Freud; ”İnsan mutlu olmak ister; bu yüzden berbat haldedir.” der ve ekler “Yaradılışın planında insanoğlu mutlu olacaktır diye bir kaide yoktur”. Belki de bu hastalıklı mutluluk saplantımızdır, bizi mutsuz eden…
Tag Archives: Kısa Düşünceler
En güzel seyahat
En güzel seyahat, insanın içine yaptığı seyahattir, onun için de kitaplar yeterlidir.
Neden tatile çıkarız?
İki tür tatil insanı olduğunu düşünürüm. Birincisi kendinden kaçmak için tatile çıkanlar, diğerleri ise kendini bulmak için tatil yapanlar. Tatil beldelerinde gördüğüm insanların çoğu ilk tür insanlar, oysa ben tatilleri kısa bir zaman da olsa kendi derinliğime ulaşmak için bir fırsat olarak görmüşümdür hep. Herkesin uyuduğu saatlerde dünyanın nasıl göründüğünü gözlemek, rüzgarın, denizin sesini araya başka ses karışmadan dinlemek, hiç bir çaba göstermeden zamanı unutabilmek, yeryüzünün yalnızlığı ile kendi yalnızlığım arasındaki benzerlikleri keşfetmek heyecanlandırır beni…
İnsanın yaşadığı 2 ölüm
İnsanın yaşadığı 2 ölüm var. Biri hayatın sonunda, diğeri de hayatın başında, eğitim sisteminin içindeki çocuğu yok ettiği ölüm.
Özlemin uç noktası
Bazen bir şeylerin hayalini kurmak, onunla ilgili aklından geçenleri yazmak, o şeyi yaşamaktan çok daha keyif verebiliyor insana. Özlemin uç noktasının erişilen noktadan daha heyecan verici olması gibi bir şey.
Aşk bir deliliktir
Aşk bir deliliktir der Shakespeare, yaşamın tamamı bir delilik değil mi derim ben. İki denklemdeki delilikler birbirini götürürdüğünde aşk ile yaşam eşitlenmez mi?
30’lu, 40’lı, 50’li yaşlara yönelik küçük bir analiz
30’lu yaşlarda hayatın akışına kapılıp gidiyorsun, her şeyin daha iyisi, her şeyin daha çoğu peşinde koşarken zamanın nasıl geçtiğini de pek fazla anlamıyorsun. 40’lı yaşlarında çevrendeki fazlalıklardan, senin enerjini, zamanını çalan insanlardan arındırıyorsun kendini, 50’li yaşlarda ise çevren biraz temizlenince kendi içine dönebiliyorsun, kafanın içini sterilize edip, daha yalınlaşıyorsun ve tekrar 20’lerinde olduğu gibi, aynı enerji ile olmasa da daha sakin bir şekilde sen yönetmeye başlıyorsun hayatını. 30’lu yaşlardaki enerji fazlalığının seni düşürdüğü tuzakların daha bir farkındasın artık. Yalınlık ve sakinlik oluyor pusulan. Hayatın fırtınalarının yanaşmak durumunda bıraktığı bir teknenin değil, rotasını belirlediğin bir geminin kaptan köşkündesin bundan sonra ama yine de denize ve havaya güvenilmeyeceğini biliyorsun. Seni bekleyen en büyük tehlike hırsını ve öfkeni kaybedip konformizmin çekiciliğine kapılarak kendini yenileyememe tehlikesi ile karşı karşıya kalmak.
Bir konuda çok konuşanları sevmiyorum
Bir konuda çok konuşmak, karşısındakinden çok insanın kendi kendini ikna etme çabasının gizli bir dışavurumu değil midir aslında?Kendini ikna edemeyenlerin çabası değil midir karşısındakini inandırmaya çalışmak.
Her sancı, yeni bir doğumun sancısıdır
Sanırım İncil’de yazıyordu ya da İsa Peygamber söylemişti, her sancı, yeni bir doğumun sancısıdır aslında diye. Benim düşüncem, çocuk sahibi olmak insanın hayatındaki en büyük ve en ironik devrim. Biz onu büyüttüğümüzü zannedereken aslında o bizi büyütüyor ve bunu da çok zarif bir şekilde yapıyor, ebeveynlerimize büyürken karşı çıkıyoruz ama çocuklarımız bizi büyütürken onlara hiç bir itirazımız olmuyor, kendiliğinden, gönüllü bir büyüme bu.
Klişeler ve sürü psikolojisi
Klişeler ve sürü psikolojisi arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyorum. Klişeler, sürü psikolojisini, sürü psikolojisi de klişeleri doğuruyor.