İnşaat sektöründe genç mühendislerin iş değiştirme motivasyonlarını etkileyen faktörler 

Bu tempoya daha ne kadar dayanabilirim?”  Toz, gürültü, uzun mesailer… 

Pasaportu cebinde hazır. Dubai’de, Katar’da, Londra’da daha iyi bir hayatın hayalini kuruyor. Şantiyede on saatlik mesainin ardından şanslıysa evine, uzak bir projede çalışıyorsa şehrin dışında tek başına yaşadığı lojmanına dönüyor. Bu kadar bitkinken arkadaşlarıyla bir kahve içmek bile lüks haline geliyor. İster istemez o sorunun çengeli kafasına takılıyor: “Hayatım sadece şantiyeden mi ibaret?”  Sonra “neden”lerin ardı arkası gelmiyor. 

Yurt dışında dövizle kazanabilirken neden emeğimi burada bu kadar düşük fiyata satıyorum ki?

Excel’de dosyadan dosyaya rapor taşımakla ömür geçirmektense, neden yenilikçi çözümlere yoğunlaşan bir firmada değilim?

Algoritmaları sürekli eksik bulmak üzerinden şekillenmiş yöneticilerim neden küçük bir eline sağlık demekten bile imtina ediyorlar? 

Onların bu sığ bakış açısı yoksa yavaş yavaş benim de mi üzerime siniyor? İleride ben de mi “aman ekibim şımarmasın” diye şantiyede asık suratla dolanan sevimsiz bir yönetici mi olacağım? Kariyerimi poz kesme üzerinden mi geliştireceğim?

Bu firmada yıllarca aynı işi yapıp köreleceğime neden yeni fırsatları kovalamıyorum?

İnşaat yarını inşa eden bir sektörken, gençlerinin ufkunu planlamakta zorlanıyor. Onları ellerinden kaçırmak istemeyen firmaların yapması gereken çok da zor değil aslında: Daha şeffaf kariyer basamakları, daha insanca çalışma koşulları, daha fazla takdir, daha çok teknoloji. Yani şirketlerinin devamlılığını sağlayacak genç beyinlerin umutlarına yatırım yapmak.

İnşaat sektöründe genç mühendislerin iş değiştirme motivasyonları hem sektöre özgü koşullar hem de günümüz dünyasının beklentileri ile şekilleniyor. Peki ne yapılması gerekiyor? Ana faktörleri yedi başlık altında kısa çözüm önerileriyle birlikte şöyle detaylandırabiliriz. 


1. Kariyer Gelişimi ve Öğrenme İmkânları

  • Net kariyer basamaklarının olmaması: Şirketler, genç mühendislere hangi süreçte şantiye şefi, proje müdürü veya tasarım lideri olabileceklerini somut göstermediğinde iş değiştirme eğilimi artıyor.
  • Mentorluk eksikliği: Tecrübeli mühendislerden bilgi aktarımı sağlanmadığında, gençler gelişimlerini başka firmalarda arıyor.
  • Sertifika / eğitim fırsatları: BIM, yapay zekâ uygulamaları, sürdürülebilirlik gibi konularda eğitim desteği sunan firmalar, gençleri daha uzun süre tutuyor.

2. Çalışma Koşulları ve İş-Yaşam Dengesi

  • Şantiyelerde uzun çalışma saatleri (çoğu zaman 6 gün ve 10 + saat) genç mühendislerin “daha dengeli” bir iş aramasına yol açıyor.
  • Sosyal yaşamdan kopuş: Şantiyelerin uzak bölgelerde olması gençlerin sosyal çevreleriyle bağlarını koparıyor, bu da motivasyonu düşürüyor.
  • Esnek çalışma beklentisi: Yeni nesil mühendisler, hibrit ya da ofis-günü düzeni olan firmaları tercih ediyor.

3. Ücret ve Yan Haklar

  • Başlangıç maaşları genellikle düşük; genç mühendisler, performanslarına rağmen ücret artışının yavaş olduğunu gördüklerinde başka fırsatlara yöneliyor.
  • Yan haklar (yemek, barınma, ulaşım, sigorta, yurtdışı proje imkânı) iş değiştirme kararını doğrudan etkiliyor.
  • Özellikle yurtdışı müteahhitlik firmalarının sunduğu dolar/euro maaşlı fırsatlar, genç mühendislere daha cazip geliyor.

