İMO Fotograf Sergisinde yer alan 2 Fotografım2 yıl içinde nasıl olduğunu anlamadan 3000’in üzerinde fotograf çekmişim, çekmekten doğru dürüst klase etmeye bile vaktim olmamış. Bu süreçte fotografa bakış açımı geliştiren, daha da önemlisi her gittiğim yerde makinam olmasa bile kafamın içinde fotograflar çekmemi sağlayan hocam Serdar Ercan a, bu kursun bütün yükünü taşıyan sevgili arkadaşım Funda Kılınç Suvakçı ya, Fotografçılık kursunun açılması fikrinin öncüsü eski oda başkanlarımızdan Mete Akalın abime, çektikleri o güzel fotograflarla beni cesaretlendiren, arada hırslandıran ve fotograf heyecanımı hep sıcak tutmamı sağlayan tüm kurs arkadaşlarıma Canan Anıl Oğuz Cengiz Serter Sevgi Sırma Funda Arslan Tuncay Gün NTurgay Işıkgöz e çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız, bu felaketleri bol olan 2015’in kısa süren güzel anlarının bir çoğunu bir arada geçirdik. Bir süreliğine de olsa çektiğimiz fotografların içinde kaybolarak dünyanın ne kadar boktan bir yer olduğunu unutmayı başarabildik sanırım.
Tag Archives: Kişisel
İMO Fotograf Sergisine Seçilen Fotograflarım
İMO Fotograf Sergisi Karma Sergi
Programınız uygunsa sergiyi mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Arkadaşlarım, bir yıl içinde çok güzel fotograflar çektiler.
https://www.facebook.com/events/1079182972147900/
İnşaat Zirvesi öncesi SDÜ İnşaat Kulübünden arkadaşlarla kısa bir beyin fırtınası
Süleyman Demirel Üniversitesi İnşaat Kulubünden arkadaşlar, Istanbul ziyaretlerinde sağolsun bizim firmamıza da uğradılar. Kendileri ile meslek, sektör, hayat üzerine keyifli bir beyin fırtınası yaptık 😊 9-10-11 Mart’ta SDÜ’de sektörün önde gelen isimlerinin katılacağı İnşaat Zirvesi olacak, Ege ve Akdeniz bölgesindeki İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık bölümünde okuyan arkadaşların ne yapıp ne edip, programlarını şimdiden ayarlayarak bu zirveye katılmalarını tavsiye ederim. 😊
Beykent Üniversitesi Yapım Yönetimi Seminerleri
Görsel
Dünyayı değiştirmek üzerine öylesine düşünceler
7 Kasım 2010 Tarihli Günlüğümden
İnşaat Mühendisi olup, dünyayı değiştirebilecegime inandığım o naif öğrencilik günlerimdeki en sevdiğim parçalardan biriydi Supertramp’ten Logical Song. Az önce dinlediğimde o günlere gittim yeniden.
20’li yaşlarda hissettiklerinizi anca 40’lı yaşlarda anlıyorsunuz. Onlar çok güzel hislerdi, benim internette ve meslekte yaptığım farklı projelerin de tetikçisi oldu bu duygularım. Bunlar insanı iyi besleyen çok güzel duygular sadece. Dünya tek bir insanın değiştiremeyecegi kadar kadar karışık bir yer. 🙂 Insan bırakın dünyayı kendini bile kolay kolay değiştiremiyor. :))
Ancak şunu iyi biliyorum ki, dünyayı değiştirmek isteyen rejim, düşünce ve tüm sosyolojik olguların yaptıkları buyuk bir hata var o da insanın ideal iyi bir tür olarak kabul etmeleri ancak maalesef insan kötü bir tür. Kapitalizm de bunu görüp, baştan insanın zayıflıklarını baz alarak bir sistem kurdugu icin bu kadar güçlü. Çok büyük afet, savaş vb gibi bir şey olmadan da insanlığın aklını başına toplayıp, iyi yönlerini öne çıkarıp yeni bir sistem kurabilecegine hiç inancım yok açıkçası. Tek iyimserliğim teknolojinin hizla gelişiyor olması, kurtarırsa teknoloji kurtaracak insanlığı bu çıkmazdan…
Cumhuriyeti anlayarak kutlayabilmek
Cumhuriyeti yüreğimizde ve beynimizde anlamını boşaltmadan, içselleştirerek kutlayabileceğimiz günlere erişebilmek dileğimle…
İçimdeki odalar
İçimde o kadar çok oda var ki, gün içinde birinden diğerine sessizce geçmeyi ve girdiğim her odada, diğer tüm odalarda olanlara takılmadan sadece o odada olabilmeyi çok iyi öğrendim.
Para her kapıyı açan bir anahtar mı?
Para kimsenin inanmadığı bir şeyleri ortaya çıkarmamıza imkan verdiği için güzel bir şey. Ancak insanı konformizimin tuzağına düşürürse tüm üretkenliğinizi ve hırsınızı da yok edebilir. O açıdan her ne kadar gençlik yıllarımda bir çok hayalimi gerçekleştirmek konusunda üzerinde çalışma fırsatı bulamadığım için çok param olmamasına hala içimden bir öfke duysam da o öfkenin ve yoksunluğun hırsımı ve hep farklı bir şeyler yapma düşüncemi kamçıladığını düşünürüm. Varsıllığın üretkenlik üzerindeki olumsuz etkisi yoksulluğa göre daha fazladır.
Bir serçe kadar inanıyor muyuz yaptıklarımıza?
Orman yanıyor, bütün hayvanlar seyrediyor, bir serçe bir nehirden bir damla su alıyor ateşin üstüne atıyor, sonra gidiyor bir damla daha alıyor yine ateşin üstüne bırakıyor, sonra bir damla daha, diğer hayvanlar şaşkın bir şekilde sen ne yapıyorsun diyorlar, serçe, benim elimden gelen bu diyor.
Ve biz o ağzımıza yapışmış, klişeleşmiş elimden geleni yaptım derken acaba bir serçe kadar inanıyormuyuz yaptığımız işe?




