Şantiye Yönetimi hakkında merak edilenler (Video)

Video

Bu haftaki videomuzda şantiye yönetimi çatısı altında; maliyet yönetimi, şantiye organizasyonu, alt yüklenici yönetimi, planlama yönetimi, satın alma yönetimi, dizayn yönetimi, hakediş yönetimi, sözleşme yönetimi konularına yönelik küçük püf noktalarını, şantiye yönetimini doğru yapamadığımızda başımıza nasıl da içinden çıkılmaz dertler açacağını, kısacası projelerin neden zarar ettiğini konuşuyoruz. Ayrıca videomuzun sonunda tüm arkadaşlara sürpriz bir hediyemiz de var. 😊

https://www.youtube.com/watch?v=Sz3rKXt-RKc

Yeni YouTube kanalımızda inşaata dair her şeyi konuşuyoruz…

Sevgili dostum Mert Sezer ile harika bir Youtube projesi başlattık. İnşaat Mühendisliğini, inşaat sektörünü, şantiyeciliği, iş hayatının o kimsenin söylemeye kolay kolay cesaret edemediği sevimsiz gerçeklerini konuşuyoruz #youtube kanalımızda. Sizleri, dostlarınızı, inşaata gönül vermiş herkesi bekliyoruz buraya. 🙂
Sözü de YouTube jargonu ile bitirelim o zaman; kanalımıza abone olmayı, videolarımızı bol bol beğenmeyi unutmayın 😊😊😊

Alt yüklenicilerin fiyat artış taleplerinin ne derece gerçekçi olduğunu nasıl anlayabiliriz?

Fiyat artış taleplerinin ne denli gerçekçi olduğunu anlamanın en basit yolu, teklif aşamasında alt yükleniciden fiyat isterken, bu fiyatları analizleri ile birlikte istemektir.
Elimizde doğru bir analiz varsa, fiyat artış talebinin değerlendirmesini rahatlıkla yapabiliriz.
Aksi durumda fiyat artış pazarlığı, pazar esnafı ile yaptığımız herhangi bir teknik veriye dayanmayan bir pazarlık haline gelecektir.
Gerek alt yüklenici yönetiminde öncelikle nelere dikkat edilmesi gerektiğini, gerek ise şantiyede yaşadığımız sorunlarla nasıl başa çıkabileceğimize ilişkin çözüm önerilerimi Udemy Platformunda yayınlanan Şantiye Yönetimi derslerimde detaylı olarak anlattım. Tüm derslerime aşağıdaki adresten %60’ın üzerinde bir indirimle ulaşabilirsiniz.

“Hayatımız Şantiye” – Şantiye Hikayeleri Projesi

“Hayatımız Şantiye”, sevgili dostum Gökhan Gelişen’in öncülüğünde geliştirilen, şantiyelerde yaşanan hikayelerin derleneceği bir hikaye kitabı projesi. Kitapta benim de hikayelerim yer alacak. Aşağıda proje ile ilgili detaylı bilgiyi bulabilirsiniz. Hikaye teslim tarihi 19 Şubat 2018

İnşaat sektöründe görev yapmış Abi ve Kardeşlerimizin kısım kısım hikâyelerinin derlendiği “Hayatımız Şantiye” isimli bir kitap üzerinde çalışıyorum.

 

Kitabın tüm gelirlerini Çocuk Esirgeme Kurumu, Darüşşafaka ve Türk Eğitim Derneği vb. gibi Yardım Kuruluşlarına aynı oranda bağışlayacağız.

 

Lüzum halinde olaylara konu olan yer, zaman, proje ve kişi isimlerini tarafları rencide etmeyecek; uygun gördüğünüz şekilde değiştirebilirsiniz.

 

2 – 3 paragraflık kısa bir özgeçmişinizle, yaklaşık 3 – 5 sayfa uzunluğunda word formatında olacak şekilde değerli katkılarınız kitabı taçlandıracaktır.

 

Kitabın ilk taslağını 19 Şubat´a hazır etmeyi, basımını da 19 Mayıs´a yetiştirmeyi umuyor, haberlerinizi bekliyorum.

 

Mesajı uygun gördüğünüz dostlarla paylaşıp bu anlamlı projeye katkılarını sağlayabilirseniz sevinirim.

