Bir nesneye ya da olaya doğru mesafeden bakabilmek

Sorun, mühendislerin, bir nesneye çok yakından bakmaları ve bu noktada ayrıntılar içinde büyük resmi gözden kaçırabilmeleri, sosyal bilimcilerin ise nesneye daha uzaktan baktıkları için detaylara dikkat etmeden genellemelere gitmeleri. Bir nesneye doğru mesafeden doğru açı ile bakabilmeyi, o nesnenin diğer nesneler ile olan ilişkisini görebilmeyi ancak bir şeyler yaratma mücadelesinde olan sanatçılar ve mimarlar başarabiliyor. Ya da kafalarında yaptıkları işi sanata dönüştürme kaygısı duyan duyarlı insanlar. Bu açıdan mühendislerin de, sosyal bilimcilerin de kendi işlerini yaparken olabildiğince sanattan beslenmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Yazarların mutluluğa dair düşünceleri

Mark Twain: “Akıl sağlığı ile mutluluk, imkansız bir kombinasyondur.”

Leo Tolstoy: “Mutluluk bir alegori, mutsuzluk ise hikayedir.”

Ayn Rand: “Kendinize değer vermeyi öğrenin; ki bu, mutluluk için mücadele etmek de demektir.”

Charlotte Bronte: “Paylaşılmamış bir mutluluğa, mutluluk demek güçtür; hiçbir tadı yoktur bunun.”

Hunter S. Thompson: “Mutlu olmak için başkalarının kalbine ve zihnine muhtaçken, kendinize nasıl saygı duyabildiğinizi anlamıyorum.”

Haruki Murakami: “Ama en iyinin ne olduğunu kim söyleyebilir ki? Bu sebeple mutlu olma şansını yakaladığın her seferinde, ona tutunmalı ve diğer insanları kafana çok da fazla takmamalısın. Deneyimlerime dayanarak diyebilirim ki, insanın karşısına böyle bir şans, hayatı boyunca iki ya da üç defa çıkar ve eğer onları kaçırırsak hayatımızın geri kalanında bunun için pişmanlık duyarız.” (İmkansızın Şarkısı)

Ernest Hemingway: “Zeki insanın mutluluğu, bildiğim en nadir şeydir.”

Kurt Vonnegut: “Ve lütfen mutlu olduğunuzda bunu fark edin; ve haykırın ya da mırıldanın ya da sadece düşünmekle yetinin, ‘Eğer bu muhteşem değilse, muhteşem olan nedir ki!’”

Robert Louis Stevenson: “Mutlu olma ödevi kadar küçümsediğimiz başka hiçbir ödev yoktur. Oysa mutluyken dünyaya anonim iyilik tohumları ekeriz.”

Fyodor Dostoyevski: “İnsan yalnızca dertlerini saymaktan hoşlanır, mutluluklarını ise saymaz.”

Sylvia Plath: “Daima hareket halinde ve mutlu olmak ile içime dönerek pasif ve hüzünlü olmak arasında bir tercih yapabilirim. Ya da bu ikisi arasında sekerek aklımı yitirebilirim.”

Jane Austen: “Hak ettiğimden daha fazla mutlulukla karşılaştığımda, bundan dolayı memnun olmayı öğrenmek zorundayım.” (Gurur ve Önyargı)

Douglas Adams: “Mutlu olmayı, haklı olmaya tercih etmeyeceğim tek bir gün yok.” (Otostopçunun Galaksi Rehberi)

Gillian Flynn: “Dünyaya gösterdiğin yüz, ona sana nasıl davranması gerektiğini de söyler.”

Charles Dickens: “Mutluluk bir armağandır ve işin sırrı onu beklemekte değil, geldiğinde memnun olmaktadır.” (Nicholas Nickleby)

Victor Hugo: “Yaşam en yüce mutluluğu, sevildiğine ikna olmuş kişiye sunar; kendisi olduğu için sevilmiş – hatta diyebiliriz ki, kendisine rağmen sevilmiş kişiye.”