4. Kurumsal Kültür ve Liderlik

  • Otoriter yönetim tarzı: “Ben söyleyeyim, sen yap” yaklaşımı genç kuşakla uyuşmuyor. Daha katılımcı, geri bildirim odaklı, takım ruhunu öne çıkaran liderlik arıyorlar.
  • Takdir eksikliği: Genç mühendislerin emekleri görünmez kaldığında, başka firmalarda değer görmeyi tercih ediyorlar.
  • Şirket içi iletişim sorunları: Açık, şeffaf ve kapsayıcı iletişimin olmaması iş değiştirme motivasyonunu artırıyor.

5. Teknoloji ve İnovasyon Düzeyi

  • Dijitalleşmeye uzak firmalar genç mühendisler için cazip değil. BIM, yapay zekâ, mobil proje yönetim sistemleri gibi araçlarla çalışan firmalar daha çekici.
  • Gençler, “kağıt üstünde Excel raporculuğu” yerine inovatif çözümlerle kariyerlerini geliştirmek istiyor.

6. Proje Çeşitliliği ve Deneyim Olanakları

  • Tek tip şantiyelerde yıllarca aynı işi yapmak, gençler için sıkıcı hale geliyor.
  • Büyük ölçekli, uluslararası veya teknik açıdan yenilikçi projelerde deneyim kazanmak isteyenler, bu fırsatları sunmayan firmaları daha çabuk terk ediyor.

7. İş Güvencesi ve Ekonomik Faktörler

  • Sektördeki ekonomik dalgalanmalar, ödemelerin gecikmesi, işten çıkarmalar genç mühendisleri daha stabil şirketlere yöneltiyor.
  • Yurt dışı fırsatları da bu noktada cazip bir “güvenlik” motivasyonu oluyor.

Sonuç

Genç mühendislerin iş değiştirme motivasyonları;

  • Kişisel gelişim fırsatları (kariyer, eğitim, teknoloji),
  • Çalışma koşulları ve iş-yaşam dengesi,
  • Ücret ve yan haklar,
  • Kurumsal kültür ve liderlik yaklaşımı

Gibi faktörlerle doğrudan bağlantılı.

Firmaların genç mühendisleri elde tutmak için:

  • Şeffaf kariyer planları oluşturması,
  • İş-yaşam dengesi sağlayacak düzenlemeler yapması,
  • Takdir ve iletişim kültürünü geliştirmesi,
  • Teknoloji ve inovasyona yatırım yapması ilk öncelikleri olmalı.

Narsist ve Psikopat Adaylar Neden Mülakatlarda Parlıyor?

Şöyle bir sahneyi düşünün. İş görüşmesi için bir ofisin bekleme salonundasınız. Oradaki adaylardan biri elini dizlerine koymuş, hafif hafif ayaklarını sallıyor. Yanındaki, tuttuğu kalemi bilinçsizce çevirip duruyor, bir hızlanıp bir yavaşlıyor. Onun ilerisindeki lacivert takım elbiseli, cep telefonuna bakar gibi görünse de gözleri sürekli kapının hemen ardındaki görüşme odasında. Hepsinde mülakat öncesindeki o bilindik gerginlik. Buraya kadar alışık olduğumuz görüntüler. Ama tam şimdi sahne değişiyor. Pencerenin kenarında, koltuğuna adeta gömülmüş, rahat ama kendinden emin bir gülümsemeyle ortama hâkim biri oturuyor. Görüşmeyi yapacak kişi içeri girip adını okuduğunda, yerinden ağır hareketlerle kalkıyor, güçlü bir tokalaşmayla karşısındakinin gözlerine bakıyor ve kendisini tanıtmaya başlıyor. İşte o an, diğer üç aday farkında bile olmadan oyun dışı kalıyor.

Peki, neden bazı adaylar görüşmelerde diğerlerinden daha parlak görünüyor? İşe alım uzmanları neden bazen “Bu adamda bir şey var!” diyerek, sonradan başlarına bela olacak kişilere kapıyı açıyor? İşin içinde iyi hazırlanmış bir CV’den fazlası var: Kendini pazarlama sanatı. Ve bu sanatın ustaları genellikle narsistler ve psikopatlar.

