Başarılı mı olmak istiyorsunuz, işte size basit bir formül: Erken yaşlarda kendi egonuzu ve başkalarının egosunu yönetebilmeyi öğrenin.
Bütün iş hayatınız, bu egoları yönetebilme mücadelesi ile geçecek. O ilanlarda aranan tecrübe aslında sizin kazandığınız egoları yönetebilme beceriniz. İsterseniz 10 yıllık tecrübeniz olsun, egoları yönetmeyi öğrenemedi iseniz çok da işinize yaramaz o 10 yıllık birikim.
Gençlik yıllarınız çevrenizdeki insanların egolarını yönetmekle geçiyor, zaman ilerledikçe siz de bir yerlere geliyorsunuz, bu sefer kendi egonuzla baş etmeye çalışıyorsunuz. Bu iki azılı mücadeleden galip gelenler istedikleri noktalara gelip, istedikleri yaşamı yaşayabiliyorlar, geri kalanlar mı onlar hep söylenerek tüketiyorlar yaşamlarını.
Tag Archives: iş dünyası
Bir rüya takım nasıl oluşur?
3 yıl birlikte çalışma şansına sahip olduğum sevgili dostum Merve Tuzlu KÜÇÜKLER’in takımımız ve çalıştığımız döneme ilişkin değerlendirmelerini sizinle paylaşmak istiyorum.
İnsanın iş hayatında nadir zamanlarda “Rüya Takımları” olur…
İş yaşamımın üç yılını coşkuyla, eğlenerek, öğrenerek ve güvenerek birçok projeyi zaferle sonuçlandırdığımız bir takımım vardı/var…
Kazanılan dostluklar unutulmuyor, her yerde yaşayamayacağım bu ortamı sağlayan; Cem Kafadar lideriliğinde, Emine Gök ve Zeynep Akkoç ile yaşadığımız her an öylesine özeldi ki…
Bizim için “RÜYA” değildi, umarım herkesin hayatında, böylesine güçlü takımları olur…
Sevgili Emine Gök’ün değerlendirmeleri;
Merveciğim bizimkisi gerçek bir takım çalışmasıydı yazıdaki gibi tamamen güvene dayalı bir daha rastlayamayacağımız enderlikte .Sevgimizi de kattık işimize ve güzel projeler çıkardık ortaya. Bu güzel ortamda çalıştığım için kendimi çok şanslı görüyorum. Hayat bizi farklı noktalara götürmüş olabilir ancak dostluğumuz baki ….
Merve’ciğim, Emine’ciğim duygularınızı ne güzel dile getirmişsiniz. Biz o 3 yılda Venezuella’dan, Afganistan’a Afganistan’dan Libya’ya, Libya’dan Katar’a, Katar’dan İtalya’ya dünyanın dört bir kıtasına Türk Mühendisleri yerleştirdik, hiç bir hedefin rüyalarda kalmayacağını gördük hep birlikte.
Para kazandık, tecrübe kazandık, bir sürü sıkıntı yaşadık, birbirimizin öfkesini bastırdık, özellikle benimkini bastırmak pek kolay olmuyordu 🙂 fakat tüm bunların yanında en güzeli neydi biliyor musunuz? Eğlenerek çalıştık. Bu söylendiğinde bir çok kişiye ters gelen bir kavram ama bütün başarımızın ve belirttiğiniz gibi rüya takım olmamızın ardında iki unsur vardı. Birincisi hepimizin birbirine olan sonsuz güveni, ikincisi ise her şeyi eğlenerek yapmamız. Çoşkulu ve eğlenceli ortamımız, enerjimizi ve enerjilerin toplamından oluşan sinerjimizi sürekli arttırdı. Önce güveni, sonra eğlenceli ortamımızı inşa ettik hep birlikte, ondan sonrası çok kolay oldu bizim için 🙂
İş yerinde en cok dedikodusu yapılan 3 konu
İs yerinde en cok dedikodusu yapılan 3 konu;
Yonetici davranışları/sözleri,
maaş/terfi,
torpil/kayırma
İş hayatında kaybettiren 4 cümle
İş hayatında kaybettiren 4 cümle:
1)Daha zaman var
2) Sonra yaparız
3) Kim uğraşacak
4)Benim işim değil
Hem süreci, hem de içeriği iyi yönetmek gerekiyor
Hayat, okullarda bize anlatılan klişelerle anlaşılıp çözülecek kadar kolay olsaydı keşke. Yaşamın her alanında hem süreci, hem de içeriği iyi yönetmeniz gerekiyor. Bir taraftan sürekli akmakta olan zaman ve bu zamana bağlı hedefler, diğer taraftan bu zamanın içininin istenildiği gibi doldurulma telaşı. Birim zamanda çok şey yapmak mı, o süreyi hedeflediğin doğrultuda değerlendirmek mi? Hangi konuda iç sesini dinleyip derine inmek hangi konuların ise üzerinden daha hızlı geçmek gerekiyor? Hızın bizi yönettiği bu çağın en önemli sorularından biri bu bence.
