2014’de keyifle dinlediğim parçalar ve sanatçılar

2014’de keyifle dinlediğim parçalar ve sanatçılar
(Önceki yıllarda yayınlanan parçarı da içerir)
Overkill – Colin Hay (Men At Work’un solisti)

2014’de çok severek okuduğum ve tavsiye edebileceğim 33 kitap

2014 yılında okuduğum 150’nin üzerinde kitap arasında büyük keyif aldığım ve herkese tavsiye edebileceğim 33 kitap
Gelecek – Al Gore
Kafamda Bir Tuhaflık – Orhan Pamuk
Denemeler – Montaigne (Her yıl bir kez gözden geçirilmesi gereken bir kitap)
İncelenen Hayatlar – Stephen Grozs
İç Dünyamdan Notlar – Paul Auster
Şimdi ve Burada – Paul Auster ve J.M. Coetzee’nin Mektuplaşmaları
Not Defteri – Anton Çehov (Çehov’un not defterlerinden derlenmiş)
Terapi Olarak Sanat – Alain De Botton
Ateistler İçin Din – Alain De Botton
Düşüncenin Çağrısı – Kant – Schopenhauer – Heideger
Sartre Sartre’ı Anlatıyor (Maalesef yeni basımı yok, bir sahafta bulmuştum)
Rastgele Ben – Engin Geçtan
İstanbul Kırmızısı – Ferzan Özpetek
Söyleşiler – Nuri Bilge Ceylan
Yakın Plan Haneke – Thomas Assheuer
Theo’ya Mektuplar – Vincent Van Gogh
Yengeç Adımlarıyla – Umberto Eco
Günlük Yaşamdan Sanata – Umberto Eco
Milena’ya Mektuplar – Kafka (Kimbilir kaçıncı kez) 🙂
Dönüşüm – Kafka (Kimbilir kaçıncı kez) 🙂
Aşkın Celladı – Irvin D. Yallom (Psikoterapi Öyküleri)
Fotograf Üzerine – Susan Sontag
Fotocep – Ara Güler
Yaşamın Ucuna Yolculuk – Tezer Özlü
Yeryüzüne Dayanabilmek İçin – Tezer Özlü
İskambil Destesi – Murathan Mungan
Yalnız Seni Arıyorum – Orhan Veli
Günlük Ritüeller – Büyük Eserlerin Yaratıcıları Nasıl Çalışır – Mason Currey
Dünyadaki İsyanların Anlamları – Slavoj Zizek
İş Hayatı Futboldan Ne Öğrenir – Ahmet Şerif İzgören
Yeni Dijital Çağ – Eric Schmidt
Yeni Medya – Serdar Turgut
Aile Çay Bahçesi – Yekta Kopan

2014’de En Beğendiğim 25 Film

2014’de seyrettiğim yaklaşık 150 film içinde en beğendiğim 25 film. Bir yerlerde seyretme fırsatınız olursa mutlaka seyredin derim.
Kış Uykusu
İnsanları Seyreden Güvercin (A Pigeon Sat On A Branch Reflecting On Existence)
Ida
Aşk (Her)
Muhteşem Güzellik (La Grande Belezza)
Nymphomaniac 1-2
Mandalinalar (Mandariniid – Tangerines)
Çocuk Pozu (Child’s Pose)
Meydan (The Square)
Dünyada 20.000 Gün (20.000 Days On Earth)
Köksüz
Kırık Çember (The Broken Circle)
İki Gün Bir Gece (Deux Jours, Une Nuit)
Özgürlük Dansı (Jimy’s Hall)
Körlük (Blind)
Mommy
Whiplash
Dile Veda (Goodbye To Language)
Timbuktu
Eve Dönüş (Coming Home)
Dünyanın Efendisi (Master Of The Universe)
Kürklü Venüs (Venus in Fur)
Stray Dogs
Magic In The Moonlight
Disappearence Of Eleanor Rigby

49 yılın sonunda kişisel bir not

İnsanın yaşadığı süre ile bu dünyadaki varlığının değeri arasında nasıl bir ilişki vardır, o anki yaşı itibarı ile başarılı olup olmadığı, mutlu olup olmadığı nasıl ölçülebilir konusunda çok kafa yormuşumdur.