 

Saygı ve Sevgiler,

 

Gökhan Gelişen

gelisen@gmail.com

Sizi borçlandırarak bir kere ele geçirdiler mi artık onlardan kurtulmanız öyle kolay değildir

Sizi borçlandırarak bir kere ele geçirdiler mi artık onlardan kurtulmanız öyle kolay değildir. Sistem kementini atmıştır boğazınıza bir kere, özgürlüğünüzü teslim almıştır sizden. “Bugün borç alan yarın emir alır” diye boşuna dememiş atalarımız, bir kere emir almaya başlayınca sistem her istediğini yaptırmaya başlar size. Borcunuz vardır, sevmediğiniz işi bırakamazsınız, borcunuz vardır istediğiniz hayatı yaşayamazsınız, borcunuz vardır hayal ettiklerinizi gerçekleştiremezsiniz, kısır bir döngünün içinde dönmeye başlamışsınızdır. Boğazınızdaki kement sizi sıkıyordur ama çıkartamazsınız onu oradan. Sonra düşünürsünüz, ben bu borcu niye almıştım, neden nakit akışı mı bozmuştum diye, bakarsınız ki hiç de gereği yokmuş aslında bu sıkıntıya. Faizi ile ödediğiniz borç sadece para değil bu paraya sahip olmak için harcadığınız zamandır yani hayatınızdır aynı zamanda. 😊

Soruna hastalıklı sistemin içinden baktığınız sürece bulacağınız çözümler de doğal olarak sağlıksız olacaktır

IK seminerlerine takip etmeye çalışırım, IK yazılarını da okurum ama pek haz etmem bu seminerlerden, yazılardan, açıkcası çok fazla bir şey de alamam bu çalışmalardan. Neden derseniz, genellikle sistemin içinde kalan çözümler ve öneriler getirirler. Oysa sıkıntının aslı sistemin kendisindedir. Soruna hastalıklı sistemin içinden baktığınız sürece bulacağınız çözümler de doğal olarak sağlıksız olacaktır. Bu konuşmalara, yayınlara dikkat edin, hep sorunun insanda, iş arayanda olduğunu vurgularlar, firmaların arayışlarında yaptıkları yanlışları hiç dile getirmezler, şirketlerin hatalı tutumlarından dolayı insanların oralarda yaşadıkları sıkıntıları anlatmazlar. Yani insanı firmaların aradığı formata dönüştürmeye çalışırlar. Fakat unuttukları bir nokta vardır; Firmaların sadece kârlılık üzerine kurdukları yanlış politikaları insanların performansını düşürüp, potansiyellerinin ortaya çıkmamasına neden olmaktadır ve asıl sorun da buradadır.

Başarılı mı olmak istiyorsunuz; kendi egonuzu ve başkalarının egosunu yönetebilmeyi öğrenin

Başarılı mı olmak istiyorsunuz, işte size basit bir formül: Erken yaşlarda kendi egonuzu ve başkalarının egosunu yönetebilmeyi öğrenin.

Bütün iş hayatınız, bu egoları yönetebilme mücadelesi ile geçecek. O ilanlarda aranan tecrübe aslında sizin kazandığınız egoları yönetebilme beceriniz. İsterseniz 10 yıllık tecrübeniz olsun, egoları yönetmeyi öğrenemedi iseniz çok da işinize yaramaz o 10 yıllık birikim.

Gençlik yıllarınız çevrenizdeki insanların egolarını yönetmekle geçiyor, zaman ilerledikçe siz de bir yerlere geliyorsunuz, bu sefer kendi egonuzla baş etmeye çalışıyorsunuz. Bu iki azılı mücadeleden galip gelenler istedikleri noktalara gelip, istedikleri yaşamı yaşayabiliyorlar, geri kalanlar mı onlar hep söylenerek tüketiyorlar yaşamlarını.

Güneş tutulması ve akıl tutulması

21 Ağustos günü ABD’den izlenen tam güneş tutulması için 87 milyon çalışanın işlerini 20 dakika bırakıp bu tutulmayı izlemesinin ülke ekonomisine maliyetinin yaklaşık 694 milyon dolar olduğu hesap edilmiş. 100 yılda bir yaşanan bu olayın turizm getirisinin ise 70 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Sadece 20 dakikalık bu ara işverenlere ve kamuya kişi başına 7.95 dolara mal olmuş. Bu haberi okuduktan sonra son yıllarda bizim bayram tatillerimizin 10 güne uzamasının ekonomiye getirdiği zarar hesap edilse toplamda karşımıza nasıl bir değerin çıkacağını düşündüm. Tahmin ediyorum, bizde böyle bir analiz çalışması yapılmamıştır, yakın gelecekte de yapılacağını pek zannetmiyorum. Ne diyelim, onlarda güneş tutulması, bizde de akıl tutulması 😔