Sevinç için de sayfalarca güzel şeyler yazabilirim ama bu baba oğuldan rol çalmak olur.
Ben sordum, Cem tüm içtenliği ile anlattı, paylaştı. Öykülerinin başkalarının hayatlarına da dokunması dileğiyle bu keyifli söyleşiyi paylaşıyorum.
Yıllar geçti ama eminim baba olacağının haberini nasıl aldığını hatırlıyorsundur.
Çok net hatırlıyorum, doğumun da olduğu Kadıköy Şifa Hastanesi’nde öğrendik
Peki o an…
View original post 947 kelime daha
2 Günlük Ağva Tatilinden Kalanlar Mi Norte Otel
Bir rüya takım nasıl oluşur?
3 yıl birlikte çalışma şansına sahip olduğum sevgili dostum Merve Tuzlu KÜÇÜKLER’in takımımız ve çalıştığımız döneme ilişkin değerlendirmelerini sizinle paylaşmak istiyorum.
İnsanın iş hayatında nadir zamanlarda “Rüya Takımları” olur…
İş yaşamımın üç yılını coşkuyla, eğlenerek, öğrenerek ve güvenerek birçok projeyi zaferle sonuçlandırdığımız bir takımım vardı/var…
Kazanılan dostluklar unutulmuyor, her yerde yaşayamayacağım bu ortamı sağlayan; Cem Kafadar lideriliğinde, Emine Gök ve Zeynep Akkoç ile yaşadığımız her an öylesine özeldi ki…
Bizim için “RÜYA” değildi, umarım herkesin hayatında, böylesine güçlü takımları olur…
Sevgili Emine Gök’ün değerlendirmeleri;
Merveciğim bizimkisi gerçek bir takım çalışmasıydı yazıdaki gibi tamamen güvene dayalı bir daha rastlayamayacağımız enderlikte .Sevgimizi de kattık işimize ve güzel projeler çıkardık ortaya. Bu güzel ortamda çalıştığım için kendimi çok şanslı görüyorum. Hayat bizi farklı noktalara götürmüş olabilir ancak dostluğumuz baki ….
Merve’ciğim, Emine’ciğim duygularınızı ne güzel dile getirmişsiniz. Biz o 3 yılda Venezuella’dan, Afganistan’a Afganistan’dan Libya’ya, Libya’dan Katar’a, Katar’dan İtalya’ya dünyanın dört bir kıtasına Türk Mühendisleri yerleştirdik, hiç bir hedefin rüyalarda kalmayacağını gördük hep birlikte.
Para kazandık, tecrübe kazandık, bir sürü sıkıntı yaşadık, birbirimizin öfkesini bastırdık, özellikle benimkini bastırmak pek kolay olmuyordu 🙂 fakat tüm bunların yanında en güzeli neydi biliyor musunuz? Eğlenerek çalıştık. Bu söylendiğinde bir çok kişiye ters gelen bir kavram ama bütün başarımızın ve belirttiğiniz gibi rüya takım olmamızın ardında iki unsur vardı. Birincisi hepimizin birbirine olan sonsuz güveni, ikincisi ise her şeyi eğlenerek yapmamız. Çoşkulu ve eğlenceli ortamımız, enerjimizi ve enerjilerin toplamından oluşan sinerjimizi sürekli arttırdı. Önce güveni, sonra eğlenceli ortamımızı inşa ettik hep birlikte, ondan sonrası çok kolay oldu bizim için 🙂
Sevgili Dostum İsrafil Köse’nin Ardından

Sevgili İsrafil 1991 yılı idi, Zekeriyaköy Şantiyemize bilgisayar operatörü arıyorduk, tektük bilgisayar kurslarının açıldığı, kimsenin bilgisayardan anlamadığı, hatta anlar gibi bile dolaşamadığı günlerdi. Sen gazete ilanımızı okuyup, o zamanlar dağ başındaki, tek ulaşım aracı minibüslerin yaklaşık 2 kilometre ötede insanı bıraktığı şantiyemize çıkıp gelmiştin, zaten senden başka da ilanımıza başvurup gelen olmamıştı. Ayhan, seninle ilk görüşmeyi yapmış, onun da senin gibi Karadeniz’li olmasından mı, senin içten davranışlarının etkisinden mi artık bilemiyorum, benim odama gelip Cem, bir arkadaş geldi ben beğendim, sen ne diyorsun dedi. Seninle o gün