Stephen King: “Mutluluk, mümkün olduğunda, incelenmeden bırakılmalıdır.” (Şeffaf)

Margaret Atwood: “Mutluluk etrafı camdan duvarlarla çevrili bir bahçedir: Ne girişi vardır, ne de çıkışı.” (Kör Suikastçı)

Jack Kerouac: “Mutluluk, her şeyin muazzam bir garip rüya olduğunu fark etmeye bağlıdır.” (Yalnız Gezgin)

Aldous Huxley: “Gerçek mutluluk, mutsuzluğun telafileriyle kıyaslandığında, oldukça sefil görünür. Ve elbette, istikrar, istikrarsızlığın ihtişamının yanına bile yanaşamaz.” (Cesur Yeni Dünya)

Virginia Woolf: “Mutluluğu melankoliden ayıran çizgi, bir bıçak ağzından daha kalın değildir.” (Orlando)

Paulo Coelho: “Eğer daima an’a odaklanmayı başarırsan, mutlu bir adam olursun.” (Simyacı)

Edith Wharton: “Kafanı mutlu olmaya takmadığın sürece, iyi vakit geçirmenin önünde hiçbir engel göremiyorum.” (The Last Asset)

Maya Angelou: “Eğer içinizde tek bir gülümseme kaldıysa, onu sevdiğiniz insanlara ayırın.”

Alexandre Dumas: “Gururlu değilim ama mutluyum. Ve mutluluk insanı kör eder; bana kalırsa, gururdan bile daha fazla üstelik…” (Monte Cristo Kontu)

Roald Dahl: “Eğer iyi niyetliyseniz, niyetiniz yüzünüzde bir güneş gibi ışıldayacak ve böylece her zaman sevimli görüneceksiniz.”

George Orwell: “İnsanlık özgürlük ile mutluluk arasında tercih yapmak zorundadır ve insanların büyük çoğunluğuna mutluluk daha uygundur.” (1984)

Gabriel Garcia Marquez: “Mutluluğun tedavi edemediği bir şeye hiçbir ilaç çare olamaz.” (Aşk ve Öbür Cinler)

Vladimir Nabokov: “Ve yine de mutluyum. Evet, mutlu. Yemin ederim. Yemin ederim ki mutluyum… Biraz bayağı, biraz da hilebazmışım, kayda değer yönlerimi -hayal dünyamı, bilgeliğimi, edebi yeteneğimi…- kimse takdir etmiyormuş, ne fark eder. Kendime gözümü ayırmadan bakabildiğim için mutluyum; aslında kendine bakmak hemen herkes için ilgi çekicidir- evet, kesinlikle ilgi çekici!.. Mutluyum- evet, mutlu!” (Göz)

Kaynak: Sabit Fikir

Kızılderililerin bugün için de geçerliliğini kaybetmeyen 20 yasası

1 – Dua etmek için güneşle birlikte kalk. Tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler..
2 – Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et.
3 – Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.
4 – Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamele et.
5 – Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir.
6 – Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol – ister insan, ister hayvan veya bitki olsun.
7 – Diğer insanların düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandır. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver.
8 – Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner.
9 – Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir.
10 – Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. İyimser ol.
11 – Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır.
12 – Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak.
13 – Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. Verdiğin acının zehiri sana geri döner.
14 – Her zaman dürüst ol.
15 – Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben ‘in, Ruhsal ben ‘in, Duygusal ben ‘in ve Fiziksel ben ‘in – hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çalıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü.
16 – Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al.
17 – Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol. Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma, – özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır.
18 – İyi talihini başkaları ile paylaş.
19 – Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma.
20 – Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.

Dalai Lama’dan altını çizdiğim 12 kısa cümle


1. Mutluluk size hazır bir şekilde gelmez, sizin kendi eylemlerinizden doğar.
2. Bir değişiklik yaratabilecek büyüklükte olmadığınızı düşünüyorsanız, bir de gece sivrisinek varken uyumayı deneyin.
3. Sevgi ve şefkat ihtiyaçtır; lüks değil. Onlar olmadan insanlık ayakta kalamaz.
4. Kuralları iyi bil ki onları daha iyi yıkabilesin.
5. Gerçek hayatta trajedilerle karşılaştığımızda iki şekilde davranırız: Ya umudumuzu kaybedip kötü alışkanlıkların pençesine düşeriz ya da içimizdeki manevi gücü bulmak için uğraşırız.
6. Hepimizin aradığı mutluluk ve sükuneti, ancak birbirimize anlayış ve şefkat göstererek bulabiliriz.
7. Diğer insanların fikrini sevecenlikle değiştirebiliriz; öfkeyle değil.
8. ‘Merhamet’, zamanımızın en radikal anlayışı.
9. Maneviyatınızın özü, diğer insanlara karşı tutumunuzun altında yatar.
10. Mutluluk ve memnuniyet insanının içinden gelir. Parayla ya da bir bilgisayarla doyuma ulaşmak yanlıştır.
11. İnançlı ya da inançsız fark etmez; sorumluluk sahibi herkes iyi bir kalbe sahip olabilir.
12. Eski arkadaşlar gider yenileri gelir; tıpkı günler gibi. Onların da eskisi gider yenisi gelir. Önemli olan ise anlamlı olması: arkadaşın da günün de

