Siz bir şeyler anlatıyorsunuz, çevrenizdekilerin hepsi cep telefonlarıyla oynuyor, bu durumda ne yaparsınız? 😀

‘Phubbing’ 2013’de icat edilmiş bir terim, phone ile snubbing (hor görme, adam yerine koymama) kelimelerinden üretilmiş. Yani, karşınızdaki sizinle konuşurken, bir taraftan da cep telefonu ile oynaması durumu. Phubbing, sadece sosyal yaşamda değil, çalışma hayatında da ciddi sıkıntılara yol açmaya başlamış. Çalışanlar, bir sorunlarını anlatmak için yöneticilerinin yanına gittiklerinde, çoğu zaman yöneticiler dinleyip, aslında anladıkları halde çalışana cevap vermeyerek, adam yerine konulmadıklarını hissetirirlerdi. Şimdi bu durum bir adım daha ileri gidip, dinlerken bir taraftan da cep telefonlarını oynuyorlar. Bir yerde sessiz mobbing gibi bir şey.
Bir de işin arkadaş buluşmalarında yaşanan kısmı var ki, sanırım o biraz daha dramatik, 3-4 arkadaş bir yere gittiniz, biri konuşuyor, diğerleri cep telefonları ile meşgul, arada kafaları kaldırıp, tabii tabii diyorlar, sonra tekrar telefonlarına dalmaya devam. 😀 Amerika’lılar bu konuda güzel bir çözüm bulmuşlar. Phone Stacking (telefon yığma) dedikleri bu oyunda, bir cafede yemeğe oturduklarında herkes telefonlarını çıkarıp masaya bırakıyor, eli ilk telefona giden hesapları ödüyor. 😀 Açıkcası bu oyun benim çok hoşuma gitti, bu konuda bugünkü Hürriyet IK’da Serdar Devrim’in yazısını tavsiye ederim. Gerçi ben burada bir ölçüde özetledim ama 😀

http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/serdar-devrim_520/hepimiz-phubber-iz_40006007

Diğer yazılarını da aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/serdar-devrim_520

Rol yapamıyorsanız iş hayatında işiniz zor :)

Firmama bir Genel Müdür alacak olsam, o konuda yetkin birini değil, çok iyi bir tiyatro oyuncusunu alırdım. İş hayatında gördüğüm o ki, teatral yetenek, bilgi ve tecrübeden daha çok etkiliyor insanı. Belki de Freud haklı; insan rasyonel değil irrasyonel bir varlık.

Seminer, sunum konuşmaları nasıl olmalı?

Çok sunum, seminer, TED Konuşması dinledim, bu konuşmalarda en tehlikeli taraf konuşmacıların çoğunlukla klişeler üzerinden gitmesi ve dinleyenlerin de o an heyecanla dinlediklerini kısa bir süre sonra unutmaları. Burada anlatıcı anlattıklarını dinleyenlerin içselleştirmesini sağlayacak bağlantılarla zenginleştirmesi, üzerinde düşündürmeyi sağlaması, sunumun dinleyen için asıl bittikten sonra başlamasını sağlaması çok önemli. Bu açıdan konuştuğu kitleyi tanıyıp anlattıklarını o kitlenin ihtiyaçları ve değerleri ile örtüşterecek örneklemeler, dinleyenlerin aklında daha fazla şeyin kalmasını sağlıyor.

Türk İnşaat Sektöründe Çalışan İnşaat Mühendisleri ve Mimarları De-Motive Eden Faktörler

Sevdiğim bir dostumun “Türk İnşaat Sektöründe Çalışan İnşaat Mühendisleri ve Mimarları De-Motive Eden Faktörler” konulu tez çalışması kapsamında yer alan anketi cevaplandırma imkanınız olabilirse sevinirim.