tanıştık, delidolu bir çocuk ama bu oğlan çok iş çıkarır, alalım dedim, üst yönetim de olur verdi ve beraber çalışmaya başladık. Yaklaşık 2 yıl seninle çok keyifli ve eğlenceli bir ortamda çalıştık. O zamanlar bilgisayar operatörleri çok da gerekli elemanlar gibi görünmezdi merkez yönetimin gözünde. Eleman çıkartmalarda benim departman merkezin gözdesi idi, her listede bir kaç arkadaşımın ismi olurdu mutlaka. Ne yapıp ne edip, bir şekilde seni çok kez o listelerden çıkarmayı başarmıştım. En son artık engelleyemeyeceğimi anladığında, Cem Abi, üzülme be, ben zaten bu işi yapmayacağım, oyuncu olacağım, biliyorsun zaten amatör olarak bu işi yapıyorum demiştin, ben öfkeli iken sen bana şakalar yapıp moral veriyordun. Oyunculuğu o kadar çok istiyor ve seviyordun ki başarısız olman imkansızdı. Sonunda mücadele ettiğin bir sürü zorluğun üstesinden gelip mesleğinde çok iyi bir noktaya geldin. Bir filmde perdede birden karşıma çıkıyordun, daha konuşmaya başlamadan beraber geçirdiğimiz şantiye günlerini hatırlayıp gülmeye başlıyordum. Oysa ki o şantiyede öfkelendiğim zamanlar, güldüğüm zamanlardan çok daha fazlaydı. Ama sen ne yapıp ne edip güldürmeyi başarırdın beni.
Pazar gecesi geçirdiğin kazayı okuduğumda gözlerime inanamadım, senin o güleryüzlü fotografının altında korkunç şeyler yazıyordu Iso. Yanlış haberdir diye diğer sitelere de girdim, haber maalesef doğruydu, ağır bir trafik kazası geçirmiştin, Facebook sayfana girip çabuk iyileş İsrafil yazdım. Ama sanırım ilk kez beni dinlemedin, duysaydın inanıyorum ki iyileşmek için elinden geleni yapıp, sonra da muzipçe bana göz kırpıp, şaka yaptım, şaka diyecektin. O haberi okuduğumda aklıma ne geldi biliyor musun, bir gün bana erkek kardeşine Taksim’de, hem de meydanda bir arabanın çarptığını, sonra da şöförün kaçıp gittiğini, kardeşini hastaneye kaldırdığını söylemiştin, bu şöförlerin dikkatsizliği çok kişinin canına mal olacak, çok korkuyorum böyle dikkatsiz araba kullananlardan demiştin. Bu konuşmamızdan yaklaşık 25 sene sonra dalgın bir Taksi Şöförü ya da yolcusunun sen motorunla yanlarından geçerken açtığı o kapı bu feci kazaya sebebiyet verdi. O konuştuğumuz an hala gözümün önünde. Mekanın cennet olsun güzel dostum, seni hep kahkahalarınla, güzel anılarla hatırlayacağım.
OHAL istihdamı nasıl etkiledi?
Bugünkü Hürriyet IK Gazetesinde yayınlanan “OHAL İstihdamı Nasıl Etkiledi” konulu haberin içinde yer alan kısa açıklamam. Ben, bir çok olumsuzluğu da dile getirdim ama habere ayrılan yer kısa olduğu için bu kadarını almışlar. Şu anda herkes “bekle gör” modunda, tüm bu yaşadıklarımızın üzerine artçılar gelmez ise zaten dipte olduğumuz için bayram sonrası hafif de olsa olumlu bir kıpırdanma olacaktır diye düşünüyorum. Ama çok açık bir gerçek var ki yabancı yatırımcıyı çok korkuttuk, onların tekrar dönmesi biraz zaman alacaktır. İyi Pazarlar 😊
Bir İnşaat Mühendisi öğrencisine tavsiyelerim
Klişe olacak ama her şeyden önce kendine yatırım yap. Sadece iyi bir İnşaat Mühendisi olmaya değil, iyi bir yönetici, iyi bir insan olmaya çalış. Çok iyi bir gözlemci ol, gözlediklerinden iyi sentezler yapabilecek şekilde kendini geliştir. Kültürü, sanatı hayatının içine kat, heyecanını hiç kaybetme…











