“Ancak seceneklere boyun egmek zorunda olmayanlar ozgur olabilir” demiş Alman Felsefeci Adorno 1966’da. Son 40 yıldır egitim sistemimizi tamamen test sistemine odaklayarak, isteyerek ya da istemeyerek de olsa özgür olmayan bir neslin yaratılmasına büyük katkı sağladığımızı düşünüyorum.
Tag Archives: Kısa Düşünceler
Pozisyon ya da yetenek işte bütün mesele bu :)
Genç adaylara hep şunu söylerim; pozisyon kazanmaya değil, yetenek kazanmaya çalışın, bir gün pozisyonu elinizden alırlar ama yeteneği almaları mümkün değil…
Klasik Okul-Eğitim Sisteminde Israr Etmelimiyiz?
Okul, gençlerin hayatında tamamen bir istisna, zamanın dışında bir ölü nokta haline geldi. Okul, bugün gençlerin internete bağlı olmadıkları (on-line olmadıkları); cep telefonlarının, müziğin sustuğu; ekranı bırakıp babalarının defterine kalemine döndükleri; aynı anda (müzik dinlemek, DVD seyretmek, çetleşmek ve ödev yapmak gibi mesela) bir çok şeyi bir arada yapmaları yasak olan tek ortam. Gençleri, kendi gerçeklerinden ve alışkanlıklarından zorla koparıp onlara tamamen aykırı bir ortam yaratan klasik okul-eğitim sisteminde ısrar edecek miyiz, yoksa ‘bugünün gençleri bizden farklı’ diyerek eğitimi yeniden düşünecek ve gençlere uygun hale getirecek miyiz?
Edebiyatın içindeki matematik
Mesele edebiyatın içindeki matematiği görürken matematiğin içindeki senaryoyu, kurguyu da görebilmekte. Sanırım bu yetenek de sanatsal duyarlılığın artışı ile birlikte gelişiyor.
İç dünya ile dış dünyanın senkronizasyonu
Hem iç dünyasını, hem de dış dünyayı aynı hızla keşfedebilmeli insan. Biri diğerine ağır bastığında başlıyor sıkıntı, ya kendinin dışında kalıyorsun ya da dünyanın.
Yaşam, bir deneyim biriktirme oyunu
Yaşam, bir deneyim biriktirme oyunu. Biriken deneyimleri birer lego parçası gibi düşünürsek, onları birbirleri ile birleştirerek yeni bir şeyler ortaya çıkarıyoruz. Yaptıklarımız kırılıp döküldüğünde elimizde ne kadar çok deneyim parçası varsa o parçalardan daha farklı şeyler üretebiliyoruz. Hayat yıkıyor, biz yapıyoruz döngü böyle devam ediyor.
İnsanı ve insanlığı kurtaracak düşünceler
“İnsanın öyle düşünceleri vardır ki arkadaşlarına anlatamaz hatta kendine bile anlatamaz” der Dostoyevski ve devam eder bir insan ne kadar iyi kalpli ise böyle düşünceleri de o kadar çok olur. Belki de insanı da, insanlığı da kurtaracak düşünceler, bu kendimizden dahi sakladığımız düşüncelerden çıkacaktır. İyi kalpli insanların içinde sakladıkları bu düşüncelerin dünyayı daha iyi bir yer yapacağına yönelik daha önce kimselerle paylaşmadığım böylesine naif bir düşüncem var…
Her şey o kadar da kolay değil aslında
Her şeye daha kolay ulaştıkça her şeyi de daha kolay yapacağımız yanılgısına düşüyoruz.
Bir insanı kısa yoldan tanımak isteyenler için…
Bir insanı hızlı tanımak istiyorsanız beklentilerini, biraz daha derine inmek istiyorsanız da korkularını sorun. Beklentiler, olduğu, olmak istediği kişi ile ilgili yüzeysel ipuçları verir. Korkular ise her zaman için beklentilerden daha samimi, daha içtenlikli ve daha derinden gelen işaretlerdir. O açıdan bir insanın korkularını, beklentilerinden daha fazla önemserim.
Kafaların içindeki duvarlar
İnsanlar en çok, kafalarının içine ördükleri duvarların bir gün kendi üzerlerine yıkılacaklarından korkarlar.