Bir konuda çok konuşanları sevmiyorum
Bir konuda çok konuşmak, karşısındakinden çok insanın kendi kendini ikna etme çabasının gizli bir dışavurumu değil midir aslında?Kendini ikna edemeyenlerin çabası değil midir karşısındakini inandırmaya çalışmak.
Mülakatlarda firma adayı, aday firmayı neden beğenmez?
Doğru insanları doğru firmalarla buluşturabilirsek sektöre en büyük katkıyı sağlarız diye düşünüyorum. Yanlış insan veya yanlış firma diye bir şey yoktur. Kişi, firma uyumu diye bir şey vardır. Amaç firmanın ve kişinin değerlerinin örtüşmesidir. Bunun için farklı testler yapıp adayın ve firmanın kafasını karıştırmaya gerek yok. O firmada bir gün geçirip mümkünse adayın evinde de bir kahve içebilirsek her iki tarafın da değerlerini büyük ölçüde anlayabiliriz.
Burada en sıkıntılı durum elemanın işi alacak yöneticinin değerlerinin firmanın değerleri ile farklılık göstermesi. Bu durumda yönetici kendi değerlerine uygun bir adayı beğeniyor ancak aday yönetici ile iyi bir iletişim kurmuş olmasına rağmen firmanın değerlerinin kendisi ile uyumlu olmadığını anlıyor ve büyük olasılıkla teklifi kabul etmiyor. Bir diğer sıkıntılı durumda aday firma değerleri örtüşürken adayın yöneticiyle değerlerinin uyuşmaması. Bu durumda da aday işi isterken yönetici adayı istemiyor.
Firmaların yönetici seçimlerinde firma değerleriyle uyuşan kişilerle ilerlemeleri bu çelişkilerin oluşmasını engelleyecektir. Bir adayın firmayı ya da firmanın adayı beğenmemesinin altında yatan her zaman için değerlerin uyuşmazlığıdır.
Analiz mi, sentez mi?
İşyerlerinde analiz yapabilen çok insan var, özellikle de biz mühendisler biraz fazla seviyoruz analiz yapmayı. Ancak mevcut verilerden doğru çıkarsamaları yapabilen insan sayısı o kadar fazla değil iş hayatında. İşe alımlarda analitik düşünce yeteneği iyi olanlara öncelik verirken bir taraftan da ciddi bir risk alıyoruz, sürekli detaylar içinde kaybolan çalışanlarımız oluyor. Analiz yeteneği kuvvetli insanlara mutlaka ihtiyacımız var, bunu kabul ediyorum ama günümüzün iş dünyasının asıl gereksiniminin tezlerden çok antitezleri ve beraberinde sentezleri oluşturabilecek kişiler olduğunu düşünüyorum.
Samimiyeti gözlerden, dürüstlüğü tutulan/tutulmayan sözlerden anlarız
İş hayatında samimiyetin göstergesinin gözler, dürüstlüğün göstergesinin de tutulan ve tutulmayan sözler olduğunu düşünmüşümdür hep. Gözler ile sözler örtüştü mü mesele yok 😀 İnsanı insan yapan en önemli olgulardan biridir samimiyet. Küçücük bir çoçuk da, okuma yazması olmayan bir insan da sizin gözlerinizden ve söylediklerinizi anlamasa bile vucut dilinizden samimi olup olmadığınızı rahatlıkla anlayabilir. Tabii ki duymak istediği o yalana inanmaya kendisini baştan hazırlamadı ise 😀
Geleceğin işyerleri beyinlerimizin içi olacak
Yakın gelecekte mekana bağlı işyeri anlayışının yavaş yavaş kaybolacağını düşünüyorum. Geleceğin işyerleri beyinlerimizin içi olacak, artık beden istediği yerde olabilir. Yani bugün çok karşılaştığımız vucudu işe gelmiş ama kafası dışarıda olan çalışan tipi yok olacak. Tabii ki, şantiyeler bu kapsamın dışında kalıyor 🙂