Her sancı, yeni bir doğumun sancısıdır

Sanırım İncil’de yazıyordu ya da İsa Peygamber söylemişti, her sancı, yeni bir doğumun sancısıdır aslında diye. Benim düşüncem, çocuk sahibi olmak insanın hayatındaki en büyük ve en ironik devrim. Biz onu büyüttüğümüzü zannedereken aslında o bizi büyütüyor ve bunu da çok zarif bir şekilde yapıyor, ebeveynlerimize büyürken karşı çıkıyoruz ama çocuklarımız bizi büyütürken onlara hiç bir itirazımız olmuyor, kendiliğinden, gönüllü bir büyüme bu.

Yaşlılığa ilişkin 2 kısa not

Gençlikte her şey eşsiz ve olağanüstü görünüyor insanın gözüne. Zaman geçtikçe bu yaşananların benzerlerini yaşadıkça, her şeyin aslında birbirini tekrar ettiği duygusu ağır basmaya başlıyor ve şaşkınlıklar, mutluluklar, yeni bir şey keşfetmenin getirdiği hazlar yavaş yavaş azalmaya başlıyor.
Yaşlılıkta en önemli sorunun fiziksel ve zihinsel gücün azalmasının ne ile karşılanacağı sorusu olduğunu düşünüyorum. Ayrıca dünyayı daha iyi anlamanın getirdiği yalnızlık konusu var bir de.

Analiz mi, sentez mi?

İşyerlerinde analiz yapabilen çok insan var, özellikle de biz mühendisler biraz fazla seviyoruz analiz yapmayı. Ancak mevcut verilerden doğru çıkarsamaları yapabilen insan sayısı o kadar fazla değil iş hayatında. İşe alımlarda analitik düşünce yeteneği iyi olanlara öncelik verirken bir taraftan da ciddi bir risk alıyoruz, sürekli detaylar içinde kaybolan çalışanlarımız oluyor. Analiz yeteneği kuvvetli insanlara mutlaka ihtiyacımız var, bunu kabul ediyorum ama günümüzün iş dünyasının asıl gereksiniminin  tezlerden çok antitezleri ve beraberinde sentezleri oluşturabilecek kişiler olduğunu düşünüyorum.

Samimiyeti gözlerden, dürüstlüğü tutulan/tutulmayan sözlerden anlarız

İş hayatında samimiyetin göstergesinin gözler, dürüstlüğün göstergesinin de tutulan ve tutulmayan sözler olduğunu düşünmüşümdür hep. Gözler ile sözler örtüştü mü mesele yok 😀 İnsanı insan yapan en önemli olgulardan biridir samimiyet. Küçücük bir çoçuk da, okuma yazması olmayan bir insan da sizin gözlerinizden ve söylediklerinizi anlamasa bile vucut dilinizden samimi olup olmadığınızı rahatlıkla anlayabilir. Tabii ki duymak istediği o yalana inanmaya kendisini baştan hazırlamadı ise 😀

Geleceğin işyerleri beyinlerimizin içi olacak

Yakın gelecekte mekana bağlı işyeri anlayışının yavaş yavaş kaybolacağını düşünüyorum. Geleceğin işyerleri beyinlerimizin içi olacak, artık beden istediği yerde olabilir. Yani bugün çok karşılaştığımız vucudu işe gelmiş ama kafası dışarıda olan çalışan tipi yok olacak. Tabii ki, şantiyeler bu kapsamın dışında kalıyor 🙂