Zirve Üniversitesi Mimarlık Bölümünde “ Türk İnşaat Sektöründe Çalışan İnşaat Mühendisleri ve Mimarları De-Motive Eden Faktörler” konusunda Yüksek Lisans çalışması yürütülmektedir. Mimar ve İnşaat Mühendislerinin motivasyonunu olumsuz etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla hazırlanan bu anket ile sizin de değerli görüşlerinize başvurulmuştur.
Ankette kişi ya da kurumlar hakkında bilgi toplamak amaçlanmamış olup verilen yanıtların istatistiksel olarak değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu nedenle, anketi şirketi adına cevaplayan kişi ve şirketinin ismi sorulmamıştır.
Anketi, siz katılımcılar tarafından kolay şekilde cevaplanabilmesi için online hale getirdik. Anketi Cevapladıktan sonra en altta bulunan “GÖNDER” butonuna tıkladığınızda anketler elimize ulaşmış olacaktır.
En fazla 15 dakikanızı alacak bu çalışmaya göstermiş olduğunuz ilgi ve yardımlarınız için teşekkür ederiz.
Mimar Fatma ARSLAN     (mmr.fatma.arslan@gmail.com)
Yrd. Doç Dr. Gülden GÜMÜŞBURUN AYALP (Tez Danışmanı)

Ankete aşağıdaki linke tıklayarak veya  ulaşabilirsiniz:

https://docs.google.com/forms/d/ 1YlWZ3h2EvdOTsWfNerblkdR8OHjrf xA3U4uwQXPhjTA/viewform?c=0&w= 1&usp=mail_form_link

Proje Yönetimi Perspektifinde İnşaat Sektörü’ne Bakış

Beykent Üniversitesi’nde bu dönem ikincisini tamamladığımız seminer serisinin sondan bir önceki haftasında konuşmacımız Emrah Mazıcı, “Proje Yönetimi Perspektifinde İnşaat Sektörü’ne Bakış – İnovasyon, Teknoloji ve Yeni Trendler” konulu dersini verdi.
Katılımcıların ilgisiyle karşılanan bu seminerin kapsamında “Dünya değişirken İnşaat Sektörü ve Proje Yönetimi aynı mı kalıyor? Teknoloji ve ihtiyaçlar bir çok şeyi değiştirdiği gibi İnşaat Sektörünü ve dolayısıyla Proje Yönetimi kavramını da hızlıca etkileyip değiştiriyor. Bugün sektörümüze baktığımızda neler görüyoruz? Dün neredeydik, bugün hangi noktaya geldik ve yarın nereye gidiyoruz? Hızla değişen dünya ve ihtiyaçlar sektörü nasıl etkiliyor? Artık daha çok hız, daha çok çeviklik, daha çok ekonomi ve daha çok iş güvenliği ile kalite isteyen bir sektörümüz var. Buna bağlı olarak Proje Yönetimi kavramı da aynı doğrultuda değişiyor. Teknoloji ve İnovasyon hayatımızın her aşamasına bu kadar hızlı girmişken sektörümüzü ve onun çalışanlarını nasıl etkiliyor? Artık sektörümüzde yeni kavramlar ve yeni trendler var. Çalışanlar ve kurumlar olarak kendimizi yeniliğe nasıl adapte etmeliyiz? Yeni insan kaynağı profili ne olacak? Malzeme ve yazılım teknolojileri bizi nasıl etkileyecek? Modüler teknolojiler sektörümüze nasıl değer katıyor?” gibi soru ve kavramlara ışık tuttu.

Konuşmacımız Mazıcı, dünya sıralamalarında Türk İnşaat Sektörünün oyuncu sayısı artarken pazar payının aynı oranda artmaması, sektörün yapısal sorunları, büyüme konusundaki engeller ve rakiplerinden nasıl farklılaşması konusunda görüşlerini katılımcılarla paylaştı. Teknolojinin etkin kullanımı ve İnovasyon kültürünün sektörde gerçekten özümsenmesi ile büyüme ve pazar payını arttırma anlamında sıkıntılar yaşayan sektörün önünün açılabileceği konusunda somut örneklerle paylaşımda bulunan Emrah Mazıcı dersin son bölümünde katılımcıların da katkılarıyla «Türk Müteahhitliğinin İkilemleri» / Türk Müteahhitliğinin Teknoloji Kullanımı ve İnovasyon Sorunsalı: “İnovasyon / Teknoloji Işığında Sektörde Yeni İnsan Profili ve Önümüzdeki 10 yıl”» başlıklı serbest tartışmayı gerçekleştirdi.
Çıkan sonuçlar ışığında bu sorunların çözülmesi anlamında; “devletin ilgili regülasyonları iyileştirmesi, sektörden her seviyede deneyimli isimlerin katkısıyla firmaların maddi ve teknik desteği, ilgili sivil toplum örgütlerinin ve akademinin katkısıyla oluşturulabilecek bağımsız bir merkezle sürdürülebilir bir ortam yaratılabileceği konusunda fikir birliğine varıldı.
Cem Kafadar Seminerleri’ne verdiği değerli katkılar nedeniyle Emrah Mazıcı’ya teşekkür ederim.