İnsanların içinde bıraktığın iyi hislerin toplam süresi yaşadığın süreden fazla ise varlığın bu dünya için değerli. Birinde yarattığın iyi hissin o kişiden başkalarına geçiyorsa bu süreler de toplam süreye eklenebilir. 49 yılda bunu gerçekleştirebildi isem kendi kendime iyi ki doğdum diyebilirim.

Bir insanın ürettiklerinin diğer insanların yaşamını kolaylaştırdığı toplam süre yaşadığı sürenin üzerine çıkıyorsa o insan kesit itibarı ile başarılıdır diye düşünüyorum. 46. yılımın sonunda böyle bir hesap dökümü yapmıştım. 🙂

Aldığın sürenin içine daha uzun bir hayat sığdırabildi isen mutlusun. 60 yaşında bir insan yüzeysel bir hayat yaşayıp bu süreye sadece kendisine verilen 60 yılı sığdırdı ise mutlu olmadığını düşünürüm oysa derinliğine bir hayat sürdürüp daha çok insan tanıyıp, daha çok anı biriktirip, daha çok kitap okuyup, daha çok film seyredip, daha çok çalışıp bu 60 yıla 160 yıl sığdırabildi ise o insan mutludur derim kendi kendime. Bunu ölçebilmek mümkün değil ama insan böyle bir hedef ile yola çıkıyorsa ne kadar acı çekse de, dünyanın boktan bir yer olduğunu erken yaşlarda fark etmiş olsa da mutlu olmaması mümkün değil bence…

İşte bu duygularla ilk yarım asrımın son senesine giriyorum. 🙂

46 yılın sonunda kişisel bir not (21 Kasım 2011 46.doğum günü sonrası)

Yarın itibarı ile 46 yaşımı tamamlayıp, 47’den gün almaya başlıyorum. İnsanın başarısını ölçmek için kazandığı para, iş hayatındaki konumu, sahip olduğu dostlarının niteliği,  ürettikleri, yetiştirdiği çocuklarının geldikleri nokta ve benzeri birçok farklı kriter var. Ben insanın en önemli başarı ölçütünün yaşadığı evrene, insanlığa kazandırdığı süre ile ilintili olduğunu düşünüyorum. Mesela dünyada geçirdiğiniz süre içinde ürettiklerinizle o kadar zamanı diğer insanlara kazandırabildi iseniz en azından kesit itibarı ile hayata karşı borcunuz yoktur.  Her doğum günümde bu süreyi hesaplamaya çalışırım kendi kendime.

5 yıl önce bir arkadaşımla 1insaat.com.tr’yi kurduk, bugün itibarı ile 75.000 üyemiz var. Bu 75.000 kişiye aradıkları sektörel bilgiye daha kolay ulaşmalarını sağlayarak her yıl için toplam da 2 saat kazandırmış olsam, yılda 150.000 saat, 5 yılda 750.000 saat yapar, benim payıma 375.000 saat düşer, bu 15624 gün yani 42 yıl yapar.  8 yıl içinde yayınladığım iş ilanları ve danışmanlık hizmeti ile 500’un uzerinde insanın iş bulmasına katkım olmuştur diye düşünüyorum. İş arayan insanların iş arama sürelerini 1 ay kısaltmış olsam, toplamda 500 ay, o da yaklaşık 42 yıla denk geliyor. Bu durumda toplamda 84 yıl yapıyor.  Benim hedefim ürettiklerimle dünyayı terk etmeden önce yaşadığım ömrün 10 katı süreyi insanlara kazandırabilmek. Bu da 750, 800 yıl yapıyor, yani henüz yapmak istediklerimin sadece %10’unu yapmışım, kısacası daha yapacak çok işim var.

Kaynak: İç Sesim