Çocukluğumun geçtiği ağaç

İnsanların çocukluklarının geçtiği ev, sokak, mahalle olur da, hiç ağaç da olur mu demeyin. Benim ve arkadaşlarımın böyle bir ağacı vardı. Yaz akşamları, okul sonraları birbirimize hiç sormadan bu ağacın çevresinde toplanırdık. Hepimizin arka pencereleri ağacın olduğu bahçeye baktığı için bir arkadaşımızı gördük mü orada, atardık kendimizi ağacın altına. Ben sevmediğim Biyoloji, Tarih gibi dersleri üst dallarına çıkıp çalışırdım. Hiç bir zaman kafamın almayacağını düşündüğüm (herhalde soyadım kafa-dar diye bu dersler girmiyor içeri derdim 😀) bu dersleri bu ağacın dalları arasında nasıl olduğunu anlamadan anlardım. Okul bittiğinde de o tiksindiğimiz bütün derslerin defterlerini bu ağacın altında yaktığımız ateşin içine atar, alevlerin etrafında hoplaya zıplaya okulun bitişini kutlardık 😀

Bugün dünyanın neresinde bir ağacın kesildiğini duysam, Ataköy’deki bu çocukluğumun geçtiği ağaç geliyor aklıma ve kendi kendime diyorum ki demek ki bunların hayatlarında hiç ağaçları olmamış, onun için bu doymamışlıkları, açlıkları, gözlerindeki mutsuzlukları…


  

İyi Bayramlar demek gelmiyor insanın içinden

Yaşadığımız bunca derin acının ardından değil iyi bayramlar demek, bayram kelimesini bile söylemek insanın içinden gelmiyor bir türlü, tek dileğim bu bayramın bu duygularla yaşadığımız son bayram olması. Bu topraklar üzerinde barışın ve kardeşliğin hakim olduğu bayramdan güzel günleri yaşamamız umudumla…

Babamın Ardından

Cenazeye katılarak, telefonla arayarak, mesaj göndererek bu zor günümde yanımda olan bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Desteğinizle bu sıkıntılı süreçte kendimi tahmin ettiğimden daha iyi hissettim.Yaramın kabuğunun beklediğimden çabuk iyileşeceğini düşünüyorum. Yaranın altında kalan sızı ise sanırım ömür boyu sürecek, belki de böyle olması daha güzel, o sızı bizleri onlarla bir arada tutan görünmez bir bağ olacak bundan sonra.

Geriye dönüp baktığımda annemin ve babamın hastalığı ile geçirdiğim 2 yılın bana 2 üniversite diploması ile öğrenemeyeceğim kadar çok şey öğrettiğini düşünüyorum. Ne ilginçtir, doğduğumuz andan itibaren bizi büyüttükleri gibi, ölüm süreçlerinde de bizi büyütmeye devam ediyorlar. Hem de çok daha büyük hızla…

Babamın Kaybı Hakkında

Bu akşam üzeri doğrularımla, yanlışlarımla beni ben yapan babamı kaybettim. Bir İnşaat Mühendisi benzetmesi yaparsam, babam temelimi ve altyapımı, annem üstyapımı inşa etmiştir. Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacak” annem ile babamın şarkısıydı. Evlendiklerinin ertesi günü (25 Haziran 1963) Radyoevindeki arkadaşları onlara armağan olarak bu parçayı çaldırmış radyoda. Birlikte oldukları son zamana kadar bu anılarını anlattılar birbirlerine. Cenazesi 14 Ağustos Cuma Günü öğle namazını takiben Ataköy 5.Kısım Cami’nden kaldırılıp, Çobançeşme Mezarlığına defnedilecek.

30’lu, 40’lı, 50’li yaşlar üzerine kısa düşünceler…

30’lu yaşlarda hayatın akışına kapılıp gidiyorsun, her şeyin daha iyisi, her şeyin daha çoğu peşinde koşarken zamanın nasıl geçtiğini de pek fazla anlamıyorsun. 40’lı yaşlarında hızını yavaşlatıp çevrendeki fazlalıklardan, senin enerjini, zamanını çalan insanlardan arındırıyorsun kendini, 50’li yaşlarda ise çevren biraz temizlenince kendi içine dönebiliyorsun artık, kafanın içini sterilize edip, daha yalınlaşıyorsun ve tekrar 20’lerinde olduğu gibi, aynı enerji ile olmasa da daha sakin bir şekilde sen yönetmeye başlıyorsun hayatını.
30’lu yaşlardaki enerji fazlalığının seni düşürdüğü tuzakların daha bir farkındasın artık. Yalınlık ve sakinlik oluyor pusulan. Hayatın fırtınalarının seni bilmediğin bir limana yanaşmak durumunda bıraktığı bir teknenin değil, rotasını belirlediğin bir geminin kaptan köşkündesin bundan sonra ama yine de denize ve havaya güvenilmeyeceğini biliyorsun. Seni bekleyen en büyük tehlike, bu 50’li yaş sakinliğinin, hırsını ve öfkeni kaybetmeni kolaylaştırıp seni konformizmin tuzağına düşürmesi ve bunun sonucunda da eskisi kadar kendini yenileyemeyecek olman.

Dünyayı daha iyi anlayabilmek için nelere ihtiyaç duyarız?

Dünyayı daha iyi anlayabilmek için nelere ihtiyaç duyarız diye bir beyin fırtınası yaptım bugün, işte aklıma gelenler:

Daha çok bilgi

Bu bilgileri doğru ilişkilendirecek bir düşünce sistematiği

Yeni insanlar, yeni fikirler

Merak, tutku, heyecan

Sanat, sanat, sanat

Yaşadıklarımızdan doğru dersleri çıkarabilecek kendimiz ile yüzleşmekten korkmayacağımız bir bakış açısı

Geçmiş ile bugün arasındaki bağlantıyı doğru kurabilmek

Olaylara, nesnelere farklı açılardan, farklı mesafelerden bakabilme yeteneği

Yeni perspektifler keşfedilme becerisi

Türkiye Girişimi – Bilgi Pazarı kapsamında yaptığım “Hepimiz Birer Girişimciyiz” Sunumu

Bilgi Pazarı Türkiye Girişimi

Sizleri tanımak, sinerji yaratan enerjinizi birlikte yaşamak benim için çok keyifliydi. Türkiye Girişimi’nin böylesine güzel çalışmalarına tanık olmak, içinden geçtiğimiz bu sisli, puslu günlerde ülkemin geleceğine yönelik umutlarımı tazeledi. Ve çok iyi biliyorum ki güzel gelecek günlerin geceleri hep sisli oluyor…

İnsan Ne Zaman Büyür?

Çocukken geceleri hep ben büyümeden annem babam ölmesin diye dua ederdim, bugün anladım ki zaten insan annesini kaybetmeden büyümüyormuş. Bu öğlen annemi kaybettik, cenazesi yarın (26.01.2015) öğlen namazını takiben Ataköy 5.kısım Cami’nden kaldırılacak. Çataldağ mezarlığına defnedilecek.