Çelişkilerini yönetebilen insanlar geleceği yönetebilir

Kendisi ile çelişmeyi beceremeyen insanlar daha dogmatik oluyorlar. Böyle düşündükçe de bakışlarını ileriye değil geriye doğru çeviriyorlar, sürekli kendilerini tekrarlıyorlar, aynı şeyleri yazıp, ısrarla aynı şeyleri söylüyorlar. Kendim ile çelişip, tüm bu paradokslarıma gülebilmek her zaman için beslemiştir beni. Yaratıcılığımızın da geleceğe yönelik vizyonlarımızın da çelişkilerimizi ne kadar iyi yönetebildiğimizle bağlantılı olduğunu düşünürüm.

Evlatları yaşarken hiç bir anne ölmez

Gündoğmadan uyandığım sabahlarda gözlerimi hiç açmadan zihnimin içinde kendi kendime bir oyun oynarım. Annemin yanımda olduğunu düşünür, son günlerde yaşadıklarımı, tıkandığım noktaları, kızgınlıklarımı, bitmek bilmeyen öfkemi, çelişkilerimi ona anlatır, onun düşüncelerini sorarım. Anlattıkları ile hafif hafif gün aydınlanmaya başlar, gözümü açarım bakarım ki gitmiş, söyledikleri kalmış sadece. Konuştuklarımızı düşünürüm bir süre, konuyu yine benim göremediğim bir açıdan nasıl da yakaladı diye hayret ederim ama şaşırmam, çünkü hep öyleydi derim. Bu oyunu gece uykunuz kaçtığında kaybettiklerinizle oynamanızı tavsiye ederim. Ufkunuz açılıyor, farklı perspektifler kazanıyorsunuz. Ancak oyunu oynadığınız hiç kimse size anneniz kadar samimi ve net yaklaşamıyor. İnsan o zaman anlıyor ki evlatları yaşadığı sürece aslında hiç bir anne ölmüyormuş.

Evliliğin en büyük düşmanı mükemmel evlilik fikri

Evlilikte sorunları ilk gençlik yıllarında bir ölçüde çözmüş olabilmek ileriki yılların daha rahat geçmesini sağlıyor. İdeal olan mükemmel bir evlilik değil samimi bir ilişki. Mükemmeli amaçladıkça işleri zorlaştırıp mekanikleştiriyoruz ve içtenliği kaybetmeye başlıyoruz. Oysa ki iyi bir evlilikte en fazla ihtiyaç duyulan şey samimiyet.

100 yaşını geçen insanların 9 ortak noktası

Dan Buettner, “How to live to be 100” konulu TED konuşmasında bugün dünya üzerinde 100 yaşını aşmış insanlar üzerinde yaptığı araştırmasının sonuçlarını aktarıyor. Buettner, bu insanların hepsinin sahip olduğu 9 ortak nokta olduğunu söylüyor. Bu 9 noktayı ve konuşmadan aldığım notları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sürekli fiziksel aktivite içinde bulunuyorlar. Özellikle yürümeyi hayatların içine katmışlar, bahçe işleriyle uğraşıyorlar.
Dinlenmek için kendilerine vakit ayırıyorlar. Günde 15 dakikayı dinlenmeye ayırırsanız bu sizi Alzheimerdan koruyor.
Yaşadıkları yerlerde yaşlı insanlara saygı ve hürmet var.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var.
Uzun yaşamak için diyetleri yok. Her gün birazcık içki içiyorlar.
Genellikle bitkisel besinleri tüketiyorlar. Bol miktarda fasülye fındık yiyorlar, fazla yemeyi önleyen stratejileri var.
Ailelerine önem veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.
Doğru arkadaşlara sahipler
Uzun yaşama konusunda hap gibi, formüle edilmiş hemen uygulanabilecek bir tavsiyeleri yok

Ne kötüdür görüneni görememek

Gün içinde bu kadar çok imge ile karşılaşıp da onları fark edemeyecek bir zihinsel yorgunluğun içinde olmak beni üzüyor.

Tam bir roman kahramanı dediğim insanları, işte bir film karesi diye düşündüğüm sahneleri hafızama kaydetmek ve istediğimde de kaydettiğim yerden geri çağırmak istiyorum. Ama bunun için gerekecek boş alanı bir türlü açamıyorum içimde. Kafalarımızın içini ne kadar gereksiz, yaratıcılığımızı köreltecek şeylerle doldurmuşuz ve bunu sürdürmeye devam ediyoruz. Ne çelişkilerimizi ne de çevremizdeki imgeleri fark edebiliyoruz.