Mülakat Sahnesi: Bir Manipülasyon Ustası İş Başında

İyi bir mülakatçı, adayın yeteneklerinden çok, kişiliğini ve kültürel uyumunu anlamaya çalışır. Ancak burada büyük bir çelişki devreye girer: Narsist ve psikopat bireyler, başkalarının onlara ne görmek istediğini sezmekte ustadır. Mükemmel bir kostüm giyer, en doğru kelimeleri seçer ve sahneyi tek kişilik bir gösteriye çevirirler.

Değerlendirmeyi yapacak kişi, kendine güvenli, karizmatik, enerji saçan ve “liderlik ışığıyla parlayan” biriyle karşılaştığını düşünür. Oysa perde arkasında başka bir gerçek saklıdır: Bu kişiler, duygusal manipülasyonun zirvesine ulaşmıştır. Göz teması mükemmeldir, ses tonları otoriter ama sıcak, beden dilleri açık ama tehditkâr değildir. Hatta kişisel bir anekdot paylaşarak görüşmecinin bilinçaltına küçük bir çengel atarlar: “Biliyor musunuz, ben de küçükken sizin gibi mühendis olmayı düşünmüştüm ama sonra finans beni cezbetti!”

Görüşmeci, kendine yakın hissettiği bu adaya içgüdüsel olarak ısınıverir. Bir noktada fark etmeden kendini “Bu adam harika olabilir mi?” diye düşünürken bulur.

Narsistler: Aynada Kendine Aşık Olan Tanrıçalar ve Tanrılar

Narsistlerin mülakatlardaki başarısı, kendilerine olan sarsılmaz inançlarından gelir. Gerçekten o koltuğa en uygun kişinin kendileri olduğuna inanırlar ve bu inanç, bulaşıcıdır. Yetkinliklerini anlatırken aşırı övgüye kaçarlar ama bunu o kadar büyüleyici bir şekilde yaparlar ki, dinleyen kişi bile bu abartıya kapılabilir.

Narsist adaylar, mülakat sorularını sanki bir TED konuşması yapıyormuş gibi yanıtlar. Bir başarısızlık hikayesi mi anlatması gerekiyor? Onu öyle bir süsler ki, başarısızlık değil, ilham verici bir dönüşüm hikayesine dönüşür. Örneğin: “Evet, ilk işimde büyük bir hata yaptım. Fakat bu hata beni daha büyük sorumluluklar almaya itti ve sonunda şirketin en genç yöneticisi oldum.”

Gerçek? Genellikle bir dizi abartı ve çarpıtma. Ama mülakat masasının diğer tarafındaki kişi, bu hikâyenin cazibesine kapılmaktan kendini alamaz.

Psikopatlar: Soğukkanlı Stratejistler

Narsistlerin aksine, psikopatlar empatiyi yalnızca bir araç olarak kullanırlar. Bir psikopat adayın mülakat sırasında heyecanlandığını, endişelendiğini ya da tereddüt ettiğini göremezsiniz. Onlar için mülakat, bir satranç maçı gibidir. Önceden plan yaparlar, soruları tahmin ederler ve görüşmecinin zayıf noktalarını tespit etmek için jestlerini, mimiklerini analiz ederler.

Psikopatlar mülakatları yalnızca geçmek için değil, kazandıkları oyunun tadını çıkarmak için yaparlar. Şirketin ihtiyaçlarını anlar ve tam da o ihtiyaçları karşılayan kişiymiş gibi davranırlar. Etik değerlerden, ekip çalışmasının öneminden bahsederler ama aslında tek düşündükleri şey, kendi kazanımlarıdır.

İnsan Kaynaklarının En Büyük Açmazı

Şirketler neden bu tuzağa düşüyor? Çünkü işe alım süreçleri hâlâ adayların öznel performanslarına fazla bel bağlıyor. Karizmatik, özgüvenli ve enerjik bir aday, daha sessiz ama yetkin bir adayın önüne geçebiliyor. CV’ler kadar psikolojik profillerin de incelendiği, referansların derinlemesine araştırıldığı işe alım sistemleri olmadan bu durum devam edecek.

