30’lu yaşlarda hayatın akışına kapılıp gidiyorsun, her şeyin daha iyisi, her şeyin daha çoğu peşinde koşarken zamanın nasıl geçtiğini de pek fazla anlamıyorsun. 40’lı yaşlarında çevrendeki fazlalıklardan, senin enerjini, zamanını çalan insanlardan arındırıyorsun kendini, 50’li yaşlarda ise çevren biraz temizlenince kendi içine dönebiliyorsun, kafanın içini sterilize edip, daha yalınlaşıyorsun ve tekrar 20’lerinde olduğu gibi, aynı enerji ile olmasa da daha sakin bir şekilde sen yönetmeye başlıyorsun hayatını. 30’lu yaşlardaki enerji fazlalığının seni düşürdüğü tuzakların daha bir farkındasın artık. Yalınlık ve sakinlik oluyor pusulan. Hayatın fırtınalarının yanaşmak durumunda bıraktığı bir teknenin değil, rotasını belirlediğin bir geminin kaptan köşkündesin bundan sonra ama yine de denize ve havaya güvenilmeyeceğini biliyorsun. Seni bekleyen en büyük tehlike hırsını ve öfkeni kaybedip konformizmin çekiciliğine kapılarak kendini yenileyememe tehlikesi ile karşı karşıya kalmak.
Category Archives: Kişisel
Hangi kitap iyidir, hangi film seyredilmelidir diye düşünenler için kısa bir not
Okuduğunuz kitap, seyrettiğiniz film sizin dünyayı daha iyi anlamanıza ve beraberinde dünyayı daha güzel bir yer yapmanıza imkan veriyor mu? Bu soruya evet diyebiliyorsam, o kitap, o film iyidir benim için. Yoksa eleştiri yazarlarının öyle uzun uzun yazdıkları fazla da etkilemez beni.
Çanakkale Mimarlar Odasındaki Seminerim Sonrası
15 Temmuz Cuma Günü Çanakkale Mimarlar Odasında vereceğim seminer hakkında

15 Temmuz Cuma günü saat 17.00’de Çanakkale İnşaat Mühendisleri Odası ve Mimarlar Odasının ortaklaşa düzenlediği etkinlikte Çanakkale Mimarlar Odası’nda “Baş Ağrıtmayacak Bir Şantiye Organizasyonu İçin Neler Yapılmalı?” konulu bir seminer vereceğim, programı müsait olan tüm Çanakkale’li dostlarımı seminerime beklerim. İlkini İMO Eskişehir Şubesi’nde, ikincisi İMO İstanbul Şubesinde verdiğim bu seminerin Çanakkale’de de çok keyifli geçeceğini düşünüyorum. Nazik davetleri için İMO Çanakkale Şubesi, Mimarlar Odası Çanakkale Şubesi yöneticilerine ve Filiz Bahar a teşekkür ederim. Bu arada Çanakkale’ye geleceğimi öğrenir öğrenmez seminerime katılacaklarını ileten İTÜ’den 3 sınıf arkadaşım Nadide Çakır, Cüneyt Uysal ve Önder Çetin’e de ayrıca çok teşekkür ederim, mezuniyetimizden sonra hiç görüşme fırsatım olmamıştı, bu vesile ile arkadaşlarımla da hasret gidereceğim. 🙂
20’li yaşlarda hissettiklerinizi anca 40’lı yaşlarda anlıyorsunuz
7 Kasım 2010 Tarihli Günlüğümden
İnşaat Mühendisi olup, dünyayı değiştirebilecegime inandığım o naif öğrencilik günlerimdeki en sevdiğim parçalardan biriydi Supertramp’ten Logical Song. Az önce dinlediğimde o günlere gittim yeniden.
20’li yaşlarda hissettiklerinizi anca 40’lı yaşlarda anlıyorsunuz. Onlar çok güzel hislerdi, benim internette ve meslekte yaptığım farklı projelerin de tetikçisi oldu bu duygularım. Bunlar insanı iyi besleyen çok güzel duygular sadece. Dünya tek bir insanın değiştiremeyecegi kadar kadar karışık bir yer. 🙂 Insan bırakın dünyayı kendini bile kolay kolay değiştiremiyor. :))
Ancak şunu iyi biliyorum ki, dünyayı değiştirmek isteyen rejim, düşünce ve tüm sosyolojik olguların yaptıkları buyuk bir hata var o da insanın ideal iyi bir tür olarak kabul etmeleri ancak maalesef insan kötü bir tür. Kapitalizm de bunu görüp, baştan insanın zayıflıklarını baz alarak bir sistem kurdugu icin bu kadar güçlü. Çok büyük afet, savaş vb gibi bir şey olmadan da insanlığın aklını başına toplayıp, iyi yönlerini öne çıkarıp yeni bir sistem kurabilecegine hiç inancım yok açıkçası. Tek iyimserliğim teknolojinin hizla gelişiyor olması, kurtarırsa teknoloji kurtaracak insanlığı bu çıkmazdan…
Umut’un mezuniyet töreni sonrası
Her anne babanın çocuğunu yetiştirirken kendine örnek aldığı insanlar, görüşlerinden etkilendiği yazarlar, düşünürler vardır. Şöyle bir düşünüyorum da, sanırım beni en çok etkileyen Halil Cibran’ın aşağıdaki düşünceleriydi.
“Çocuklar sizin çocuklarınız değil, onlar kendi yolunu izleyen hayatın oğulları ve kızları. Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller. Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil. Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır. Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları kendiniz gibi olmaya zorlamayın…”
Paris’te bir sokak ressamının çizdiği portrem 05.08.2006
İnşaat Mühendisleri Odası’ndaki seminerim sonrası
Baş Ağrıtmayacak Bir Şantiye Organizasyonunu Nasıl Kurarsınız?

ve benzeri birçok konuyu içeren seminerime sizleri de beklerim.