Süreci ve içeriği bir arada yönetebilmek

Hayat okullarda bize anlatılan klişelerle anlaşılıp çözülecek kadar kolay olsaydı keşke. Yaşamın her alanında hem süreci hem de içeriği iyi yönetmeniz gerekiyor. Bir taraftan sürekli akmakta olan zaman ve bu zamana bağlı hedefler, diğer taraftan bu zamanın içininin istenildiği gibi doldurulma telaşı. Birim zamanda çok şey yapmak mı, o süreyi hedeflediğin doğrultuda değerlendirmek mi? Hangi konuda iç sesini dinleyip derine inmek hangi konuların ise üzerinden daha hızlı geçmek gerekiyor? Hızın bizi yönettiği bu çağın en önemli sorularından biri bu bence.

Yalanı Nasıl Anlarsınız?

İlişkilerde yaşattığı sıkıntıları bir yana bırakalım, firmalara en çok para kaybettiren unsurların belki de en başında gelir yalan. Bu yalanları nasıl anlayabiliriz diye internette bir araştırma yaptım ve yaklaşık 5 dakikalık konuyu çizgi film üzerinden çok iyi özetleyen bir video ile karşılaştım. Videoyu seyrederken aldığım notları aşağıda sizinle paylaşmak istiyorum.

Yalancılar yalan söylerlerken kendilerine daha az gönderme yaparlar. Sıklıkla 3.şahıslar ve diğerleri üzerinden daha çok konuşurlar.
Yalancılar daha negatif olma eğilimindedirler. Çünkü bilinçaltlarında yalan söyledikleri için suçluluk hissederler.
Beynimiz karmaşık bir yalan yaratmakta zorlandığı için yalancılar genel olarak olayları basit terimlerle anlatırlar. Eski bir ABD Başkanının  bir keresinde ısrarla söylediği gibi “O kadınla herhangi bir cinsel ilişkim yoktur. Yargılama ve değerlendirme beynimizin hesaplaması için karmaşık şeylerdir.
Yalancılar betimlemeleri basit tutsalar da gereksiz kelimeler, yalanı desteklemek için ilgisiz ama kulağa gerçekçi gelen detaylar kullanarak daha uzun ve karmaşık cümleler kurma eğilimindedirler.
Özetle yalanı fark edebileceğimiz 4 kriter vardır.
Öz-imlemeler
Olumsuz dil
Basit açıklamalar
Karmaşık Dil
Videoyu izleyebileceğiniz link

Bir yönetici ile spermin ortak noktası nedir? :)

Seçimlerin konuşulduğu şu günlerde, hatırladığımda hep güldüğüm o Amerikan Esprisi aklıma geldi. Bir politikacı ile spermin ortak noktası nedir? İkisinin de insan olma ihtimali milyonda birdir 🙂

Firmalardaki çapsız, sığ yöneticileri gördüğümde bu söz politikacıların yerine yöneticiler için de geçerli olabilir mi diye düşünürüm. Bence hem yönetici, hem de insan olunabilir. Yeter ki yönetici olduğunda şöyle şöyle olacaksın, seninle çalışanları çok fazla dinlemeyeceksin, enerjini onların açıklarını yakalamak için kullanacaksın, yönetici koltuğunda yalan söylemenin hiç bir sakıncası yoktur, onlar beyaz yalanlardır gerektiğinde söyleyeceksin, üstlerin sadece yalakalık yaptığında seni anlar ve seni bir yerlere getirir, yalan söylemek gibi yalakakalık da bir yöneticiye ters gelmemelidir diye bize belletilen klişelerin tuzağına düşmeyelim.