Bir narsist ya da psikopat aday mülakatta parladığında, genellikle uzun vadede takım içindeki uyumu bozuyor. İlk birkaç ay herkes bu harika işe alımın tadını çıkarıyor. Sonra maskeler düşmeye başlıyor. Övgüler yerini manipülasyona, enerji yerini baskıya bırakıyor.

Mülakatların Sahte Parıltısından Kaçış Yolu

Peki, şirketler bu illüzyona kapılmamak için ne yapabilir? Öncelikle, işe alım uzmanları yalnızca göz kamaştırıcı adayları değil, özünde ne kadar güvenilir olduklarını da değerlendirmeli. Çalışanların psikolojik dayanıklılığı, etik duruşları ve takım içinde uyum sağlamadaki yetenekleri daha fazla incelenmeli.

İkinci olarak, şirket kültürü narsist ve psikopat bireyleri ödüllendiren bir yapıda olmamalı. Eğer şirketiniz sürekli en agresif, en iddialı, en gösterişli insanları terfi ettiriyorsa, bilin ki bu kişiler kapınızı çalmaya devam edecek.

Son olarak, görkemli sunumları değil, adayın kriz anlarındaki reflekslerini test edin. Adayı beklenmedik bir durumla karşı karşıya bırakın, stres testleri uygulayın, önceki ekip arkadaşlarının görüşlerini alın. 

Sonuç: Parlayan Her Şey Altın Değildir

Bir mülakatta parlayan herkes gerçekten o kadar değerli midir? Yoksa bazıları yalnızca sahneyi iyi mi kullanıyor? Belki de bir dahaki mülakatta, “Bu aday harika olabilir mi?” diye sormadan önce, “Acaba neyi saklıyor?” diye düşünmek daha iyi bir fikir olabilir.

Sonuçta, gerçek liderler ışıklarını başkalarına yansıtarak güçlendirir, yalnızca kendi ışıltılarıyla değil.

08 Mart 2025

Çiftehavuzlar

Yeni Mezun İnşaat Mühendisleri İçin Kariyer Mentorluk Programı

İlk işinizi bulmakta zorlanıyor musunuz?

Kariyerinize güçlü bir başlangıç yapmak ister misiniz?

Muhtemelen siz de zamanında benim dediğim gibi nereden bitti şu okul diyenlerdensiniz. Mezun oldunuz ama şimdi kafanız daha karışık.

  • CV’niz işverenlerin dikkatini çekmiyor mu?
  • LinkedIn profiliniz yeterince güçlü değil mi?
  • İş görüşmelerinde sizi öne çıkaracak küçük taktikleri biliyor musunuz?
  • Şantiye mi, ofis mi, proje yönetimi mi, kendi işiniz mi, akademi mi, yoksa e şıkkı hiçbiri mi? Kararınızı nasıl vermelisiniz?

Bu programla;

  • CV ve LinkedIn profilinizi güçlendirerek işverenlerin sizi fark etmesini sağlayacaksınız.
  • İnşaat sektöründe etkili iş arama yöntemlerini öğrenerek doğru iş ilanlarına başvuracaksınız.
  • Mülakat simülasyonları ile iş görüşmelerine hazırlanarak özgüvenli ve güçlü bir izlenim bırakacaksınız.
  • Şantiye ve ofis ortamına hızlı uyum sağlayarak ilk işinizde fark yaratacaksınız.
  • Uzun vadeli kariyer planınızı oluşturup doğru becerileri kazanarak geleceğinizi şekillendireceksiniz.

Özetle, mühendislik formülleriyle çözemediğiniz, o karmaşık görünen problemlerin aslında ne kadar basit olduğunu göreceksiniz. 🙂

Mentorluk Paketi İçeriği:

  • 4 hafta (4×2=8 saat) mentorluk programı (Yüz yüze veya online)
  • CV & LinkedIn incelemesi ve geliştirme
  • İş görüşmesi simülasyonu ve mülakat pratiği
  • İnşaat sektöründe yükselmek için stratejik yol haritası

Haftalık çalışma programı ve detaylı bilgi için: cemkafadar.net@gmail.com

İş ararken sıklıkla yapılan yanlışlar

“Ciddi bir işsizlik ver ama nitelikli insanı bulmak da kolay değil.” 

