Neden tatile çıkarız?

İki tür tatil insanı olduğunu düşünürüm. Birincisi kendinden kaçmak için tatile çıkanlar, diğerleri ise kendini bulmak için tatil yapanlar. Tatil beldelerinde gördüğüm insanların çoğu ilk tür insanlar, oysa ben tatilleri kısa bir zaman da olsa kendi derinliğime ulaşmak için bir fırsat olarak görmüşümdür hep. Herkesin uyuduğu saatlerde dünyanın nasıl göründüğünü gözlemek, rüzgarın, denizin sesini araya başka ses karışmadan dinlemek, hiç bir çaba göstermeden zamanı unutabilmek, yeryüzünün yalnızlığı ile kendi yalnızlığım arasındaki benzerlikleri keşfetmek heyecanlandırır beni…

30’lu, 40’lı, 50’li yaşlara yönelik küçük bir analiz

30’lu yaşlarda hayatın akışına kapılıp gidiyorsun, her şeyin daha iyisi, her şeyin daha çoğu peşinde koşarken zamanın nasıl geçtiğini de pek fazla anlamıyorsun. 40’lı yaşlarında çevrendeki fazlalıklardan, senin enerjini, zamanını çalan insanlardan arındırıyorsun kendini, 50’li yaşlarda ise çevren biraz temizlenince kendi içine dönebiliyorsun, kafanın içini sterilize edip, daha yalınlaşıyorsun ve tekrar 20’lerinde olduğu gibi, aynı enerji ile olmasa da daha sakin bir şekilde sen yönetmeye başlıyorsun hayatını. 30’lu yaşlardaki enerji fazlalığının seni düşürdüğü tuzakların daha bir farkındasın artık. Yalınlık ve sakinlik oluyor pusulan. Hayatın fırtınalarının yanaşmak durumunda bıraktığı bir teknenin değil, rotasını belirlediğin bir geminin kaptan köşkündesin bundan sonra ama yine de denize ve havaya güvenilmeyeceğini biliyorsun. Seni bekleyen en büyük tehlike hırsını ve öfkeni kaybedip konformizmin çekiciliğine kapılarak kendini yenileyememe tehlikesi ile karşı karşıya kalmak.

Her sancı, yeni bir doğumun sancısıdır

Sanırım İncil’de yazıyordu ya da İsa Peygamber söylemişti, her sancı, yeni bir doğumun sancısıdır aslında diye. Benim düşüncem, çocuk sahibi olmak insanın hayatındaki en büyük ve en ironik devrim. Biz onu büyüttüğümüzü zannedereken aslında o bizi büyütüyor ve bunu da çok zarif bir şekilde yapıyor, ebeveynlerimize büyürken karşı çıkıyoruz ama çocuklarımız bizi büyütürken onlara hiç bir itirazımız olmuyor, kendiliğinden, gönüllü bir büyüme bu.