Keşkesiz hayatların sığlığında boğuluyoruz. Hayatın yükünden çok, hep başkaları için yaşamanın dayanılmaz ağırlığı yoruyor bizi…
Tag Archives: Kısa Düşünceler
Yaşlılığa ilişkin 2 kısa not
Gençlikte her şey eşsiz ve olağanüstü görünüyor insanın gözüne. Zaman geçtikçe bu yaşananların benzerlerini yaşadıkça, her şeyin aslında birbirini tekrar ettiği duygusu ağır basmaya başlıyor ve şaşkınlıklar, mutluluklar, yeni bir şey keşfetmenin getirdiği hazlar yavaş yavaş azalmaya başlıyor.
Yaşlılıkta en önemli sorunun fiziksel ve zihinsel gücün azalmasının ne ile karşılanacağı sorusu olduğunu düşünüyorum. Ayrıca dünyayı daha iyi anlamanın getirdiği yalnızlık konusu var bir de.
Yeni nesil üzerine kısa bir düşünce
Medya ve reklam endüstrisinin katkılarıyla dünyanın önde gelen firmalarını logolarından tanıyan ama çevresindeki bitkileri, ağaçları tanımayan bir nesil ile karşı karşıyayız.
Analiz mi, sentez mi?
İşyerlerinde analiz yapabilen çok insan var, özellikle de biz mühendisler biraz fazla seviyoruz analiz yapmayı. Ancak mevcut verilerden doğru çıkarsamaları yapabilen insan sayısı o kadar fazla değil iş hayatında. İşe alımlarda analitik düşünce yeteneği iyi olanlara öncelik verirken bir taraftan da ciddi bir risk alıyoruz, sürekli detaylar içinde kaybolan çalışanlarımız oluyor. Analiz yeteneği kuvvetli insanlara mutlaka ihtiyacımız var, bunu kabul ediyorum ama günümüzün iş dünyasının asıl gereksiniminin tezlerden çok antitezleri ve beraberinde sentezleri oluşturabilecek kişiler olduğunu düşünüyorum.
Samimiyeti gözlerden, dürüstlüğü tutulan/tutulmayan sözlerden anlarız
İş hayatında samimiyetin göstergesinin gözler, dürüstlüğün göstergesinin de tutulan ve tutulmayan sözler olduğunu düşünmüşümdür hep. Gözler ile sözler örtüştü mü mesele yok 😀 İnsanı insan yapan en önemli olgulardan biridir samimiyet. Küçücük bir çoçuk da, okuma yazması olmayan bir insan da sizin gözlerinizden ve söylediklerinizi anlamasa bile vucut dilinizden samimi olup olmadığınızı rahatlıkla anlayabilir. Tabii ki duymak istediği o yalana inanmaya kendisini baştan hazırlamadı ise 😀
Geleceğin işyerleri beyinlerimizin içi olacak
Yakın gelecekte mekana bağlı işyeri anlayışının yavaş yavaş kaybolacağını düşünüyorum. Geleceğin işyerleri beyinlerimizin içi olacak, artık beden istediği yerde olabilir. Yani bugün çok karşılaştığımız vucudu işe gelmiş ama kafası dışarıda olan çalışan tipi yok olacak. Tabii ki, şantiyeler bu kapsamın dışında kalıyor 🙂
Kaygı nedir?
Kierkegaard 19. yüzyılda ‘kaygı nedir?’ sorusuna, “gelecek gündür” cevabını verir. 21 yüzyılda yaşasaydı, cevabı herhalde ‘bugündür’ olurdu. 🙂
Özgürlüğü ne zaman kaybettik?
“Ancak seceneklere boyun egmek zorunda olmayanlar ozgur olabilir” demiş Alman Felsefeci Adorno 1966’da. Son 40 yıldır egitim sistemimizi tamamen test sistemine odaklayarak, isteyerek ya da istemeyerek de olsa özgür olmayan bir neslin yaratılmasına büyük katkı sağladığımızı düşünüyorum.
Pozisyon ya da yetenek işte bütün mesele bu :)
Genç adaylara hep şunu söylerim; pozisyon kazanmaya değil, yetenek kazanmaya çalışın, bir gün pozisyonu elinizden alırlar ama yeteneği almaları mümkün değil…
Klasik Okul-Eğitim Sisteminde Israr Etmelimiyiz?
Okul, gençlerin hayatında tamamen bir istisna, zamanın dışında bir ölü nokta haline geldi. Okul, bugün gençlerin internete bağlı olmadıkları (on-line olmadıkları); cep telefonlarının, müziğin sustuğu; ekranı bırakıp babalarının defterine kalemine döndükleri; aynı anda (müzik dinlemek, DVD seyretmek, çetleşmek ve ödev yapmak gibi mesela) bir çok şeyi bir arada yapmaları yasak olan tek ortam. Gençleri, kendi gerçeklerinden ve alışkanlıklarından zorla koparıp onlara tamamen aykırı bir ortam yaratan klasik okul-eğitim sisteminde ısrar edecek miyiz, yoksa ‘bugünün gençleri bizden farklı’ diyerek eğitimi yeniden düşünecek ve gençlere uygun hale getirecek miyiz?