Eleman arayışında olan firma yetkililerinden sıklıkla duyduğum bir söz. Bu noktada ana sıkıntının üniversite bittikten sonra mezunların kendilerini yeterince yetiştirememelerinde olduğunu düşünürüm. Okul bilgisi geçmişte de tek başına yeterli olmamıştı ancak her şeyin hızla değiştiği bugün artık hiç değil. En karlı ve dönüşü yüksek olan yatırım borsa, döviz, kripto paralar değil, insanın kendisine yaptığı yatırım. Özellikle firmaların arayışlarında dile getirdikleri mesleki yazılımlara hakim olduğunuzda bir adım önde olup, işinizin kolaylaşabileceğini söyleyebilirim. Şöyle bir düşünün. Her şey istediğiniz gibi. İyi bir okuldan iki yabancı dili ana diliniz gibi konuşacak şekilde mezun oldunuz, mesleğinizin gerektirdiği programları üniversite yıllarında olabildiğince öğrendiniz, firmaların peşinizden koşacağı bir Linkedin profiline sahipsiniz.  Rüya gibi bir kariyere başlamak için gün sayıyorsunuz. Ancak yaptığınız başvurular, bir türlü istediğiniz gibi sonuçlanmıyor. Belki kısa listeye seçiliyorsunuz ama sonrasında eleniyorsunuz. Aynı firmaya başvuran diğer aday sizin kadar donanımlı değil, herhangi bir torpili yok, fakat işi alıyor. O zaman bir yerlerde yanlış yapıyorsunuz demektir. Peki nedir bu yapılmaması gerekenler? Bunları, özgeçmiş-ön yazıda yapılan yanlışlar ve mülakat yanlışları olarak iki başlık altında toplayabiliriz

Okumaya devam et

İşe alım mülakatlarında bir adayın kişiliğini nasıl çözümleyebilirsiniz?

Bana çok sorulan sorudur; “Siz tek bir mülakat ile bir adayı nasıl bu kadar derinliğine analiz edip, raporlayabiliyorsunuz? Yeri geliyor, biz beş yıl beraber çalıştığımız arkadaşı bu kadar iyi tanımıyoruz.” Bu analizi yaparken o adayın iş verimliliğine etki edecek on kilit noktanın üzerine yoğunlaşıyoruz. 15 yıl içinde 500’ün üzerinde arkadaşı işe yerleştirdiğimizi düşünürsek bu kilit noktaların büyük ölçüde çalıştığını söyleyebilirim.

İşte o on kilit nokta…

Okumaya devam et

Yurt dışında iş bulmak isteyenler için öneriler

Yurt dışında iş bulmak isteyenler için öneriler

Avrupa’da nüfusun yaşlanmasıyla beraber artık sadece mavi yaka değil beyaz yaka personele olan talep de geçmiş yıllara oranla arttı. İletişim imkanlarının gelişmesiyle bugün arayışta olan firmalara ulaşmak daha kolay ancak şimdi de başvuruların arasından sıyrılmak için kişinin kendini iyi yetiştirmesiyle birlikte birtakım incelikleri bilmesi gerektiriyor.

Tüm iş arayışlarının üç ana aşaması vardır.

  • Ön araştırma
  • Özgeçmiş hazırlama
  • Mülakat

Yurtdışında bir iş bulmayı hedeflediğimizde işler biraz değişiyor. Mevcut çalışmanın yanına hazırlık yapılması gereken yeni konular da ekleniyor.

Okumaya devam et

İş görüşmelerinde hangi doğru sorular sizi bir adım öne çıkarır?

İş görüşmelerinde hangi doğru sorular sizi bir adım öne çıkarır?

Yanıtları aramadan önce ilk görüşmede sorulmaması gereken zehirli sorulara bakmakta fayda var.

  • Araç veriyor musunuz?
  • İlk yılım tamamlanmadan yıllık izin kullanabilir miyim?
  • Ücret dışı sosyal haklarım neler?
  • Sağlık sigortası yapıyor musunuz?
  • Servis güzergahınız nasıl?

Soruların ortak paydasını fark ettiniz mi? Hiçbiri yapacağınız işe yönelik, firmaya sağlayacağınız katkıya dair bir şey içermiyor. Hepsi sizin kişisel kazanımlarınızla ilgili. Oysa mülakat yapan kişinin öğrenmek istediği değerlerinizle, firmanın değerlerinin ne kadar buluştuğu? Doğru insan siz misiniz, yoksa kapının dışındaki öteki adaylar mı? İlk görüşmelerin amacı bu iş için uygun olup olmadığınızın anlaşılması, yaratacağınız katma değerlerin keşfedilmesidir. Yani biraz klişeleşmiş bir söylemle, “neden sizi işe alalım?” sorusunun tatmin edici yanıtlarını öğrenmektir. Yukarıdaki soruların mülakat yapan kişide önceliklerinize dair yaratacağı ilk algı, size sunulan pozisyonda hangi farklılıkları hayata geçirebileceğinizden çok kişisel kaygılarınızın her şeyin önüne geçtiği.

Okumaya devam et

Mühendis – Mimar işe alım mülakatlarında sorulması gereken sorular

Süremiz sınırlı, yarım saat, en iyimseri 45 dakika. Bir kısmı adayın kendisini anlatmasıyla geçiyor. Bir kısmı adayı ısıtacak ön sohbetle. Arada gelen mesaj ve telefonlar da ayrı. Eski televizyon programlarında sunucuların klişeleştirerek söylediği gibi bizim için ayrılan sürenin sonuna geldiğimizde en doğru soruları sorarak adayı tanımamız gerekiyor. Amacımız kişiliğinin özünü ve teknik becerilerini nokta atışı yaklaşımlarla öğrenebilmek. İnsanlar birbirlerini bir ömür boyu tanıyamıyor ama insan kaynakları çalışanlarının böyle bir lüksü yok. Bu şekilde, görüşülen arkadaşın yetkinliklerini iyi ifade etmesini sağlayabileceğimiz gibi, kendini saklamasının da büyük ölçüde önüne geçebiliriz. O zaman gelsin sorular. Ama küçük bir hatırlatma. Ne sorarsak soralım, klişe soruların, klişe yanıtları getireceğini unutmadan.

Okumaya devam et

İnşaat Firmaları İçin Yeteneği Çekmenin ve Elde Tutmanın 12 Yolu

İnşaat projeleri süreli olduğundan proje sonlandığında firmanın elinde çalışan için uygun bir iş yoksa çoğunlukla el sıkışarak yollar ayrılır. Bazen de çalışan firmada istediğini bulamadığı için farklı arayışlara geçebilir. Hele ki kritik bir pozisyonda işi ortada bırakarak gidiyorsa vereceği zararı ölçümlemek mümkün değildir. Doğru kurgulanmış bir insan kaynakları yönetimi yetenekli çalışanları bulup, çektiği gibi ve uzun vadede bağlılıklarını artırma noktasında da önemli bir rol oynar. Peki, inşaat firmaları nitelikli personelini elde tutmak için neler yapmalı? İşte inşaat sektöründe doğru bir yetenek yönetimi konusunda izlenmesi gereken yollar:

Okumaya devam et

İş hayatını anlamak için iş yönetim kitapları yerine hangi klasikleri okumalıyız?

Hemen baştan söylemek istiyorum, bir konuda yanlış anlaşılmak istemem. Edebi eserleri doğrudan bir şeyleri öğrenmek için okumaya kalktığımızda hem öğrenmemiz mümkün değil hem de bu bakış açısıyla kitapları değersizleştirmiş oluruz. Yazıma bu başlığı atıp, böyle bir cümleyle başlamanın ciddi bir çelişki olduğunun farkındayım. O zaman eserlere ve kahramanlara geçmeden bu konuyu biraz açayım. Kurgu kitapları ilk okuduğumuzda kendimizi sayfaların arasına bırakarak, bizi götürdükleri yerlere yolculuk yapmak, yeni karakterler, yeni dünyalar, yeni bakış açıları keşfetmek büyük bir keyif. Ancak ilk okuyuşumuzda aldığımız derin hazzın ardından yapacağımız sonraki okumalarla farklı noktalara odaklanabiliriz. Tarihi bir okuma, sosyolojik bir okuma ya da cinsiyet ayrımcılığı üzerinden bir okuma gibi kurguyu öncelikli kılmadan yapılacak okumalar bize farklı perspektifler kazandıracaktır. Zaten klasikleri klasik yapan da bize farklı fırsatlar yaratabilme kapasitelerinde değil mi? 

Okumaya devam et